Bilimin Akışını Değiştiren 10 Devrimsel Teori

4 dk okuma süresi


8
13 Paylaşım, 8 puan

Bilim gerek deneysel öğrenme yoluyla gerekse teorik öğrenme yoluyla insanlık tarihinden bu yana günlük hayatın adeta bir parçası olmuştur. En basit matematik işleminden tutun en zor ve hala çözülememiş formüllere değin geniş bir yelpazeye sahiptir. Biz de dergiCE ekibi olarak bütün bu formüller arasından bilimin akışını değiştiren 10 devrimsel teori üzerine yoğunlaşıp, sizler için derledik. Keyifli okumalar!

1. Big Bang Teorisi

Bilimin Akışını Değiştiren 10 Devrimsel Teori

Rus kozmolog ve matematikçi Alexander Friedmann ile Belçikalı fizikçi papaz Georges Lemaître tarafından 1920’li yıllarda Einstein’ın genel görelilik kuramına dayandırılarak oluşturulmuş bir kozmolojik modeldir. Çok sayıda kanıtı bulunduğu için başta fizikçiler olmak üzere bilim dünyasında geniş ölçüde kabul görmüştür. Dilimizde Büyük Patlama olarak adlandırdığımız Big Bang, evrenin yaklaşık 13.8 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak tek bir noktadan meydana geldiğini savunmaktadır.

2. Newton’un Evrensel Kütle Çekim Yasası

Yer çekimini ilk olarak M.Ö. 4. yüzyılda Aristo’nun keşfettiği bilinmektedir. Aristo yer çekimini keşfetmiş fakat cisimlerin neden sağa, sola değil de yere düştüğünü açıklayamamıştır. Bu bilinmezlik 1600’lerin ikinci yarısında Isaac Newton keşfedene kadar da sürmüştür. Newton cisimlerin kendi aralarında bir çekim kuvveti olduğunu keşfetmiş ve dünyanın yeryüzüne uyguladığı çekim kuvvetini anlamıştır. Bu model ise ‘Kütleler büyüdükçe çekim gücü artar, aralarındaki uzaklık arttıkça çekim gücü azalır’ şeklinde özetlenebilir.

3. Özel Görelilik Teorisi

Bilimin Akışını Değiştiren 10 Devrimsel Teori

Albert Einstein’ın 1905 yılında Alman bir fizik dergisine yazdığı “Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği Üzerine” ve “Bir Cismin Atıllığı Enerji İçeriği ile Bağlantılı Olabilir mi?” başlıklı iki makalesine göre kurulan bir fizik kuramıdır. Kurama göre zaman, mekân, hareket yani bir olayı olay yapan her şey görecelidir ve bağımsız olması düşünülemezdir. Hareket mekânla – mekân hareketle, zaman cisimle – cisim zamanla kısacası hepsi birbiriyle bağlantılıdır, müstakil olması düşünülemezdir. Özel görelilik teorisi daha çok madde ve enerjiyle ilgilenmektedir.

4. Genel Görelilik Teorisi

1916 yılında Albert Einstein tarafından yayımlanan kütle çekimin geometrik kuramı modern fiziğin de başlangıcı sayılmaktadır. Genel görelilik, özel göreliliğin aksine uzay ve zaman ile ilgilenmektedir. Özel göreliliği ve Newton’un evrensel kütle çekim yasasını genelleştirerek kütle çekimin uzay – zaman düzleminde tanınmasını sağlamıştır. Bütün konuları uzay – zaman düzleminde açıklamaya çalışan Einstein’ın genel görelilik teorisi 2018 yılının Temmuz ayında sönmekte olan bir yıldızın oluşturduğu karadelik yakınlarında doğrulanmıştır.

5. Evrim Teorisi

Bilimin Akışını Değiştiren 10 Devrimsel Teori

Evrim teorisi antik çağlardan günümüze değin uzun bir tartışma süresine sahiptir. Antik Yunan döneminde yaşamış Miletos’lu Anaksimandros’tan günümüze ulaşan bu tartışmanın dönüm noktası, 1859 yılında Charles Darwin’in adı “Türlerin Kökeni” olarak bilinen kitabında evrim teorisinin bilimsel temelini atması olmuştur. Bu dönüm noktasıyla birlikte insanlık evrimi dinde aramaktan vazgeçip bilime yönelmiştir. Charles Darwin’in ortaya attığı teori yaratılış mitlerinin aksine türlerin aslında ortak bir atadan geldiğini ve doğal seçilim yoluyla farklılaştıklarını içermektedir. 100 yıldan daha uzun süre önce ortaya atılmış olan bu teori eksik olmakla birlikte günümüzdeki evrim anlayışının kemiğini oluşturmuştur.

6. Hubble Kanunu

Hubble Kanunu gözlemlenebilen uzay hakkında evrenbilimin fizik kurallarını dahil eden bir kanundur. Devrimsel 10 bilim teori listemizde adeta bilimin akışını değiştiren bu kanun, Edwin Hubble’a atfedilmiş olsa da kanunu bulan kişi Belçikalı Georges Lemaître’dır. Hubble sadece Lemaître’ın belirlediği sayısal verileri düzenleyip daha doğru bir denklem haline getirmiştir. Hubble Kanunu temel olarak evrenin genişlemesinin matematiksel olarak açıklaması şeklinde özetlenebilir.

7. Güneş Merkezli Evren Kuramı

Bilimin Akışını Değiştiren 10 Devrimsel Teori

Antik çağlardan başlayıp orta çağ döneminde kilisenin de benimsemesiyle iyice tartışılmaz hale gelen yer merkezli evren anlayışı, adından da anlaşılacağı üzere bilinen evrenin merkezinin dünya olduğunu savunan bir görüştür. Yüzyıllarca süren bu anlayış Kopernik’in ileri sürdüğü güneş merkezli evren kuramıyla sarsılmış, Kepler ve Galilei’nin de desteklemesiyle yıkılmaya yüz tutmuştur. Kopernik’in öne sürdüğü teori ise tam olarak güneşin sabit durduğunu, dünyanın ve o dönem bilinen diğer gezegenlerin güneşin etrafında periyodik mesafelerle hareket ettiğini anlatmaktadır.

8. Kuantum Teorisi

1900 yılında Max Planck tarafından geliştirilen kuantum teorisi aynı yıl Alman Fizik Topluluğu’na Planck tarafından sunulmuştur. Teorinin temeli varsayımlar üzerinden gitmiş ve enerjinin tek tek birimler ya da nicelikten oluştuğunu savunmuştur. Einstein gibi fiziğin önde gelen isimlerinin de çalıştığı kuantum teorisi temel olarak atom ve atom altı seviyedeki maddenin ve enerjinin doğasını ve davranışını açıklayan modern fiziğin teorik halidir.

9. Arşimet Prensibi

Arşimet Prensibi ya da Arşimet Kanunu temel olarak suyun kaldırma kuvvetinin matematiksel anlatımı şeklinde özetlenebilir. Su, yoğunluğu kendininkinden düşük olan cisimleri yüzeyine doğru çıkarır ve yoğunluk farkından gelen yukarı çıkarma hareketiyle cisim yüzmeye başlar. Tersi durumda ise yani cismin yoğunluğu suyun yoğunluğundan yüksek ise de cisim suyun dibine çöker. Arşimet prensibi günümüzde hala daha özellikle şamandıra sistemlerinde, sualtı ve su üstü araçlarının üretiminde temel kural olarak kullanılmaktadır.

10. Heisenberg Belirsizlik Kuramı

Bilimin Akışını Değiştiren 10 Devrimsel Teori

1927 yılında kuantum teorisi hakkında araştırmalar yapan Karl Werner Heisenberg’in ortaya attığı teoridir. Kuram temel olarak fiziksel ortamdaki bir parçacığın farklı özelliklerinin aynı anda hassas derecede ölçülemeyeceğini anlatmaktadır. Klasik fizik ile modern fiziğin başlangıcı sayılan kuantum mekaniğinin birbirinden ayrıldığı nokta olan Belirsiz Kuramının işleyişine en güzel örnek fiziksel ortamdaki bir elektron üzerinden verilmiştir. Elektronun konumunun bilinmesi için ona kısa dalga boyu olan (yüksek enerjili) bir ışık gönderilir ve ışığın yansıyıp geri dönmesiyle konumu hesaplanmaya çalışır. Yüksek enerji elektronun konumunu net bir şekilde hesaplamaya olanak tanımaz. Çünkü enerji elektrona hız vererek fazladan momentum kazandırır ve elektron farklı bir yöne hareket eder. Sonuç olarak, hesaplanan noktadan farklı bir noktaya geçmiş olur.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
8
Beğen
Mutlu Mutlu
5
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
4
İlginç