Mimarisiyle Görenleri Büyüleyen Antik Roma Yapıları

5 dk okuma süresi


3
11 Paylaşım, 3 puan

Roma serüveninin başlangıcı, M.Ö. 753’e dayanan bir yolculuktur. Gerek mitolojisi, gerek mimarisi ile her birimizin içinde merak veya hayranlık uyandırmayı başarmış bir medeniyettir. Roma Krallığı, Roma Cumhuriyeti ve Roma İmparatorluğu olmak üzere üç farklı dönemde değerlendirilir. Dolayısıyla bu dönemlerin hepsinde değişken mimari özellikler taşır. Yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen mimarisiyle bizleri büyülemeye devam eder. Tarihinde çok geniş bir coğrafyada iz bırakmış olması ve çok sayıda medeniyetle etkileşim içinde bulunması sebebiyle çoğumuz şimdiye kadar en az bir yapısıyla karşılaşmışızdır. Mimarisiyle görenleri büyüleyen antik Roma yapıları listemizi sizler için derledik. Keyifli okumalar dileriz!

1. Circus Maximus

Mimarisiyle Görenleri Büyüleyen Antik Roma Yapıları

Mimarisiyle görenleri büyüleyen antik Roma yapıları listemizin başında Roma’nın en büyük hipodromu yer alıyor. İtalyanca adıyla Circo Massimus, Antik Roma’nın en büyük hipodromu olmasının yanı sıra Roma’nın ilk spor oyunlarına ev sahipliği yapan hipodromdur. Palatine ve Aventine tepelerinin ortasındaki vadide, 150 bin kişi kapasitesiyle; gladyatör dövüşleri, at arabası yarışları, hayvan kurban edilen dini törenler veya müzikli dans gösterileri gibi birçok etkinliğin gerçekleştiği bir alan olarak kullanılmıştır. Pistinin her iki tarafında “spina” adı verilen ve üzerinde tanrı heykelleri bulunan yükseltiler bulunmaktadır. Antik Roma dönemine dair oldukça keskin izler taşımaktadır. İlk spor oyunlarının oynandığı yer olması dolayısıyla da holiganlık kavramının ortaya çıkışı da burada gerçekleşmiştir. O dönemde takımları temsil eden renkler hem iki takımı birbirinden ayırt etmek hem de sosyal sınıf farkını belirtmek amacıyla kullanılmıştır.

2. Marcellus Tiyatrosu

Roma şehrinin Sant’Angelo bölgesinde varlığını korumaktadır. Bu antik tiyatronun yapılacağı alan, Jül Sezar tarafından temizlenip hazırlanmaya başlanmışsa da ancak onun ölümünden sonra tam olarak yapımına başlanabilmiştir. İsmi ise dönemin imparatoru olan Augustus’un yeğeni Marcus Marcellus anısına konulmuştur. M.Ö. 12 yılında, 11 bin seyirci kapasitesiyle hizmete girmiştir. Antik Roma mimarisinin en etkileyici yapılarından oluşuyla günümüzde de görenleri büyülemeye devam eder. Tabii şu anda üst katlarının apartman dairesi olarak kullanıldığını göz ardı edebilirsek!

3. Nimes Arenası

Mimarisiyle Görenleri Büyüleyen Antik Roma Yapıları

Fransa’nın Nimes şehrinde, 2000 yıldan beri sağlıklı kalmayı başarıp üstüne bir de amacına uygun kullanılmaya devam edilebilen bir kültür mirası bulunuyor. İlk gördüğünüzde Kolezyum’a benzetme ihtimaliniz ise oldukça yüksek. 24 bin kişilik kapasitesiyle benzerlerinin en büyüğü olmasa da, en iyi korunanlarından biri olma özelliği taşıyor. Tarihinde dönem dönem kale olarak veya şövalyeler için komuta merkezi olarak kullanılmış fakat günümüzde çok büyük konserlere, senede bir kez de boğa güreşlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Umarız bir gün böylesine tarihi bir yerde, herhangi bir etkinliğe katılabilme şansı bulursunuz.

4. Roma Forumu

Romalıların deyimiyle Forum Magnum’da, 3000 yıl öncesinde mezarlık olarak kullanılan bölgede zamanla küçük ticaret faaliyetleri yapılmaya başlanmış. Fakat bölgede bulunan bataklık, işleri zorlaştırdığı için pek fazla önemsenecek bir noktaya gelememiş. Bataklığın kurutulmasına yönelik çalışmalardan sonra Jül Sezar’ın, Roma Forumu’nun kuruluş adımlarını atması, kendisinden sonraki yöneticilere ilham vermiş ve forumun büyümesine zemin hazırlamış. İmparator Augustus sayesinde ise tarihinin en görkemli haline ulaşmış. Böylelikle Roma Forumu, antik Roma’nın merkezi haline gelmiş. İbadet, ticaret, iş ve adalete dair her olay burada gerçekleşmiş. Alanda çok sayıda bazilika, kemer, tapınak ve mahkeme kalıntıları bulunmakta ve korunmaya devam etmektedir.

5. Baalbek

Mimarisiyle Görenleri Büyüleyen Antik Roma Yapıları

Heliopolis yani “Güneş Şehri” olarak da bilinen Baalbek, 3000 yılı aşan tarihiyle günümüze kadar ulaşıp mimarisiyle büyüleyen antik Roma yapıları arasında yerini alıyor. Lübnan’da konumlandırılmış bu kent aynı zamanda dünyanın en ihtişamlı tapınak şehri olma özelliğini de taşıyor. Dünyaca bilinen Jüpiter, Venüs ve Baküs Tapınakları da bu kentin içinde bulunuyor. Dini merkez olmasının yanı sıra oldukça önemli bir ticaret merkezi olarak da kullanılmış. 1900’lü yılların başlarında ise Alman arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarılmış. Şu an UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde korunan yapıtlar arasında adını görebilirsiniz.

6. Trajan Forumu

İmparatorluk Forumu kavramı, Roma İmparatorluğunda önemli bir yere sahiptir. Forumlar, antik Roma İmparatorluğu’nun halka açık din, ticaret ve siyaset merkezleri olarak bilinen en önemli unsurlarıdır. Trajan Forumu da birçok forum arasında, kronolojik olarak incelendiğinde en son yapılan forum olma özelliğini taşımaktadır. Roma’nın askeri başarılarını kutlamak amacıyla Daçya Seferi’nde elde edilen ganimetler ile yapılıp, inşası 106 yılından 112 yılına kadar sürmüştür. Yine forumda bulunan Trajan Pazarı, aşırı pahalılıktan sitem eden halkın fakir kesimi için tanzim noktası olarak kullanılmış ve bu pazar aracılığıyla sosyal gerilim azaltılmak istenmiştir. Ziyaret etmek istediğiniz takdirde forumun içinde bir müze de bulunmaktadır.

7. La Maison Carrée

Mimarisiyle Görenleri Büyüleyen Antik Roma Yapıları

Fransa’nın Nîmes şehrinde yer alan La Maison Carrée, yine çok iyi korunarak günümüze ulaşan antik tapınaklardan biridir. İmparator Augustus’un evlat edindiği ve genç yaşta ölen Gaius ve Lucius adına yaptırılmıştır. Bu ithafı kanıtlayan yazıt Orta Çağ’da deforme olmuştur fakat Jean-Francois Seguier isimli bir yerel bilim insanı tarafından yapılan birtakım incelemeler sonucunda orijinal yazı çözülüp yeniden yazılmıştır. Söz konusu ithaf metninde: “Augustus’un oğlu Konsül Gaius Caesar’a; Augustus’un oğlu Konsül gösterilen Lucius Caesar’a; gençliğin prenslerine.” yazmaktadır. Romalı bir mimar ve yazar olan Vitruvius, mimarlık üzerine yazmış olduğu kitapta bu yapıdan “klasik mimarinin muhteşem bir örneği” şeklinde bahseder.

8. Ara Pacis

Anıtsal bir yapı adına oluşturulmuş müze örneğiyle pek karşılaşmayız. Ara Pacis veya diğer adıyla Görkemli Barış Sunağı, bu özelliğe sahip nadir müzelerden biridir. Siyasi yapısı devlet olan Roma’nın, imparatorluk haline geldikten sonraki ilk imparatoru olan Augustus Caesar tarafından yaptırılmıştır. Galya ve Hispania başarıları sonrasında hem zafere, hem de Roma barış tanrısı olarak bilinen Concordia’ya adanmıştır. Sunağın açılış tarihi ise Augustus’un eşinin doğum günü olan M.Ö. 30 Ocak 9 tarihidir. Dönemin ünlü tarihçisi, coğrafyacısı ve filozofu Strabon, sunağın mimarisinden ve öneminden detaylı bir şekilde bahseder.

9. Diocletianus Sarayı

Hırvatistan’ın Split şehrinin neredeyse yarısını kaplayan saray, M.S. 4. yüzyılda İmparator Diocletianus tarafından yaptırılmıştır. Aktif imparatorluk döneminden ziyade hayatının emeklilik dönemini geçirmek amacıyla yapıldığından, sarayın bir kısmı ihtişamlı bir kır evini andırmaktaydı. Kişisel kullanımdan kalan yerler ise askeri amaçla kullanılabilmekteydi. 7. yüzyılda ise katedral olarak kullanılmaya başlandı. 16 adet kulesiyle, toplamda 4 hektarlık bir alan üzerinde bulunmaktadır. Bu kulelerin yalnızca üç tanesi günümüze ulaşabilmiştir fakat bu antik yapı yine de görenleri mimari yapısıyla büyülemeye devam eder. UNESCO, 1979 senesinde Dünya Mirası listesine Diocletianus Sarayını da dahil etmiştir.

10. Palmira

Mimarisiyle Görenleri Büyüleyen Antik Roma Yapıları

Mimarisiyle görenleri büyüleyen antik Roma yapıları listemizin sonunda Eski adı Tadmor olarak bilinen antik kent Suriye’de bulunmaktadır. Antik kent 1980 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir. Fransız arkeologların şehre yakın bölgelerden çıkardığı tabletlere bakılırsa, şehrin kökeni M.Ö. 19. yüzyıla dayanmaktadır. Fakat Yunan ve Roma kayıtlarında yalnızca 1. yüzyıla kadar olan bilgilere rastlanabilmiştir. Coğrafi konumundan dolayı Romalıların ve Fenikelilerin limanlarının ortasında dini bir merkez, aynı zamanda kervanlardan alınan yüksek ücretlerle kalkınan çok kritik bir ticaret noktası olarak varlığını sürdürüyorken, bu kadar kritik bir merkez olması tabi ki sorunları da aynı oranda çekmesine sebebiyet vermiştir. Roma birlikleri, küstahlığı ve kibriyle tanınan Palmira Kraliçesi’ne olan düşmanlıklarından dolayı kenti yağmalamışlar ve ateşe vermişler. Bu olaydan sonra ise tüm çabalara rağmen hiçbir zaman eski ihtişamını geri kazanamamıştır.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
2
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç