Ayasofya Hakkında Pek Bilinmeyen Gizemli Sırlar

5 dk okuma süresi


4
10 Paylaşım, 4 puan

Milattan sonra 537 yılında inşa edilen ve bir mimari harikası olan Ayasofya, dünyanın her yerinden ziyaretçi çekmektedir. 921 yıllık kilise ve 481 yıllık cami olarak, 2 farklı dine ve birçok ırka kapılarını açan bu yapı, tüm dünyanın ilgisini toplamaktadır. Bin yılı aşkın süredir İstanbul’u süslemiş ve tarihte birçok olaya şahit olmuştur. Ayrıca mermerlerinde Viking yazıları, kapılarında farklı mitler barındıran bu yapı Osmanlı döneminde cephane olarak da kullanılmıştır. Büyük Ayasofya, muhteşem duvarları içerisinde pek çok sır barındırmaktadır. İşte Ayasofya hakkında pek bilinmeyen ve sizleri hayrete düşürecek gizemli sırlar… İyi okumalar!

1. Şifa Kuyusu

Ayasofya Hakkında Pek Bilinmeyen Gizemli Sırlar

Ayasofya’daki büyük salonun ortasında bir kuyu bulunmaktadır ve insanlar bu kuyudan çıkan suyun hastalıklara şifa olduğunu düşünmüşlerdir. Geçmişte kalp hastalığı olan insanlar tarafından sık sık ziyaret edilen bu kuyuda, insanlar arka arkaya üç hafta boyunca cumartesi günleri gelerek su içmişlerdir. Bu gelenek, cami müzeye dönüştürülene dek devam etmiştir ve kuyu üzerinde büyükçe bir demir kapak bulunmaktadır. 7 metrelik bir halat asıldığında bile dibe ulaşılamamaktadır. Günümüzde hâlâ kuyunun dibinde tatlı ve minerallerle dolu su mevcuttur ancak halk tarafından kullanılamamaktadır.

2. Kapılardaki Tılsım

Ayasofya efsanelerinin arasında Ayasofya’ya giden herkesi büyüleyen gösterişli kapılar da yer almaktadır. Ayasofya, tam 361 adet görkemli kapıya sahiptir. Ancak diğerlerinden çok daha büyük olan 101 kapının tılsımı olduğu söylenmektedir. Bunun sebebi ise bu kapılar her sayıldığında fazladan bir kapının ortaya çıkmasıdır. Kapıları sayan tüm insanlar, buna bir anlam verememiş ve oldukça gizemli bulunmuştur. Ayasofya içerisinde bulunan heybetli kapılar da bu devasa yapı hakkında pek bilinmeyen ve öğrenildiğinde insanları şaşırtan gizemli sırlar arasında bulunmaktadır. Ayasofya ziyaretlerinizde bu sır kapılarını aralamayı unutmayın.

3. Tavandaki Balığın Sırrı

Ayasofya Hakkında Pek Bilinmeyen Gizemli Sırlar

Eğer Ayasofya’ya gidecekseniz, İmparator Kapısı’nın önünde balık figürünü göreceksinizdir. Ayasofya’nın her bir köşesinde olduğu gibi bunun da bir hikayesi vardır. Bu hikâye, bizlere Fatih Sultan Mehmet’in kuşatması sırasında, Ayasofya rahiplerinin balık kızartıp yediğini anlatmaktadır. Balık kızartılırken tavadaki kızgın yağın kesilmesi, fetih olduğu anlamına gelmektedir. Bu hikâye ile birlikte günümüzdeki Ayasofya’nın tavanındaki bir sanat eseri olan balık figürlerinin anlamı çıkartılmaktadır. O dönemdeki şartlarda tavana böyle çizimler yapılabilmesi de farklı bir soru işaretidir.

4. Ayasofya’daki Tabutun Sırrı

Ayasofya’nın orta kıble kapısının üzerinde bir tabut bulunmaktadır. Sarı pirinçten yapılmış olan bu tabut, Kraliçe Sofya’nın mezarıdır. Ancak bu mezar hakkında da gizemli bir inanış vardır. İnsanlar bu tabuta dokunulduğu takdirde büyük bir gürültü başlayacağını ve tüm binanın yıkılacağını söylemişlerdir. Ayrıca bu tabutun üzerinde 4 büyük melek figürü bulunmaktadır. Azrail, İsrafil, Mikail ve Cebrail melek figürleri ile tabut arasındaki ilişki incelendiğinde, bu meleklerin güçleri ve yapabilecekleri doğrultusunda, tabuta dokunulması ya da taşınması halinde, Ayasofya’nın yıkılarak yok olacağı düşüncesi ortaya atılmıştır.

5. Kutsal Kâse ile Kaybolan Rahip

Ayasofya Hakkında Pek Bilinmeyen Gizemli Sırlar

Ayasofya efsaneleri arasında en şaşırtıcı efsanelerden birisi de kutsal kâse ile ortadan kaybolan rahibin hikâyesidir. İstanbul’un fethi sırasında Ayasofya’da vaaz veren bir rahibin, kâseyi Müslümanlara vermemek için kaçarak bir kapıdan geçtiği söylenir. Efsaneye göre papaz bu kapıdan geçtikten sonra, kapı yok olarak duvara dönüşür ve papazın arkasından koşan insanlar bir duvar ile karşılaşır. Bu inanışa göre, bir gün İstanbul Hristiyanlar tarafından geri alınırsa, duvara dönüşen kapı tekrar açılacak ve rahip vaazına kaldığı yerden devam edecektir. Bu inanç, geçmişte İstanbul’da yaşamış ve Ayasofya’yı kilise olarak kullanmış olan Hristiyan toplumu tarafından benimsenmiştir.

6. Dilek Sütunu

Ayasofya yapısının kuzeybatısında yer alan terleme sütunu ya da dilek sütunu olarak adlandırılan, ortası bronz levhalarla örtülü delikli bir kolon bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda bu sütunun zaman içerisinde cemaat tarafından kutsanmış olduğu belirtilmektedir. Doğu Roma döneminde insanlar üzerinde iyileştirici bir etkisi olduğu söylentileri çıkmıştır. Efsaneye göre, binada şiddetli bir baş ağrısı ile dolanan İmparator Justinianus, başını bu sütuna yaslamış ve bir süre sonra baş ağrısının geçtiğini fark etmiştir. Bu hikâyeyi duyan halk, parmaklarını sütundaki deliğe sokup, daha sonra hastalığın hissedildiği yere sürdüklerinde daha iyi olacaklarına inanmışlardır.

7. Şeytanın Hapsi

Ayasofya Hakkında Pek Bilinmeyen Gizemli Sırlar

Fatih, İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’yı camiye çevirme emri vermiştir. Bu emirden sorumlu tutulan Akşemsettin, işçileri Cuma namazına yetiştirmeye çalışmıştır. Her ne kadar çabalansa da sürekli bir terslik çıkması sonucunda, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesini istemeyen bir şeytanın onlara sürekli engel olduğuna inanılmıştır. Bunun sonucunda Akşemsettin dua etmiştir ve duası kabul edildikten sonra şeytanın Ayasofya’daki bir mermere hapsedildiği düşünülmüştür. Böylece camide namaz kılacak olan cemaat, Ayasofya’da bulunan bir taşa şeytanın hapsedildiğine ve kurtulamayacağına inanmıştır.

8. Kıyametin Tarihi

Ayasofya ile ilgili inanışlardan biri de, binanın sütunlarının birinde kıyametin kopacağı tarihin bulunmasıdır. Bu devasa yapının güney girişindeki kapıdan girildiğinde, 3. Sütunda bir tarih bulunmaktadır. Sütundaki tarih, ‘’On sekizinde yevm-i Pazar, sene 1038’’ olarak yazılmıştır. İnsanlar bu tarihin Hızır tarafından yazıldığına ve kıyametin kopacağı tarihi belirttiğine inanmaktadırlar. Ayasofya hakkında pek bilinmeyen ve insanlar tarafından farklı inançların oluşturulmasına sebep olan gizemli sırlar arasında, bu sütun ve üzerinde yazılmış olan kıyametin tarihi de yer almaktadır.

9. Deisis Mozaiğinin Sırrı

Mozaiklerle dolu olan Ayasofya’ya 1264 yılında Deisis isimli mozaik inşa edilmiştir. Bu mozaikteki İsa figürünün gerçek İsa olmadığı söylenmektedir. Bunun nedeni ise mozaikte yer alan İsa figürünün sağ kaşında normal olmayan bir yara izi bulunmasıdır. Bu yara izi 11 sayısını işaret etmektedir ve bu izin aslında Pisagor rahibi olan Apollon’a ait olduğu bilinmektedir. Bunun sebebi ise zorla Hristiyanlaştırılan Paganlar’ın, mozaiğe İsa figürü yapıyor gibi görünerek aslında Apollon’u resmetmek istemeleridir. Böylece zorla Hristiyanlaştırılsalar bile kendilerince bir isyan yarattıklarını belirtmişlerdir.

10. İslam Dünyasının Sembolleri

Ayasofya Hakkında Pek Bilinmeyen Gizemli Sırlar

Ayasofya, İstanbul’un fethi ile birlikte camiye dönüştürüldükten sonra İslami bir tapınak atmosferi yaratmak için birçok İslami motif eklenmiştir. Bunlardan en önemlisi tabii ki de Ayasofya’nın kubbesi üzerine yazılmış olan bir ayettir. Ayrıca dört halifenin isimlerinin yazılı olduğu levhalar Hz. Muhammet ile birlikte yazılmış ve İslami tapınağın oluşumunda büyük rol oynamıştır. Ayasofya’nın müzeye dönüştürüldüğü dönem bu levhaların kaldırılması istenmiş ancak bu istek yerine getirilememiştir. Bunun sebebi bu büyük levhalar kapılardan bile geçirilememesidir. Çünkü levhalar kapı girişlerinden bile daha büyük yapılmıştır.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
0
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!

Lütfen reklamlara izin verin

Reklamların can sıkıcı olduğunun farkındayız ancak dergiCE'nin içeriklere devam edebilmesi için reklam yayını yapmak zorundayız. Adblocker uygulamasından dergiCE.com domainini kaldırarak bize destek olabilirsiniz.