Tarihiyle Kültür Sırlarını Mimarisinde Saklayan Yapıtlar

6 dk okuma süresi


8
14 Paylaşım, 8 puan

Geçmişte büyük yatırımlar ve güçlüklerle inşa edilen bazı simgesel yapıtlar tarihiyle bir kültür ögesi haline gelmiş ve mimarisinde döneminin sırlarını saklayan dikkat çekici eserler olacak kadar kültürel ilgiye maruz kalmışlardır. Şehirlerin, ülkelerin hatta milletlerin simgesi haline gelmiş bu ikonik mimari yapıların görsel özellikleri, sanatsal yeterlilikleri ve teknik dehaları kadar arkalarında gizledikleri muazzam ve dikkat çekici hikayeleri de merak uyandırıcı niteliktedir. İnşa edildikleri bölgeler ve dönemler açısından tarihini ve kültürünü yaşatan yüzlerce büyüleyici yapıt arasından bazılarının öne çıkan özelliklerini sizler için derledik. Keyifli okumalar dileriz!

1. Aziz Vasil Katedrali

Tarihiyle Kültür Sırlarını Mimarisinde Saklayan Yapıtlar

Moskova’nın simgesi olan Aziz Vasil Katedrali ünlü mimari özellikleriyle dikkatleri üzerine çeken bir yapıdır. Bu yapıt 1555 – 1561 yılları arasında Kazan ve Astrahan hanlıklarına karşı Rus Devleti’nin zaferlerini kutlamak amacıyla yaptırılmıştır. Katedral’in kubbelerin her biri bir zaferi temsil etmektedir. Günümüzde müze olarak kullanılan Katedral’de 16. yüzyıl ve sonrasına ait farklı simge, portre, boyama, süsleme ve peyzaj örnekleri bulunmaktadır. Aziz Vasil Katedrali’ndeki ünlü eser ise 17. yüzyıldan kalan ve Çar Aleksey Mihayloviç’e ait olan bir kadehtir. Bu kadeh dışında, Katedral’in duvar ve tavan işlemeleri ile kendine özgü aydınlatma sistemi de mimari yapıyı, eşsiz bir seviyeye ulaşmıştır. Renkleri ve zengin kabartmalarıyla dikkat çeken bu yapı, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

2. Parthenon Tapınağı

Parthenon Tapınağı M.Ö 447-432 yılları arasında Atina’da inşa edilmiştir. Bu tapınak tarihiyle birlikte sırlarını mimarisinde ustaca saklayan ve Yunan kültür ögelerini barındıran yapıtlar arasındadır. Athena’ya atfedilerek yapılmış olan Parthenon, Atina demokrasisi denince akla gelen sembol bir yapıdır. Ayrıca Parthenon Tapınağı Ayasofya gibi dini gücün sembolü olarak görülen kutsal bir mekandı. Birçok farklı amaçla kullanılmıştır. Parthenon Tapınağı’nın genişlik ve yüksekliği arasındaki ölçü altın orana çok yakındır. Bu yüzden altın oranın insanlar tarafından kullanıldığı ilk eserlerden biri olarak kabul edilmiştir. Tapınağı’nın inşası ise döneminin en ihtişamlı heykel işçiliğine sahne olmuştur. Tapınak üzerine Yunanlılar ve Amazonlar arasındaki savaşlar; Troyalılar, tanrılar ve devler arasında geçen mücadeleler aktarılmıştır.

3. Kubbet’üs-Sahra

Tarihiyle Kültür Sırlarını Mimarisinde Saklayan Yapıtlar

687-691 yılları arasında inşa edilen Kubbet-üs Sahra, İslam mimarisinin ilk kubbeli dini yapısı olma özelliğini taşımaktadır. Kubbet-üs Sahra’nın asıl önemi ise Hz. Muhammed’in miraca çıktığı kaya olan Hacer-i Muallak taşının üzerinde olmasından gelmektedir. Kubbet-üs Sahra planına baktığımızda ise kayanın etrafındaki bir çift koridor ve sekizgen yapıdaki kubbe göze çarpmaktadır. Kubbe kasnağı Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait çinilerle kaplıdır ve kasnakta ayetlerin yer aldığı sülüs bir yazı kuşağı bulunmaktadır. Ayrıca mimarisinde Helenistik ve Roma sanatının etkilerini gösteren zeytin, badem ağaçları, bereket boynuzları, çiçek ve mücevher gibi kompozisyonlar kullanılmıştır. İslam’a erken geçiş süsleme sanatının bir örneği olduğu gibi Bizans mozaik sanatı için de bir belge niteliğindedir.

