Sanatın Zehirleyen Hali: Stendhal Sendromu

4 dk okuma süresi


5

Sanatın insanlar üzerindeki olumlu etkileri üzerine çok konuşulabilir. Sanatın her türlüsü insan psikolojisi ve ruhsal durumları açısından oldukça etkili olduğu bilinmektedir. Sanat, bir duyguyu yaşayan kişinin, o duyguyu isteyerek başka bireylere aktarması olarak tanımlanabilmektedir. Kişiler üzerinde yüce duygular uyandırarak asil düşünceler edinmesini sağlayabilir. Ancak sanatın insan üzerinde çok fazla olumlu etkisi varken bazı durumlarda kişiye olumsuz etkisi de vardır. Psikoloji alanında da oldukça dikkat çeken sanatın kişiyi zehirleyen hali Stendhal Sendromu nedir sizin için araştırdık. Keyifli okumalar!

1. Stendhal Sendromu’nun Tanımı

Sanatın Zehirleyen Hali Stendhal Sendromu

Bireyin, bir sanat eserinin güzelliği ve ihtişamı karşısında kendinden geçmesine Stendhal sendromu denmektedir. Floransa sendromu ve Hiperkültüremi olarak da bilinen Stendhal Sendromu asıl ismini Fransız yazar Stendhal’ın da aynı sendromdan muzdarip olmasından alır. Fransız yazar, Santa Croce Bazilikası’nda burada gördüğü çinilerden etkilenerek Stendhal Sendromu’nun belirtileriyle karşılaşmıştır. Yıllar sonra Floransa’da bulunan bir sanat eseri, Fransız yazar’ın Stendhal Sendromu’nu tetiklemiştir. Sendromun Floransa sendromu olarak da bilinmesinin sebebi burada yatmaktadır. Floransa bu sendromun başkenti denilmektedir.

2. Stendhal Sendromu Nedenleri

Sanat eserlerine duyulan aşırı ilgi Stendhal sendromunun nedenlerindendir. Sanat eserlerinin kişi üzerinde uyandırdığı duygular ya da eğer varsa önceden yaşadığı psikolojik bir rahatsızlığı tetiklemesi durumunda da Stendhal Sendromu ortaya çıkabilir. Fakat sadece önceden psikolojik bir rahatsızlık geçirmiş kişiler üzerinde etkili değildir. Kişinin gördüğü sanat eseri karşısında anlatması güç olan yoğun duygular hissettiklerini söylemişlerdir. Kişiden kişiye farklı belirtileri olsan bu sendrom aynı zamanda kişiden kişiye de farklı nedenler taşımaktadır. Sanat zehirleyen ve olumsuz belirtilere sebep olan hali Stendhal Sendromu nedenleri oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir.

3. Stendhal Sendromu Belirtileri

Sanatın Zehirleyen Hali Stendhal Sendromu

Stendhal sendromu yaşayan kişilerde hızlı kalp atışı, baş dönmesi ve kimi zaman da halüsinasyon gördükleri bilinmektedir. Genellikle sanat eserlerinin güzelliği karşısında görülmekle birlikte organizasyonlar ya da doğa olayları gibi durumlar çerçevesinde de gerçekleşebilmektedir. Kişide sanat eseri karşısında yoğun duygular hissettiren ve kafa karışıklığına sebep olan psikomatik bir durum olarak açıklanmaktadır. Yönelim bozukluğu, paronaya, geçici hafıza kaybı, geçici delilik gibi belirtilerin yanı sıra bulanık görme, aşırı terleme, panik atak, göğüste sıkışma hissi ve bayılma gibi belirtileri de olabilmektedir.

4. Stendhal Sendromu Tedavisi

Stendhal sendromu tedavisi kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Sanat eserleri kişiler üzerinde farklı duygular uyandırdığı ve farklı dürtüleri tetiklediği için aynı tedavi yöntemleri kullanılmamaktadır. Müzik, resim , fotoğraf ve heykel gibi çeşitli sanat dallarına farklı tepkiler veren bireylere ilk önce psikoeğitim verilmektedir. Dinlenme, nemlendirme, beslenme ve güneşten koruma gibi koruyucu tekniklerden sonra bireyin öncesinde yaşamış olduğu psikolojik rahatsızlıklar varsa o rahatsızlıklara odaklanılmaktadır. Panik atak derecesindeki bireylere ilaç tedavisi ile destek uygulanır. Stendhal Sendromu’nu şiddetli bir şekilde yaşayan insanların psikolojik bir desteğe başvurmaları gerekmektedir.

5. Turist Sendromu

Sanatın Zehirleyen Hali Stendhal Sendromu

Schmidt, turistlerinde Stendhal Sendromu benzeri semptomlar gösterdiğini söylemektedir. Özellikle Floransa da Stendhal Sendromu’na oldukça sık rastlanmaktadır. Fransız yazar Stendhal’ın kitabından sonra yüzlerce insanın benzer durumlarla karşı karşıya kaldıkları vaka kaydı bulunmaktadır. Floransa’daki Uffizi Galerisinde çok fazla rastlanan Stendhal Sendromu’na Turist Hastalığı denilmektedir. Turist Hastalığı ismi Stendhal Sendromu’ndan daha önce ortaya çıkmıştır. Sanat eserleri karşısında büyülenmiş gibi hissederek farklı tepkiler vererek, ayrı ayrı belirtilerin ortaya çıktığı görülmektedir.

6. Freud ve Davut Heykeli

İddialara göre Sigmund Freud, Michelangelo’nun Musa Heykeli üzerine araştırmalar yaparken ve Musa Heykelini görmesiyle bayıldığı söylenmektedir. Freud, Roma gezisinde Musa Heykeli’ni yakından inceleme fırsatı bulmuştur. Freud’un Michelangelo’nun Musa yazısında, Stendhal Sendromu’nun belirtileri ile karşılaştığı yazmamaktadır. Fakat Freud’un aynı gezi sırasında Davut Heykeli ile karşılaştığı ve bu eser karşısında da bayıldığı söylenmektedir. Rönesans’ın en önemli yapıtları arasında yer alan Davut Heykeli Floransa’da bulunmaktadır. Birçok kopyasının yapıldığı Davut Heykeli 3 yılda tamamlanmıştır.

7. Boticelli – Venüs’ün Doğuşu

Sanatın Zehirleyen Hali Stendhal Sendromu

İtalya’da Uffizi Galerisi’nde sergilenen Sandra Boticelli’nin Tablosu olan Venüs’ün Doğuşu’nu izleyen bir adamın kalbinin durduğu söylenmektedir. Galeri müdürü bu eser önünde çok fazla fenalaşan veya bayılan olduğunu söylemektedir. Botticelli’nin birçok kaynaktan ilham alarak yaptığı bu tablo, galeriye gelen çoğu ziyaretçi üzerinde yoğun duygulara ve aşırı tepkilere sebep olmuştur. Rönesans döneminde çok yaygın olan Pagan inanışını ve Hristiyanlığı sentezleyen bu eserin kişiler üzerinde ne gibi duygular uyandırdığı bilinmemektedir. Fakat Stendhal Sendromu belirtileri gösterdikleri bilinmektedir.

8. Caravaggio – Medusa

Yunan Mitolojisi’nde üç kız kardeşten biri olan Medusa, ölümsüzlüğe sahip olan kardeşlerinin aksine ölümlüdür. Canlı yılanlardan oluşan saç tellerine ve çirkin bir yüze sahiptir. Medusa gözlerine bakanları taşa çevirme özelliğine sahip, mitolojik bir karakterdir. Yunan Mitolojisi’nde oldukça önemli bir yere sahip olan Medusa’yı Caravaggio kendi eserinde kullanmıştır. Floransa’da sergilenen Caravaggio’nun Medusa eseri karşısında bazı kişilerin bayıldığı gözlemlenmiştir. Schmidt bu vakaları “sanatın gerçekliği etkilediğinin kanıtı” olarak yorumlamaktadır. Sanatın yoğun duygular hissettiren ve zehirleyen hali Stendhal Sendromu en çok Floransa’da görülmektedir.

9. Stendhal Sendromu Filmi

Stendhal Sendromu’na sahip olan bir seri katilin başından geçenleri izlediğiniz bir film. Stendhal Sendromu’nun ellerinde olan kahraman, halüsinasyonlar görmekte ve baş dönmesi yaşamaktadır. Karakteri takip eden dedektif Anna Manni’nin kafası da oldukça karışmış ve işi de zorlaşmaktadır. Kurbanlarını öldürmeden önce tecavüz eden karakter Floransa’nın Uffizi müzesinde Anna Manni’yi tuzağa düşürmektedir. Anna ve katil arasında oldukça çekişmeli ve gerilim dolu anlar yaşanmaktadır. Stendhal Sendromu’nu merak edenler ve daha farklı bir bakış açısıyla görmek isteyen kişiler için izlenebilecek bir film. Sanatın zehirleyen hali olan Stendhal Sendromu daha öyküsel bir bakış açısıyla yansıtılmaktadır.

10. Stendhal Sendromlu Ünlüler

Sanatın Zehirleyen Hali Stendhal Sendromu

2005 yılında Brezilyalı beyin Cerrahı Edson Amancio yayımladığı bir makalede Dostoyevski’nin Stendhal Sendromu’nun semptomlarını yaşadığını belirtmektedir. Holben’ın başyapıtı olan Ölü Mesih’i inceleyen Dostoyevski’nin Stendhal Sendromu belirtileriyle karşı karşıya kaldığı söylenmektedir. Doktor Iain Bamforth, Marcel Proust’un da Stendhal Sendromu’ndan muzdarip olduğunu söylemektedir. Freud’un da Stendhal Sendromu’na benzer deneyimler hakkında yazıları bulunmaktadır. Sanatın zehirleyen hali, ünlülerin de karşılaştığı Stendhal Sendromu üzerine ve belirtileri üzerine Carl Jung’un da yazıları bulunmaktadır.


Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen üye girişi yapın!