Cevabını Asla Bulamayacağınız Beyin Yakan Felsefi Sorular

5 dk okuma süresi


7
16 Paylaşım, 7 puan

Düşünme eylemi, insanlığın varoluşundan bu yana belki de en önemli eylemlerden biridir. Evrene dair birçok gizem, düşünme eylemi sonucunda çözülmüştür. Örneğin, Newton’un başına ağaçtan elma düştüğünde bunun üzerine hiç düşünmeden hayatına devam etseydi belki de yer çekimi kavramını daha geç öğrenecektik. Dolayısıyla “düşünme sanatı” yani felsefe, dünya için büyük önem taşımaktadır. Sizin için düşünme sanatına katkı sağlayan, cevabını uzunca düşüneceğiniz ancak asla kesin bir cevap bulamayacağınız beyin yakan felsefi sorular hazırladık. Hadi başlayalım!

1. Tanrı var mıdır?

Cevabını Asla Bulamayacağınız Beyin Yakan Felsefi Sorular

Din felsefesinin ana problemlerinden biri olan “Tanrı var mıdır?” sorusunun cevabına yıllardır kesin bir cevap getirilemedi. Dini inancı olan kişilerin çoğuna göre bu sorunun cevabı “Evet, var.” iken, ateistlere göre ise “Hayır, yok.” Agnostikler ise hiçbir zaman bu sorunun cevabının bilinemeyeceğini savunur. Dinlerin doğuşundan bu yana insanlık için oldukça önemli olan bu sorunun cevabı kişinin inanç anlayışı doğrultusunda değişmektedir. Tanrının varlığının olduğuna ilişkin birtakım kanıtlar öne sürülse de henüz bu kanıtlar, herkes tarafından kabul edilir değil ve genel geçer özelliğe sahip değildir.

2. Özgür irade var mıdır?

Romalı filozof Lucretius, bizi bu konu ile ilgili ilginç sorusuyla baş başa bırakıyor: “Eğer beynimizde atomlar daima öngörülebilir biçimde hareket ediyorsa özgür iradeden söz edilebilir mi?” Peki, özgür irade var mıdır? Benjamin Libet isimli bilim insanına göre yapmış olduğu deneyler sonucunda durum biraz ilginçtir. Libet, tüm algıları beynin yönettiğini, bu sırada bilinçaltında değerlenip yorumlanırken benliğin hiçbir şeyin farkında olmadığını savunur. Farkına vardığımız bilgiler ise uzun bir gecikmeden sonra bilince ulaşır. Yani kader, yarım saniye öndedir ve dolayısıyla özgür irade söz konusu değildir. Elbette bu görüşe katılmayanların sayısı da oldukça fazladır. Mesela Roy Baumeister isimli psikolog, özgür iradeye sahip olup olmadığımıza değil, özgür iradeye inanıp inanmamaya odaklanmıştır. Yani, Baumeister aslında şu soruyu sormuştur: “Özgür iradeye sahip olup olmamamızın bir önemi var mı?”

3. Bilinç nedir?

Cevabını Asla Bulamayacağınız Beyin Yakan Felsefi Sorular

Hiçbir zaman doğrudan cevaplanamayan bu soru, felsefenin yıllar boyunca cevap aradığı sorulardan biri olmuştur. Bilinç, çoğu düşünüre göre “farkında olmak, farkındalık” olarak tanımlansa da birçok farklı tanımı vardır. Örneğin ateizm anlayışına göre “ruh” diye bir şey yoktur, “bilinç” vardır. Muhtemelen çoğunuz Descartes’ın “Düşünüyorum öyleyse varım.” sözünü duymuşsunuzdur. Bu söz üzerine yıllarca düşünülmüş, birçok farklı açıklama getirilmiştir. Descartes, bu sorusuyla bilinç ile sıkça bağdaştırılan zihin kavramının varlığı ve zihnin beden ile ayrımı sorununa dikkat çekmiştir.

4. Bir filozof, “Ben her zaman yalan söylerim.” derse, bu filozof doğru mu söylemiş olur yoksa yanlış mı?

Felsefede Epimenides paradoksu olarak bilinen bu mantık sorunu, Giritli filozof Epimenides tarafından ortaya atılmıştır. Kendisi de bir Giritli olan Epimenides, tam olarak şöyle söylemiştir: “Giritliler, her zaman yalancıdır.” Bu soru cevabını asla bulamayacağınız beyin yakan felsefi sorular arasındadır. Çünkü iki sonuç da birbiriyle çelişir. Mantığı alt üst eden bu paradoks aynı zamanda “Giritli paradoksu” ve “Yalancı paradoksu” isimleriyle de bilinir.

5. Hayatın anlamı nedir?

Cevabını Asla Bulamayacağınız Beyin Yakan Felsefi Sorular

Hayatın anlamının ne olduğu, belki de çoğumuzun hayatı boyunca cevap aradığı ancak net bir cevap bulamadığı sorulardan biridir. Elbette ki bu soru ünlü filozoflar tarafından da cevaplandı. Ancak yine hepsinin cevabı birbirinden farklıydı. Örneğin Aristo, bu soruyu “iyi olmak” olarak cevaplarken, Platon ise “daha çok öğrenmek” olarak cevaplıyor. Hedonistlere göre hayatın anlamı “zevk” iken, kiniklere göre “sade bir yaşam” olarak tanımlanabilir. Gördüğümüz gibi bu sorunun da net bir cevabı yoktur. Bu da demek oluyor ki, yıllar boyunca insanlık bu soruya cevap aramaya devam edecektir.

6. Zekâ mı yoksa bilgelik mi daha faydalıdır?

Zekâ ve bilgelik terimlerinin çoğu zaman eş anlamlı olduğu düşünülür, ancak ikisi birbirinden farklı kavramlardır. Bu iki kavram, sıkça tartışma konusu olmuştur. Kimi düşünürler zekayı daha faydalı bulurken, büyük bir çoğunluğu ise bu soruyu bilgelik olarak cevaplamaktadır. Zekanın birçok çeşidi vardır ve doğru kullanıldığında elbette faydalıdır. Ancak yüksek zekaya sahip kişilerin bilge kişilere göre daha ani kararlar alması faydayı tersine çevirebilir. Zeka kavramı olmadan bilgelik kavramını düşünmek de çok zor. Sonuç olarak bu iki kavram da birbiriyle bağlantılıdır ancak hangisinden daha çok fayda sağlayacağımızı kesin olarak bilemeyiz.

7. Mutluluk nedir?

Cevabını Asla Bulamayacağınız Beyin Yakan Felsefi Sorular

Mutluluk arayışı muhtemelen çoğumuzun hayatında önemli bir yer kaplar. Peki, mutluluk nedir? Kimine göre gerçek aşkı bulmak, kimine göre para… Örnekler çoğaltılabilir. Tanımlanması çok zor olan mutluluk kavramı, düşünürlerin de konusu olmuştur. Mesela Aristo mutluluğun tanımını “erdem” olarak açıklarken Nietzsche, mutluluğu “ideal tembellik durumu” olarak tanımlıyor. Ortega Gasset ise mutluluğu gerçeklik kavramıyla bağdaştırmıştır. Yani gerçekliğe tam anlamıyla ulaşan kişi, mutluluğu bulmuş olur. Peki, size göre mutluluk nedir?

8. İyi nedir?

Günlük hayatta sıkça kullandığımız “iyi” kelimesini beğenilen ve fayda sağlayan anlamında kullanırız. Genellikle çocukluğumuzdan yetişkinliğimize iyinin ne olduğu bize öğretilir ve neyin iyi olduğu üzerine çok da kafa yormayız. Peki, iyi nedir? İyi, Karl Marx’a göre kapitalizmin olmadığı, bireylerin geçim sıkıntısına düşmediği, insana ve doğaya saygılı bir toplum düzenidir. Platon ise iyi kavramını tam olarak tanımlayamayacağını söyler ve zihnin iyiyi algılamasını sözcüklere bağlamaz. Zihin, iyiyi sözcükler olmadan da kavramalıdır. Yani aslında iyi kavramı genellenemez bir kavramdır. Bir bireye göre iyi olan şey başka bir bireye göre kötü olabilir ve bunun sonucunda o şeye ne iyi diyebiliriz ne de kötü. Sonuç olarak “İyi nedir?” sorusunun belirli bir cevabı yoktur.

9. Ölümden sonra hayat var mıdır?

Ölüm sonrası yaşam, asırlar boyunca insanlar arasında tartışma konusu oldu. Antik mısırdan İslam’ın doğuşuna, topluluklar bu soruya bir cevap getirmeye çalıştı. Ancak bu cevabın hangisinin doğru olduğunu hala bilemiyoruz. Dini inançlar çoğunlukla her insanın vücudunda bir ruh taşıdığını ve bu ruhun ölümsüz olduğunu kabul ederler. Ruh insanın özüdür, her şeyidir. Peki, bu konuda ateizm neyi savunur? Ateizme göre ruh yoktur, bilinç vardır. Ateistler ölümden sonrası üzerine çok düşünmese de genel düşünce, insanın doğmadan önce ne ise öldükten sonra da o olduğudur.

10. İnsan doğası değişebilir mi?

Cevabını Asla Bulamayacağınız Beyin Yakan Felsefi Sorular

İnsan doğasının değiştirilebilir olup olmadığı günümüzde hala tartışma konusudur. İnsan doğuştan mı iyi veya kötüdür yoksa zamanla mı bu özelliklere sahip olur? Felsefe tarihinde bu soruya birçok cevap getirilmeye çalışıldığını görürüz. Thomas Hobbes’a göre insan doğuştan kötüdür ve insan doğuşta ne ise şimdi de odur. Jean-Jacques Rousseau’ya göre ise durum farklıdır. İnsan ilkel durumunda iyi iken sonradan bozularak kötüleşmiştir. Sartre ya da Albert Camus gibi varoluşçu filozoflara göre ise insan dünyaya fırlatılmış bir varlıktır ve varoluşunda barındırdığı herhangi bir özellik yoktur. İnsan, kendisinde şu anda bulundurduğu bütün özellikleri sonradan edinmiş, bu edindiği özellikler şu anki doğasını oluşturmuştur. Sonuç olarak, insan doğasının değişip değişmediği konusunda hala kesin bir cevap yoktur. Bu soru üzerine birçok farklı görüş sunulmuştur ve görünüşe göre sunulmaya devam edecektir.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
10
Beğen
Mutlu Mutlu
8
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
8
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
2
İlginç