Sevgimiz En Değerlilerimizi Korumak İçin Olmalı


Çocuk Sevgisi
Çocuk Sevgisi

Yoktan var eden Rabbi ZülCelal, kullarını kendisine taat ve ibadet için yaratmış, hangimizin daha güzel davranacağını sınamak için, hayatı ve ölümü yaratmış (Mülk / 2) ve kıyamet kopuncaya dek kullarını şu yeryüzünde sınava tabi tutmuştur. Bu sınav bazen farklı şekillerde, çok ağır ya da hafif olabilmektedir. Hastalık, yoksulluk, ölüm gibi çeşitli sınavlar yaşanabilmekte, bela ve musibetler birbiri ardınca gelebilmektedir. Sadece kötü olarak bildiklerimiz değil, “…çocuklarınız sizin için birer imtihan sebebidir…” (Enfal / 28) hakikatince en güzel nimetlerden olan evlatlarımızla bile şu sınava tabi olduğumuzun idrakindeyiz.

Çocuk; aile yuvalarının tamamlanması, eşlerin mutluluk ve saadetinin pekişmesi anlamına gelir iken bazen bu güzel duygular görmezden gelinip, çocuk kötü bir uğraş, bir sıkıntı ve sorunlarla dolu bir varlık gibi görülebilmektedir. Ebeveynlerin bu anlayışı, çocuk tarafından hızla fark edilir ve çocuk hem kendisi için hem ebeveyni için daha ağır ve zor sınavların kapısını açar.

İçinde bulunduğumuz çağın en büyük felaketlerinden olan madde bağımlılığı, çoğu insanın kendi tercihi olmasının yanı sıra, kişileri bu duruma iten bazı etkenler de söz konusudur. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda madde bağımlılığına rastlamaktayız. Ergenlik döneminin, çocukta meydana getirdiği fiziki değişikliklerin yanı sıra ruhsal değişiklikler çocuğu farklı olmaya, farklılıkları keşfetmeye, farklılığını ispatlamaya yönlendirir. Çocukluktan gençliğe geçiş olarak bilinen ergenlik döneminde, aile ilişkileri çocuk için daha fazla tahlil edilmekte ve çocuk aile fertlerinin -özellikle ebeveyninin- her hareketini elekten geçirir gibi analiz etmektedir.

Çocuklarda madde kullanımı genellikle sevgi ve ilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Çocuk kendisini değersiz, ilgisiz, sevgiden mahrum hissettiğinde, kendisini bir an için bile olsa bu düşüncelerden koparmanın yollarını arar ve gerçeklerden kaçmak adına madde kullanmaya yönelir.

Sağlıklı bir düzenin olmadığı ailelerde ya otorite eksikliği ya da otoritenin diğer aile fertlerinin düşünce ve haklarını kısıtlayacak düzeye çıkması, çocukları ebeveynden ve aile yuvasından bağımsız bir yaşama sürükler. Zira çocuk, bu durumda aile yuvasında beklediği sevgiyi, samimiyeti, sıcaklığı bulamayacaktır.

Yetişkinler için normal olan çoğu şey, ergenlik dönemindeki çocukları fazlasıyla rahatsız edebilmektedir. Çünkü ergenlik dönemindeki çocuklar, olaylara yetişkinlerin bakmadığı pencereden bakarlar. Bu bağlamda onları anlayabilmek için onların duygu ve düşüncelerinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Baskıcı ebeveynlerin çocuğa uyguladığı bazı yasak ve cezalar çocuğa, haklarının elinden alınması gibi yansıtılabilir. Birkaç kez tekrar eden bu gibi durumlarda da yine çocuk ailede istenmediğini, değersiz olduğunu düşünüp, dış hayatla irtibatını sağlamlaştırmaya çalışacak ve bu konuda başarılı olmak için hayatını dahi gözden çıkarabilecektir.

Ebeveynin, çocuk ile geçirecek zamanının olmaması, çocuğun ebeveyninden beklediği ilgi ve sevgiden ya tamamen ya da kısmen mahrum bırakılması, çocuk açısından bakıldığında hakikaten zor bir durumdur. Öz anne-babası tarafından ihmal edilmesi, beklediği sevgi ve ilginin aksine, aynı çatı altında yalnızlığa terk edilme duygusu, ergenlik dönemindeki bir genç için büyük bir sorun olmaktadır.

Ebeveynlerin, çocuk üzerindeki sevgi ve ilgilerini kesmelerine, çocuğun “büyüdüğüne” inanılması da yol açabilmektedir. Özellikle birden fazla çocukları olan ebeveynlerin, büyük çocuğu, büyüdüğünden dolayı ilgisiz bırakması söz konusu olabilmektedir. “Küçük çocuğu himaye edip severken, büyük çocukları ihmal etme” gibi yanlış davranışlar, çocuk üzerinde aktif fakat kötü bir rol oynar. Küçük kardeş ile kıyas yapılıp, “sen büyüdün” düşüncesiyle, onu sevgiden mahrum bırakmak, çocuğun maneviyatının zedelenmesini ve zamanla büyük yaralar almasını kolaylaştıracaktır. Muhakkak ki, yaş itibariyle küçük çocuk sevgi ve ilgi odağı olacaktır; fakat bu durum anne ve babanın bütün sevgisini küçük kardeşe verip, büyük olanı tamamen ya da kısmen mahrum bırakması anlamına gelmemelidir. Sevgi ve ilginin, çocuğun yaşı dikkate alınarak çocuğa ihtiyacı kadar verilmesi gerekmektedir.

Şurası da unutulmamalıdır ki; sevgi ve ilgi yetersizliği çocuğun kötü alışkanlıklara yönelmesinde aktif rol oynadığı gibi, bunun tersi bir durum da çocuk için tehlike arz etmektedir. Aşırı sevgi ile şımartılan, her isteği kabul edilen, hatasına göz yumulan çocuklarda da madde kullanımına rastlanmak mümkündür. Daha rahat ve özgür bir hayat sunma adına, çocuğu hudutları olmayan, başıboş bir hayata itmek çocuğa yapılacak en büyük kötülüklerden bir tanesidir.

Gençleri, aile yuvalarının dışına iten bütün sebep ve etkenleri ortadan kaldırmak adına öncelikle ebeveyn, aile içerisinde sevgi ve özveri ile davranmalıdır. Çocuğa karşı her hareket, her istek ve her türlü uyarı sevgi sözcükleri kullanılarak yapılmalıdır. Bazen ebeveynin pozitif enerji yüklü mimikleri bile çocuğun gün boyu huzurlu ve mutlu olmasına yetebildiği düşüncesi ile hareket edilmelidir. Özellikle başkalarının çocuklarıyla ilgilenen anne ve babalar kendi çocuklarına karşı olan görev ve sorumluluklarını ihmal etmekten kaçınmalı, evvela kendi çocuklarına vakit ayırmakla görevli olduklarını unutmamalıdır.

Şöyle bir düşünelim… Yeryüzünde bulunan bunca güzel nimetlerin farkında olarak, çocuklarımızın da bu nimetler içerisinde, çok özel ve en güzel oldukları hakikatini de göz önünde bulundurursak; onları ihmal etme, sevgi ve ilgimizden mahrum bırakma gibi yanlışlıklara düşmemiz için haklı bir sebep bulunulabilir mi acaba?

Yüce Rabbimizin güzel bir surette yarattığı âdemoğlu, ancak güzel davranışlarda bulunarak güzel kalacaktır. Sevgi gibi güzel bir nimetin kıvamında tadılması, dozunda alınması birçok kötü kapıların açılmasını önleyeceği gibi, birçok güzel kapıların açılmasına da sebep olacaktır.

İbni Ömer(r.a.)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Allah Resulü(s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
“Hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi bir çobandır ve güttüğünden sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz.”

Allahû Teâlâ bizleri, sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getiren hayırlı ve nurlu anneler eylesin…

Nisanur Dergisi ~ Reyhan GÜNEŞ
Sayı: 52 ~ Mart 2016

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
7
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim