Kadına Şiddeti Durdurmak Amacıyla Alınması Gereken Önlemler

8 dk okuma süresi


41
13 Paylaşım, 41 puan

Dünyada ve ülkemizde her daim büyük üzüntülere yol açan kadına şiddet konusu özellikle son yıllarda hızla artmış durumdadır. Fiziksel ve psikolojik şiddetin korkmadan uygulanması ve suçluların hayatlarına olağan şekilde devam etmesinin belli başlı nedenleri bulunmaktadır. Bu rahatlatıcı sebeplerin durdurulması ve çeşitli önlemler alınması kadına şiddeti azaltacak, verilen mücadeleyi ise arttıracaktır. Kadına şiddeti durdurmak amacıyla alınması gereken önlemler listesini, çeşitli araştırmalarımız sonucunda sizler için derledik. Tüm kadınların ve kız çocuklarının hayatları boyunca bir daha şiddet görmemesi dileğiyle, iyi okumalar dileriz.

1. Temelden Başlayan Bir Eğitim Verilmeli

Kadına Şiddeti Durdurmak Amacıyla Alınması Gereken Önlemler

Önce ailede başlayan sonra ise çeşitli kurum ve kuruluşlarda devam eden eğitim sürecinin temel ilkelerinden biri “şiddet” konusu olmalıdır. Hepimizin görmekten ve duymaktan sıkıldığı şiddet haberleri, özellikle son yıllarda “kadına yönelik şiddet” başlıklarıyla gündeme gelmektedir. Eğitim sürecinde bir ders niteliğinde verilmesi gereken konu; kadının bir birey olduğunun, toplumdaki yerinin ve öneminin kavranması, süregelen toplumsal algının yıkılmasıdır. Küçük yaşlardan itibaren, kadının bir birey olduğu anlayışı insan zihnine yerleştirilirse, şiddetin ilerlemesi ve tekrarlaması büyük oranda azaltılabilinir. Özellikle devletin el atması gereken bir konu olarak ilk sıralarda yer alan kadına şiddet sorunu, etkili bir çözüm üretilebilmesi için oynanılan oyuncaklara, ilkokul kitaplarına ve okullarda işlenilecek müfredatlara kadar taşınmalıdır. Unutmamamız gereken ilk husus ise ebeveynler tarafından çocuklara doğru bir bilgi aktarımının sağlanmasıdır. Tüm bu çabalar sosyal farkındalık oluşturarak, toplumun en altından gelecek olan yeni ve bilinçli bir neslin şiddete karşı daha duyarlı olmasını sağlayacaktır.

2. Bireysel Silahlanma Durdurulmalı

Çeşitli kurum, kuruluş ve araştırma şirketlerinin istatistiksel sonuçlarına baktığımızda, kadına yönelik şiddet gerçekleştirilirken çeşitli silah ve aletlerin kullandığını görmekteyiz. Türkiye’de bulunan yirmi beş milyon silahın yaklaşık yüzde doksanın ruhsatsız olduğunu araştırma verileri söylemektedir. Yalnızca ateşli silah değil, bıçak ve diğer kesici aletler de öldürme aracı olan bu silahların içerisinde yer almaktadır. Ölümleri ve şiddeti durdurmak ya da en azından şiddet gören kadın mağdurların sayısını en aza indirebilmek için, öncelikli olarak bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi gerekmektedir. Yetkili kişilerin zaman kaybetmeden hareket ederek muntazam bir acil plan çalışması yapması bir zorunluluktur. En kolay erişim olan internet sitelerinden yapılan silah alımının durdurulması, silah edinme hakkı ve kullanımının sınırlandırılması şart olmaktadır. Silah satın alan kişilerin, bireysel ve hukuki tüm cezai ve psikolojik geçmişlerinin araştırılması, düzenli olarak kullanımının kontrol edilmesi gerekmektedir. Silaha özendiren ve ucuz fiyatlara kolaylıkla silah satın alınabilinen tüm platformlara erişim engellenmeli, yüz yüze yapılan satışlarda ise yetkililer görevlendirilmelidir.

3. Toplumsal Baskı Sonlandırılmalı

Kadına Şiddeti Durdurmak Amacıyla Alınması Gereken Önlemler

Kadınları giydikleri kıyafetler, taktıkları takılar ve kullandıkları parfümler yüzünden yargılamaktan vazgeçilmeli, yıllardır gelenekselleşmiş olan toplumsal baskılar, toplumdan ve insanların zihin dünyasından arındırılmalıdır. Kadına yüklenen roller ve zihinlerde yaratılan gelenekselleşmiş kadın algısı yıkılmalı, gelişen dünyayla beraber kadının da bir birey olarak her türlü üretim faaliyetinde yer alma fikri normalleşmelidir. Kadının evde oturma ve annelik görevini yerine getirme algısı değişmeli, tek görev ve sorumluluğa bağlı kalmaksızın kadının çok yönlü olduğu bilincinin toplumun algısına yerleşmesi gerekmektedir. “Mahalle baskısı” olarak da adlandırılan, özellikle tanıdık çevreden ve yakın akrabalardan gelen, kulaktan dolma bilgilerle asla hareket edilmemeli, dedikodulara inanarak namus cinayetleri işlenmemelidir. Kadın bedeni üzerinden yapılan cinsel içerikli metalardan ivedilikle uzaklaşılmalı, kadınların bedenlerine göre yargılanması acilen durdurulmalıdır. Tüm kamu kurum ve kuruluşları toplumsal baskıyı en aza indirebilmek için faaliyetlere başlamalı, bireyler de bu çalışmalara destek vererek yaratılan yanlış algı sonlandırılmalıdır.

4. Kadınlar Bilinçlendirilmeli

Çoğu kadın çaresizlikten ve yapması gerekenleri bilmediğinden ya da haklarının bilincinde olmadığından, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmaktadır. Şiddete karşı bilincin geliştirilmesi ve her evin içine mutlak surette bir erişim sağlanabilmesi için öncelik yine yetkililere düşmektedir. Bilinçli ve gönüllü vatandaşlar da bu konuda gerekli desteği sağlayabilmelidir. Şiddet altında olan ve evden çıkamayacak durumda kalmış bir mağdur “Alo 183” hattını arayabilir. Bu numara şiddet gören kadını emniyet birliklerine ulaştırmaktadır. İkinci olarak ise, şiddet mağduru kadın kendi çevresi yakınındaki sığınma evlerini saptayabilir ve oraya yerleşebilir.  Sığınma evine yerleşen bir kadının sağlık ve ekonomik masraflarını karşılamak devletin sorumluluğuna aittir. Mağdur kadın ekonomik olarak bir ücret ödemek yükümlülüğünde değildir ve devlet şiddet gören kadını korumakla yükümlüdür. Bir başka seçenek ise, resmî makamlara başvurularak ekonomik destek alımı sağlanmasıdır. “6284” sayılı kanun gereğince, maddi destek almak şiddet gören kadının hakkıdır. Bu bilgilerin hepsi devletin çeşitli organları tarafından haklarından haberdar olmayan kadınlara ulaştırılmalıdır.

5. Caydırıcı Politikalar Uygulanmalı

Kadına Şiddeti Durdurmak Amacıyla Alınması Gereken Önlemler

Şiddetin yayılması ve bu kadar kolay uygulanmasının en önemli nedenlerinden biri cezai yaptırımların hafif ve geçici olmasıdır. Dil, din, ırk, statü ve maddi durum fark etmeksizin suçluya gerektiği ceza yasalara uygun bir şekilde verilmelidir. Bağlanan bir kravat ceza süresinin kısalmasında, kadının giydiği kıyafet suçlunun cezasız kalmasına vesile olmamalıdır. Uzaklaştırma kararları son günde dahil olmak üzere yetkililer tarafından kontrol edilmeli, gerekirse süresi dolduğu an hemen yinelenmelidir. Şiddet görmüş kadın, tüm hukuki süreçlerden haberdar edilmeli, suçlu ile ilgili hukuki işlemler mağdur olan kadından saklanmamalıdır. “Haksız Tahrik ve İyi Hal” indirimleri kaldırılmalı, kanunlar önünde herkes eşit olmalıdır. Maalesef günümüzde de sıklıkla karşılaştığımız mevki, tanınırlık ve olayın kapatılması gibi sebeplerle suç işleyen zanlıların yeterli cezalara tabi tutulmaması şiddetin boyutunu korkunç değerlere taşımaktadır. Kadına şiddetin önüne geçmek ve kadın cinayetlerini durdurmak için hiçbir suçlu ayrılmamalı, en ufak deliller bile dikkate alınmalı ve bu konuda son derece hassas davranılmalıdır.

6. Önleyici Mahkeme Kararları Alınmalı

Kadına şiddeti durdurmak amacıyla alınması gereken önlemler içeriğimizin altıncı sırasında, mahkeme kararları önerisi yer almaktadır. Şiddete maruz kalan veya şiddete uğrama tehlikesi altında olan kadınlar, şiddete meyilli bu kişilere karşı önleyici kararlar alabilmekte ve bu kişileri kararlar ve tedbirler doğrultusunda yakın mesafelerinden uzaklaştırabilmektedirler. Uzaklaştırma kararlarında, mağdur olan kadının evli ya da bekar olmasına bakılmaksızın şiddet uygulayan kişiyi, mağdurun etrafından uzaklaştırmak doğrultusunda karar verilmektedir. Örnek olarak, eğer şiddet gören kadın, şiddeti uygulayan şahısla aynı yerde çalışıyorsa, duruma uygun şekilde şiddet uygulayan işten çıkartılmaktadır. Alınan tüm bu önlemler yeterli değilse, şiddet uygulayan şahıs, şiddet gören kadın için ölümcül bir tehlike yaratıyorsa o zaman “5726” sayılı kanundan yararlanarak “kimlik ve diğer tüm kişisel bilgilerini değiştirme” talebinde bulunabilmektedir.

7. Dil Cinsiyetçi Kelimelerden Arındırılmalı

Kadına Şiddeti Durdurmak Amacıyla Alınması Gereken Önlemler

Dil politik bir olgudur. Çoğu zaman faaliyete geçiremediğimiz şeyleri sözlerimizle aktifleştirdiğimiz bilinmektedir. Özellikle bazı durumlarda dil masumiyetinden uzaklaşmakta ve can sıkıcı bir hale gelmektedir.  Birçok kelimenin dile ilk halleriyle yerleştiği ve insanların kullandıkları gelenekselleşmiş dilin yeni baştan yaratılmasının oldukça zor olduğu söylenmektedir. Ancak bilinerek ve inat edilerek kullanılan bazı kelimeler de toplumun algısını olumsuz manada yönlendirmektedir. Eşitlikçi bir toplum düzeni oluşturmak için, dile öncelik vermemiz ve onu dönüştürmeye başlamamız gerekmektedir. Son yıllarda karşılaştığımız vakalarda artık dilin evrilmesinin bir tercih değil adeta bir gereklilik olduğu da kendini göstermektedir.  Başarıyla yapılmış bir işi “adam gibi” şeklinde nitelemek yerine “insan gibi” kullanımını tercih etmeli; aciz, zayıf, işe yaramayan anlamlarına gelen “kız gibi” benzetmesinin de literatürdeki karşılığının pozitife döndürülmesi gerekmektedir.  Bu tür ayrımcılıkların önüne geçmek için de medya organlarınca haber dilinin değiştirilme ve dönüştürülme çabaları dilin evrilmesinde güzel bir başlangıç olabilir.

8. Kamuoyu Doğru Yönlendirilmeli

Ülkemizde işlenen cinayetlerin en başında maalesef “namus cinayetleri” gelmektedir. Töre cinayetleri olarak da adlandırabileceğimiz bu cinayet vakaları, çoğu zaman maktul dinlenmeden, ön yargılar ve kulağa gelen bazı söylemler nedeniyle işlenmektedir. Çocuk gelinlerin her daim coğrafyamızın kanayan bir yarası olduğu, istenmeyen evliliklerin ise genelde cinayetle sonlandığı bilinmektedir. Namus adı altında işlenen cinayetler, uluslararası hukuk tarafından “yargısız infaz” olarak kabul edilmektedir. Bu cinayetleri engellemek için yazılı ve görsel basın doğru ve tarafsız bilgi akımı gerçekleştirmeli, halk (kamuoyu) doğru yönlendirilmelidir. Haber dili doğru kullanılmalı, seçilecek kelimeler üzerine düşünülmeli, şiddet ve tecavüz haberleri kamuoyuna aktarılırken, özendirici ithamlardan kesinlikle uzak durulmalıdır. Suçu gerçekleştiren erkek korunmamalı, cinayetin veya suçun üstü, erkeğe odaklanarak kapatılmamalıdır.

9. Sosyal Medya Aktif Kullanılmalı

İnsan hayatına hızlı bir giriş yapan sosyal medya çoğu bilgiye erişimi kolaylaştırmaktadır. Böyle bir imkan varken her ne kadar olumsuz etkileri olsa da bu kötü etkiyi olumluya çevirebilmek de yine insanların elindedir. Günümüzde, insanlar özellikle son yıllarda sosyal medya üzerinden ilerleyen çeşitli kadın davalarına tanıklık etmektedir. Öyle ki bazen maktulün adı bile duyulmayan ölüm ya da şiddet haberleri sosyal medya kullanıcıları tarafından yayılmakta ve ana akım medyaya kadar haberleri işlenmektedir. Bu da çoğu zaman mağdura haklı adaleti sağlayan bir gelişme olmaktadır. Dava, kamu davası haline gelmekte ve suçlular en ağır cezalarla mahkemelere çıkarılmaktadır. Kimse sessiz kalmamakta ve hep birlikte gerçekleştirilen bir hareket, şiddet gören bir kadının yardım çığlığına cevap vermekle sonuçlanmaktadır. Yalnızca sosyal medyaya bağlı kalmak yeteri kadar tedbir oluşturmamaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları yaptıkları kamu spotlarında doğru bir şekilde ve ataerkil sistemin dayatmalarına bağlı kalmadan kadına karşı şiddetle mücadele etme konusunda bilgilendirici ve önleyici belgeseller çekmelidir. Kadınlar için oluşturulan çağrı hatları ve şikayet kanalları 7/24 ulaşılabilir olmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Bu hatlara öncelikli olarak destek, yardım ve bilgilendirme kanalları da eklenmeli ve aralıksız bir şekilde hizmet vermelidir.

10. Cinsiyet Eşitliği İlkesi Benimsenmeli

Kadına Şiddeti Durdurmak Amacıyla Alınması Gereken Önlemler

Kadına şiddeti durdurmak amacıyla alınması gereken önlemler içeriğinin son maddesini “cinsiyet eşitliği” kavramı oluşturmaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri değişen dünyayla beraber evrimleşmeye ve dönüşmeye başlamıştır. Olması gerekenler dünyanın farklı yerlerinde faaliyete geçmiş ancak çoğu toplumda benimsenememiştir. Kadın evden çıkmış ve iş hayatına atılmıştır. Ev içerisinde iş bölümü yaygınlaşmış ve yeni nesiller bilinçli erkek çocukları yetiştirmeye başlamıştır. Yaşanılan topraklarda da artık toplumsal cinsiyet rolleri, sıralanan tüm maddeleri de gerçekleştirerek uygulamaya konulmalıdır. Cinsiyetçi iş bölümü olağanlaştırılmamalı, karı-koca yahut anne-baba ortak bir şekilde ev işlerini ve çocuğun bakımını üstlenmelidir. İş sektöründe kadınlara daha az ücret verilmesi engellenmeli, mobbing uygulamasına acilen son verilmeli ve ilk gözden çıkarılanlar kadınlar olmamalıdır. Bir erkeğin emeğine ve iş gücüne nasıl saygı duyuluyorsa aynı saygı kadının da emeğine gösterilmelidir. İşyerlerinde patronlar, yöneticiler ya da iş arkadaşları tarafından kadına uygulanan baskı sonuçsuz kalmamalı ve fatura kadına kesilmemelidir. Estetik yargılar ve dış görünüş nedeniyle bir kadın eleştirilmemeli, üretimi ve iş performansı açısından çalışan erkek bireylerle eşit ölçüde değerlendirilmelidir.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
22
Beğen
Mutlu Mutlu
8
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
4
Üzgün
Olamaz Olamaz
3
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
7
İlginç