İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

5 dk okuma süresi


116
16 Paylaşım, 116 puan

Görünmez zihinsel süreç üzerinde çalışan ve bu bilinmezliği bulmayı arzulayan psikoloji bilimi; insanlığın eskiden beri süregelmiş psikolojik sırlarını açığa çıkarmak için çalışmıştır. Bu konuda insaniyet sınırlarını zorlayan en korkunç psikolojik deneyler üzerine çalışmalar yapılmıştır. Gizemini günümüzde hala koruyan ve her geçen gün birbirinden korkunç deneylere bir yenisini daha ekleyen psikoloji bilimi, her daim ilgi odağı olmayı başarmıştır. Bu korkunç deneyleri sizin için derledik. İyi okumalar!

1. Tony LaMadrid Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

1983 yılında başlayan deney, psikolojik bozukluklarda gelişimsel süreçler olarak adlandırılmıştır. Keith H. Huechterlein ve Psikiyatrist Nichael Gitlin tarafından yürütülen çalışmada şizofreni tedavisinde yeni bilgiler bulmayı hedeflemiştir. Bu kapsamda ilaç kullanımının durdurulduğu çalışma, Los Angeles Tıp Merkezi’nde hem hasta hem de araştırma konusu olan Antonio Tony LaMadrid’in 23 yaşında araştırmanın yapıldığı 9 katlı binanın çatısından atlaması ve ölmesi sonucu deney son bulmuştur. Olay sonucunda İnsan Araştırmaları Koruma Ofisi / Araştırma Risklerinden Koruma Ofisi tarafından federal bir soruşturma açılmıştır.

2. Standford Hapishane Deneyi

1971 yılında gerçekleştirilen Sosyal psikolog Philip Zimbardo’nun deneyinde, insanların sosyal anlamdaki rollere karşı tepkileri araştırılmak istenmiştir. Ücret ödeme kaydıyla seçilen 24 öğrenci, gardiyan ve mahkum şeklinde gruplandırılmıştır. Gardiyan olanlara gardiyan kostümü giydirilmiştir, mahkum olanlara ise tek bir tip kıyafet giydirilmiştir. Gardiyan olanların mahkumlara fiziksel şiddet uygulamamak kaydıyla sert davranmaları istenmiştir ve buna ek olarak gardiyanlara sopa da verilmiştir. Gardiyanın verdiği emirlere uymayan mahkumlar sorun çıkarmaya başlayınca, gardiyanlar da sert davranmaya ve hatta şiddet uygulamaya başlamışlardır. Katılımcıların zihinsel sağlığından şüphe duyulması sonucu deney altıncı gününde bitirilmiştir. Buna ek olarak deneye ilişkin filmlerde çekilmiştir.

3. Çaresizlik Kafesi Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

1970’li yıllarda yapılan, çaresizlik kuyusu da olarak bilinen deneyi yapan Harry Harlow deneyinde; dış etkenlerden izole bir aparat içerisine iki tane çeşitli şekilde tasarlanmış anne maketi koymuştur. Bu deneyde gözlemlenen maymunun Harlow’un görüşünün aksine, maymunun süt veren maketten daha çok yumuşak ve sıcak olan makete yöneldiği saptamıştır. Deney, gözlemlenen maymunun kendini aç bırakarak ölmesiyle son bulmuştur. Hayvan hakları savunucularını harekete geçiren bu olaya Harry Harlow’un “maymunları nasıl sevebilirsiniz?” cümlesi damga vurmuştur. Bu deneyde insaniyet sınırlarını zorlayan en korkunç psikolojik deneyler arasına adını yazdırmıştır.

4. Üçüncü Dalga

1967 yılında Ron Jones adındaki tarih öğretmeni tarafından yapılan deneyde, lise öğrencileri kullanılarak faşizmin toplum içine sızıp sızamayacağı araştırılmak istenmiştir. Bu deneyde prestijli bir sistem oluşturulmuştur. Prestijli ortamda bulunan öğrencilerin başarısı artmıştır fakat bu sınıftan olmayan kişilere karşı dışlama ve hor görme gibi kötü niyetli davranış sergilemişlerdir. Bu kötü davranışların sınıf dışında da devam ettirilmesi üzerine deney dördüncü gününde sonlandırılmıştır. 2010’da deneye katılan öğrencilerden Phillip Neel “Phillip Neel” adında olayın tamamının anlatıldığı bir belgesel filmi çıkarmıştır. Bu deney üzerine kurgulanmış film ve müzikalde bulunmaktadır.

5. Bobo Oyuncağı Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

1961 senesinde Albert Bandura tarafından gerçekleştirilen deney, sosyal davranışın öğrenilmesi hususunda gözlem ve taklidin ne kadar etkili olduğu araştırılmak istenmiştir. Stanford Üniversitesinin 3 ve 6 yaş arasında 72 çocuğun bulunduğu deney, 24 çocuk bulunacak şekilde üç gruba ayrılmıştır. İlk grupta bulunan çocuklar yetişkinlerle iletişim kurmayacaktır, ikinci grupta yer alan çocuklar ise agresif bir yetişkinle aynı odada bulunacaktır ve onunla oyunlar oynayacaktır. Son grupta ise sakin çocuklar bulunacak ve bu çocuklar yetişkinle vakit geçirerek oyunlar oynayacaktır. Agresif olan yetişkinlerin çocuklara oyun sırasında agresif ve şiddet içerikli söylemleri doğrultusunda vakit geçiren çocuklara güzel oyuncaklarla oynamamaları söylenmiştir. Amaç çocuklarda engellenme hissiyatını ortaya çıkarmak ve öğrenilmiş öfkeleri varsa onu tetiklemek ve bu sayede öfkenin öğrenilip öğrenilemeyeceğini saptamaktır. Sonuç olarak şiddet içerikli oyunlar oynayan çocuklar gördükleri hareketten etkilenmekte ve taklit etme eğilimi göstermektedir. Deney sonucunda ise çocuklar şiddete uyumlu hale gelmişlerdir.

6. Milgram Deneyi

1961’in Temmuz ayında başlayan deneyin asıl amacının bireylerin duygu, düşünce ve vicdanlarına rağmen, otoriteye boyun eğip eğmediklerini araştırmak amacıyla Yale Üniversitesi tarafından uygulanmıştır. Bu deneyde katılımcılara ilk başta yanlış bilgi verilmiştir ve cezanın öğrenme üzerindeki etkisinin araştırıldığı söylenmiştir. 40 kişinin katıldığı bu deneyde denekler öğretmen olacaklardır ve öğrencilere soru soracaktır. Öğretmen olan katılımcıya deneyden önce acıyı anlaması adına 40 voltluk enerji verilmiştir. Öğrencilerin her yanlış cevabında elektrik akımı verilecek olan öğretmen her yanlış cevapta akımı arttırılacaktır. Yanlış cevap sayısı artınca öğrencilerin çok acı çektiğini anlayan öğretmen elektrik akımını kesmek istemiştir ancak öğretmene devam etmesi söylenmiştir. Sonuçta öğretmen 450 volta kadar çıkmıştır. Deney sonucunda insanların otorite karşısında kişilik değişimlerine uğrayabildiği anlaşılmıştır.

7. Asch Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

1953’te Solomon Asch tarafından yürütülen ve “uyma deneyi” deneyi olarak da bilinen deneyde, asıl katılımcının yanında bulunan diğer katılımcılar Asch’ın asistanıdır. Bu deneyde amaç asıl deneğin, diğerlerinin davranışından ne kadar etkilendiğini anlamaktır. Deneyde katılımcılara iki adet çizgili kart gösterilmiştir. Kartın birinde 1 tane çizgi bulunmaktadır ve diğer kartta ise kısa, orta, uzun çizgiler bulunmaktadır. Tek çizgi diğer üç çizgiden birisiyle aynı boydadır. Katılımcılara bu çizgilere ilişkin sorular sorulmuştur ve bu cevaplamaları istenmiştir, ilk seferde herkes doğru yanıtı vermiştir fakat farklı sorulara çoğunluk yanlış cevap vermiştir ve asıl katılımcı da diğerleri gibi uyma davranışı göstermiştir.

8. MK Ultra Deneyi

1950’nin başında CIA’nın görevlendirdiği araştırmacıların yürüttüğü bu projede insan zihnini istenilen amaçlar doğrultusunda kullanabilmek için elektroşok, toksinler, biyolojik ajanlar ve merkezi sinir sistemini etkileyerek algıda ve bilinçli davranışta değişiklikler meydana getiren kimyasallar kullanılmıştır. Deneklerin kandırılarak bulunduğu bu deneyde, birçok belgenin yok edildiği söylenmekte ve bu deneyde pek çok kişinin öldüğü hatta öldürüldüğü soruşturma sayesinde ortaya çıkan çok az belge sayesinde öğrenilebilmiştir ve bu konunun gerçekliğinin tartışması sürmekle birlikte konu ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.

9. The Monster Study Deneyi

1930 yılında Lowa Üniversitesinde Doktor Wendell Johnson ve Doktor Mary Tudor tarafından, 5-15 yaş aralığındaki kekeme olan 22 öksüz çocuğa uygulanan bu deneyin asıl amacı kekemelik üzerine bir araştırma yapmaktır. İki gruba ayrılan bu çocuklara diksiyon dersleri verilmiş ve bir gruba telaffuzlarında pozitif yönde davranışlar sergilenirken, diğer gruba ise; çocukların yanlış telaffuzundan dolayı şiddet uygulanmıştır ve kekeme oldukları yüzlerine vurulmuştur. Olumsuz davranılan gruptaki çocukların psikolojisi bozulmuş, derslerinde hep başarısız olmuşlardır. Daha sonra bu durumu düzeltmek isteyen Tudor olumsuz grubun üstünde çalışma yürütse de bu gruptaki çocuklar hayatları boyunca başarısız olmuşlardır. 2001 yılında Kaliforniya’da bir gazete bu konu hakkında kaleme alınan bir makale bu olayın tekrardan gün yüzüne çıkması sağlanmıştır ve bu deney, çocukların dış etkenlerin çok fazla etkilediğinin bir kanıtı olmuştur.

10. Küçük Albert Deneyi

İnsaniyet Sınırlarını Zorlayan En Korkunç Psikolojik Deneyler

Küçük Albert Deneyi, davranış biliminin kurucusu olan Watson ve asistanı Rosalie Rayner’in çalıştıkları John Hopkins hastanesinin kreşinde korkunun insan davranışı üzerindeki etkisini saptamaya çalışmışlardır. Albert’e beyaz bir fare, tavşan, yanan kâğıt parçaları, peruk, maske gibi çocukların ilk kez karşılaşabileceği nesneler ve durumlar gösterilmiştir. Amaç, Albert’in bunlara karşı tepkisinin olup olmadığını incelemektir. Sonuç olarak Albert, gördüğü hiçbir nesneye karşı korku göstermemiştir ve her şeye gülümsemiştir. Daha sonra boş bir odaya götürülen bebeğin yanına fare salınmıştır. Albert fareden korkmamıştır ve üstelik fareyi sevmiştir. Bunun üzerine Albert, fareye her dokunduğunda rahatsız edici sesler çıkarılmıştır ve Albert’in bu şekilde korkmasının sağlandığı bu deneyde, koşullu korku kanıtlanmıştır. Beyaz tüylü nesnelere korkusu olan Albert 6 yaşında iken beyninde su toplanması nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu deney de insaniyet sınırlarını zorlayan en korkunç psikolojik deneyler arasında anılmaktadır.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
22
Beğen
Mutlu Mutlu
11
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
11
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
3
İlginç