Dünden Bugüne Eğitim Sistemimizin Tarihsel Gelişimi

5 dk okuma süresi


8
11 Paylaşım, 8 puan

Türk toplumlarında eğitimin tarihsel gelişimi İslamiyet öncesi, İslamiyet sonrası ve Cumhuriyet sonrası eğitim olmak üzere üç temelde incelenebilir. Eğitim sistemimizin dünden bugüne tarihsel gelişimi bilimsel buluşlar, eğitimde yenilenen anlayışlar, yöntemler, uygulamalar şeklindeki değişimlerle sürmektedir. Eğitimin tarihi ise insanlığın tarihi kadar eskidir. En eski tarihlerden bugüne kadar insan eğitimi sürmüştür. İnsan eğitilmeye ihtiyacı olan bir varlıktır. Aklı sayesinde diğer varlıklara üstünlük sağlayabilen insanoğlu tabii ki eğitim yoluyla işlenebilen bir cevher haline gelebilmektedir. Sizler için a’dan z’ye eğitim sistemimizi tarihsel açıdan ele aldık. İyi okumalar!

1. İslamiyet Öncesi Dönemde Eğitim

Dünden Bugüne Eğitim Sistemimizin Tarihsel Gelişimi

Türklerin İslamiyet’ten önceki dönemlerinde, yaşama biçimlerinin etkisiyle, eğitimde toplumun töresi önemli rol oynamıştır. Alp insan tipine önem verilmiştir. Alp insan tipi demek cesur olduğu kadar bilim sevgisi de olan kişi demektir. İslamiyet öncesi dönemde mesleki eğitim önemli bir yer tutmaktadır. Türkler bu dönemde göçebelik ve yöneticilikleri ile ön plana çıkmıştır. Bazı el sanatları ile birlikte çocuk yetiştirmedeki koşullar eğitime damgasını vurmuştur. Türklerin Müslüman olmalarından önce tarihte uzun yıllar egemenliğini sürdürmüş en önemli devletler; Hunlar, Göktürkler ve Uygurlardır. Göktürklerin bırakmış olduğu Orhun anıtları Türkçe tarihinin bilinen en eski yazılı belgeleridir.

2. İslamiyet Sonrası Dönemde Eğitim

Türklerin Müslüman olmaları ve yerleşik hayata geçmeleri eğitim açısından büyük değişikliklere yol açmıştır ama olumlu katkı sağlamıştır. Tek Tanrı düşüncesi, yoksulları doyurma düşünceleri, kurban törenleri ve bilim sevgileri İslamiyet’in kabulünü kolaylaştırmıştır. İslamiyet’in Tanrı anlayışı ile benzerlikler gösterdiği için bu dini benimsemek zor olmamıştır. Medrese adı verilen yerler ilk kez planlı, düzenli ve güçlü bir örgün eğitim öğretim kurumu olarak ortaya çıkmıştır. Bu şekilde eski değerler ve töre değişme yoluna girmiştir. Bu dönemde bulunan ve Aristo’dan sonra ikinci öğretmen olan Farabi’ye göre eğitimin amacı; mutluluğu bulmak ve bireyi topluma yararlı hale getirmektir. İbn-i Sina ise eğitimin doğumla başlaması gerektiğini savunmuştur.

3. Selçuklu Devleti Döneminde Eğitim

Dünden Bugüne Eğitim Sistemimizin Tarihsel Gelişimi

Örgün eğitimin ilk örnekleri olan medreseler bu dönemde kurulmaya başlanmıştır. Temelde din eğitimine dayanmasına rağmen, bilim alanına da önem verildiği görülmektedir. Batı örnekleri olmayan medreseler sadece din eğitimi vermemiştir. Matematik, astronomi, tıp ve fen alanlarında çağının bilgilerini veren okullar olmuşlardır. 1046 yılında ilk Selçuklu medresesi Tuğrul Bey tarafından kurulmuştur. Eğitimde şans ve fırsat eşitliği gerçekleştirmeye çalışılmıştır. Bu dönemin bilim merkezi medreseler toplumu aydınlatmıştırlar ve Osmanlı medreselerine de örnek olmuşturlar. Sıbyan mekteplerinde öğretmenlik “muallimlik” olarak isimlendirilirken, medreselerde “müderrislik” olarak adlandırılmıştır.

4. Osmanlı Döneminde Eğitim

Eğitim sistemimizin dünden bugüne kadar tarihsel gelişimi Osmanlı döneminde önemli oranda etkilenmiştir. Osmanlılarda medreseler toplumu derinden etkilemiştir. Enderun eğitim kurumları kurularak azınlıkların çocuklarını yetiştirmek için kullanılmıştır. Eğitim öğretimin temel amacı dinidir ve ezbercidir. Azınlıklara ve yabancılara eğitim hakkı tanınmıştır. Osmanlı Döneminin bir kısmında eğitimde yenileşme gerçekleşmiştir ve 1776’da askeri okullar ile başlamıştır. Osmanlı Döneminde, Fatih Sultan Mehmet ilk kez öğretmenlik mesleğini dinsel ağırlıklı olmaktan çıkarıp öğretmenlik mesleğinin gelişmesini sağlamıştır. Laikleştirme konusunda önemli bir adım atmıştır. Bu adım aslında Türkiye’de öğretmenlik mesleği adına atılmış ilk gerçek atılımdır.

5. Enderun Okullarında Eğitim

Dünden Bugüne Eğitim Sistemimizin Tarihsel Gelişimi

Enderun okulları yüksekokul niteliğindedir. Fatih Sultan Mehmet tarafından açılmıştırlar. Bu eğitim kurumlarının içerisinde askerlik, yöneticilik, güzel sanatlar bölümleri bulunmaktadır. Hristiyan ailelerden gelen küçük çocuklar önce Müslüman Türk ailelerinin yanında kalır. Orada yetişenler daha sonra acemi oğlanlar saray ve kışlalarında eğitim görürler. Buralarda alınan eğitimden sonra çeşitli askeri zümreler içerisine gönderilirlerdi. Buralarda gösterdikleri başarı ile daha yüksek seviyede eğitilmek üzere Enderun’a alınırlardı. Amacı Hristiyan tebaadan alınan yetenekli çocukları iyi, güvenilir devlet adamı ve askeri olarak eğitmektir.

6. Lale Devri’nde Eğitim

Lale Devri Avusturya ile imzalanan antlaşmayla başlamıştır. 1730 yılında gerçekleşen Patrona Halil İsyanı ile sona ermiştir. Ayrıca Lale Devri’nde bazı Avrupa başkentlerine, Paris ve Londra gibi yerlere geçici elçilik heyetleri yollanmıştır. Böylelikle Avrupa’yı daha yakından tanıma imkânı sağlanmıştır. Avrupa’dan matbaa getirilmiştir ve ilk kez çiçek hastalığına karşı aşı uygulanmıştır. İstanbul’daki büyük sorunlardan biri olan yangınları önlemek için yeniçerilerden Tulumbacılar adı verilen bir ocak kurulmuştur. Çini atölyeleri açılarak sanat için olanaklar arttırılmıştır. Kâğıt fabrikası açılmıştır ve Üsküdar’da açılan Avrupa usulü askeri eğitim merkezleri bu alanda bir ilk olmuştur. Fakat yeniçeriler karşı çıktığı için kapatılmıştır.

7. Osmanlı Yenileşme Döneminde Eğitim

Dünden Bugüne Eğitim Sistemimizin Tarihsel Gelişimi

Osmanlı devleti, batılı ülkelere karşı aldığı yenilgiler sonucunda başta askerlik olmak üzere çeşitli alanlarda birtakım yenilikler yapmanın gerektiğini hissetmiştir. Eğitimde yenilenmeye, askeri okullar açılarak başlanmıştır. Askeri ıslahatlar çerçevesinde kurulan ve askeri eğitim veren kurumlar, klasik Osmanlı eğitiminden farklı olarak yeni bir eğitim anlayışı gelişmesine neden olmuştur. İlk uygulamaları mühendis hanelerde görülen yeni tarz bilim ve eğitim anlayışına değişiklik katmıştır. Bu dönemde ilk kez yabancı öğretmenler görevlendirilmiştir. 1826 yılında yeniçeri ocağı kaldırılmıştır. Ayrıca bu dönemde ilk kez ilköğretim zorunluluğu getirilmiştir. Tercüme odaları kurularak yabancı dil öğrenimi genişletilmiştir.

8. Tanzimat Döneminde Eğitim

Ülkede yeniliklere gerekli bir ihtiyaç vardır. Osmanlı yönetimine ve Türklere karşı düşmanca davranan Avrupa kamuoyunu kazanmak istenmiştir ve Avrupa devletlerinin baskıları nedeniyle de eğitimde yeniliklere gidilmiştir. Eğitim bir bilim olarak görülmeye başlanırken aynı zamanda eğitim bilimi kitapları da yazılmaya başlanmıştır. Eğitimde yenileşmeler aslında çok az sayıda yöneticiler, aydınlar ve öğretmenler tarafından başlatılmıştır. Azınlık ve yabancı okulları büyük gelişmeler göstermiştir. Bu gelişmeler artık devlet için bir tehlike haline gelmeye başlamıştır. Açılan yeni okulların ders programlarına hayata yönelik dersler eklenmiştir. İlk kez öğretmen yetiştirilen meslek okulları açılmıştır. Öğrenci ve öğretmenlerin kılık ve kıyafetleri belirlenmeye başlanmıştır. Disiplin şekli olarak görülen falaka yasal olarak kaldırılmıştır.

9. Cumhuriyet Döneminde Eğitim

Atatürk başöğretmen olarak sayısal anlamda önemli gelişmeler sağlamıştır. 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Böylelikle medreseler kaldırılmıştır. Kadınların eğitimine önem verildiği için karma eğitime geçilmiştir. Eğitimde demokratik ve en önemlisi de laik adımlar atılmıştır. Latin harfleri kabul edilmiştir ve bu Türkiye’de geniş bir eğitim seferberliğine yol açmıştır. Batılı eğitimcilerden eğitimi geliştirmek için yardım talep edilmiştir. Bazı zamanlarda eğitim sorunlarının tartışılması için Şuralar toplanmıştır. Zaman zaman da partiler kendi isteklerini eğitime çok fazla yansıtmıştırlar ve durum böyle olunca istikrarlı milli eğitim politikası izlenememiştir.

10. Atatürk’ün Eğitim Görüşü

Dünden Bugüne Eğitim Sistemimizin Tarihsel Gelişimi

Dünden bugüne tarihsel gelişimi sürerken eğitim sistemimizin gelişmesine Atatürk’ün büyük katkıları olmuştur. Atatürk eğitimin bilimsel ilkelere uygun biçimde ve ulusal temelde ele alınması gerektiğine inanmıştır. Eğitim sisteminin bu yönde şekillenmesi için çabalamış ve bunun için uğraş vermiştir. Kurtuluş Savaşı’nın en zor günlerinde bile eğitime verdiği önem sayesinde Ankara’da Maarif Kongresi toplamıştır. Orada öğretmenlere yeni nesil için esasları göstermiştir. Atatürk’e göre eğitim toplumu cehaletten kurtarmalıdır. Onun düşüncesine göre eğitim toplumun bilgi ve ahlak düzeyini yükseltmelidir. Ayrıca çocukların kabiliyetlerini ortaya çıkarıp geliştirmelidir. Gelecek nesiller Türkiye’nin bağımsızlığını ve cumhuriyeti koruyacak şekilde yetiştirilmelidir.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
11
Beğen
Mutlu Mutlu
4
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç

Yorum bırak

  1. Bir ülkenin bilgi seviyesini, üniversitelerindeki eğitim kalitesine bakarak öğrenebilirsiniz. Üniversitelerimizin vazifesini yapması, dışardan herhangi bir gücün yön vermeye çalışmaması ülkeye enerjik bir nesil kazandıracaktır. Eğitimi seven insanların çoğalmasıyla eğitimli insanlar artacak, devamında fakirlik yok olacak ve ayrılıklar yaşanmayacak!

Lütfen üye girişi yapın!

Lütfen reklamlara izin verin

Reklamların can sıkıcı olduğunun farkındayız ancak dergiCE'nin içeriklere devam edebilmesi için reklam yayını yapmak zorundayız. Adblocker uygulamasından dergiCE.com domainini kaldırarak bize destek olabilirsiniz.