Dünyaya Başarılı Eserler Bırakmış Yetenekli Kadın Öykücüler

8 dk okuma süresi


1
12 Paylaşım, 1 puan

Okuyucuyu uzun soluklu olarak kendi dünyasına çekmesi, bu dünya içinde hikayenin başrolü haline getirmesi sebebiyle edebiyat her zaman diğer sanat dallarından ayrılmıştır. Her eser, okuyan kişiye farklı perspektif ve hayat tecrübesi katmaktadır. Gerek fantastik dünyalarda yaşanan maceraları, gerek toplumdaki aksaklıklarla mücadeleyi; gerekse varoluşsal problemleri okuyucuya aktaran yazarlar, bir nevi içinde bulunduğu toplumun aynası gibidir. Biz de bu içeriğimizde yaşadığı toplumda kendine yer edinmiş, dünyaya başarılı eserler bırakmış en yetenekli kadın öykücüler ve onların hayat hikayelerini derledik. Keyifli okumalar!

1. Virginia Woolf

Dünyaya Başarılı Eserler Bırakmış Yetenekli Kadın Öykücüler

Virginia Woolf 1882 yılında, Sir Leslie Stephen’ın kızı olarak dünyaya gelmiştir. Sir Stephen, Britanya İmparatorluğu’nun Sanayi Devrimi etkisiyle doruklarda olduğu Victoria Dönemi’nde tanınmış bir yazardır. Her ne kadar varlıklı bir aileden gelse dahi, Woolf her zaman bu şaşaaya karşı çıkmıştır. Woolf henüz 13 yaşındayken annesinin gripten ölmesi sonrasında okuldan alınmıştır. Günümüzde dünyaya miras olarak başarılı eserler bırakmış ve günümüzde dahi en yetenekli kadın öykücüler arasında ilk sıraları çeken yazar, o dönemler babasının kütüphanesinde; yine babasının yardımlarıyla kendini geliştirmeyi başarmıştır. Virginia Woolf, günümüzde “bilinç akışı” tekniğini kullanan en önemli yazarlar arasında gösterilmektedir. Bu teknik, karakterlerin tüm düşüncelerini edebi eserin içine monologlarla yediren bir tekniktir. “Duvardaki İşaret”, Virginia Woolf tarafından yayınlanan ilk hikaye olarak anılır. Aynı zamanda yazarın öyküleri “Pazartesi veya Salı” gibi eserlerde derlenmiştir. Roman, öykü, şiir, eleştiri gibi pek çok alanda eserleri bulunan Woolf, dönemin savaş buhranı ve kendi yeteneklerini artık kaybettiği düşüncesi yüzünden 1941 yılında cebine taşlar doldurarak kendini Ouse nehrine atmıştır.

2. Ursula K. Le Guin

Ursula K. Le Guin, 1929 yılında yazar Theodora Kroeber ve antropolog Alfred Louis Kroeber’in kızları olarak dünyaya gelmiştir. 1959 yılında yayımlanan ilk eseri “Folksong from the Montayna Province” ile yazarlık kariyerine başlayan Le Guin, neredeyse 60 yıl boyunca üretmeye devam etmiştir. Kariyerine 20 roman, yüzlerce öykü ve bunun yanında birçok şiir, eleştiri, tiyatro, genç ve çocuk edebiyatı eserleri sığdıran Le Guin, Amerikan Edebiyatı’nın en önemli sesi sayılmaktadır. Genellikle bilim kurgu ve fantezi alanlarında yazsa da Le Guin’in en dikkat çekici özelliği, kendi yarattığı fantastik dünyalarda yaşanan olayları aktarırken kullandığı gerçekçi dildir. Fransızca üzerine master derecesi bulunan yazar, eserlerinde kültürel antropolojik, feminist ve Taoist düşüncelere bolca yer vermiştir. 24 Locus Ödülü, 8 Hugo Ödülü ve 6 Nebula Ödülü gibi sayısız ödüle layık görülen Le Guin, 2003 yılında Amerika Bilimkurgu ve Fantezi Yazarları Derneği tarafından “Büyük Usta” sıfatına layık görülen ikinci kadın olmuştur. Aynı zamanda 2000 yılında ABD Kongre Kütüphanesi kendisine “yaşayan Efsane” unvanını vermiştir.

3. Agatha Christie

Dünyaya Başarılı Eserler Bırakmış Yetenekli Kadın Öykücüler

1890 yılında İngiltere’nin Torquay şehrinde doğan Agatha Christie, günümüzde dahi polisiye edebiyatının annesi konumundadır. Annesi tarafından evde eğitim gören Christie, yalnız bir çocukluk geçirmiştir. Ardından edebiyat üzerine ciddi çalışmalar yapmaya başlamış ve duygusal konuları ele alan öyküler kaleme almıştır. Yazdığı aşk romanlarını kendi adıyla değil, Mary Westmacott takma adıyla yazmıştır. Ayrıca Christie, okuduğu polisiye romanlardan daha iyisini yazabileceğini düşünerek ilk polisiye eseri “Styles’taki Esrarengiz Olay” adlı romanı yazmıştır. Bu romanında polisiye edebiyatının en önemli karakterlerinden Hercule Poirot ortaya çıkmıştır. Hercule Poirot, sonrasında Agatha Christie’nin tam 33 romanında ve 54 öyküsünde yer almıştır. 1928 yılında ilk eşinden ayrıldıktan sonra bolca gezmeye başlayan Agatha Christie, bu dönemlerde romanlarının geçtiği yerleri uluslararası düzeye yükseltmiştir. Hatta “Doğu Ekspresi’nde Cinayet” adlı romanını Beyoğlu’ndaki Pera Palas’ın 411 numaralı odasında kaleme almıştır. 1971 yılında Agatha Christie’ye İngiltere’nin en yüksek onur ünvanı olan Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı unvanı layık görülmüştür. Yazar, 1976 yılında hayata gözlerini yummuştur.

4. Margaret Atwood

Yaşadığı toplumun gerçeklerini aktaran ve bu yolla dünyaya başarılı eserler bırakmış yetenekli kadın öykücüler denince ilk akla gelen isimlerden biri Margaret Atwood’dur. 1939 doğumlu Margaret Atwood, yazdığı roman, öykü, deneme, şiir gibi edebi eserlerle günümüzde en saygı duyulan yazarlar arasında gösterilir. Son yıllarda ödüllere boğulmuş ve döneme damga vurmuş Handmaid’s Tale dizisi, Atwood’un aynı adlı kitabından uyarlamadır. Atwood, Arthur C. Clarke ve Prince of Austrias gibi saygın edebiyat ödüllerinin sahibidir ve günümüzde de yazar kimliğinin yanında feminist ve aktivist kişiliğiyle de bilinmektedir. Kanadalı yazar, 11 yaşına kadar tam zamanlı eğitim görmemiş olsa da ilk yazılarını 6 yaşında kaleme almaya başlamış, 16 yaşında da bu işte profesyonelleşmek istediğine karar vermiştir. Öğrenim gördüğü Victoria Üniversitesi’nden onur derecesiyle mezun olmuştur. Bu sırada edebiyatla uğraşmaya devam eden Atwood, yazdığı şiir kitabıyla ödüller toplamaya devam etmiştir. Bir yandan da akademik kariyerini sürdüren yazar, British Columbia, Sir George Williams Montreal, Alberta, York Toronto ve New York gibi bilinen üniversitelerde dersler vermiştir.

5. Doris Lessing

Dünyaya Başarılı Eserler Bırakmış Yetenekli Kadın Öykücüler

Babası İran’da bir bankanın yöneticiliğini yaptığından dolayı 1919 yılında İran’da doğan İngiliz asıllı yazar Doris Lessing, yazdığı roman, öykü, şiir ve denemeleriyle Nobel Edebiyat Ödülü kazanmıştır. Bu ödülü kazanan en yaşlı kişi olma sıfatına sahiptir. Henüz beş yaşındayken ailesiyle birlikte günümüzdeki adıyla Zimbabve’ye taşınan yazar, henüz 14 yaşındayken ailesine isyan ederek okulu bırakmış ve hemşirelik, telefon operatörlüğü gibi pek çok işte çalışmıştır. 18 yaşında Zimbabve parlamentosunda çalışmaya başlayan Lessing, aynı zamanda ülkede hakim olan ırkçılıkla savaşarak, sol görüşlü bir partinin kurulmasını sağlamıştır. Siyasi duruşu ve feminist kişiliğini yazdığı eserlere ve yarattığı karakterlere de aktaran yazar, 20. yüzyılın kısıtlamalarına ve karışıklıklarına; toplumsal eşitsizlik, ırkçılık, cinsiyet savaşları gibi konular üzerinden başkaldırmıştır. Eserlerinde seçtiği konular ve işleme tarzı, sonraki kuşak kadın yazarlar için de ilham kaynağı olmuştur. Eserleri mekan olarak genelde Afrika’nın güneye ya da İngiltere’de geçmekte, karakterleri de çoğunlukla güçlü ve otoriteye karşı gelen kadın figürleridir. Lessing, 2013 yılında vefat etmiş, arkasında sayısız eser ve pek çok ödülü bırakmıştır.

6. Alice Walker

1944 yılında Amerika’nın Georgia eyaletinde hayata gözlerini açan yazar, yoksul bir ailede sekizinci çocuk olarak dünyaya gelmiştir. Walker henüz 8 yaşındayken ağabeyinin elindeki silah sebebiyle bir gözünü kaybetmiştir. O dönemler Amerika’da ırkçılığın en yaygın olduğu eyaletlerden olan Georgia eyaletinde Afrikan-Amerikan bir kadın olarak hayata tutunması, kişiliğini derinden etkilemiş; bu durum aktivist ve feminist kişiliğiyle kendisini göstermiştir. New York’ta eğitim görürken istemediği bir gebelik sebebiyle intihar etmeye kalkışmış ve yasadışı yollarla kürtaj yaptırmak zorunda kalmıştır. Walker, aynı zamanda 1960’lı yıllarda ortaya çıkan ve ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin önüne geçmeyi planlayan İnsan Hakları Hareketi’nde ön saflarda bulunmuş ve Dr. Martin Luther King Jr. ile beraber çalışmıştır. Feminizm teriminin siyah kadınların perspektifini yansıtmadığını söyleyerek “kadıncılık” terimini ortaya atmıştır. Kadıncılığın feminizmle ilişkisini, mor renginin lavantayla olan ilişkisine benzetir. Birçok roman, şiir ve öyküsü bulunan yazarın en ünlü eseri “Renklerden Moru” adlı kitabıdır. Kitap, Walker’a 1983 yılında Pulitzer ödülünü kazandırmış, aynı zamanda “Mor Yıllar” adıyla sinemaya da uyarlanmıştır.

7. Angela Carter

Dünyaya Başarılı Eserler Bırakmış Yetenekli Kadın Öykücüler

Kırmızı Başlıklı Kız, Pamuk Prenses gibi masalların aslında o kadar masum olmadığını vurgulayan ilk yazardır Angela Carter. Yazar, 1940 yılında kasiyer bir anne ve gazeteci bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiş, ancak erken yaşlarında anneannesinin yanında, Yorkshire’da yaşamaya başlamıştır. İlerleyen yaşlarında bir süre baba mesleği olan gazetecilikle uğraşan Carter, Bristol Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı eğitimi görmüş ve pek çok üniversitede yaratıcı yazarlık dersleri vermiştir. Carter yarattığı fantastik evrenlerin içinde feminizm, erotizmin yarattığı mizah gibi konulara değinir. 1977 yılında yayımladığı Kanlı Oda, hepimizin çocukluğunda öğrendiği masalların kendi perspektifinden bir yorumlamasıdır ve yazara Cheltenham Edebiyat Festivali Ödülü gibi ödülleri kazandırmıştır. Akademik makalelerine de feminist görüşlerini aktaran Carter, yazdığı “de Sade’çı Kadın ve Pornografi İdeolojisi” gibi çalışmalarla adından bahsettirmiştir. Yazdığı “Kurtlar Sofrası” ve “Sihirli Oyuncak Dükkanı” kitapları sinemaya da uyarlanan Carter, kendisine sayısız ödül kazandıran roman, öykü, tiyatro ve radyo oyunlarını dünyaya kazandırarak 1992 yılında ilerleyen kanseri sebebiyle hayata gözlerini yummuştur.

8. Carol Shields

Shields, 1935 yılında Amerika’nın Illinois eyaletinde Kanada asıllı Amerikan vatandaşı olarak dünyaya gözlerini açmıştır. Küçük yaşlarında başlayan okuma merakı onu akademik kariyer yapmaya ve yazarlığa yönlendirmiştir. Indiana’da üniversite okuduğu yıllarda Birleşmiş Milletler bursu kazanarak eğitiminin geri kalanını İngiltere’de tamamlamıştır. Yüksek lisan eğitimi için Kanada’ya giderek Ottowa Üniversitesi’nde eğitim görmüştür. Kanada’da eğitim gördüğü yıllara yazım sanatına olan ilgisi daha da artarak Canadian Slav Papers dergisinin editör asistanlığını yapmaya başlamış, aynı yıllarda ilk romanı olan “Küçük Törenler” adlı eseri kaleme almıştır. Box Garden adlı kitabını yazdığı 1977 yılında Ottowa Üniversitesi’nde akademik kariyerine öğretim görevlisi olarak başlamıştır. Aynı zamanda başka üniversitelerde de yaratıcı yazarlık üstüne dersler vermiştir. Shields’in yazdığı “Taş Günceler” eseri, 1995 Pulitzer Kurgu Ödülü’nü ve 1993 Genel Valilik Ödülü’nü alarak bu iki ödüle sahip tek kitap unvanını halen elinde bulundurmaktadır. Aynı zamanda ABD Ulusal Kitap Eleştirmenleri Topluluğu Ödülü’nü de kazanan kitap, Shields’ın ödüllerle dolu sayısız roman, öykü, tiyatro oyunları ve şiirlerinin başlangıcı olmuştur. Aynı zamanda Kanada Kraliyet Cemaati üyesi olan yazar, 2003 yılında meme kanseri sebebiyle hayata gözlerini yummuştur.

9. Joyce Carol Oates

Oates, 1938 yılında çiftçi bir ailenin ilk çocuğu olarak hayata gözlerini açmıştır. Ailesinin çitliğinde çocuklu geçen yazarın o yıllardaki en yakın arkadaşı büyükannesi olmuştur. Hatta da sonraları büyükannesinin babasının intihar ettiğini ve büyükannesinin bu yüzden Yahudi soyunu gizlemesi gerektiğini öğrenmiş, yazdığı “The Gravedigger’s Daughter” adlı eserde de bu konuyu işlemiştir. Gençlik döneminde Dostoyevski, Hemingway gibi ustaları okuması ve büyükannesinin hediye ettiği daktilo ile edebiyata ilgisi artan Oates, ailesinde lise eğitimini tamamlayan ilk kadın olmuştur. Henüz lisedeyken yazdığı öyküleriyle Scholastic Sanat ve Yazarlık Ödülü’nü kazanmıştır. Kazandığı burs ile Syracuse Üniversitesi’nde eğitim gören yazar, Franz Kafka’nın eserleriyle bu yıllarda tanışmıştır ve Kafka’nın üzerinde yarattığı etki kendi satırlarında açıkça görülebilmektedir. Yazdığı eserlerinde genellikle hümanizm, adalet, eşitlik gibi kavramları işleyen yazar, yazdığı 58 roman ve bir dizi öykü, şiir ve derlemeleriyle Ulusal Kitap Ödülü dahil olmak üzere pek çok ödül sahibi olmuştur. Aynı zamanda Princeton, Kaliforniya, Berkeley gibi köklü üniversitelerde eğitim vermektedir. Bugün 82 yaşında olan yazar, halen daha kalemini elinden bırakmadığı gibi, Donald Trump’ın Twitter üzerindeki en büyük eleştirmenlerinden biridir.

10. Zadie Smith

Dünyaya Başarılı Eserler Bırakmış Yetenekli Kadın Öykücüler

1975 yılında Jamaikalı bir anne ve İngiliz bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Zadie Smith’in asıl adı Sadie’dir; ancak 14 yaşında adını değiştirmiştir. Ailesi orta sınıf işçi kökenli bir ailedir. Küçükken step dansına ve müzikallere düşkün olan yazar, üniversite yıllarında caz vokalliği yaparak geçimini sağlamıştır. Bursla gittiği Cambridge Üniversitesi’nde okurken yazdığı “İnci Gibi Dişler” eseri daha yayımlanmadan döneme damgasını vurmuş, yayınevi ilk 80 sayfası için 250 bin Dolar ödemeyi kabul etmiştir. Bu romanla Whitbread İlk Roman Ödülü, The Guardian İlk Roman Ödülü gibi pek çok ödül kazanmış, aynı zamanda roman Channel 4 tarafından televizyon dizisi haline getirilmiştir. Smith, yine aynı dönemlerde yazdığı öyküler gerek ulusal gerekse uluslararası alanda ödüllere layık görülerek edebiyat dünyasındaki yerini kanıtlamıştır. Dili pürüzsüz, doğal ve zekice anlatıma sahip olan yazar, çeşitli konularda yazsa da; sınıf farklılıkları, adalet, göçmenlik gibi konular en belirgin olanlarıdır. Roman, öykü, deneme gibi pek çok alandaki yazılarıyla başarı yakalamış olan Smith, yazarlık kariyeri dışında, 2010 yılından beri New York Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir.


Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
0
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Lütfen üye girişi yapın!