Çocukların Cinsel Kimlikleriyle Tanışma Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

5 dk okuma süresi


14
15 Paylaşım, 14 puan

Çocuklarda, cinsel kimlikleriyle tanışma süreci, ebeveynlerin yaklaşımı ile başlar. Çocuklar bu dönemde, anne ve babaya nereden geldiklerini sorar, cinsel organlarını keşfetmeye çalışır ve karşı cinse yönelik büyük bir merak duyarlar. İşte tam da bu süreçte, çocuklara karşı tutum ve davranışlar daha büyük bir önem taşır. Çocukların bu meraklı halleri karşısında yapılması veya kaçınılması gereken davranışların bilinmesi, onların bu süreci daha sağlıklı yaşayabilmesi açısından önemlidir. Tam da bu sebeple çocukların cinsel kimlikleriyle tanışma ve içselleştirme döneminde dikkat edilmesi gerekenler neler, sizler için araştırdık. İyi okumalar!

1. Merakları Anlayışla Karşılanmalı

Çocukların Cinsel Kimlikleriyle Tanışma Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çocuklar 3-6 yaş döneminde sembolik işlemler dönemine girmiş olur. Bu dönemde hayali oyunlar oynar, aynı zamanda ilgisi kendi bedenine kaymaya başlar. Kendini keşfetmeye yöneldiği bu dönemde daha çok cinsel organı ile ilgilenir. Cinsel organıyla oynar ve bununla ilgili sorular sorar. Kendi cinsel kimliğinden farklı olan çocuğun ya da bireyin cinsel bölgesini merak eder. Hatta bu merakı sebebiyle ebeveynlerini gizlice izlemeye çalışabilir. İşte bu gibi durumlarda, anne ve babanın çocuğu ayıplayıp kızmak yerine sakin davranması ve çocuğun kendini keşfettiği bu döneme saygı göstermesi gerekir.

2. Tuvalet Eğitimine Özen Gösterilmeli

Çocukların cinsel kimliklerini belli etmeye başlamadan önceki ön hazırlık süreci, aslında tuvalet eğitimidir. Tuvalet eğitimi, çocuğun özerkleşmesi ve bireyleşmesinin yanında, çocuğun haz bölgelerinin farkına vardığı bir dönem olması sebebiyle büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırırken cezalandırma, ödüllendirme, korkutma veya baskı uygulama gibi yollara kesinlikle başvurulmaması gerekir. Aksine bu dönemde sabırlı davranmalı, çocuğun bu eğitime hazır olup olmadığı gözlemlenmeli ve buna göre bir eğitim planı hazırlanmalıdır. Çocuğun mümkün olan en erken süreçte bu eğitimi alması, özel bölgeleri ile oluşacak teması en aza indirmeyi de sağlamış olacaktır.

3. Aşkım, Hayatım Gibi Sözcükler Kullanılmamalı

Çocukların Cinsel Kimlikleriyle Tanışma Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Aşk, farklı şekillerde algılanabilir bir sözcük olmasına karşın, asıl olarak iki birey arasındaki ilişkiyi ifade eder. “Aşkım!” gibi kelimeler kullanıldığında, çocukta, “Ben, annemin-babamın yerine geçtim.” veya “Ben, annemin-babamın aşkıyım.” gibi düşünceler ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocuklara aşkım, hayatım gibi aşk sözcükleri kullanılmamalıdır. Çünkü çocuğun algısı bu dönemde, cinsel kimliği hangi cinse yönelik olursa olsun, ebeveyne aşık olmaya meyillidir. Bu kelimeler yerine tatlım, kızım, oğlum, bir tanem gibi sevgi sözcükleri daha yerinde olacaktır. Hangi kelimelerin söylenmesi gerektiğinin yanı sıra, güzel bir ses tonunun da sevgiyi iletmede her zaman iyi bir aracı olduğu unutulmamalıdır.

4. Eş İle İlişkiye Çocuk Dahil Edilmemeli

Eş ilişkisi, her daim çok özeldir. Bu sebeple, anne ve baba olarak bu özel ilişkide çocuğa sınır koyulmalıdır. Örnek olarak çocuk, anne ve baba arasında yatmamalı, eşlerin arasına girebileceği fikrine kapılmasına izin verilmemelidir. Bu durum çocuğun cinsel olarak kışkırtılmasına neden olabileceğinden uyku eğitimi olabildiğince erken bir dönemde verilmiş olmalıdır. Çocukların doğal olarak ebeveynlerine aşık olma eğilimi taşıdığını söylemiştik. Eğer eş ilişkisi çocuğa başarılı bir şekilde yansıtılabilirse, çocuk da karşılıksız olan aşkını diğer bireylere, sağlıklı bir şekilde yönlendirebilecektir. Böylece kendi cinsel kimliğiyle sağlıklı bir şekilde bütünleşecektir.

5. Özel Bölgelerine Dokunmamaya Özen Gösterilmeli

Çocukların Cinsel Kimlikleriyle Tanışma Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çocukların özel bölgeleri, cinsel kimlikleriyle tanışma döneminde özellikle dikkat edilmesi gerekenler arasındadır. Cinsel olarak kışkırtılmamaları için özel bölgelerine dokunmamak çok önemlidir. Genelde ebeveynler bunun da ötesinde çocuğun cinsel organlarını sevme, buna yönelik şakalar yapma, cinsel organları sevme aracı olarak kullanma gibi davranışlarda bulunabiliyorlar. Bu gibi durumlar çocuğun cinsel organına farklı anlamlar yüklemesi ihtimalini doğuracağından bu tarz davranışlardan kaçınılmalıdır. Bunun dışında eğer çocuğun özel bölgelerine dokunmak zorunda kalınıyorsa, bunu, orada çok fazla zaman harcamadan, mümkün olduğunca temizlik yapılması gereken kısımlar ona teslim edilerek yapılmalıdır. Aksi halde çocuk farkında olmadan kışkırtılmış olabilir. Tuvalet eğitimi de bu sebeple daha büyük bir önem taşır.

6. Cinsellikle İlgili Söylemleri Normal Karşılanmalı

Bu dönemde çocuklar “çiş, kaka, kuku, pipi” gibi söylemlerde çok sık bulunmaya başlar. Bunun sebebi kendi cinsel bölgelerine ait meraklarıdır. Bu tarz sözcükler kullandıklarında ise yapılması gereken bunları normal karşılamaktır. Ne olumlu ne de olumsuz tepki verilmemeli, olabildiğince bu kelimeler söylediğinde görmezden gelinmelidir. Çocukların bu söylemleri sırasında sürekli onları ayıplamak ya da kötü yüz ifadeleri takınmak, onların cinsel kimliğine olan algısını kötü yönde etkileyeceğinden yapılmaması gereken davranışlardandır. Çünkü bu, onlar için dönemsel bir durumdur ve zaman ilerledikçe bu tür kelimelere ilgileri azalacaktır. O zamana kadar zihinlerinin yoğunlaştığı bu alanı dile dökerek atlatmaya çalışmaları normal karşılanmalıdır.

7. Cinsiyet Rollerine Yönelik Algısına Özen Gösterilmeli

Çocukların Cinsel Kimlikleriyle Tanışma Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Cinsiyet rolleri, çocukların ebeveynlerinde gördüğü davranışların veya onlardan gelen telkinlerin etrafında şekillenir. Bu sebeple çocukların kendi cinsel kimlikleriyle tanışma döneminde, evdeki iş bölümlerine yönelik tutumlar, dikkat edilmesi gerekenler arasındadır. Örneğin, çocuğa yemek yapmanın, evi süpürmenin kadın rolü; evdeki eşyaları tamir etmenin ise erkek rolü olduğunu söylemek veya hissettirmek doğru bir tutum olmayacaktır. Çocuğa bunun yerine, tüm bu işlerin ortak alanda, cinsiyet ayrımı olmaksızın, ortak sorumluluk gerektiren işler olduğu söylenmelidir. Böylece çocuk bu işleri, ayrı ayrı cinsiyet yükümlülükleri olarak algılamaktan ziyade insani sorumluluk olarak içselleştirecektir.

8. Eşle Olan Sevgi İletişimine Özen Gösterilmeli

Çocuklar sevgiyi ve aşkı nasıl yaşayacağını ebeveynleriyle öğrenmeye başlar. Anne ve babanın birbirlerine sevgi sözcükleri söylemesi, birbirlerini sevmesi, hatta güzel bir ses tonuyla iletişim kurması dahi, çocuğun sevgiyi ve aşkı iletme algısını olumlu yönde etkileyecektir. Eşle tartışırken bile, aslında bir savaşı kazanmak için değil, orta yolu bulmak, tatlıya bağlamak için tartışıldığı çocuğa yansıtıldığı zaman, ileride kurduğu ilişkiler daha sağlam olacaktır. Tabi bu tartışma esnasında ses yükseltmemeye, kötü sözler söylememeye dikkat edilmelidir. Aksi halde çocuk bu tarz davranışları sevgiyi iletme ya da iletişim kurma yolu olarak algılayabilir.

9. Ebeveyn Bedeniyle Çocuğun Arasına Sınır Çekilmeli

Çoğunlukla anneler çocuklarını emzirdikleri için bu sınır çekme durumunu çok geciktirebilirler. Çocuklar, sütten kesildikten sonra bile annenin göğüslerine bakma veya dokunma arzusunda olabilir. Bu gibi durumlarda anneler çocuklarına karşı bu konuda çok toleranslı olmamalıdır. Diğer yandan baba, oğluyla; anne, kızıyla birlikte banyo yapma gibi durumlara asla girilmemelidir. Banyo veya tuvalet ihtiyacı karşılandığı zamanlarda çocuklar, içeri girmemeyi ve sizi beklemeyi öğrenmelidirler. Bunu yaptığınız zaman çocuklar, ebeveynin kendilerine çizdiği sınırları, ileriki zamanlarda başkalarına çizecekler ve kendi bedenlerini diğer bireylerden ayırmayı, korumayı öğreneceklerdir.

10. Uzun Açıklamalardan Kaçınılmalı

Çocukların Cinsel Kimlikleriyle Tanışma Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Özellikle 3-6 yaş aralığındaki çocuklar, cinsel kimliği edinme sürecinde çokça soru sorarlar. Bu sorulara cevap verilirken uzun uzadıya anlatmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü böyle olduğunda çocuk, detaylarda boğulacak ve aklı karışacaktır. Elden geldiği kadar, yalnızca merakını giderecek miktarda cevap verilmesi daha faydalıdır. Fakat değinilmesi gereken önemli nokta şudur ki, sorular mutlaka cevaplanmalıdır. Soruların cevapsız bırakılması hem çocuğun kendini değersiz hissetmesine sebep olacak hem de aynı soruları diğer kişilere yönelteceğinden, yanlış cevaplarla karşılaşma olasılığı artacaktır. Bu sebeple her daim en sağlıklı olanı ebeveynlerin kısa ve öz cevapları olacaktır.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
37
Beğen
Mutlu Mutlu
5
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
2
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
6
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!

Lütfen reklamlara izin verin

Reklamların can sıkıcı olduğunun farkındayız ancak dergiCE'nin içeriklere devam edebilmesi için reklam yayını yapmak zorundayız. Adblocker uygulamasından dergiCE.com domainini kaldırarak bize destek olabilirsiniz.