Vatan Şairi Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

5 dk okuma süresi


5
13 Paylaşım, 5 puan

İlk yerli roman, ilk edebi eleştiri yazıları, Türk şiirinde ilk kez işlenen temalar ve iddialı tiyatro oyunlarıyla Türk Edebiyatı’nda başlı başına bir kilometre taşıydı Namık Kemal. Onlarca farklı kategoride onlarca farklı temada onlarca farklı eser verebilecek kadar nitelikli ve çok yönlüydü. İyi bir sanatçıydı, iyi bir gazeteciydi ve iyi bir devlet memuruydu. Fakat onu diğer Tanzimat Dönemi aydınlarından ayıran çok kıymetli bir özelliği daha vardı. Namık Kemal tutkulu bir vatanseverdi ve eserlerine sıklıkla yansıttığı bu tutku zamanla büyük kitlelere ilham verecekti. Vatan Şairi lakabıyla bilinen Namık Kemal’in edebi kişiliği ve hayatını sizler için inceledik. Okurken keyifli zaman geçirmenizi dileriz.

1. Biyografisi

Vatan Şairi Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

21 Aralık 1840’ta Tekirdağ’da doğan Namık Kemal hali hazırda prestijli bir soydan geliyordu. Soy ağacında yüksek rütbeli askerler, sadrazamlar, üst kademe devlet memurları ve şairler bulunuyordu. Babası padişah I. Abdülhamid’in müneccimbaşısı Mustafa Asım Bey’di. Annesi Fatma Zehra Hanım’ı 8 yaşındayken kaybettikten sonra yaşamını mutasarrıflığı sebebiyle sıklıkla farklı şehirlerde çalışan dedesinin yanında geçirdi. Okula gidebileceği düzenli bir hayatı olmadığı için özel derslerle büyüdü. Çeşitli eğitmenlerden Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Edebiyat hayatına dedesinin bir Kars görevinde özel eğitmeni aracılığıyla Divan Edebiyatı ile tanışmasıyla başladı. Ülkenin farklı şehirlerinde kazandığı deneyimleri şiir ve hikayelerine yansıttı. Hayatı boyunca 6 tiyatro oyunu, 2 roman, 6 tarih kitabı ve 10 eleştiri yazısı yazan Namık Kemal 2 Aralık 1888 yılında 47 yaşındayken hayatını kaybetti.

2. Şiirde Hürriyet Kavramı

Namık Kemal’in ilk şiirleri erken yaşlarda Divan Edebiyatı ile tanışmasının etkisiyle çoğunlukla tasavvuf içerikliydi. Fakat Türk Edebiyatı’na Batı tarzı yazımı getirmeyi hedefleyen İbrahim Şinasi ile tanıştığında edebiyata bakış açısı kökten değişti. Üslubunu gündelik hayatın diline adapte ederek sadeleştiren Namık Kemal, şiirlerinin içeriğinde “hürriyet, vatan, millet, milli özgürlük” gibi kavramları kullanan ilk Tanzimat şairi oldu. Romantizm akımını ve “toplum için sanat” anlayışını benimseyerek yazdığı şiirleri biçim bakımından eski, konu bakımından yeniydi. Yarattığı inatçı, istekli ve atılgan karakterleriyle topluma ulusal egemenlik konusunda ilham vermeyi amaçladı.

3. Gazeteciliği

Vatan Şairi Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

Namık Kemal’in Şinasi ile tanışarak yepyeni bir edebiyat algısına sahip olmasını sağlayan şey gazeteciliğe duyduğu ilgiydi. 1865’de İbrahim Şinasi’ye ait olan Tasvir-i Efkâr gazetesinde makaleler yazmaya başlayan Namık Kemal, Şinasi’nin Fransa’ya giderken gazeteyi kendisine bırakmasıyla gazeteciliğe başladı. Kullandığı sade üslubu ve ardına sakladığı fikirleri geniş kitlelere tanıtmak için harika bir fırsat olan bu gazetede 500’ün üstünde makale yayımladı. Çoğunlukla siyasal ve toplumsal sorunları eleştirdiği bu yazılarda zaman zaman dil ve kültürün millileşmesine karşı duyduğu istekten de bahsediyordu. Tasvir-i Efkar’da gösterdiği başarının ardından etkisini ve bilinirliğini fazlasıyla arttıran Namık Kemal, dönemin neredeyse bütün ilerici gazetelerinde yazılar yazma fırsatı buldu.

