Ülkesinden Uzak Bir Memleket Şairi: Nazım Hikmet

6 dk okuma süresi


1
14 Paylaşım, 1 puan

Ülkesinden uzak bir memleket şairi: Nazım Hikmet Ran’ı; Türk şair, romancı, oyun ve anı yazarı olarak tanımlayabiliriz. Elbette onu birkaç kelime ile tanımlamak imkânsızdır. O Vera’sıyla Piraye’siyle, sürgünleriyle, şiirleriyle ve memleket sevdasıyla hakkında ne yazsak az gelecek usta bir şair. Kavgalarıyla, aşklarıyla, memleket sevdasıyla bu dünyadan bir Nazım geçti! Keyifli okumalar!

1. Edebiyatın İçinde Büyüdü

Memleket şairi Nazım Hikmet

Ülkesinden uzak bir memleket şairi: Nazım, Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg şehbenderliği yapmış olan Hikmet Bey ve Ayşe Celile Hanım’ın oğludur Nazım Hikmet Ran. Ayşe Celile Hanım piyano çalan, resim yapan, Fransızca bilen bir kadındı, edebiyatımızın ilk kadın ressamlarındandı. Annesinin etkisiyle, çocukluğunda da edebiyatın içinde büyümüştü Nazım. Babası Hikmet Bey, Selanik’te, Hariciye nezaretinde çalışan bir memurdur. Hikmet Bey; Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas valilikleri yapmış olan Nâzım Paşa’nın oğludur. Hikmet Bey Selanik’in son valisidir.

2. Nazım’ın Yüreğinden Dökülen İlk Şiir

Memleket şairi Nazım Hikmet

Nazım Hikmet’in elinden düşürmediği sarı yapraklı bir defteri vardı. Bu deftere şiirler yazar, portreler çizerdi. Defterindeki ilk şiiri 20 Haziran 1329 tarihini taşır. Feryad-ı Vatan isimli bu şiiri Nazım Hikmet 11 yaşında iken kaleme alır. Bu şiirin konusu Balkan Savaşı’nda, Osmanlıların yenik düşmesi ve düşmanların Çatalca’ya kadar gelmesidir. Şair, bu durumdan duyduğu derin üzüntüyü ve yurdunu kurtarmak için duyduğu istek ve umudunu yansıtır şiirinde. Fakat Nazım Hikmet’e göre yazdığı ilk şiir Yangın’dır. Bu şiiri evlerinin karşısında bir binada çıkan yangın üzerine 6 Kanun-ı Evvel 1330 tarihinde kaleme almıştır.

3. Yahya Kemal’i Sevememişti!

Memleket şairi Nazım Hikmet

Yahya Kemal Beyatlı, Bahriye mektebinde öğretmenlik yaptığı dönemdi. Öğrencilerinden biri de Nazım’dı. Mektebin olmadığı hafta sonları Yahya Kemal, Nazım Hikmet’e; Türkçe ve şiir sanatı hakkında dersler vermeye başladı, bu derslerin bittiği vakit ise Celile Hanım ve Yahya Kemal’in uzun uzadıya süren sohbetleri başlıyordu. Bu sohbetlerin doğurduğu aşk, Nazım Hikmet ile Yahya Kemal arasında sürecek olan husumetin başlangıcı; Celile Hanım ile Hikmet Bey’in evliliklerinin sonu oldu. Bu aşkın farkına varan Nazım Hikmet ise yaşananlara oldukça karşı çıktı. Bir gün, Yahya Kemal’in pardösüsünün cebine üzerinde şu notun yazılı olduğu bir kağıt yerleştirerek tepkisini ortaya koydu: “Hocam olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremeyeceksiniz.” Yahya Kemal bu notu görmesi üzerine sevdiği kadından uzaklaşma kararı aldı, bütün bu yaşananlardan haberi olmayan Celile Hanım, Yahya Kemal’e ısrarla mektuplar yollamaya devam etti ama bu mektuplara uzunca bir süre geri dönüş alamadı.

4. Sürgünde Bir Ömür

Memleket şairi Nazım Hikmet

19 yaşında 1921 yılının Ocak ayında arkadaşı Vala Nureddin ile milli mücadeleye katılmak için ailesinden habersiz bir şekilde Anadolu’ya geçti Nazım Hikmet. Cepheye gönderilmeyince, Bolu’ya geçerek orada bir süre öğretmenlik yaptı. Sonrasında 1921 yılının Eylül’ünde, Batum üzerinden Moskova’ya geçerek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu. Moskova’da komünizm ile tanışma fırsatını elde etti. 1924 yılında yayınlanan ilk şiir kitabı olan 26 Kanunisani’yi, Moskova’da sahneledi. 1938’de “orduyu ve donanmayı isyana teşvik” suçlaması sebebiyle tutuklandı ve yargılandığı davada 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Nazım Hikmet İstanbul, Çankırı, Ankara ve Bursa cezaevlerinde ara vermeden 12 sene kaldıktan sonra 15 temmuzda serbest bırakıldı. Yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın askere çağrılınca, öldürüleceği telaşına kapıldı ve 17 Haziran 1951’de Moskova’ya gitti. Nazım Hikmet, Türk vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra Polonya vatandaşlığına geçti ve Borzecki soyadını aldı.

5. Nazım Hikmet Yeniden Türk Vatandaşı

2006 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılan kişilerle ilgili yeni bir düzenleme yapılması gündeme geldi. Yıllardır tartışma konusu olarak gündemde bulunan Nâzım Hikmet’in, Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesinin bir yolu ortaya çıkmış gibi görünse de Bakanlar Kurulu bu düzenlemenin sadece hayatta olan kişiler için olduğunu ve Nâzım Hikmet’in bu kategoriye dahil olmadığını belirterek bu görüşteki talepleri reddetti.2009 Ocak ayında “Nâzım Hikmet’in, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına yönelik kararın yürürlükten kaldırılması için sunulan önerge” Bakanlar Kurulunda imzaya açıldı. Bakanlar Kurulunun, 5 Ocak 2009 tarihinde aldığı karar, 10 Ocak 2009 tarihinde ise Resmî Gazete’de yayınlandı ve Nâzım Hikmet, 58 yıl sonra yeniden Türk vatandaşı oldu.

6. Nazım’ın Kızıl Saçlı Bacısı: Piraye

Piraye ve Nazım Hikmet 1932 senesinde evlendiler. Her şeyin güzel giderken savcılık tarafından önce ‘’Gece Gelen Telgraf’’ isimli kitap için toplama kararı çıkartıldı, iki hafta sonrasında ise Nazım Hikmet tutuklandı. Böylece Piraye ve Nazım Hikmet arasında tam 12 yıl sürecek olan mektuplaşmalar başladı. 1948 yılının başında cezaevine ziyarete Münevver Berk geldi. Münevver o zamanlar 31 yaşındaydı, bir eşi ve kızı vardı. Akraba olmalarına rağmen Münevver ve Nazım arasında bir aşk başladı. Piraye ise aylardır ziyarete gidememişti, Nazım Hikmet en sonunda uzun yıllarını beraber geçirdiği Piraye’den ayrılma kararı aldı ve Kasım 1948’de Piraye’ye ayrılmak istediğini söyleyen bir mektup gönderdi. Piraye bu haber karşısında yıkıldı. Piraye mektubu okuduktan sonra Nazım Hikmet’in hayatında başka bir kadın olduğunu anladı ve onunla hemen boşanmaya karar verdi. Nazım Hikmet’in, cezaevinden çıkamayacağını anlayan Münevver, Nazım Hikmet ile sonu belli olmayan bir aşk macerasına atılmaya cesaret edemedi ve eşine geri döndü.

7. Piraye’ye Mektuplar

Piraye, ayrılıklarından sonra Nazım Hikmet ile ilgili kimseye tek kelime dahi etmemiş, başka bir evlilik yapmamıştı. Nazım Hikmet’e dair ne varsa ölene değin kendine saklamıştı. Piraye’nin, hayattayken yayınlanmasına katiyen izin vermediği mektupları, oğlu Memed Fuat; Piraye’nin ölümünden 3 yıl sonra yayımladı. O aşk dolu mektuplardan geriye bizi sevgisiyle, hasretiyle, şiirleriyle büyüleyen mükemmel bir aşk hikayesi kaldı.

8. Ben Bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Parkı’nda

memleket şairi Nazım Hikmet

Ceviz Ağacı şiiri, natüralizm akımına iyi bir örnek kuşkusuz, şiirin dizeleri de harika bir imgesellik taşıyor. Bu şiirin, romantik ama tamamen şehir efsanesi olan bir de hikayesi var. Polis tarafından arandığı günlerde memleket şairi Nazım Hikmet, biricik sevgilisi Piraye’yi çok özlediği için onu bir kez olsun görmek ister. Bu yüzden arkadaşlarından biriyle Piraye’ye haber gönderir. Fakat Nazım ile Piraye’nin buluşacağı haberi bir şekilde polise ulaşır. Buluşma günü geldiğinde parkın her yerinde polis kaynamaktadır. Nazım Hikmet ne yapacağını bilemez ve polislere yakalanmamak için ceviz ağacına tırmanmak zorunda kalır. Sevgilisi Piraye parka gelir, ağacın altında beklemeye başlar. Nazım Hikmet her yerde polisin onu beklediğini ve Piraye’nin de izlendiğini bildiği için ağaçtan aşağıya inemez. Polisler etrafı kollarken, Piraye ağacın altında Nazım’ını bekler… Nazım Hikmet ise ceviz ağacının tepesinde hapsolmuştur. Şair her zaman yanında taşıdığı kağıt ve kalemini çıkartır, hepimizin bildiği o dizeleri kaleme almayı başlar.

9. Moskova’da Son Aşk: Vera Tulyakova

Nazım Hikmet, Vera’yı gördüğü ilk andan itibaren ona büyük bir aşk duymaya başlamıştı, öyle ki memleket şairi Nazım’ın o dönem hayatında iki kadın bulunmaktaydı, İstanbul’daki eşi Münevver ve Galina. Vera ise evli ve bir çocuk sahibiydi. Tanışmalarının ardından iki yıl görüşmediler. İki yılın sonunda Vera, birlikte yazdıkları tiyatro oyununun kabul edildiğini söylemek için Nazım Hikmet’i aradı. Ardından tekrar görüşmeye başladılar. Vera, eşi ve çocuğu sebebiyle Nazım Hikmet ile olan bu ilişkisine bir son vermek istedi ve şairden uzaklaşmak adına eşiyle beraber bir tatile çıktı. Ancak Vera’ya körkütük aşık olan Nazım Hikmet, Vera ve eşinin tatil yaptığı yere Galina ile beraber gitmeye karar verdi. 1958 ve 1959 yılları arasında beraber yazdıkları oyun Vera ve Nazım Hikmet’i yakınlaştırdı. Artık Vera da Nazım Hikmet’e aşık olmuştu. Bu yaşananların sonucunda 18 Kasım 1960’da evlendiler ve şairin ölümüne kadar dolu bir yaşam sürdüler.

10. Bu Dünyadan Nazım Geçti

Memleket şairi Nazım Hikmet

Ülkesinden uzak bir memleket şairi Nazım Hikmet hayatının aşkı olan Vera hayatının bu dönemlerini oldukça mutlu ve güzel bir şekilde geçirir. 3 Haziran 1963 sabahında Nazım Hikmet kapıdaki mektupları almak için eğildiği vakit bir kalp krizi geçirir ve hayata veda eder. Vera, Nazım Hikmet’in kimliğini almak için cüzdanını açtığı sırada kendi fotoğrafını ve arkasında Nazım Hikmet’in yazmış olduğu dizeleri görür.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
2
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç