İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

5 dk okuma süresi


118
16 Paylaşım, 118 puan

İnsan psikolojisinin çözümlenmesi açısından fayda sağlayan psikoloji bilimi, geçmişten bugüne kadar birçok deney yaparak günümüze dek geniş bir bilgi hazinesi biriktirmiştir. İnsan zihninin duyusal olarak incelenmesi, davranışlarımızı tetikleyen düşüncelerin köklerinde yatan olayları anlamlandırmaları belki de insan ırkının tüm potansiyelini ortaya çıkarmasının anahtarı olacaktır. Bu amaçlarla yapılan bazı deneyler her ne kadar insaniyet sınırlarını zorlayan ve etik olmayan en korkunç deneyler olsa da hepsi temelde psikolojik sırları açığa çıkarmaya çalışmıştır. İşte bazı sonu kötü biten ve kontrol dışına çıkmış psikoloji deneyleri ve bu deneylerin ortaya çıkış hikayeleri bu içerikte sizler için incelendi. Keyifli okumalar dileriz.

1. Canavar Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

Canavar deneyi 1939 yılında 22 öksüz çocuk üzerinde yapılmıştır. Bu deneye Canavar Deneyi denmesinin nedeni kalıcı etkiler bırakmasından gelmektedir. Deneyde kullanılan çocukları iki farklı gruba ayırdılar. Birinci gruba konuşmalarının çok iyi olduğu, ikinci gruba ise konuşmalarının anlamsız ve kötü olduğu söylendi. Sonuçlar ise kısa süre içerisinde kendini göstermeye başladı. İkinci gruptaki çocuklar ne yazık ki bu durumdan olumsuz etkilendiler ve hiçbiri artık eskisi gibi değildi. Deneyden önce konuşmaları normal olan bu ikinci gruptaki çocuklar kekeme olarak hayatlarına devam etmek zorunda kaldılar. Yapılan bu deney sonucu neredeyse çoğu çocuk okul hayatını sonlandırmak zorunda kaldı. Deneyi yapan doktor ne kadar kendini savunsa da bu deney tarihte korkunç bir leke bırakmıştır.

2. Stanford Hapishane Deneyi

Stanford Hapishane Deneyi 1971 yılında yapılmıştır. Deneyin amacı insanların sosyal rollere nasıl uyum sağladığını araştırmaktı. 24 öğrenci gardiyan ya da mahkum rollerini oynaması için seçilmişti. Hangi rolde oynayacakları katılımcılara söylenmedi. Mahkum rolü oynayanlar beklenmedik bir şekilde bulundukları yerden alınıp Stanford psikoloji binasındaki sahte hapishaneye yerleştirildi. Deneyde öngörülen durumun dışına çıkıp tehlikeli ve psikolojik zarar veren bir duruma geldi. Grup üyeleri sadist gardiyanlara ve gittikçe durumları daha da ağırlaşan, azılı suçlulara dönüşmeye başladılar. Deneyin henüz 6. gününde kötü sonuçlar doğuran “hapsedilme” gerçeği yüzünden Zimbardo, deneyi sonlandıramadan bitirme kararı almıştır.

3. Milgram Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

Stanley Milgram 1963 yılında Alman halkının soykırıma katılmasına ve buna izin vermelerine neden olan özel bir şeyler olduğunu kanıtlamak için bir deney başlattı. İnsanların öğrenme sürecini incelemiş olan geçmiş araştırmalardan faydalanarak deneye katılan kişilere, göremedikleri odada birileri olduğu, onlara sorular soracaklarını ve yanlış cevap verdikleri takdirde elektrik şoku verecekleri söylendi. Düzeneğe bağlanmış olan adam bir oyuncuydu ve aslında elektrik akımı verilmiyordu fakat deneklerin bundan haberi yoktu. Deneye katılan herkes elektriğin dozu ne kadar arttırılırsa arttırılsın kendilerine söylenene koşulsuz itaat ederek cevap verdi. Deneyin acı tarafı ise elektrik akımına maruz kalan adamın çığlıklarına ve yalvarışlarına karşın gardiyanların bunu devam ettirmeleridir.

4. Çaresizlik Kafesi Deneyi

Çaresizlik Kafesi Deneyi maymunlar üzerinde yapılmıştır. Çevreden tamamen uzak ve izole bir alana koyulan maymunlar, iki sahte anne ile karşılaştırıldı. Annenin biri yalnızca tel ile sarılıydı fakat üstündeki emzik ile süt vererek yavruları beslemesine olanak gösteriliyordu. Diğer anne ise yavrulara süt sağlamıyordu fakat yumuşak ve sıcak elyafla sarılarak bebek maymunları ısıtabiliyordu. Çaresizlik Kafesi deneyinin amacı; bebek maymunun bağlanacağı kişi beslenme ihtiyacını karşılayan değil, kendisini güvende ve korunur hissedeceği yer olduğunu göstermekti. Sonucunda ise gerçekten de bebek maymunlar süt veren anneyi değil, sıcak ve yumuşak anneyi tercih etmişlerdi.

5. Eşcinsellikten Soğutma Terapisi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

Psikolojik deneyler arasında bilim tarihinin en korkunç ve insaniyet sınırlarını zorlayan uygulaması olan Eşcinsellikten Soğutma Terapisi 1960’lı yıllarda karşımıza çıkmaktadır. O dönemde eşcinsellik zihinsel bir rahatsızlık olarak görülmekteydi. Bu yüzden bazı bilim insanları bunun tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyordu. Deneyin uygulanabilmesi için hem cinsine ilgi duyan kişiler arasından gönüllüler belirlendi. Bu katılımcıların tedavisinde; mide bulanmasına yol açan, tiksinme terapileri ve eşcinsel görüntülerle eşleştirilmiş elektrik şoku verildi. Yapılan bu deneyle eşcinselliği tedavi etmek isterken kobaylarda psikolojik açıdan hasarlar gözlemlenmeye başlamıştır. Hatta deney esnasında komaya girenler ve ölümden son anda kurtulanlar dahi olmuştur.

6. Seyirci Etkisi

İnsaniyet sınırlarını zorlayan bir diğer psikolojik deneyler arasında en korkunç olayın gözlemlendiği seyirci etkisi yer almaktadır. Seyirci etkisi, acil durum karşısında olaya tanık olan kişi sayısı arttıkça müdahale edilme olasılığının azalmasına denir. Bunun nedeni yardıma ihtiyacı olan kişiye karşı sorumluluğun herkese dağılmasıdır. Yani herkes birbirinden bir şey yapmasını bekler ve bu durumda genelde hiçbir şey yapılmaz. Bahsedilen durum 1968 yılında Kitty Genovese cinayetinde yaşanmıştır. Bu cinayette Kitty yarım saat boyunca bıçaklanırken 38 görgü tanığı olduğu halde kimse polisi aramamıştır. Çevredekiler Kitty’nin çığlıklarına seyirci kalmıştır. Orada bulunan insanlar birinin mutlaka polisi aramış olacağını düşünerek aramamışlardır ve genç kadının ölümüne sebep olmuşlardır.

7. Küçük Albert Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

Küçük Albert deneyinin amacı korkunun deneyim mi yoksa doğal bir tepki mi olduğunu anlamaktır. Deney 8 aylık bir bebek üzerinde yapılmıştır. Küçük bebeğe ilk kez karşılaşabileceği nesneler gösterilir. Bunlardan bazıları fare tavsan peruk gibi nesneler gösterilir. Burada amaç korkunun doğal tepki olup olmadığını ölçmektir. Gözlemlenen sonuçta ise küçük bebek hiçbirine korku göstermez. Daha sonra bebeği boş bir odaya götürürler ve içeride hiçbir eşya bulunmaz. Boş odaya bir laboratuvar faresi gönderirler. Bebek yine korkmayıp fareyi çok sever ve onu yakalamaya çalışır. Bir sonraki aşamada ise bebeğin fareye her dokunuşunda iki demir çubuğu birbirine vurarak rahatsız edici sesler çıkartırlar. Bebek bu sesleri duyunca ağlamaya başlar ve fareye dokunmaktan korktuğu gözlemlenir.

8. Üçüncü Dalga Deneyi

Psikolog Milgram tarafından yürütülen deneye benzerlik gösteren çalışma,1967 yılında gerçekleştirilmiştir. Deney, demokratik toplumlarda faşizmin çekiciliğinin toplumun içine sızıp sızamayacağını araştırmak üzere hazırlanmıştır. Bu amaçla bir lise içinde bazı öğrenciler prestijli bir gruba ait olduklarını düşündükleri bir sisteme yerleştirildi. Prestijli ortamda bulunan öğrenciler giderek artan bir öğrenme motivasyonu gösterdiler fakat bu sınıftan olmayan kişilere karşı dışlama ve hor görme gibi kötü niyetli davranış sergilemeye başlamışlardı. Daha kötüsü ise bu davranışın son derece istekli bir şekilde, sınıf dışında da devam ettirmeleriydi. Sadece 4 gün sonra, deneyin kontrol dışına çıkacağı düşünülerek, durdurulmuştur.

9. MK-Ultra Deneyi

MK Ultra deneyi 1940’lı yıllarda CIA’nın görevlendirdiği araştırmacılar tarafından başlatılmıştır. Bu deneyde hipnotizasyon, duygusal yoksunlukta bırakma ve uyuşturucu madde kullandırtma gibi yöntemler uygulanmaktaydı. Bu yöntemler ile insanların karşısındakinin istediğini yapıp yapmayacağını ve sorgu sırasında daha kolay bilgi verip vermeyeceğini ölçme amaçlanıyordu. Başta LSD olmak üzere birden fazla kimyasal maddeyle yapılabilen bu deneye sözlü taciz veya cinsel taciz de eklenmeye başladı. İnsaniyet sınırlarını zorlayan bu en acımasız ve korkunç deneyler zamanla CIA tarafından sorgu esnasında psikolojik işkence yöntemine dönüştü. Bu deneyde pek çok kişinin öldüğü hatta öldürüldüğü soruşturma sayesinde ortaya çıkan çok az belge sayesinde öğrenilebilmiştir.

10. Tony Lamadrid Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

1900’lü yıllarda şizofreni vakaları artmaya başlamıştır. Vakaların artışıyla şizofreni tedavisinde yeni yollar bulmak ve hastalık hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir çalışma yürütülmeye karar verildi. Psikolojik bozuklarda gelişimsel süreçler olarak adlandırılan bu deney 1983 yılında başlatıldı. Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen bu çalışmaya birçok şizofreni hastası kayıt yaptırdı. Keith H. Huechterlein ve Psikiyatrist Nichael Gitlin’in yürüttüğü çalışmanın en önemli özelliği ilaç almanın yasak olmasıydı. Fakat deney amaçlandığı gibi olmadı ve deneklerin yüzde 90’ı daha da kötüye gitmeye başladı. Araştırmaya katılanlardan biri olan Tony Lamadrid, tedavisinin altıncı yılında hastanenin çatısından atlayarak intihar etti. Yaşanan bu olay sonucu deney son bulmuştur.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
24
Beğen
Mutlu Mutlu
12
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
12
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
2
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
4
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!