4. Magosa Sürgünü

Namık Kemal, Tasvir-i Efkâr gazetesi aracılığıyla tanıştığı arkadaşları ile birlikte Genç (Yeni) Osmanlılar isimli gizli bir dernek kurdu. Derneğin amacı halkın güvenliğini ve söz hakkını garanti edecek bir anayasanın ve parlamenter bir yönetimin kurulmasıydı. Bu fikirlerin doğrultusunda 1867 yılında “Şark Meselesi” isimli bir makalede hükumet aleyhinde şiddetli eleştiriler yaptı. Gazete makalenin ardından kapatıldı ve Namık Kemal siyasi yazılar yazmayı bırakması koşuluyla affedildi. Gazeteciliği bırakan ve tiyatroya yönelen Namık Kemal’in milli değerleri öne çıkaran edebi kişiliği ona Vatan Şairi lakabını verdirecek olan “Vatan Yahut Silistre” isimli tiyatro oyununu yazdırdı. Oyun 1 Nisan 1873’te Gedikpaşa’da bir tiyatroda sahnelendi. Oyunun içeriği halkın hareketlenip ayaklanmasına ve olayların çıkmasına sebep olunca Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan 38 ay sürecek olan Magosa sürgününe gönderildiler.

5. Tiyatro Yazarlığı

Vatan Şairi Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

Vatan Yahut Silistre’nin yarattığı ilgi yalnızca ülke içinde değil, Avrupa’da da ses getirmiş ve beş dile çevrilerek bütün kıtaya yayılmıştı. Bunun üzerine Namık Kemal tiyatro yazarlığına özellikle ağırlık vererek toplamda 6 oyun yazdı. Magosa’dayken yazdığı Gülnihal’de baskıya ve zulme karşı gösterilen direnci işlerken başka bir oyun olan Akif Bey’de yurtsever bir deniz subayı ve eşinin çalkantılı ilişkisini işleyerek toplumsal ahlak normları hakkında yorumlamalar yaptı. Zavallı Çocuk isimli eserinde görücü yoluyla evlenmeye karşı saldırgan bir tavır takındı. 15 perdelik uzun bir oyun olan Celaleddin Harzemşah’la yurt içinde övgüler aldı. Oyun Moğol akınlarına karşı İslam dünyasını savunan Celaleddin Herzemşah’ın mücadelesini anlatıyordu.

6. İlk Yerli Roman

Namık Kemal’in toplum için sanat yapmayı hedefleyen edebi kişiliği, Vatan Şairi unvanını alarak gittiği Magosa’da “İntibah” isimli ilk romanının doğmasına sebep oldu. Ruhsal çözümlemelerin ve olayların toplumsal ve bireysel olarak ayrı ayrı incelenmesinin öne çıktığı İntibah, Türk Edebiyatı’nda romanın da başlangıcıydı. 1876 yılında yayınlanan İntibah “dış dünya” betimlemeleriyle milli görüşü Dünya’nın geri kalanından ayırıyor ve özgün bir bakışı açısı olarak öne sürüyordu. Böylece ilk defa bir roman Türk toplumunu merkeze alarak “etkileyen” ilan ediyor ve Dünya edebiyatında kalıcı bir iz bırakıyordu. Namık Kemal’in şiirlerinde olduğu gibi İntibah ve 1880 yılında yayımladığı ikinci romanı Cezmi’de de Avrupa romantizminden izler görülür.

7. İlk Edebiyat Eleştirileri

Vatan Şairi Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

İlk yerli roman ve şiirde vatansever temaların ilk kez kullanımının ardından edebiyat eleştirileri konusunda da öncü bir duruş sergileyen Namık Kemal, ilk eleştiri yazılarını Tahrib-i Harabat isimli eserinde 1885 yılında yazdı. Eleştirilerinde canlı ve dolaysız bir üslup kullanarak açıklayıcı olabilmeyi hedefledi. Tahrib-i Harabat, Ziya Paşa’nın Harabat adlı güldestesine (seçki) yönelik sert eleştiriler içermekteydi. İkinci eleştiri eseri Takip de aynı yıl (1885) güldestenin ikinci cildini eleştiriyordu. 1888 yılında yayınladığı Mukaddime-i Celal isimli eleştiri eserinde ise Doğu ve Batı edebiyatlarını karşılaştırarak tiyatro ve roman türlerinde çıkarımlar yapmayı amaçlamıştır.

8. Tarih Yazarlığı

Milli değerlerine ve milli kimliğine karşı bir hassasiyeti olan diğer herkes gibi, Namık Kemal de tarih okumaya ve tarih öğrenmeye fazlasıyla meraklıydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ve yükseliş dönemini detaylandırarak işlediği eseri Devr-i İstila yurtiçinde büyük ilgi gördü. 1872’de yayınladığı Evrak-ı Perişan’da Selahaddin Eyyubi ve Fatih Sultan Mehmet’in hayatlarını anlatırken, Barika-i Zafer adlı eserinin tamamını İstanbul’un Fethi’ni tüm ayrıntılarıyla anlatmaya ayırmıştır. 1875’de yayınladığı Büyük İslam Tarihi’nde ise İbn Haldun, İbn Rüşd gibi yazarların eserlerinden yararlandığını belirterek alıntılar yapmıştır. Silistre Muhasarası’nda ise Osmanlı tarihine ilişkin kahramanlık ve fedakârlık hikayelerini derlemiştir.

9. İlham Kaynağı

Namık Kemal, nihayetinde tutkulu bir vatansever olarak amacına ulaştı. Yıllar içinde hırsla ve istekle yazdığı makalelerinde, hikayelerinde, tiyatro oyunlarında, romanlarında ve şiirlerinde işlediği vatanperver konularla halka ulaşmayı, halkta bağımsızlık ve egemenlik isteği yaratmayı, milli bir beraberliğe ilham vermeyi çok istemişti. Ömrü boyunca verdiği bu muazzam çabanın sonucunda da sanatı ve fikirleri gelecekte bağımsız bir Türk devleti kuracak olan Atatürk’ü gençlik yıllarında derinden etkilemeyi başardı. Manastır Askeri İdadi’sinde öğrenciyken yakın arkadaşı Ömer Naci Bey tarafından Namık Kemal’in şiirleri ile tanıştırılan Mustafa Kemal, ilerleyen yıllarda onun sanatından ne kadar çok etkilendiğini sık sık dile getirecekti. Lise yıllarında Namık Kemal’in yasaklanmış eserlerini bulmak ve okumak Mustafa Kemal’in bir tutkusu haline gelmişti. Okul arkadaşlarından Ali Fuat Cebesoy hatıralarında Mustafa Kemal’in yanına gelerek Namık Kemal’in Vatan Kasidesi’ni ezberinden heyecanla okuduğunu belirtmiştir.

10. Vatan Mersiyesi

Vatan Şairi Namık Kemal’in Edebi Kişiliği

13 Ocak 1921’de Mustafa Kemal Atatürk, TBMM’de Birinci İnönü Zaferi’ne ilişkin bir konuşma yaparken Namık Kemal’in 93 Harbi’nde (93 Felaketi olarak da bilinir.) Osmanlı Devleti’nin Rus İmparatorluğu karşısındaki ağır yenilgisinin sonrasında yazdığı Vatan Mersiyesi adlı eserinden şu alıntıyı yapıyor: “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini, yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini?” Hemen ardından bütün bir millet adına bu soruyu cevaplandırdığını belirterek konuşmasını “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur kurtaracak baht-ı kara maderini” sözüyle sonlandırıyor.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
18
Beğen
Mutlu Mutlu
9
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
6
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
3
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!