Türkiye Cumhuriyetinden Önce Kurulan En Eski Şirketler

6 dk okuma süresi


22
11 Paylaşım, 22 puan

Günümüzde şirket açmak oldukça kolay ve sık rastlanır bir durum olsa da tarihin derinliklerinde henüz marka kavramı bile oluşmamışken kurulmuş ve nesilden nesile aktarılmayı başarabilmiş köklü şirketler de var. Kimi en temel ihtiyaçlarla, kimi yaptığı lezzetli yiyeceklerle, kimi sunduğu yararlı hizmetlerle nesillerdir insanlara bir şekilde dokunmayı başarabilmiş ve Türk tarihinin gelmiş geçmiş en eski şirketlerinden olmaya hak kazanmışlardır. Bir yandan üçüncü kuşağa aktarılmayı dahi başaramamış, ömrü 25 yılı geçemeyen çok sayıda şirketin olduğu günümüzde; yıllardır ayakta kalmayı başarmış Türkiye Cumhuriyetinden önce kurulan en eski şirketleri ve bu köklü markaların temellerinin atılma hikayelerini sizler için derledik. Keyifli okumalar!

1. Hacı Bekir Lokumları

Türkiye Cumhuriyetinden Önce Kurulan En Eski Şirketler

Şirketin hikayesi, 1777 yılında Kastamonu’ndan İstanbul’un Bahçekapı semtine gelen Şekerci Hacı Bekir Efendi’nin küçük bir şekerci dükkanı açmasıyla başlamıştır. Önceleri lokum, akide gibi şekerlemeleri bal ve pekmezle tatlandıran Hacı Bekir Efendi; Avrupa’da yaşanan sektörel gelişmeleri de yakından takip etmiş, rafine şeker ve nişastanın keşfedilmesiyle kendi zanaatında bunları kullanmaya başlamıştır. Şeker ve nişasta, Hacı Bekir Efendi’nin ustalığı ve el lezzetiyle birleşince ortaya çıkan leziz tatlar herkes tarafından beğenilmeye başlanmış, hatta şeker ve lokumlarının ünü Osmanlı Sarayına kadar ulaşmıştır. Bunun üzerine dönemin padişahı II. Mahmud Hacı Bekir Efendi’yi, sarayın şekercibaşılığına getirmiş ve sarayın şekerlemelerini onun imalathanesinden almaya başlamıştır.

2. Kebapçı İskender

Kebapçı İskender’in hikayesinden bahsederken “İskender Kebabı” ve “Döner” in doğuş hikayesi de çıkıyor karşımıza. Mehmet oğlu İskender Efendi, 1867 yılında Bursa Kayhan’daki dükkanlarında keşfetmiştir döneri. İskender Efendi keşfedene kadar et, ocağın üzerine yatırılarak yatay olarak zor ve verimsiz bir şekilde pişirilirdi. Henüz 12-13 yaşlarında olmasına rağmen Mehmet oğlu İskender, etin dikey bir çubuğa geçirilip kendi etrafında dönerek pişirilmesi şeklini bulmuş ve etin pişirilmesine yepyeni bir boyut kazandırmıştır. Bu tat, Bursa’da o dönemlerde “İskender Efendi’nin Dönen Kebabı” olarak anılsa da zamanla “döner kebap” şeklinde dilimize oturmuştur. Döneri domates sosu, tereyağı, pide ve yoğurtla birleştirip sunan usta, İskender kebabını da Türk mutfağına katmıştır.

3. Kurukahveci Mehmet Efendi

Türkiye Cumhuriyetinden Önce Kurulan En Eski Şirketler

Kurukahveci Mehmet Efendi şirketi 1871 yılında İstanbul Fatih’te Mehmet Efendi tarafından kurulmuştur. Türk kahvesi 19. yüzyılın sonlarına kadar çiğ kahve çekirdeği olarak bulunuyor ve insanlar evlerinde kavurup öğüterek kullanabiliyorlardı. Ancak babası tarafından işletilen baharat ve çiğ kahve dükkanını devralan Mehmet Efendi, insanların uğraşarak yaptıkları çiğ çekirdek halindeki Türk kahvesini kavurup büyük havanlarda öğüterek hazır bir şekilde halkın tüketimine sunmuştur. Hazırlanıp kullanıma sunulan kahveleriyle ve müşterilerine sağladığı bu imkanla başta kahveseverlerin olmak üzere toplumun büyük bir kesiminin dikkatini çekmeyi başarmış ve sonrasında “Kurukahveci Mehmet Efendi” ünvanıyla anılmaya başlanmıştır. Böylelikle marka doğmuştur.

4. Sabuncakis

Çiçekçilik markası olan Sabuncakis’in hikayesi, kurucu İstirati Sabuncakis’in 1870 yılında İstanbul’a göç etmesiyle başlamıştır. 1874 yılında Taksim bulunan İstiklal Caddesi’nde ilk dükkan açılmış ve çiçekler Dolapdere’de kendi mülkleri olan bir serada yetiştirilmiştir. İstirati Sabuncakis’in vefatından sonra şirketi, oğulları Bay Yorgi ve Bay Koço devralmıştır. Bu evrede yeni şubeler açıp büyümeye devam eden markanın ünü başkente kadar ulaşmıştır. Atatürk’ün çiçeklere olan sevgisi nedeniyle, çiçekçilik sektörünün gelişmesi adına adımlar atmış Sabuncakisleri Ankara’ya getirmiştir. Sabuncakis markası, müşterilerine özenle yetiştirip sundukları çiçeklerinin yanında sektöre kazandırdığı dergi ve kitaplarla topluma ışık tutmuştur ve hala varlığını sürdürmektedir. Bu hikayesiyle Sabuncakis markası, Türkiye Cumhuriyetinden önce kurulan en eski şirketler arasında yerini almıştır.

5. Vefa Bozacısı

Türkiye Cumhuriyetinden Önce Kurulan En Eski Şirketler

1870 yılında Arnavutluk’tan İstanbul’a gelen Hacı Sadık Bey’in dikkatini, çevre esnafın imalatını yapıp sattığı boza çekmiştir. O dönemde halk arasında yaygın olan sıvı formda, koyu renkli ve ekşi bir lezzete sahip olan bozayı farklı şekillerde tekrardan hazırlamayı denemiş ve sonucunda kendi geliştirdiği yöntemle koyu bir kıvamda, açık sarı bir renkte ve çok hafif bir ekşilik olan haliyle müşterilerine sunmuştur. Başlarda evinin altında kendi kısıtlı imkanlarıyla ürettiği yeni formdaki bozasını sırtına alıp 6 yıl boyunca özellikle de soğuk kış gecelerinde saray çevresinde sokak sokak dolaşarak tanıtmıştır. Bu çabalarının sonucunu geceleri her köşe başında dört gözle beklenerek alan Hacı Sadık Bey cesaretlenerek 1876 yılında İstanbul Vefa’da ilk dükkanını açmıştır ve bu dükkana “Vefa Bozacısı” ismini vermiştir.

6. Komili

Komili markasının hikayesi, 1878 yılında o dönemlerde Osmanlı toprağı olan Midilli Adası’nda başlamıştır. Kurucu Hasan Efendi, sahibi olduğu zeytin ağaçlarının bakımı nedeniyle adanın Komi köyüne sıklıkta gittiği için “Komi’li Hasan” olarak anılmaya başlanmıştır. Hasan Efendi geçimini sabun ve zeytinyağı üreterek sağladığı dönemlerde gerçekleşen Lozan Antlaşması gereği Ayvalık’a göç etmiştir ve böylelikle Midilli Adası’nın Komi köyünden doğan şirket Ayvalık’ta hizmetine devam etmiştir. Büyük bir özenle en iyi bildikleri işi yapmaya devam eden Hasan Efendi ve oğulları hem marka ismi hem de soy ismi olarak “Komili” adını tercih etmiştir. Komili markası hem zeytinyağı sektöründeki öncülüğü hem de günümüze kadar süregelen faaliyetleriyle Türkiye Cumhuriyetinden önce kurulan en eski şirketler arasında önemli yerlerden birinin sahibi olmuştur.

7. Atelier Rebul

Türkiye Cumhuriyetinden Önce Kurulan En Eski Şirketler

Markanın öyküsü, 1895 yılında Fransız eczacı olan Jean Cesar Reboul’un Trabzon’da mühendis olarak çalışan babasını ziyarete gitmesiyle başlamıştır. Trabzon’a İstanbul üzerinden gitmiş ve gördüğü bu hareketli şehir onu çok etkilemiştir. Şehir Reboul’a girişim yapma isteği uyandırmış ve Beyoğlu’nda “Büyük Paris Eczanesi” adıyla bir eczane açmıştır. Eczaneyi açmasıyla, o zamanlar İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde eğitimi devam eden ancak azimli bir genç olan Kemal Müderrisoğlu ve Reboul’ün yolları kesişmiş olur ve usta-çırak olarak başlayan ilişki zamanla ortaklığa dönüşmüştür. Yıllar içinde Rebul Eczanesi’nin ünü oldukça artmış ve ürettikleri lavanta kolonyasıyla da halk arasında oldukça yaygın olarak tercih edilen bir marka haline gelmiştir.

8. Hamidiye Su

Sultan II. Abdülhamit, hükümdarlığının ilk yıllarında İstanbul’un yaşadığı su sorununu görmüş ve sorunun giderilmesi için çeşitli çalışmalar başlatmıştır. Bu çalışmalar ve araştırmalar sonucunda hali hazırda İstanbul’un su ihtiyacının karşılandığı Kırkçeşme, Halkalı ve Taksim sularının haricinde yeni bir su tesisinin inşa edilmesine karar verilmiştir. 1900 yılında merkezin oluşturulması adına çalışmalar başlatılmış, suyun halkın hizmetine sunulması ise 1902 yılını bulmuştur. Halka sunulan 86 adet çeşme, saraylarda bulunan 40 adet çeşme ve boru hattı üzerinde bulunan 7 çeşmeyle beraber toplamda 133 çeşmeden su dağıtılmıştır. Zamanla halkın ihtiyaçları ve şehrin büyümesi gibi nedenlerle su ihtiyacının çeşmelerden karşılanması olanaksız hale gelmeye başlamış ve bunun üzerine de 1979 yılından itibaren Hamidiye Su şişelenerek hizmet vermeye başlamıştır.

9. Koska

Resmi kaynaklarda 1907 olarak bilinen kuruluş tarihiyle Türkiye Cumhuriyetinden önce kurulan en eski şirketler arasında yer alan başka bir firma “Koska” olmuştur. Markanın öyküsü 1900’lü yılların başlarında Hacı Emin Bey’in Denizli’de kurduğu helvacı dükkanıyla başlamıştır. Sonraları babasının izinden yürüyen Halil İbrahim Adil Dindar, oğullarını da yanına alarak 1931 yılında İstanbul’un yolunu tutmuştur. Koska semtinde bir dükkan açıp burada baba mesleğini icra etmeye devam eden Dindar ve oğulları halka sundukları helva ve tatlıların lezzetiyle ünlenmiştir. Daha sonraları helvanın yanı sıra lokum, reçel ve toz helva gibi tatların da üretimini yapmışlardır. Dükkanlarının bulunduğu semtin adı zamanla halk arasında unvanları haline gelmiş, böylelikle marka adı olarak “Koska” ismini tercih etmişlerdir.

10. Abdi İbrahim

Türkiye Cumhuriyetinden Önce Kurulan En Eski Şirketler

Eczacı Abdi İbrahim tarafından 1912 yılında Kocamustafapaşa’da açılan küçük bir eczaneyle çıkılan yolda, ilk başlarda ilaç üretimi yapılmıştır. Küçük bir dükkanla başlayan marka çok geçmeden büyüyerek 1915 yılında Mahmutpaşa’da seri üretime geçmiştir. 1940 yılına gelindiğinde, üretilip diğer eczanelere dağıtılan ilaç sayısı 80 olmuş, firma hızlı büyümesine devam etmiştir. Bu büyüme nedeniyle yetersiz gelen alan sorunu doğurmuş, yıllar içerisinde firma önce Vefa semtine oradan Başakşehir’e taşınmıştır. 2007 yılında 800 milyon doları aşkın cirosuyla dünyanın en büyük 96. büyük ilaç şirketi olmayı başarmıştır. Aynı zamanda yurtdışına ilaç satışı yapan şirketin birçok ülkede temsilcilikleri de bulunmaktadır. Abdi İbrahim markası 1912 yılında küçük bir eczane dükkanıyla başlattığı faaliyetlerine dev bir şirket olarak devam etmektedir.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
13
Beğen
Mutlu Mutlu
2
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
3
İlginç

Yorum bırak