Kadınların Sosyal Hayatta Karşılaştıkları En Ciddi Problemler

6 dk okuma süresi


23
13 Paylaşım, 23 puan

Kadınların yaşadıkları sorunlar çağdan çağa, toplumdan topluma değişiklik göstermektedir. Ancak genel olarak erkek otoritesinin yaygınlık kazandığı toplumlarda, kadınların ikincil rolde olmaları birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Kadınların toplum içerisindeki var olma süreçlerinde yaşadıkları problemler, onların sosyalleşmelerinin de önüne engel koymuştur. Kadınların sosyal rollerinin değişmesiyle, geleneksel kalıpları yıkmış olsak da toplum içerisinde görülen eşitsizlik ve mağduriyet durumları, halen varlığını sürdürmektedir. Bu da büyük bir riski beraberinde getirmiştir. Yeterince söz sahibi olamamaları, toplumsal eşitsizliğin de bir sonucudur. Sizler için derlediğimiz içeriğimizde, kadınların sosyal hayatta karşılaştıkları en ciddi problemler ve bunların muhtemel sebeplerine yer verdik. İyi okumalar!

1. Fırsat Eşitsizliği Sorunu

Kadınların Sosyal Hayatta Karşılaştıkları En Ciddi Problemler

Kadınların sosyal hayatta karşılaştıkları en ciddi problemler arasında fırsat eşitsizliği yer almaktadır. Günümüzde cinsiyete dayalı halen varlığını sürdüren bu eşitsizlik durumlarının sağlık, eğitim gibi kurumlarda da var olduğunu söyleyebiliriz. Kız çocuklarının eğitimden yoksun kaldıkları bölgelerde, fırsat eşitsizliğinin izlerini görmekteyiz. Eğitimdeki eşitsizliğin görüldüğü toplumlarda, kadınların eğitim görmesinin büyük bir geçerliliğe dayanmadığı düşünülür. Eğitimde özellikle kız çocukların yeterli materyallere sahip olamama durumu da büyük bir fırsat eşitsizliğini doğurmaktadır. Bu aynı zamanda sağlık alanında da böyledir. Kadınların yaşam kalitesinin daha düşük olduğu bilinmektedir. Kız çocuklarına uygulanan yetersiz yatırım, onların sağlık durumunu da büyük ölçüde etkilemiştir.

2. İş İstihdamı ve Mesleki Ayrımcılık

Kadınların iş sektörüne adım atmasıyla birlikte karşılaştıkları sosyal sorunlardan birisi cinsiyete yönelik mesleki ayrımcılıktır. Özellikle belirli sektörlerde, biyolojik özellikleri sebebiyle onlara yeterli istihdam sağlanmaması, mesleki ayrımcılığın geçerli bir sebebidir. Geleneksel toplumlardan bu yana kadınların rolleri değişiklik göstermiştir. Kadınların geçmişe nazaran ev dışı rolleri artmış ve ekonomik gücü de elinde barındırmıştır. Ancak iş piyasasında işlerin erkek işi- kız işi olarak nitelendirilmesi, cinsiyete yönelik ayrımcılığın bir gerekçesi olmaya devam etmiştir. Kadınların ikincil konumu ile beraber, düşük statüde yer almaları, erkeklere göre daha az ücretle çalıştırılmaları büyük bir dengesizlik yaratmıştır. Cinsiyet temelli olarak değil de bireysel temelli görülmesi bu konuda önem taşımaktadır.

3. Cam Tavan Sendromu

Kadınların Sosyal Hayatta Karşılaştıkları En Ciddi Problemler

Kadınların iş hayatında karşılaştıkları olumsuz durumlardan birisi de cam tavan sendromudur. İş hayatında söz sahibi olamama durumuyla beraber görülen bu kavram, özgüven sorunlarına da yol açmaktadır. Buna neden olan etmenlerden birisi de kadınların iş hayatına geç atılım göstermeleri ve erkeklere nazaran sayılarının düşük olmasıdır. Erkek otoritesinin iş yaşamındaki belirginliği ve bunun kadınlar üzerindeki etkisi de onların kendi alanlarında yükselmesini engellemektedir. Bu durumda kadınlar işinde yükselmek isterken görünmez bir gücün onları engellediği varsayımı, cam tavan sendromunu anlatmaktadır. Kendi potansiyelinin önündeki engellere karşı çıkamaması ise onları pasif duruma getirmiş ve kendi alanında yükselmede toplumsal eşitsizliğin ağına takılmışlardır.

4. Siyasete Katılım Oranlarının Düşük Olması

Kadınların sosyal hayatta karşılaştıkları en ciddi problemler içerisinde, siyasete katılım oranlarının düşük olması durumu yer almaktadır. Ülkemizde kadın hakları 5 Aralık 1934 milletvekili seçimlerinde, seçme ve seçilme hakları ile yasal hale gelmiştir. Ancak bunun günümüzde yeterince yer almadığını görmekteyiz. Erkek egemenliğinin de etkisiyle kadınların siyasete katılım oranları halen düşük düzeydedir. Bu sebepten dolayı günümüzde kadınların, siyasal açıdan erkeklerle eşit olması durumunda çarpıcı bir gelişme yaşanmamıştır. Özellikle geçmişten bu yana kadınların siyasette yeterince rol almaması ve eşit haklardan yararlanamaması, bir sosyal sorundur. Siyasetin erkek işi olduğu ve ev dışı alanı temsil ettiği gibi söylemler kadınların siyasete atılmalarını olumsuz derecede etkilemiştir.

5. Cinsel Obje Olarak Görülmeleri

Kadınların Sosyal Hayatta Karşılaştıkları En Ciddi Problemler

Kadınların sosyal hayatta karşılaştıkları en ciddi problemlerden birisi de onların cinsel obje olarak görülmesidir. Bunun medya ile de büyük bir ilişkisi olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle reklamlarda, televizyon kanallarında kadın bedeninin bir meta olarak gösterilmesi örnek olarak söylenebilir. Sosyal hayatta da kadına yüklenen kalıplaşmış anlamlar, bu sorunun ana noktasıdır. Kadının zayıf, ince belli olması, uzun bacaklara sahip olması, vücut ölçüleri gibi faktörler bizlerin bilinç altına işlemiş ve orada kalıcı bir etki yaratmıştır. Kadın bedeni üzerinde söz hakkına sahip olma durumları günlük hayatta dikkat çeken unsurlardır. Kadının cinsel çekiciliğini ön planda tutan bu anlayış, kapitalist süreçle birlikte şekillenmiştir. Sonuç olarak bu sorun, kadının sosyal hayatında da büyük bir olumsuzluk yaratmıştır.

6. Kadına Yönelik Şiddet

Sosyal hayatta çok defa şahit olduğumuz en ciddi problemlerden birisi de kadına yönelik şiddettir. Şiddetin kaba bir davranış şekli, bedeni kötüye kullanma gibi anlamları vardır. Psikolojide Freud’un da tanımıyla insandaki iki temel iç güdülerden birisi de saldırganlıktır. Ancak bunu kişinin aldığı eğitimle de ilişkilendirdiğimizde, bu eylemin farklı bir boyutunu görmekteyiz. Kadına yönelik uygulanan şiddet, temel hak ve özgürlüğün ihlali olmakla birlikte, birey yaşamında da çoğu zaman derin yaralara yol açmaktadır. Ataerkil toplumlarda erkek egemenliği karşısında kadının konumu, toplumsal yapının etkisiyle oluşmaktadır. Cinsiyet eşitsizliklerine bağlı oluşan şiddet biçimleri, kadında özgüven problemlerine, kendisini değersiz hissetmesine ve korku gibi olumsuzluklara yol açmaktadır.

7. Taciz ve İstismar Sorunu

Kadınların Sosyal Hayatta Karşılaştıkları En Ciddi Problemler

Sosyal hayatta kadınların karşılaştıkları diğer bir problem, taciz ve istismar durumlarıdır. Bu şiddet biçimi kişinin yaşam kalitesini düşürmekte ve kişide tedirginlik yaratmaktadır. Taciz veya istismar durumu kadın cinselliğinin tabu olduğu, namus kavramının sadece kadın bedeni üzerinden tanımlandığı toplumlarda gizlenmekte ve birey yaşamını olumsuz etkilemektedir. Burada toplumsal baskının da rolü oldukça büyüktür. Bu istismar ve taciz durumlarının temelinde, geleneksel kadın ve erkeklik rolleri yatmaktadır. Kadının kendi rızası olmadan bedenine dokunulması, bir obje olarak görülmesi gibi durumlar, birçok travmatik sorunları da beraberinde getirmiştir. Ev içi ve ev dışı alanda karşılaşılan bu toplumsal problemin önüne geçmek, büyük bir önem taşımaktadır.

8. Yeterince Söz Sahibi Olamama

Kadınların sosyal hayatta yeterince söz sahibi olamaması da ciddi bir problemdir. İş hayatında söz hakkı tanınmama durumlarının dışında ekonomik gücü üzerinde söz sahibi olamamaktadırlar. Bazı çalışan kadınların ekonomik özgürlüğünü sağlayamaması durumu, üzerindeki baskılar nedeniyle var olmuştur. Bu sebeple söz sahibi olamayan kadınlar, sürekli birilerine bağlı kalmıştır. Bu da onları daha çok özgüvensiz yapmıştır. Kendilerine ait bankamatik kartlarının kullanılma yetkisinin eşlerine ait olması, maaşı olduğu halde cep harçlıklarını eşlerinden istemeleri, bu durumun sonuçlarıdır. Ev içinde ya da ev dışı alanlarda, kendi ayakları üzerinde durabilirken, bir başkasına bağımlı olarak hayatını idame ettiren kadınların kendilerini ifade edememeleri sosyal hayatta ele alınan bir problemdir.

9. Kadın Cinayetleri Sorunu

Toplumun kanayan yarası olan kadın cinayetleri, insan haklarına yapılan saldırıların yanında sosyal hayatta karşılaşılan en ciddi problemlerden birisidir. Kadın cinayetlerinde genellikle erkeklerin, otoritelerine yönelik bir tehditle karşılaştığı zaman şiddete başvurduğu bilinmektedir. Erkeğin, kadını küçümseme, nefret duyma veya ona sahip olma duygusu gibi birçok psikolojik etmenlerden kaynaklı saldırgan davranışlar sergilediği söylenebilir. Kadın cinayetleri; aile içi tartışmalar, kıskançlık, namus, ekonomik sorunlar ve psikolojik etkenler gibi pek çok nedene bağlıdır. Aynı zamanda ataerkil yapının etkisiyle, kadının baskı altında tutulmasını sağlayan bir erkekliğin toplumca yaratılması dikkat çekmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle de oldukça ilişkili olan bu durumun ciddi problemler yarattığı bilinir.

10. Kadın Haklarının Yeterince Önemsenmemesi

Kadınların Sosyal Hayatta Karşılaştıkları En Ciddi Problemler

Kadın hakları, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmasına ilişkin sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların tümü olarak tanımlanır. Tüm dünyada halen devam eden bu durum, kadınların eğitim ve yaşam fırsatlarından yararlanmasını engellemektedir. İş yaşamında da negatif ayrımcılığın kurbanı olan kadınlar, bu durumdan oldukça etkilenmektedir. Diğer bir yandan eşitliğin sağlanamadığı toplumlarda dikkat çeken kadın istismarları, onlara yönelik hakların yetersizliğinden dolayı artış göstermiştir. Kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesine yönelik hakların uygulanması bu açıdan önem arz etmektedir. Kadın cinayetlerindeki artışın da etkisiyle toplum üzerindeki baskı, kadına yönelik hakların önemini vurgulamaktadır.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
0
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç

Yorum bırak