Türklüğün Önemini Vurgulayan Türk Destanları

7 dk okuma süresi


17
14 Paylaşım, 17 puan

Edebiyat tarihinin ilk örneklerinden olan destanlar, bizlere çokça bilgi verir. Efsanelerle olayları anlatır ve zenginleştirir. Türk tarihinde yer etmiş destanlarda ise Türklerin kazandığı zaferler, yurt edindikleri yerler ve çeşitli kahramanlıklar doğaüstü olaylarla anlatılır. Dönemin ve o devletin gelenek ve görenekleri, kültürleri kısaca yaşamlarına dair her şey hakkında bilgiler içerir. En önemlisi de Türklerin var oluşundan, gücünden ve öneminden bahsediyor olmasıdır. İşte biz de siz sevgili okurlarımız için Türk tarihine ışık tutan, içinde Türk milleti için önemli olaylar barındıran ve Türklüğün önemini vurgulayan destanları listesini oluşturduk. Gelin bu destanları hep birlikte inceleyelim!

1. Alp Er Tunga Destanı

Türklüğün Önemini Vurgulayan Türk Destanları

En eski Türk destanlarından biridir. MÖ 8. yüzyıl ile MÖ 3. yüzyıl arasında yaşamış olan saka topluluğuna ait bir destandır. Saka hakanlarından Alp Er Tunga, İranlılarla birçok savaş yapmıştır. Savaşlarda yapmış olduğu kahramanlıklarla birçok destana konu olmuştur. İsmindeki tunga, yırtıcı hayvan anlamına gelir ve Alp Er Tunga genellikle yanında iki leoparla resmedilir. Asur kaynaklarında Maduva, İran ve İslam kaynaklarında da Efrasyap olarak geçer. Destanın tam metni günümüze kadar ulaşmasa da Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eserine göre; Şehname’de geçen hükümdar Alp Er Tunga’dır. Destanda, dünyanın en iyi beylerinin Türk beyleri olduğu, bu Türk beyleri arasında da en meşhur ve ikbali açık olanın Alp Er Tunga olduğu ve onun yüksek bilgilere faziletlere sahip olduğu anlatılır. O öyle bir hükümdardır ki ardından ağıtlar yakılmıştır. Bunlardan en bilineni Alp Er Tunga öldü mü ağıtıdır.

2. Oğuz Kağan Destanı

Destan, Türklerin atası olarak kabul edilen Oğuz Kağanı anlatır. Aslında destan MÖ 200 yıllarında yaşamış Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han’ın hayatını, doğaüstü olaylarla anlatır. Oğuz kelimesinin kökeni hakkında birçok görüş vardır. Kimisine göre oğuz kelimesi okuz yani oklar anlamına gelmekte, kimisine göre öküz boğa gibi gücü simgeleyen bir anlama gelmektedir. Destanda oğuz kağan, doğaüstü bir varlık gibidir. Doğduğunda kara kaşlı ve saçlı, ağzı ateş, yüzü gök gibi diye tasvir edilmiştir. Annesinden ilk sütü emdikten sonra çiğ et ve şarap istediği ve kırk gün sonra da büyüyerek olgunlaştığı anlatılır. Oğuz kağan oldukça güçlüdür, ormanda büyük ve canavar gibi görünen bir gergedanı öldürmüştür ve girdiği tüm savaşları kazanmıştır. Destan boyunca Türklerin gücünden, Gök tanrıya olan bağlılığından ve Türk boylarının nasıl oluştuğundan bahsedilir.

3. Atilla Destanı

Türklüğün Önemini Vurgulayan Türk Destanları

Türklüğün önemini vurgulayan Türk destanları listemizin 3. sırasında Hun-Oğuz destanlarından Atilla destanı var. Atilla Han, 5. yüzyılda Batı Hun hükümdarlarındandır. Atilla kelimesi büyük ve deniz, okyanus anlamına gelen kelimelerden oluşmaktadır. Destan, Atilla hanın fetihlerinden bahseder. Yüzü bir kurt kadar sert, gerekmedikçe konuşmayan, av peşinde koşan ve at sırtından inmeyen biri olarak tasvir edilir. Türkleri parlak günlere götüreceğine inanılır. Roma ordularını hezimete uğratmasıyla ona “tanrının kılıcı” ve “tanrının kırbacı” denmeye başlanmıştır. Avrupa’da birçok kavmi barıştırarak barışı getirmiştir. Köleliği kaldırmış ve halka zulmeden kişileri cezalandırmıştır. Atilla’nın mertlikle durdurulamayacağını anlayan Avrupalılar onu hileyle kandırarak durdururlar. Bir evlilik neticesinde, eşi kımızına zehir koyarak onun ölümüne sebep olur.