4. Cenne Ulu Camii

Mali’nin Djenne bölgesinde bulunan Cenne Cami, topraktan yapılmış en büyük yapı olma özelliğine sahiptir. Tamamı topraktan inşa edilen Büyük Cenne Camii’nin yıkılmasını önlemek için senede bir gün caminin sıvalarını güçlendirme işlemi yapılmaktadır. Caminin mimari tarzına ‘Sahil Sudanez’ denilmektedir. 13. yüzyılda görülen ilk İslam izleriyle birlikte bölgeye has bir malzemeyle inşa edilmiş ve aynı zamanda Mağrib mimarisinden de esinlenilmiştir. Görünüş olarak konik biçimli sarmal kademeli minareler, dış cephesinde sıra odunlar ile çevrelenmiş, profesyonel havalandırma sistemi kullanılmıştır. Bu havalandırmalar Kuran’daki bir ayeti temsil etmektedir. Bununla birlikte Allah’ın 99 adına karşılık bir kolon yapılmıştır ve bunun yüzyıllardır gelen sağlamlığının temeli olduğuna inanılmaktadır.

5. Siena Katedrali

Tarihiyle Kültür Sırlarını Mimarisinde Saklayan Yapıtlar

İtalya’da bulunan Siena Katedrali bir ortaçağ Roma Katolik kilisesidir. Bu kilisenin mimarı dönemin önde gelen sanatçılarından Giovanni di Agostino’dur. Katedral yapımı sırasında ülkeyi kasıp kavuran veba salgını nedeniyle tamamlanamamış ve 19. yüzyılda yeniden restore edilerek ziyarete uygun hale getirilmiştir. Katedral’in yapımında kullanılan beyaz, yeşil ve siyah mermerler Siena şehrinin sembolüdür. Bu semboller kentin kurucuları olan Senius ve Aschius’un siyah beyaz atlarıyla ilişkilendirilmektedir. Yapıtta bakirenin etrafında gruplanmış otuz beş peygamber ve ataların heykeli vardır. Bu gösterişli Katedral’in cephesinin alt katını süsleyen heykellerin çoğu Giovanni Pisano ve peygamberleri, filozofları ve havarileri tasvir eden asistan tarafından yapılırken, üst kısmı daha çok Gotik heykellerle süslenerek tasarlanmıştır.

6. Lotus Tapınağı

Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi kentinde bulunan Lotus Tapınağı’nın inanılmaz yapısı, İranlı mimar Fariborz Sahba tarafından tasarlanmıştır. Tasarımda lotus çiçeğinin yapısının temel alınma nedeni ise Bahai inancına göre saflığı, tazeliği ve sadeliği sembolize etmesidir. Bahailik inancında dünyada bulunan dokuz dini temsilen dokuz kapısının, çevresini sarmalayan dokuz adet göletin ve bu göletleri geçmek için tasarlanan dokuz adet köprünün olması ve Tanrı’nın herkes için bir olduğunu vurgulamak amacıyla da tek kubbesinin olması öne çıkan çarpıcı mimari özellikleri arasındadır. Kısaca bu tapınak bulunduğu yörenin ve bölgenin kültürel özelliğini yansıtacak bir mimariyle sembolik olması amacıyla yapılmıştır. Lotus Tapınağı dünyanın her yerinde bütün ırklar, dinler ve kastlar için ‘Tanrıya ibadet’e adanmıştır.

7. San Marco Bazilikası

Tarihiyle Kültür Sırlarını Mimarisinde Saklayan Yapıtlar

İtalya’nın San Marco Meydanı’nda yer alan San Marco Bazilikası, 828 yılındaki yapımında küçük ve mütevazı bir kilise olarak Aziz Markus’un İskenderiye’de kaçırılan naaşını defnetme amacıyla yapılmıştır. Tekrar inşa edilerek restore edildikten sonra bilinen en son görünümüne kavuşmuştur. Bazilika’nın yapımında Aziz Markus’un yaşamını tasvir eden mozaikler sıklıkla kullanılmıştır. Ön cephenin ortasında ve en üstündeki Aziz Markus ve Melekler Heykeli, cepheyi süsleyen freskler ve mozaikler, taç kapı girişini süsleyen oymalı süsler göz alıcı bir tasarımla bulunmaktadır. Yapıttaki renkli mermer zeminin 12. ve 14. yüzyıldan kalma, İncil’den hikayelerin betimlendiği mozaikler yer almaktadır. San Marco Bazilikası’nın kubbelerinin eteklerinde ise yan yana sıralanmış küçük pencerelerde Bizans mimarisi etkileri görülmektedir.

8. Şeyh Zayed Camii

Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti olan ve Basra Körfezi’nde yer alan Abu Dabi’de bulunan Şeyh Zayed Camii, ibadetin merkezi olarak kabul edilmektedir. Şeyh Zayed Camii mimarinin ve sanatın tarihi yönüyle modern yönünü birleştiren bir yapı olmuştur. Bu yapının inşasında “dünya kültürlerini birleştirme” amacıyla dünyanın birçok ülkesinden malzemeler kullanılmıştır. Yapımında pek çok tarihi mimari akım harmanlanarak oluşturulmuştur. Özellikle Pers mimarisi ve Osmanlı mimarisinin etkilerini görmek mümkündür. Şeyh Zayed Cami’de farklı boyutlarda kubbeler bulunmaktadır. Kubbe tasarımındaki çizgiler Babür İmparatorluğu dönemini yansıtmaktadır. Mihrabın arkasındaki kıble duvarında “Allah’ın 99 ismi” işlenmiş panolar bulunmaktadır. Yazılar ve motifler Mendi el-Temim tarafından gerçekleştirilmiştir.

9. Selimiye Camii

Büyük Usta Mimar Sinan‘ın 90 yaşında yaptığı ve “ustalık eserim” dediği Selimiye Camii hem tarihiyle hem de Osmanlı kültür sırlarını ustalıkla mimarisinde saklayan yapıtlar arasındadır. 2011’deyılında Dünya Mirası olarak tescil edilen Selimiye Camii ve Külliyesi yapımında İznik çinileri kullanılmıştır. Mimar Sinan’ın Selimiye Cami’nin kubbesini oturtmak için bilinmeyenli bir denklemi, matematiğe farklı beşinci bir işlem yaparak çözdüğü ortaya çıkmıştır. Caminin mermer ayaklardan birinde görülen ters bir lale motifi bulunmaktadır. Bu motifin caminin bulunduğu yerde bir lale bahçesi bulunması ve sahibinin arsayı satarken güçlük çıkardı. Ardından arsa sahibi satması karşılığında lale figürünü camiye eklemesini istedi. Bunun üzerine Mimar Sinan adamın ters bir yapısı olduğu için lale figürünü ters olarak yapılmasını uygun gördü.

10. Sultan Ahmet Camii

Tarihiyle Kültür Sırlarını Mimarisinde Saklayan Yapıtlar

Sultan Ahmet Cami 1617 yılında Osmanlı padişahı I. Ahmet tarafından Mimar Sedefkâr Mehmed Ağaya yaptırılmıştır. İstanbul’daki tarihi yarımadalardan birinde inşa edilmiş olan cami ve İstanbul’daki en büyük eserlerden biridir. Sultan Ahmet Camii’nin tasarımı Osmanlı cami mimarisi ile Bizans kilise mimarisinin 200 yıllık sentezinin zirvesini oluşturmaktadır. Ayasofya’dan bazı Bizans esintileri içermesinin yanı sıra geleneksel İslami mimari de ağır basmakta ve klasik dönemin son büyük camisi olarak görülmektedir. Cami tasarımındaki “boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam” fikri başarıyla yansıtılmıştır. Yapının sanatsal açıdan en önemli yanı ise 20bini aşkın İznik çinisi kullanılmış olmasıdır. Bu İznik çinilerinin mavi ve sarı tonlardaki bitki motifler kullanılması yapıyı sadece ibadethane olmaktan daha öteye taşımıştır.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
13
Beğen
Mutlu Mutlu
8
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
5
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!