Gerçek Olduğuna İnanmakta Güçlük Çekeceğiniz Tarihsel Bilgiler

5 dk okuma süresi


23

Gün geçmiyor ki, tarihin tozlu sayfalarını karıştırırken yeni bilgiler öğrenmeyelim! Bu bilgiler çoğu zaman bize yeni ufuklar açsa da, bazı bilgiler şaşırtıyor. Geçmişte yaşanan olayları, bugünün gözü ile bir televizyon ekranından izleseydik eğer, şaşkınlık üstüne şaşkınlık yaşardık. Çağlardan çağlara geçiş yaşandıkça durumlar değişse de gerçekten yaşanmış olayların varlığı su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Bu içeriğimizde sizlere gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekeceğiniz tarihsel bilgiler hakkında bir liste derledik. Okurken şaşıracağınızdan emin bir şekilde keyifli okumalar dileriz!

1. Einstein’e Cumhurbaşkanlığı Teklif Edildi

Gerçek Olduğuna İnanmakta Güçlük Çekeceğiniz Tarihsel Bilgiler

20. yüzyılın en büyük dehası olan Albert Einstein‘a İsrail Cumhurbaşkanlığı teklif edilmişti. Modern fiziğin babası Albert Einstein 1952 yılında bir gün evinde New York Times gazetesini okurken büyük bir şaşkınlık yaşamıştı. Gazetede yazanlar onu şaşırtacak nitelikteydi. İsrail’in ilk cumhurbaşkanı Haim Weizmann vefat etmişti. Gazetede yazanlara göre devletin başbakanı Ben Gurion, ona Cumhurbaşkanlığı teklif etmeye hazırlanıyordu. Bu yazılanlara inanmadı. Kısa bir süre sonra Washington İsrail büyükelçiliğinden bir mektup geldi. Einstein ise, siyasi işlerle uğraşacak deneyimi bulunmadığından ve kendi mesleğine duyduğu aşktan dolayı teklifi reddetti.

2. Sahra Çölü Eskiden Sulak Bölgeydi

Bugün bir çöl olarak bildiğimiz Sahra çölünde yapılan çalışmalar çölün geçmişinin şimdikinden farklı olduğunu kanıtladı. Bugüne kadar Sahra çölünde birçok çalışma yapıldı ve çeşitli canlıların fosillerine ulaşıldı. Bu fosillerden birisi de bir timsaha aitti. Diğer önemli bir iddia ise çölün geçmiş yüzyıllarda, okyanusa bağlanan bir deniz olduğunun savunulmasıydı. Bunu kanıtlayan çeşitli araştırmalar ve çalışmalar da gerçekleştirilmişti. Sahra çölünde, bu iddiaları destekler nitelikte deniz canlılarına ait fosiller bulunmuştu. Çölün geçmişinin sulak bir bölge olması, gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekeceğiniz tarihsel bilgiler arasındadır.

3. Papa: IX. Gregory Kedi Düşmanıydı

Gerçek Olduğuna İnanmakta Güçlük Çekeceğiniz Tarihsel Bilgiler

Ortaçağ’ın en ilginç bilgilerinden biri kuşkusuz IX. Gregory’nin kedileri şeytanın ajanı ilan etmesiydi. Böyle bir kanıya nereden vardığı bilinmese de o dönemde aşırı boyutta bir kedi avı başlamıştı. Fakat yüzlerce kedinin katledilmesi, kendilerine pahalıya patladı. Avrupa’da veba salgını başladı ve farelerden yayılan bu mikrop günden güne bütün insanlara yayıldı. Kara veba adı verilen bu hastalığı yok etmek imkânsızdı. Kimsenin elinden hiçbir şey gelmiyor, insanlar büyük bir hızla ölüyorlardı. Bunun sebebi de maalesef fareleri imha edecek olan kedilerin olmamasıydı.

4. Hayvanlar Mahkemede Yargılanıyordu

Şimdilerde yaşansa büyük bir şaşkınlık yaratacak birçok durum, Ortaçağ’da normal karşılanıyordu. Bunlardan birisi de hayvanların yargılanmasıydı. 14. yüzyılda Fransa’nın Falaise kentinde bir domuz, küçük bir çocuğa saldırarak ölümüne sebep oldu. Bu olaydan sonra domuz yakalandı. Tutuklanıp hapse atıldı. Cinayetten yargılanan domuza, bu süreçlerin ardından infaz kararı verildi ve idam edilerek yaşamına son verildi. O dönemlerde domuzların açık alanda gezmeleri serbestti. O yüzden bu tip yaralama ve öldürme vakaları sık yaşanıyordu. Sonrasında da hayvanlar kurulan mahkemelerde yargılanıyordu.

5. Ölülerin Mezarına Çan Bırakılırdı

Gerçek Olduğuna İnanmakta Güçlük Çekeceğiniz Tarihsel Bilgiler

Modern tıbbın henüz gelişmediği zamanlarda, birçok insan beyin ölümü gerçekleşmediği halde öldü zannedilerek gömülüyordu. Bu durum da büyük kaoslara yol açıyordu. Beyin ölümünü saptayabilmek neredeyse imkânsızdı. Bu korkunç hatalara karşı bir önlem almak amacıyla mezarlara çan bırakma fikri ortaya atıldı. Çanlar tabutun içine giren bir ipe bağlanıyor ve kişi gömüldükten sonra ip tabutun içinde kalıyordu. Eğer kişi yanlışlıkla gömüldüyse, kendine geldiği zaman ipi çekerek çanı çalabiliyor ve toprak altında gömülü kalmaktan kurtulabiliyordu. İnanması güç bu bilgilerin yanında, geçmişin imkansızlıkları da karşımıza çıkıyordu.

6. Edison Çoğu Şeyi İcat Etmedi

Thomas Edison kendisinin icat ettiğini öne sürdüğü 1093 ürünün sadece patentini almıştı. Fakat patentini aldığı çoğu ürünü kendisi icat etmemişti. Örneğin tarihteki ilk ampul tarihler 1874 yılını gösterdiğinde Kanadalı mucitler olan Henry Woodward ve Matthew Evans tarafından icat edilmişti. Ne yazık ki bu icattan tam 5 yıl sonra ampul icadının patenti Edison’a verildi. Kendi icat etmiş gibi gösterdiği ürünlerin arasında Nikola Tesla, Wilhelm Rontgen gibi mucitlerin de icatları bulunmaktaydı. Edison’un icadı diye bildiğimiz birçok ürün aslında sadece haksızca patentini almış olduğu için ona ait biliniyordu.

7. Deliler Bayramı Kutlanıyordu

Gerçek Olduğuna İnanmakta Güçlük Çekeceğiniz Tarihsel Bilgiler

Deliler bayramı diye bir bayram icat edilse, insanların büyük bir tepki vereceği günümüzün aksine, Orta çağ Avrupası’nda deliler bayramı kutlanıyordu. Ocak ayının başlarına denk gelen bir tarihte birçok insan bu bayram için bir araya geliyordu. Bu bayramda o anki sosyal statülerinin tam tersi oluyorlardı. Adeta bir tiyatro oynuyorlardı. En yüksek rütbeliler, en düşük rütbeli oluyor, hizmetçiler de efendi oluyordu. Bu bayram başlarda sadece kilise ile sınırlı kalsın istendi fakat sonraları halkın katılımına da açıldı. Geçit törenleri düzenlenmeye başladı ve büyük bir eğlence halini aldı.

8. Collesium İlk İnşaasında Mermer Kaplıydı

Hepimizin bildiği ve çoğu insanın bir gün muhakkak yakından görmek istediği yapı Collesium aslında ilk inşa edildiği yıllarda bugünkü görüntüsüne sahip değildi. İtalya’nın Roma Şehrinde bulunan tarihi yapı, ilk inşa edildiği yıllarda dış cephesi mermer kaplıydı. Bugün dış cephesinde bulunan çukurların zamanla oluştuğu düşünülse de aslında şehir 410 yılında Gotlar tarafından işgal edilmişti. Mermerler, Gotlar tarafında yağmalanıp şehir dışına götürüldü. İşte bu çukurlar da, mermeri taş binaya bağlayan demir kelepçeler söküldüğü için oluşmuştu. Eski görüntüsü nasıldı bilinmez ama bugünkü görüntüsünün altında bir yağma yattığı gerçeği tarihin sayfalarından bugüne değin ulaştı.

9. Pantolon Alt Tabaka Giysisiydi

Antik Yunan’da pantolon genelde kölelerin giydiği bir giysiydi. Roma’da da durum aynı şekildeydi. Pantolon giyen insanlara pek hoş gözle bakılmıyor barbar olarak nitelendiriliyorlardı. Üniformaların çıktığı 17. yüzyılın sonlarına kadar pantolon; köylünün, işçinin, kölelerin yani alt tabaka diye nitelendirilen insanların giydiği bir giysiydi. Hatta Fransız Devriminde, devrimciler kendilerini burjuvadan ayırt etmek için, uzun ve bol kesimli pantolonları tercih etmişlerdi. Varlıklı kesim, İskoç tarzı etek giyinirdi. Bu onlara göre erkekliğin ve gücün sembolüydü.

10. Topuklu Ayakkabı Erkekler İçindi

Gerçek Olduğuna İnanmakta Güçlük Çekeceğiniz Tarihsel Bilgiler

Topuklu ayakkabılar ilk olarak 1600’lü yıllarda erkekler tarafından giyilmeye başlandı. O yıllarda at binmeyi kolaylaştırmak amacıyla erkekler topuklu ayakkabı giyiyordu. Diğer bir iddia ise 17. yüzyılın Avrupa’sında sokaklar çok kirli olduğu için yüksek topuklu ayakkabılar üretildi. Bunu giyen erkekler, yüksek topuklar sayesinde sokaklardaki hayvan dışkısına ve çamura bulaşmadan rahatça yürüyebiliyordu. Mısır’da da topuklu ayakkabı kullanan erkekler vardı. Topuklu ayakkabıyı bir sosyal statü göstergesi olarak zengin kesim erkekleri kullanıyordu. Yine Mısır’da kasaplar da kesim yaparken ayaklarını kan ve hayvan pisliğinden korumak için topuklu ayakkabı kullanıyordu.


Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!

Lütfen reklamlara izin verin

Reklamların can sıkıcı olduğunun farkındayız ancak dergiCE'nin içeriklere devam edebilmesi için reklam yayını yapmak zorundayız. Adblocker uygulamasından dergiCE.com domainini kaldırarak bize destek olabilirsiniz.