4. Bozkurt Destanı

Bozkurt destanının MÖ 2. yüzyıl civarlarında ortaya çıktığı bilinmektedir. Tarihte Türk adıyla kurulan ilk devlet olan Göktürklere ait bu destanda; Türklerin en azılı düşmanı Lin devletinin Türkleri yok etmesini ama aralarından birini sağ bırakarak onu otlar arasında yaşamaya zorlamalarını anlatır. Bu çocuğu ise bir dişi kurt beslemiş, sonra karı koca gibi yaşamaya başlamışlar ve ardından da kurt hamile kalmıştır. Bunu duyan Lin devleti de tekrar onları yok etmek için dönse de dişi kurt kaçarak kendine yurt bulup 10 tane çocuk doğurmuştur ve bu çocuklardan biri Göktürk devletini kuran aşireti oluşturmuştur. Daha sonra soyunu devam ettirip Lin devletinden öcünü almış, Türklüğün gücünü kanıtlamış ve dünyanın dört bir yanında egemen olarak Türk soyunu devam ettirmiştir. Türk kağanları da atalarına istinaden otağlarında hep kurt başlı bayrak dalgalandırmışlardır.

5. Ergenekon Destanı

Türklüğün Önemini Vurgulayan Türk Destanları

Göktürk destanlarından olan Ergenekon destanı aslında bozkurt destanının devamı gibidir. 7. Ve 8. Yüzyıl civarını anlatır. Zamanında bütün yabancı kavimler Türklerden korkmuş onların boyunduruğu altına girmiştir. Buna daha fazla dayanamayınca onların birçoğunu öldürmüştür. Esir düşen kişiler ise oradan kaçmışlar ve dik yokuşlu bir dağın ardında kendilerine çok verimli bir yurt bulmuşlardır. Burada 400 yıl yaşayıp çoğalmışlardır. Ergenekon destanı da ismini buradan alır. Ergen dağ kemeri, kon ise dik demektir. 400 yılın sonunda burada yaşayan Türkler sığamaz olunca eski yurtlarına geri dönmek istemişlerdir. Fakat yol bulamamışlar ve önlerindeki demirden dağı eritmek zorunda kalmışlardır ve dağ eriyince ortaya bir bozkurt çıkmış onlara yol göstermiştir. Ardından Türkler tüm dünyaya yayılmış ve boyunduruğu altına girmeyen devletleri de yok etmiştir.

6. Türeyiş Destanı

Uygurlar döneminde 8. ve 9. yüzyıl civarlarında ortaya çıkan bu destan yine Türklüğün gücünü ve onun varoluşunu özgürlüğüne düşkün kurtlara bağlar. Bu destana göre Hun hakanlarından birinin iki kızı vardır ve bu kızlar öyle güzeldir ki onları evlendirmeye kıyamaz. Kimsenin onları görmesini istemeyen hakan, kızları bir kuleye kapatır. Onları tanrı gibi yüce bir varlıkla evlendirmek ister ve bunun için yalvarır. Kuleye kapattığı kızlarını bir bozkurt 3 ay boyunca izler kulenin dibinden ayrılmaz. Hakan da bu kurdu tanrının gönderdiğine inanır ve kızları onun eşi olur. Bu birliktelikten 9 Oğuz ve 10 Uygur boyu doğar. Çocukları çok güçlüdür ve sesleri bile kurda benzer. Çok iyi savaşçılar olmuşlardır. Birçok kavimle savaşmışlar soylarını devam ettirmişler ve dünyanın dört bir yanına yayılarak dünyayı egemenliği altına almışlardır.

7. Manas Destanı

Türklüğün Önemini Vurgulayan Türk Destanları

Kazak-Kırgız destanlarından olan bu destan dünyanın en uzun destanıdır ve Türk destanlarından konu olarak ayrışır. 3 büyük bölümden oluşan destanın ilk bölümünde Manas anlatılır. Kara Han’ın oğlu Yakup Han bir çocuk ister ama olmaz ve bunun için tanrıya yalvarır. Tanrı ona bir çocuk verir ve 4 peygamber ona Manas adını verir. Manas; akıllı, zeki gibi anlamlara gelir. Çocuk doğar doğmaz konuşmaya başlar ve çok çabuk güçlenir. Savaşlarda çeşitli zaferler kazanır ve Kırgızları tek bayrak altında toplar. Destanda Manas defalarca kez öldürülür ama o yeniden gelir. En sonuncusunda geri dönemeyecek şekilde öldüğünde, Kırgızlar iktidar kavgasına düşer ve iç çekişmeler görülür. Destanın diğer 2 bölümünde oğlu ve torununun yaşamı anlatılır. Destan günümüze kadar gelişerek zenginleşerek gelmiştir. Türk tarihi hakkında çok önemli verilere bu destan sayesinde ulaşılmıştır.

8. Cengiz Han Destanı

Cengiz Han destanı Türk-Moğol destanlarındandır. 13. yüzyılda oluşmuş günümüze gelişerek gelmiştir. Özellikle Orta Asya’da yaşayan Türkler bu destanı korumuşlar ve devam ettirmişlerdir. Destan, Cengiz Han’ın günışığı ve kurt-tanrının çocuğu olarak dünyaya geldiğinden bahseder. Cengiz Han’ın baba tarafından soyu oğuzlara dayanmaktadır ve bu yüzden de Türk kahramanı olarak anlatılır. Kâhinler çok önceleri onun geleceğini haber vermişlerdir. Büyüyüp olgunlaştıktan sonra halk onu han olarak seçer. Cengiz Han da ülkesini çok sever, çalışır didinir ve toprağına toprak katar. Tarihte cengiz hanın gazabından da sıklıkla bahsedilir. Oğlunun öldüğü Nişabur’da 1,5 milyon canlıyı öldürmüştür. Hatta hayvanları bile sağ bırakmamıştır. Destan boyunca onun bu savaşlarını, fetihlerini ve kabilelerini görürüz. Kurduğu büyük imparatorluğu en sonunda çocuklarına paylaştırır ve ölür.

9. Satuk Buğra Han Destanı

Karahanlılar döneminde yazılmış olan bu destanda Satuk Buğra Han’ın yaşamı anlatılır. Destana göre; Hz. Muhammed miraca çıktığında kendinden önceki peygamberleri görmüştür ancak peygamberlerin arasından birini tanıyamayınca Cebrail’e sorar, bu kimdir diye. Cebrail de bu peygamber değildir, sizden 3 asır sonra dünyaya gelecek ve Müslümanlığı dünyaya yayacaktır, der. 3 asır sonra Kaşgar Han’ın oğlu Satuk Buğra dünyaya gelir. Büyür ve bir gün ava çıktığında bir tavşan insana dönüşerek ona Müslüman olmasını öğütler. Ömrünü Müslümanlığı yaymak için mücadeleler vererek geçiren Satuk Buğra Han’ın savaşlarda kırk adım öteye giden ateşler saçan bir kılıcının var olduğu söylenir. Bununla düşmanlarına dehşet saçar ve en sonunda tanrının davetiyle hastalanarak ölür.

10. Danişment Gazi Destanı

Türklüğün Önemini Vurgulayan Türk Destanları

Türklüğün önemini vurgulayan Türk destanları listemizin sonunda Danişmentname de denilen Danişment Gazi destanı var. Bu destan 12. yüzyılda sözlü olarak ortaya çıkmış, 13. yüzyılda ise yazıya geçirilmiştir. Destan Danişment Gazi’nin hayatını konu alır. Bu destan diğerlerinden farklı olarak tarihi gerçekleri yansıttığından uzunca süre tarih kitabı olarak anılmıştır. Battalgazi’nin torunlarından olan Danişment Gazi beylerden izin alarak Anadolu fetihlerine çıkar ve birçok şehri almayı başarır. Müslümanlığı yayar. Kendisi bilgili, çevik ve dindar biridir. Savaşta at üstünde düşmanını tek darbeyle ikiye ayırdığı anlatılır. Savaş esnasında attığı naralarla düşmanları korkutur. Müslümanlığı yaydığı şehirlerden bir tanesi dinden çıkar, bunun üzerine Danişment Gazi tekrar orayı alır ve Canik’e doğru yola çıktığında pusuya düşürülerek öldürülür.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
8
Beğen
Mutlu Mutlu
1
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç