Kanser, vücutta anormal hücrelerin bölünerek büyümesiyle farklı organlara yayılan ciddi bir hastalıktır. Yaklaşık iki yüzün üzerinde farklı türü vardır. Tümöre sebep olan kanser hücreleri hızla büyür. Bu da vücudun düzenli işleyişine engel olur. Hücrelerin hızla büyümesinden kaynaklı olarak, iyi ve kötü huylu tümörler ortaya çıkar. İyi huylu tümörlerin diğer dokulara yayılmaması tehlikeli bir duruma neden olmaz. Ancak kötü huylu tümörler, metastaz ismi verilen süreçte diğer dokulara yayılır. Bu nedenle hayati risk oluştururlar. Biz de bilinçlenmek adına ülkemizde riskli ve risksiz olmak üzere en sık görülen kanser türleri neler, sizler için araştırdık. Bunlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiği hakkında bilgiler paylaştık. Sağlıklı günlerde okuyun!
1. Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri, vücudumuzun en önemli organı olan akciğerlerde tutarsızca artan hücrelerdir. Çoğu zaman hiçbir belirti vermeyen ve sinsice ilerleyen bir hastalıktır. Ancak ileri aşamalarında belirtiler görülmeye başlar. Belirtiler arasında; göğüs ağrısı, öksürük, nefes darlığı gibi semptomlar yer alır. Akciğer kanseri; sigara kullanımı, hava kirliliği, asbeste maruz kalma gibi nedenlere bağlı olarak tetiklenir. Ancak genetik yatkınlıkla da ortaya çıkan bir hastalıktır. Tedavisinde, modern onkoloji, immunoterapi ve akıllı ilaç gibi etkili yöntemler kullanılır. Akciğer kanseri, tıbbi olarak çaresiz bir hastalık değildir. Kullanılan yeni tıbbi yöntemler ile geçmişe oranla başarı oranı artmıştır. Akciğer kanserinin azaltılması için yapılan sigara bıraktırma kampanyaları ise toplumsal farkındalığı artırır.
2. Meme Kanseri

Meme kanseri, kontrolsüz şekilde meme dokusundaki hücrelerin çoğalarak tümör oluşturmasıdır. Genellikle, süt kanallarında başlayarak ilerler. Görülme sıklığı kadınlarda fazla olsa da nadiren erkeklerde de görülür. Erken teşhisin önemli olması sebebiyle, kadınlara kendi kendini muayene etme ve düzenli momografi taramaları önerilir. Obezite, genetik yatkınlık, alkol tüketimi, çok genç yaşta anne olma gibi nedenler, hastalığın risk faktörlerini oluşturur. Meme kanserinin uyarı sistemleri arasında; dokuda sertleşme ve meme başında akıntı gibi nedenler vardır. Çoğu kanser türünde olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis önemlidir. Günümüzde kullanılan yeni teknikler sayesinde, memeden tümörlü kısım çıkarılarak, fonksiyon kaybı olmadan estetik görüntü korunabilir.
3. Kalın Bağırsak Kanseri

Kolorektal olarak da isimlendirilen kalın bağırsak kanseri, vücut kolonunun iç astarındaki hücrelerin kontrolsüzce büyümesidir. Kalın bağırsakta başlayarak, anormal şekilde ilerler. Genellikle, polip ismi verilen iyi huylu oluşumların kansere sebep olmasıyla ortaya çıkar. Kalın bağırsak kanseri; kötü beslenme alışkanlığı, işlenmiş gıdalarla beslenme, aşırı kırmızı et tüketimi gibi nedenlerle tetiklenir. Ancak geliştirilen kolonoskopi tekniği sayesinde poliplerin temizlenebilmesi mümkündür. Vücudun verdiği en belirgin sinyaller arasında; dışkılama alışkanlıklarında farklılık, karın ağrısı, anemi ve sebebi belli olmayan kilo kaybı gibi sebepler yer alır. Kolon kanserinden korunmak için spor yapmak, lifli gıdalarla beslenmek ve sık tarama testleri yaptırmak son derece önemlidir.
4. Prostat Kanseri

Prostat kanseri, seminal sıvı üretimi sağlayan prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüzce çoğalmasıyla ortaya çıkar. Genellikle ileri yaştaki erkeklerde yaygın olarak görülür. Yavaşça ilerlediği için başlangıç evresinde belirti vermez. Bu nedenle prostat kanseri teşhisi için düzenli kontrol şarttır. PSA testi olarak isimlendirilen antijen ya da elle muayene yöntemiyle takibi yapılabilen bir hastalıktır. Prostat kanserinde ileri yaşlarda kemik ağrıları yaşanması, idrara sık çıkma ve zorluk çekme gibi nedenler vücudun gönderdiği en önemli sinyallerdir. Robotik cerrahi ve radyoterapi teknikleri, prostat kanserine yakalanan bireylerin yaşam kalitesini etkilemez. Bu hastalıktan korunmak için 50 yaş üstü erkeklerin, prostat kanseri takibini düzenli şekilde yaptırmaları gerekir.
5. Tiroit Kanseri

Tiroit kanseri, tiroit bezindeki hücrelerin anormalleşerek kontrolsüz şekilde büyümeleriyle ortaya çıkar. Boğazın ön bölümünde yer alan tiroit bezleri, vücudumuz için hayati bir görev üstlenir. En sık görülen kanser türleri, ülkemizde cinsiyete göre değerlendirilir. Özellikle, kadınlarda sık rastlanan bir kanser türüdür. Ancak çoğu hücre, papiller (düşük riskli) olduğu için tedavisi mümkündür. Boyunda ani oluşan şişlik, kitle oluşumu, yutkunmada güçlük, ses kısıklığı, vücuttaki uyarı sinyalleri arasındadır. Genetik yatkınlıklar ve radyasyon maruziyeti gibi durumlar, tiroit kanseri riskini artırır. Ancak iğne aspirasyon biyopsisi, ultrasonografi gibi tekniklerle tedavisi mümkündür. Cerrahi müdahalelerin yanı sıra, gerekli görülürse radyoaktif iyot yöntemiyle mikroskobik hücreler vücuttan temizlenir.
6. Mesane Kanseri

Mesane kanseri, idrar kesesi olarak da bilinen mesanenin iç yüzeyindeki dokularda yer alan hücrelerde kötü huylu şekilde çoğalarak büyür. Bazı zamanlarda, derin mesaneye doğru büyüyerek ilerler. Erkeklerde sigara tüketimi, yaşlılık, radyasyon, mesane enfeksiyonları ve genetik faktörler nedeniyle ortaya çıkabilir. En net belirtisi ise idrarda meydana gelen ağrısız kanamadır. Ancak asıl süreç, mesane hücre yapısının bozulmasıyla başlar. Tümörün kas dokusuna yayılması ya da sabit kalması, hastalığın gidişatını belirler. Erken teşhis durumunda, cerrahi teknikler ve tümör kazıma (TUR) ile tedavisi mümkündür. Sigara dumanı, boya ve kauçuk kokusuna maruz kalma, hastalığın tetikleyicilerindendir. Mesane sağlığının korunması bol su içmeye ve idrar tutmamaya bağlıdır.
7. Mide Kanseri

Mide kanseri, genellikle glandüler ismi verilen midenin iç yüzeyindeki dokuda başlar. Midede büyüyerek bölünür ve ölümcül hale gelir. Midede helicobacter pylori isimli bakterinin enfeksiyon oluşturması da ortaya çıkış nedenlerinden biridir. Bu hastalık, beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla tuzlu ya da salamura tüketiminin fazla olması durumunda tetiklenebilir. En kritik belirtileri; midede yanma, hazımsızlık ve çabuk doyulmasına rağmen kilo kaybı yaşamak gibi nedenlerdir. Ancak endoskopik incelemeler sayesinde, hastalığın başlangıcında erken tanı konulabilir. Tuzlu ve tütsülenmiş gıda tüketmemek ve meyve sebze ağırlıklı beslenmek, mide kanseri riskini azaltır. Tedavi süreci ise onkologlarla beslenme planı hazırlanarak hızlandırılır.
8. Rahim Kanseri

Rahim kanseri, endometrium olarak isimlendirilen dokudaki hücrelerin çoğalmasıyla oluşur. Genellikle, kadınların menopoz sonrası yakalandıkları bir kanser türüdür. Vajinada ortaya çıkan kanamalar, erken bir uyarı olarak düşünülebilir. Dolayısıyla hızlı teşhisi konulabilen bir kanser türüdür. Şeker hastalığı, obezite, hormon bozuklukları gibi nedenler hastalığın en önemli tetikleyicileridir. Özellikle, menopoza giren kadınlar, düzenli jinekolojik muayenelere girmeli ve ultrason ile takip edilmelidir. Çünkü menopoz sonrası kanama yaşanması, hayati bir riskin sinyalidir. Ancak erken teşhis konulduğunda yalnızca cerrahi işlemlerle tedavisi mümkündür. Rahim kanserinde laparoskopik ya da robotik yöntemler kullanılarak, tedavinin başarı yüzdesi daha da artırılmaktadır.
9. Lenfoma Kanseri

Lenfoma, vücudumuzun savunma sistemini meydana getiren lenfatik sistem hücrelerinin kontrolsüzce çoğalmasıyla meydana gelir. Lenf bezi kanseri türü olarak da bilinir. Kendi içinde hodgkin ve hodgkin dışı olarak ayrılan son derece karmaşık bir türdür. Dolayısıyla koltuk altı, boyun ya da kasık gibi vücudun lenf düğümlerini hedef alır. Ağrısız şişlikler, kilo kaybında artış, geceleri terleme ve ateşlenme gibi nedenler, hastalığın ilerlemiş olduğunun kanıtları arasındadır. Lenfoma kanseri, bağışıklık sisteminin zayıf olması ya da virüslere maruz kalma gibi durumlarda tetiklense de çoğu zaman net bir sebebe dayanmaz. Lenfoma kanseri tedavisinde kullanılan radyoterapi, kemoterapi ve akıllı ilaçlar, bu hastalığı kontrol altına alır. Lenf kanseri türüne bağlı olarak, tedavi başarısı değişiklik gösterir.
10. Böbrek Kanseri

Böbrek kanseri, böbrek dokusundaki hücrelerin kontrol dışı çoğalarak tümöre dönüşmesiyle ortaya çıkar. Ülkemizde bu hastalık, en sık rastlanan kanser türleri arasında yer alsa da görülme yaşı 50 ile 70 arasıdır. Son zamanlarda tıbbi yöntemlerin gelişmesi ve yaygınlaşması sayesinde tesadüfen de olsa bireylere böbrek kanseri teşhisi konulur. Obezite, sigara kullanımı ve yüksek tansiyon gibi nedenler böbrekte tümör oluşumunu tetikleyebilir. Ayrıca kişilerin idrarında kan, karnında kitle ve böğür ağrısı yaşaması, böbrek kanseri tetikleyicilerinden bir kaçıdır. Ancak bu belirtiler, tümörün büyüdüğü anlarda kendini gösterir. Böbrek kanseri olan bireylerin tümör boyutu küçükse parsiyel nefrektomi olarak isimlendirilen yöntemle sadece hastalıklı kısım çıkarılarak tedavi edilir.




