Beklenmedik Bir Şekilde Çözülmüş Merak Uyandırıcı Ceza Davaları

6 dk okuma süresi


1
13 Paylaşım, 1 puan

Her suç beraberinde yanıtlanması gereken birçok soruyu getirir. Yanıtlara ulaşmak ise kimi zaman çok kolayken, kimi zaman uzun süre ve yüksek efor harcamayı gerektirir. Geçmişte, dönemin şartlarından dolayı pek çok ceza davası kanıt yetersizliği sebebiyle sonuçlanamamaktaydı. Günümüzde ise teknoloji ve bunun beraberinde adli tıp biliminin gelişimiyle cevaplanmayı bekleyen pek çok soru yanıta daha çabuk kavuşabilmektedir. Hatta uzun zaman kapanmayı bekleyen dosyalar da çözüme ulaşmaktadır. İşte dünyada beklenmedik bir şekilde çözülmüş ve suçlunun enselenmesini sağlamış merak uyandırıcı ceza davaları…

1. Olay Yerindeki Sarı Çorap

Beklenmedik Bir Şekilde Çözülmüş Merak Uyandırıcı Ceza Davaları

12 Kasım 1991 tarihinde, ABD’nin Pennysylvania eyaletinin ücra bir köşesinde Denise Sharon Kulb isimli bir kadının cansız bedeni bulundu. Kulb’ın bedeni iki pantolon, bir tişört, bir ceket ve tek sarı çoraptan oluşan giysi yığınının altına gizlenmişti. Olayla ilgili inceleme başlatan polis ekipleri, maktulun sevgilisi Theodore Dill Donahue’a ulaştıklarında adam, Kulb’u en son 18 Ekim 1991 günü gördüğünü söyledi. Cesedin bulunduğu gün Donahue, olay yerinde bulunan çorabın diğer teki dışında, Kulb’un tüm kıyafetlerini ailesine iade etmeye karar vermişti. Ancak günler sonra dairesinde yapılan aramada Donahue’nin sakladığı çorap bulundu. Zamanın teknolojisi Donahue’i suçlamaya yetmemişti. Ancak 2015 yılında dava tekrar açıldı ve gelişen teknoloji sayesinde çorap, anahtar rolü üstlendi. Gerçekleştirilen DNA testleri ile bugün 52 yaşında olan katil, 30 yıl sonra yakalandı.

2. Sigara İzmaritinden Soy Ağacına

Beklenmedik bir şekilde çözülmüş ve yakalanmasına katilin bile şaşırdığı merak uyandırıcı ceza davaları denince akla gelen bir diğer olay ise 1985 yılında gerçekleşti. 57 yaşındaki Daniel Wells, 35 yıl önce Florida’nın Pensacola şehrinde bir çocuk annesi Tonya McKinley’i öldürdüğü için tutuklandı. Sigara izmaritinden elde edilen DNA kanıtları, yıllar sonra vakayı çözdü. McKinley 1985 yılı, yılbaşı günü cinsel saldırıya uğramış ve boğularak öldürülmüştü. Dava 30 yıldan uzun süredir kanıt eksikliğinden dolayı çözülememişti. Yerel polise göre, başka bir veri tabanından alınan DNA, Wells’i cinayetle ilişkilendirerek davanın sonuçlanmasını sağladı. Polis Wells’in izini, soyağacı veritabanlarını kullanarak ve 35 yıl önce kurbanın bedeninin yanında bulunan DNA kanıtlarıyla birleştirerek izleyebildi. Uzun süre takip altında kalan Wells, arabasından dışarı attığı sigara izmaritinden elde edilen DNA ile kendini ele verdi.

3. Teknolojiye Ayak Uyduramayan Katil

Beklenmedik Bir Şekilde Çözülmüş Merak Uyandırıcı Ceza Davaları

BTK Katili’nin suçları, 1974 yılında ABD’nin Kansas eyaletinde Otero ailesinin dört üyesini öldürmesiyle başladı. 4 Nisan 1974 – 19 Ocak 1991 tarihleri arasında altı cinayet daha işlendi. 2004 yılında Wichita Eagle adlı gazetede yayımlanan bir rapor, cinayetlerden bu yana geçen onca yılın katilini ya ölü ya da hapiste olduğunu öne sürdü. Dennis Rader, nam-ı diğer BTK Katili, dikkat çekmek için gazeteye bir mektup göndererek 1986’daki faili meçhul bir cinayetin sorumluluğunu üstlendi. Sonraki yıl, Rader medya kuruluşlarına mektuplar, bulmacalar ve birçok ipucu gönderdi. Hatta onu yakalayamadıkları için polisle alay etti. Rader’ın düşüşü ise, polise yazılarının disk üzerinden izlenebilir olup olmadığını sormasıyla oldu. Polis bir gazete reklamında katilin sorusunu yanıtladı ve Rader, Fox TV’ye bağlı KSAS-TV adlı televizyon kanalına disk gönderdi. Polis diskin izini Rader’a kadar sürdü ve Rader’ı yakaladı.

4. Süt Kutusunun Üstündeki Çocuk

Etan Patz’in ortadan kaybolması dünya çapında ün yapan bir dava olarak bilinir. Patz, 1980’lerin başındaki “süt kutularındaki fotoğraf” kampanyalarında ilanı olan ilk çocuklardan biri oldu. 1985 yılında, Jose Antonio Ramos adında Patz’in eski bakıcısının arkadaşı olan bir çocuk istismarcısı, birincil şüpheli olarak tespit edildi. Ancak Ramos’u mahkum etmek için yeterli kanıt yoktu ve Patz’in davası sonunda unutulmaya başlandı. Pedro Hernandez 2012’de itiraf edene kadar yeni bir kanıt ortaya çıkmamıştı. Katil Hernandez ikinci dereceden cinayetle suçlandı ama ilk duruşma reddedildi. Çünkü Hernandez’in avukatları, onun kişilik bozukluğundan muzdarip olduğunu savundular. Hernandez 2017 yılında en az 25 yıl yattıktan sonra şartlı tahliye olasılığıyla ömür boyu hapse mahkum edildi. Etan Patz’in ortadan kaybolması kayıp çocuk hareketinin başlamasına yardımcı oldu. 1983’te dönemin Amerikan Başkanı Ronald Reagan, Etan’ın kayboluşunun yıl dönümü olan 25 Mayıs’ı ABD’de “Ulusal Kayıp Çocuklar Günü” olarak belirledi.

5. Polis Memurlarının Ölümündeki Gizem

Beklenmedik Bir Şekilde Çözülmüş Merak Uyandırıcı Ceza Davaları

Memur Milton Curtis ve Memur Richard Philips’in 1957’de öldürülmesi, 2003 yılına kadar çözülemeyen tam 45 yıllık bir suç dosyasını başlatmıştı. Curtis ve Philips öldürüldükten üç yıl sonra cinayet silahı, suçtan bir mil uzakta rastgele bir arka bahçede bulunmuştu. Silahın seri numarası, George D. Wilson adıyla alındığını göstermekteydi. Sonradan anlaşıldı ki, bu isim Gerald Mason’ın takma adıydı. Dava, bilgisayarlı parmak baskı teknolojisinin daha gelişmiş olduğu 2002 yılına kadar bir daha açılmadı. Çalınan bir arabanın direksiyonundan alınan ve sol başparmak izine dayanan bir eşleşme, 1956’da hırsızlıktan hüküm giyen katil Mason’ı ele verdi. Mason cinayetleri itiraf etti ve olayın nasıl gerçekleştiğini anlattı. Memur Curtis ve Memur Philips tarafından kenara çekilmeden önce Mason, dört gence saldırmış ve içlerinden birine tecavüz etmişti. Yaptıkları yüzünden gergin olan Mason, Curtis ve Philips’i öldürmüş, böylece diğer suçlarından kurtulabilmişti.

6. Gelişen Adli Tıp Teknolojilerinin Mucizesi

Bir başka kriminal vaka ise yıllar sonra teknolojinin gelişimi sayesinde sonuçlandı. Krystal Beslanowitch isimli kız, kafatasına aldığı ezici bir darbeden öldüğünde 17 yaşındaydı. Ölü bedeni 1995 yılında ABD’nin Utah eyaletinde bulunan Provo Nehri üzerinde bulunmuştu. Krystal Beslanowitch cinayetinin ilk müfettişi olan Şerif Todd Bonner, davanın çözüme ulaşması için çok çaba harcadı ancak o dönemdeki ipuçları sadece çıkmaza yol açmıştı. 2013 yılında müfettişler, yeni adli tıp teknolojilerinin yardımıyla, maktulün kafatasını ezen granit kaya üzerinden DNA örneği çıkarmayı başardılar. Adli vakum denen bir alet DNA çıkarımını sağladı ve sonuçlar, cinayetin işlendiği dönem o bölgede otobüs şoförü olan Joseph Michael Simpson ile eşleşti. Yakalandığında 46 yaşında olan Simpson, Florida’da tutuklandı.

7. Olay Yerindeki Kedi Tüyü

Beklenmedik Bir Şekilde Çözülmüş Merak Uyandırıcı Ceza Davaları

2013 yılında polis, İngiltere’deki Hampshire sahilinde vahşice parçalanmış bir beden buldu. Vücudun bazı kısımları bir perde ile kaplıydı. Olay yeri inceleme uzmanları perde üzerinde sekiz adet kedi kılı tespit etmişlerdi. DNA analizi için adli tıp laboratuvarına gönderdiler. David Hilder isimli adam görgü tanıklarının ifadelerine göre kilit şüphelilerden biriydi. İncelenen kedi kıllarının DNA sonuçlarında, Hilder’a ait kedinin DNA’sı, perdede bulunan kedi kılının DNA’sıyla eşleşti ancak duruşma bitmedi. Böyle bir DNA eşleşmesinin nadir olduğunun kanıtlanması gerekmekteydi. Bu yüzden adli tıp ekibiyle temasa geçildi ve 152 farklı cins İngiliz kedisi üzerinde testler yapıldı. Sadece üç kedinin DNA örnekleri eşleştiğinde de, durumun nadir olduğu kanıtlanmış oldu. Sonunda polis David Hilder’ı gözaltına aldı ve mahkemede suçlu bulundu.

8. Botanik Biliminin Önemi

Holly Wells ve Jessica Chapman adındaki iki genç kız, 4 Ağustos 2002 tarihinde evlerinden ayrılmış ve bir daha geri dönmemişlerdi. Birkaç gün sonra polis, kızların yanmış bedenlerini buldu. Yerel sakinlerden biri olan Ian Huntley kızları gören son kişiydi ve bu yüzden baş şüpheli olmuştu. Polis, yardım için adli botanikçi Patricia Wiltshire’a başvurdu. Kızların bedenleri bir hendekte bulunmuştu. Wiltshire, bölgeyi değerlendirdi ve ısırgan otlarının bir bölümünün deforme olduğunu fark etti. Bu durum, ısırgan otlarının çiğnendiği anlamına gelmekteydi. Yetkililer suç mahallini yeniden inşa etti ve cinayetin neredeyse 13 gün önce olduğu kanısına vardı. Sonrasında ise baş şüpheli Ian Huntley’in giysilerinden ve arabasından toplanan polen örnekleri test edildi ve hendekte bulunan polen türüyle eşleşti. Kanıtlar mahkemeye sunulduktan sonra, Ian Huntley suçunu kabul etti. Böylelikle bu dava da beklenmedik bir şekilde çözülmüş merak uyandırıcı ceza davaları arasında yerini almış oldu.

9. NASA’nın Robotu Katilin Peşinde

Bernardo Bass isimli adam, 1991’de kız arkadaşını öldürmüştü. Kurbanın ölü bedeni, cinayet silahı ve Bass’ın arabası asla bulunamadı. Polis şüpheliden emindi ama ellerinde kanıtları yoktu. Sonunda mahkeme davayı kanıt yetersizliğinden reddetmek zorunda kaldı. Yaklaşık 20 yıl sonra bir muhbir, cinayet işlendikten sonra şüpheli Bass’ın arabasını parçalara ayırdığını gördüğünü söyledi. Katil, söktüğü parçaları yakınlarda bir yere gömmüştü ancak bölge çok genişti. Bu nedenle, kazı süreci oldukça zahmetli ve pahalı olacaktı. Polis çareyi NASA (Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi) ile iletişime geçmekte buldu. NASA, manyetik ışınları kullanarak tüm alanı haritalamak için kullanılan bir robot gönderdi. Robot, araziyi inceleyip, verileri işledikten sonra polise kazı yapmak için muhtemel yerleri verdi. Bu sayede araba parçaları çıkarıldı ve mahkeme Bass’ı altı yıl hapis cezasına çarptırdı.

10. Dalgınlığın Bedeli

Beklenmedik Bir Şekilde Çözülmüş Merak Uyandırıcı Ceza Davaları

Robert Durst, bölgenin ünlü emlakçılarından biri olmasının yanında, aynı zamanda bir katildi. Önce eşi Kathleen McCormack’ı, sonra da yakın arkadaşı Susan Berman’ı öldürdü. En son ise, yaşlı komşusunu öldürmekten tutuklanmıştı. Ancak herhangi bir kanıt bulunmadığı için beraat etti. Robert Durst, 2015’te HBO kanalı tarafından çekilen “Uğursuzluk: Robert’ın Hayatı ve Öldürdükleri” adlı altı bölümlük belgeselde yer aldı. Belgesel, hepsi Robert Durst ile bağlantılı olan üç cinayeti araştırmayı amaçlamaktaydı. Çekimler boyunca Durst suçsuz olduğunu iddia etmişti. Ara verdiklerinde Durst tuvalete gitti. Katil, etrafı tarafından zeki ve uyanık bir insan olarak bilinse de, kendini affedemeyeceği bir hata yaptı. Mikrofonun hala üstünde takılı olduğunu unutan Durst, kendi kendine mırıldanırken şunları söyledi: “Ne mi yaptım? Tabii ki hepsini öldürdüm.” O esnada kayıt altına alınan bu sözler ifade olarak sayıldı ve Robet Durst, polis tarafından tutuklandı.


Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
0
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Lütfen üye girişi yapın!