Dünden Bugüne Türkiye’de Sinemanın Gelişimi

5 dk okuma süresi


0
11 Paylaşım

Lumiere Kardeşler’in 55 saniyelik kısa bir tren görüntüsüyle başlayan dünya sinema tarihi, Türkiye’de de 1896 yılında Yıldız Sarayı’nda yapılan ilk sinema gösterimiyle başlamış oldu. Peki bu noktaya nasıl geldik? Dünden bugüne Türkiye’de sinemanın tarihsel gelişimi ve Türk sinema tarihini sizler için dönem dönem inceledik. Keyifli okumalar…

1. İlk Dönem Sineması (1910-1920)

Tartışmaya açık bir konu olsa da genel olarak ortak kanı ilk Türk filminin 1914 yılında Fuat Uzkınay tarafından çekilen “Ayastefanos’taki Rus abidesinin Yıkılışı” olduğu yönünde diyebiliriz. Filmin hikayesi ise Osmanlı-Rus Savaşı bittikten sonra Rusların ilerlediği en uç noktaya yani Ayastefanos’a diktikleri zafer anıtının, Osmanlı devleti tarafından yıkılmasını konu alır. Böylelikle “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” ilk türk filmi olmasının yanında, ilk belge film olma özelliği de taşır. Bu filmle başlayan serüven, belge niteliği taşıyan filmlerin de devamını getirmiştir. 20’li yaşlarında genç bir gazeteci olan Sedat Simavi’nin yönetmenliğinde gerçekleşen “Pençe” ve “Casus” ise yarım kalmadan çekilebilen ilk öykülü filmlerdir. Yine bu dönemde tiyatrocu Şadi Fikret Karagözoğlu tarafından “Bican Efendi Vekilharç” isimli kısa filmiyle ilk güldürü tiplemesini yaratıldı.

2. Tiyatrocular Dönemi (1922-1939)

Dünden Bugüne Türkiye Sinemanın Tarihsel Gelişimi

Tiyatronun tarihimizde çok önemli bir yer kapladığı gerçeğinin yanı sıra, bu döneme damga vuran bir isim var: Muhsin Ertuğrul. Sinemanın gelişmesine de büyük yardımları olacak olan bu isim, 1922-1939 yılları arasında Türkiye’de film yapan tek kişi olarak tarihe geçiyor. Türkiye’nin ilk özel film şirketi olan “Kemal Film” bu dönemde kuruluyor ve asker elinde olan sinema artık sivil bir hale geliyor. Kemal Film ve İpek Film adına çeşitli görevler alarak, sinemayı bildiğimiz hale getirmek için uğraşıyor. Bu döneme “Tiyatrocular Dönemi” denmesinin sebebi ise, Muhsin Ertuğrul’un kendi kurduğu tiyatro dekorlarını filmlerinde kullanması ve oyuncu olarak tiyatrocularla çalışmasıdır. Bu nedenle çektiği filmler de daha çok tiyatroyu anımsatır. Yine bu dönemde Kurtuluş Savaşı’nı konu edinen ilk film olarak bilinen “Ateşten Gömlek” Halide Edip Adıvar’ın romanından uyarlanmıştır. Bir diğer önemli konuysa ilk kez bu filmde Müslüman ve Türk kadınlar filmde rol almışlardır. Bu kişiler Neyyire Neyir ve Bedia Muhavvit’tir.

3. Geçiş Dönemi (1939-1950)

Dünden Bugüne Türkiye'de Sinemanın Gelişimi

Muhsin Ertuğrul’un bu çabaları sinemaya ne kadar katkı sağlamış olsa da bazı zararları da olmuştur. Türk Sineması’nın çeşitliliği artması gerekirken, Muhsin Ertuğrul tarafından tekelleştirilmiştir. Bu dönemde Almanya’da fotoğrafçılık okulunu bitiren ve Türkiye’ye dönen Faruk Kenç sinemaya girmiştir. Muhsin Ertuğrul’un’un 1940 yapımı “Şehvet Kurbanı” ve Faruk Kenç’in 1940 yapımı “Yılmaz Ali” adlı ilk polisiye film denemesinde oynayan “Suavi Tedü” ile ilk jön tipi ortaya çıkmıştır. Türk sinemasında sürekli gördüğümüz şehir tiyatrosu oyuncuları dışında yeni oyuncu denemeleri de Faruk Kenç’in girişimleriyle başlamıştır. Bu dönemde bahsetmemiz gereken bir diğer önemli isimse Ömer Lütfü Akad. Türk sinemasının gelişim tarihi açısından önemli bir yere sahip olan ilk gerçekçi türk filmi “Vurun Kahpeye” bu dönemde çekilmiş ve yeni sinema anlayışının ilk belirtileri ortaya konmuştur.

4. Sinemacılar Dönemi (1950-1970)

Dünden Bugüne Türkiye Sinemanın Tarihsel Gelişimi

1950’li yıllara gelindiğinde Türk sineması çok yol katetmiş ve kendine özgü bir sinema ortamı, film gösterim ve üretim sistematiğine bağlanmıştır. Bunun yanında yapım ve dağıtım şirketleri, yavaş yavaş çalışanlarıyla gelişen ve büyüyen bir sektör haline gelmeye başlamıştır. Türk sinema tarihi için çok önemli olan iki film “Vurun Kahpeye” ve “Kanun Namına” sinema tarihindeki yerini almış olup, bu dönemi başlatmışlardır. Bu dönemde ünlü olan bazı magazin dergilerinde yapılan “Kral” ve “Kraliçe” yarışmaları, star sistemini bize kazandırmış ve yeni sinema starlarımızı yaratmamıza olanak sağlamıştır. “Ayhan Işık”, “Hülya Koçyiğit”, “Türkan Şoray”, “Ediz Hun” ve “Belgin Doruk” bunlardan bazılarıdır.

5. Genç/Yeni Sinemacılar Dönemi

Dünden Bugüne Türkiye'de Sinemanın Gelişimi

Dünden Bugüne Türkiye’de sinemanın gelişimi listemizde katkı sağlayan en önemli isimlerden biri şüphesiz Yılmaz Güney. 1970 yılında çekilen “Umut” filmiyle sinemanın olağan akışı değişmiştir ve sinema Yılmaz Güney’den önce, Yılmaz Güney’den sonra diye ayrılmıştır. Yılmaz Güney’le beraber çalışan “Erden Kıral”, “Zeki Ökten”, “Şerif Gören”, “Ali Özgentürk” gibi yönetmenler bu dönemde toplumsal gerçekçi filmler yapmışlardır. Yaptıkları sinemada Yılmaz Güney’in önemli bir etkisi olan, Yılmaz Güney’in açtığı yoldan yürüyen yeni kuşağın Yeşilçam dışı arayışları 1970’li yıllar boyunca yaşanan toplumsal koşulları da sinemamıza yansıtır. Bu döneme damgasını vuran bir diğer film ise Ertem Eğilmez’in tek kahramana dayalı olmayan çok kişilikli Hababam Sınıfı güldürüleri, 1975 yılının ve her dönemin en popüler filmleri olmayı başarmıştır.

6. 1970-1980 Dönemi

Dünden Bugüne Türkiye Sinemanın Tarihsel Gelişimi

Toplumsal gerçekçi akımının sinemamıza yansımasının ardından bir başka popüler olan akım ise komedi ağırlıklı seks filmleri oldu. Bunun da yanı sıra mafya türü film sayılarımız arttı. Bu türün en bilinen ismi Cüneyt Arkın, karate filmlerinin etkisiyle Türk sinemasında yeni bir mitos yarattı. Sinema bir düşüşe girdi ve onu canladırmak için her türlü yol denendi. Dönemin ünlü arabesk şarkıcıları filmde başrol olarak oynatılmaya başlandı ve arabesk eğilimler hızlandı. 1979 yılında seks komedileri büyük bir yükselişe geçti ve talep arttı. Bu türde toplam 131 film çekildi. Bir yılda 37 film çeken Zerrin Egeliler dünya rekoru kırdı.

7. 1980-1990 Dönemi

Dünden Bugüne Türkiye'de Sinemanın Gelişimi

Halit Refiğ’in 1982 yılında vizyona giren “Leyla ile Mecnun” filmi arabesk filmlerin başyapıtı olarak halka indi. Bu yıllarda Atıf Yılmaz Necati Cumalı “Mine” ile kadın sorunlarına değindi ve ilk kez bu filmle “kadın filmleri dönemi” başlamış oldu. Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı, yönetmenliğini Şeref Gören’in üstlendiği “Yol” filmi Cannes Film Festivali’nde, Costa Gavras’ın “Missing” adlı filmiyle “En İyi Film” seçilerek Altın Palmiye ödülünü kazandı. Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” ile Berlin’de kazandığı başarıdan sonra bir Türk filmi ikinci kez bir zafere imza attı.

8. 1990-2000 Dönemi

Dünden Bugüne Türkiye Sinemanın Tarihsel Gelişimi

1990’lı yıllara geldiğimizde, 1980’li yıllarda çöküş yaşayan Türk sinema sektörünün tekrar küllerinden doğduğunu söylemek yanlış olmaz. 1996’da vizyona giren ve başrollerini Şener Şen ve Uğur Yücel’in yaptığı “Eşkıya” filmi, 2.5 milyon kişilik hasılata ulaşmasıyla Türk sineması için umut doğurdu. Bu rakam o dönem için bir rekordu. Bu rekorun ardından izleyici “Ağır Roman”, “Masumiyet”, “Hamam”, “Gemide”, “Akrebin Yolculuğu” ve “Hoşçakal Yarın”, “Her Şey Çok Güzel Olacak”, “Gülün Bittiği Yer”, “Mayıs Sıkıntısı” gibi peş peşe birçok popüler ve sanat filmini görme fırsatı buldu.

9. 2000 ve Sonrası

Dünden Bugüne Türkiye Sinemanın Tarihsel Gelişimi

Dünden bugüne Türkiye’de sinemanın gelişimi listemizde 2000’li yıllardan sonra Türk sinema sektörü, hızlı bir yükselişe geçerek 2013 itibariyle 50 milyon seyirci sayısını geçmeyi başardı. İzlenme oranlarına bakıldığında yerli yapım oranı da %50’yi geçerek Hindistan Bollywood’la beraber en fazla yerli yapım izlenen ülke oldu. Bu dönemde Türk Sineması’nın sürekli değişen dinamiklerine bağlı olarak çekilen filmlerden bazıları; “Vizontele”, “Herkes Kendi Evine”, “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak”, “Neredesin Firuze”, “Köksüz”, “Çırak” filmleridir.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
0
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç

dergiCE üyeleri ne diyor?