Herkesi Düşünmeye Teşvik Eden Ünlü Bilgelik Hikâyeleri

6 dk okuma süresi


2
12 Paylaşım, 2 puan

Yaşamın her anı bir tecrübedir. İnsanlar doğdukları andan itibaren ilk nefeslerini alır almaz hayatı tecrübe etmeye başlarlar. Yaşanmışlıklar, bir gölge gibi takip eder bizleri. İyi veya kötü her yaşadığımız deneyim biraz daha büyütür, olgunlaştırır. Bazen çok uzun cümlelere gerek yoktur. Hayattan ders almak için kısa bir cümle bile yeterlidir. Bir bilgenin hayat yolculuğunda, ayağına takılan taşlardan çıkardığı mana, ışık tutar bizim küçük patikalarımıza. Bu içeriğimizde sizleri, herkesi düşünmeye teşvik eden en ünlü bilgelik hikâyeleri ile baş başa bırakıyoruz. Yolunuza ışık tutması dileğiyle, iyi okumalar dileriz!

1. Deneyim

Herkesi Düşünmeye Teşvik Eden Ünlü Bilgelik Hikâyeleri

Bazen çok basit olarak nitelendirdiğimiz bir emek yıllara mal olmuş olabilir. Bizim perspektifimizde ne kadar kolayca gerçekleştiğini düşündüğümüz bir eylemin gerçekleşmesi aslında epey zaman almıştır. Bu deneyimdir. Herkesi düşünmeye teşvik edecek bir hikâye olan deneyim hikâyesini okuduğumuzda bunu çok daha iyi anlayacağız. 60’lik ünlü ressam, bir lokantaya girer. Gerçi cebinde hiç parası yoktur ama buna aldırmaz. Lokantacıya, yapacağı portresine karşılık yemek yemek istediğini söyler. Güzelce karnını doyurur. Sonra bir çırpıda lokantacının portresini çizerek masaya bırakır. Kalkarken adam gelir resme bakar, beğenir. “Güzel ama” der lokantacı “bir dakikada yaptınız bunu, oysa bir saattir yiyorsunuz”. Ressam: “Bir dakika değil, 60 yıl ve bir dakika” diye karşılık verir.

2. Dilenci ve Turgenyev

Bakış açımız bizi biz yapar ve içimizdeki duyguları şekillendirir. Karşımızdaki insan bazen hiçbir şey yapmadığını düşünse bile, onun düşüncesindeki ince detayları yakalayabilirsek eğer, gerçek amacı ve niyeti de çözmüş oluruz. Bize göre küçük olan bir davranış, karşı tarafın ihtiyacı olabilir. En ünlü bilgelik hikâyeleri denince akla gelen bir hikâye olan dilenci ve Turgenyev hikâyesi gibi. Büyük Rus yazarı Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yola çıkmış. Yolda bir dilenci kendisinden para istemiş. Bütün ceplerini kurcalayan Turgenyev, ne yazık ki hiç para bulamamış. Bunun üzerine kendisine uzatılan soğuk elleri kendi elleriyle ısıtarak: “Kusura bakma kardeşim sana verecek bir şeyim yok” demiş. Dilenci; “Verdiniz ya efendim” demiş. “Bana kardeşim dediniz ve ellerimi ısıttınız.”

3. Kırık Testi

Herkesi Düşünmeye Teşvik Eden Ünlü Bilgelik Hikâyeleri

En ünlü bilgelik hikâyeleri arasından olan kırık testi, herkesi düşünmeye teşvik eden bir hikâye niteliğine sahip. Bir adam kızının düğününde yapılacak tören geçişi için yaşlı bir fil kiralamıştı. Düğün bittikten sonra tören alayı eve geri döndüğü zaman gelin filin üzerinde oturduğu tahttan aşağıya indi ve o anda yaşlı fil yere yıkıldı ve son nefesini verdi. Haberi duyan fil sahibi şoke olmuştu. Bunun önlenmesi imkânsız bir talihsizlik olduğunu kabul etmek istemiyordu. Kiraya verdiği filin benzerinin kendisine iade edilmesi konusunda ısrar ediyordu. Konuyu mahkemeye götürdü. Davayı görecek olan hâkimin odasında kapının arkasında kilden yapılmış bazı testiler duruyordu. Filin sahibi de odaya girmek için o kapıyı açmak zorundaydı. Kapıyı bilmeden açtığı anda tüm testiler yere düşüp gürültü ile kırıldılar. Hâkim adama dönüp çömlekleri tazmin etmesini söyledi. Bu şekilde adamın aklı başına gelmişti.

4. Deniz Yıldızı

Çaba, küçük bile olsa birçok şeyi değiştirebilir. Bu çok meşakkatli bir iş, uğraşmaya değmez diye düşünenler için, küçük bir çabanın neleri değiştirebileceğini gösteren bir hikâye olan Deniz Yıldızı, düşündüren bir özellik barındırıyor. Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sahile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve “Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsun?” diye sorar. Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi; “Yaşamaları için” yanıtını verince, adama şaşkınlıkla: “İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki?” der. Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, “Bak onun için çok şey değişti,” karşılığını verir.

5. Büyük İskender’in Aristo’ya Mektubu

Herkesi Düşünmeye Teşvik Eden Ünlü Bilgelik Hikâyeleri

Kurnazca hareket etmenin bir örneği olan bu hikâye örnek teşkil etmesini temenni etmediğimiz fakat dolambaçlı yolların neler yaptırabileceğinin bir kanıtı niteliğinde karşımıza çıkıyor. Büyük İskender, büyük filozof Aristo’ya bir mektup yazıp sorar: “Zapt ettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım? ” Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim? Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım? Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim? Aristo’dan cevap gelir: Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar. Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar. Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar. Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur: İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin. Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın!

6. Alışkanlıklar

“Alışkanlıklar” herkesi düşünmeye teşvik eden en ünlü bilgelik hikâyeleri arasındadır. Bir bilgenin öğrencileri bir gün sormuşlar: “İnsanlar neden kötü alışkanlıkları daha kolay ve iyi alışkanlıkları daha zor edinirler? Neden iyi alışkanlıklarını uzun süre muhafaza edemiyorlar?” Yaşlı bilge: “Peki ben size şöyle bir soru sorayım: Eğer iyi tohumu güneşte bırakırsak ve kötü, çürümüş tohumu toprağa gömersek ne olur sizce?” demiş. “İyi tohum kuruyacak güneşte, kötü tohum ise hastalıklı filizler verecek ve sağlıklı bir meyve oluşmayacak” diye cevaplamış öğrenciler. Bilge devam etmiş: “İnsanlar da bu şekilde davranır: İyilikleri ruhlarında saklayıp filizlerini büyütmektense açığa çıkarıp kayıp ediyorlar. Diğer yandan da günahlarını ve kötü taraflarını başkalarından saklamak için içlerinde gizliyorlar. Onlar orada büyüyüp insanı kalbinden yok ediyorlar.”

7. Aslan Koyun Kurt ve Tilki

Herkesi Düşünmeye Teşvik Eden Ünlü Bilgelik Hikâyeleri

Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar. “Evet! Kokuyor.” diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar. Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. “Hayır, kokmuyor” diye yanıtlar kurt korkudan zangır zangır titreyerek. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz. Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur; “Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor!” Bu hikâyeden de anlaşılacağı üzere, tehlike arz eden bir durum karşısında tepkisiz kalmak her zaman kişi için en güvenli yoldur. Hikâyede de belirtildiği gibi, akıllı kişi tehlikeli durumlarda konuşmaz. Bazen hiç yorum yapmamak, yorum yapmaktan daha çok şey kazandırabilir.

8. Farelerin Toplantısı

Gençlik ile yaşlılık arasındaki deneyim farkını felsefi boyutta düşündüğümüzde yaşlı insanların hep bir adım önde olduğunu görürüz. Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Ama hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. “Fakat” der, “Kafamı bir soru kurcalıyor. Çanı kedinin boynuna kim asacak?” İyi bir planı yapmak ayrı, o planı gerçekleştirmek ayrıdır. İnsanlar felsefeyi; çocukken masallardan, büyüyünce kitaplardan, ihtiyarlayınca da arkalarında kalan yaşamlarından öğrenirler.

9. Gündüz ve Gece

Bir bilge kişi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki; “Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz?” Öğrencilerden biri, “Uzaktaki sürüye bakarım” demiş, “Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.” Başka bir öğrenci söz almış ve “Hocam” demiş, “İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.” Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve “Siz ne düşünüyorsunuz hocam?” diye sormuşlar. Bilge kişi şöyle demiş; “Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur aydınlık başlamıştır.

10. Gerçek Fakirlik

Herkesi Düşünmeye Teşvik Eden Ünlü Bilgelik Hikâyeleri

Bazen her şeye sahip olsak bile, aslında hiçbir şeye sahip olmadığımızı fark edemeyiz. Günlerden bir gün bir baba ve zengin ailesi oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı, insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek. Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler. Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu, “İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?” “Evet!” “Ne öğrendin peki?” Oğlu yanıt verdi, “Şunu gördüm: bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var, onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız on avluya kadar, onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.” Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu ekledi, “Teşekkürler baba, ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!”


Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
2
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Lütfen üye girişi yapın!