At Nalı Yengeçleri Hakkında Az Bilinen Bilgiler

5 dk okuma süresi


5
12 Paylaşım, 5 puan

Kral yengeci olarak da bilinen at nalı yengeçleri, isimlerini başlarını ve göğüslerini kaplayan kalın, at nalı şeklindeki kabuklarından alır. Dünya üzerindeki en eski türlerden biridir. Çoğunlukla sığ okyanus sularında kumlu veya çamurlu diplerde bulunurlar. Atlantik okyanusunda ve Güneydoğu Asya denizlerinde oldukça yaygındır. Pek sosyal değildirler zira sadece üreme mevsimlerinde hemcinsleriyle birlikte olurlar. Kanları ilaç endüstrisinde kullanılır ancak söz konusu kullanım türlerini tehlike altına sokmuştur. Bu içerikte at nalı yengeçleri hakkında sizler için az bilinen bilgiler sıralandı. İyi okumalar!

1. At Nalı Yengeçleri Aslında Bir Yengeç Değildir

At Nalı Yengeçleri Hakkında Az Bilinen Bilgiler

At nalı yengeçleri hakkında ilgi çeken ve az bilinen bilgiler arasında onların diğer yengeçlere ve ıstakozlara kıyasla örümcek, akrep ve keneler gibi eklem bacaklılar ile daha yakın akrabadırlar. Ancak formu ve fizyolojisi sebebiyle keşfedildiği zaman bilim insanları ona bu adı layık görmüştür. Ağıza bağlı bacaklılar anlamına gelen Merostomata sınıfına girerler. Yengeç ve ıstakoz gibi eklembacaklılardan farkları, antenlerinin ve ağızlarında yemeği öğütmeye yardım edecek ağız organizmalarının olmamasıdır. Oldukça yakın akraba olmasına rağmen örümcek, akrep gibi ölümcül kuzenlerine kıyasla insan yaşamını tehlikeye atacak herhangi bir donanımları mevcut değildir.

2. At Nalı Yengeçleri Antik Canlılardır

At nalı yengeçlerinin bulunan en eski fosili 250 milyon yıl öncesine aittir. İlk kez yaklaşık 450 milyon yıl önce ortaya çıkan bir hayvan grubunun yaşayan tek üyesidir. Dinozorların yaşadığı çağ olan Mezozoik Çağ’ın 200 milyon yıl öncesinde kaldığını belirtmek bu canlıların aslında yaşayan bir fosil olduğunun anlaşılmasında yardımcı olabilir. Şu anda ise soyları tükenmiş trilobitlerin yaşayan en yakın akrabalarıdır. Her ne kadar birkaç evrimsel adaptasyon geçirse de fizyolojileri neredeyse hiç değişmemiştir. Bu durumun asıl sebebi ise at nalı yengeçlerin hayatta kalmak için koruyucu dış iskeleti olmasıdır.

3. On Yaşına Kadar Kabuk Değiştirirler

At Nalı Yengeçleri Hakkında Az Bilinen Bilgiler

At nalı yengeçleri yaklaşık on yaşına kadar tam olgunluğa erişmezler ve bu ilk on yıl boyunca istikrarlı bir büyüme gösterseler de kabukları (dış iskeletleri) aslında onlarla birlikte büyümez. Bu nedenle, küçük at nalı yengeçleri kabuk değiştirmek zorundadırlar ve bunu olgunluğa erişene kadar ortalama 16 defaya kadar yaparlar. Okyanus kıyılarında bulunan ve öldüğü düşünülen pek çok at nalı yengeci aslında değiştirilmiş boş bir dış iskelettir. Yetişkin olduklarında, dış iskeletlerini değiştirmeyi bırakırlar. Boyutları ise kuyruklarından kafalarına kadar 61 santimetreye kadar uzayabilir ve ortalama 20 yaşına kadar yaşayabilirler.

4. Vücutları Üç Bölüme Ayrılmıştır

Vücutları üç bölüme ayrılmıştır. İlk bölüm baş veya prosoma olarak da adlandırılır. Vücudun en büyük kısmıdır ve beyni, kalbi ve sinir sistemini içerir ve sert bir dış iskeletle kaplıdır. Dış iskelette ise ışığa duyarlı hücreler ve gözler yer alır. Orta kısımda karın bulunur ve altta kaslar ve solungaçlar, yanda ise dikenler içerir. Son bölüm, uzun ve sert olan kuyruktur. At nalı yengeci, kuyruğunu ters döndüğü zaman kendini düzeltebilmek için kullanır. At nalı yengeçlerinin yürümek, yüzmek ve ağızlarına yiyecek koymak için beş çift bacağı vardır. Bacakların arkasında nefes almak ve suda ilerlemek için kullanılan kitap solungaçları bulunur.

5. Ağızları Karınlarının Ortasında Bulunur

At Nalı Yengeçleri Hakkında Az Bilinen Bilgiler

At nalı yengeçleri hakkında az bilinen bir diğer bilgi ise ağızlarının karınlarının tam ortasında bulunmasıdır. At nalı yengeçleri çamurda ve tortuda yiyecek kazar, yumuşakçalar, solucanlar ve algler arar. Keliser adı verilen küçük ön uzantıları, vücutlarının ortasında, bacaklarının birleştiği yerde bulunan ağızlarına yiyecekleri yerleştirmek için kullanılır. En sevdikleri yiyeceklerden bazıları deniz solucanları, yumuşakçalar ve kabuklulardır ama deniz tabanında sindirebildikleri her şeyi yeme eğilimi gösterirler. Yetişkinler, boyut olarak olgunlaştıktan sonra daha çok kabukluları tercih etme eğilimindedir, ancak gençler manevrası kolay deniz solucanlarını tercih ederler.

6. Sıra Dışı Görüş Yeteneğine Sahiplerdir

At nalı yengeçlerinin eş bulmak ve ışığı algılamak için kullanılan birçok gözü bulunur. En belirgin gözler 2 yanal bileşik gözdür. Bunlar yumurtlama mevsiminde eş bulmak için kullanılır. Her bileşik gözde yaklaşık bin adet reseptör bulunur. Yan gözlerin konileri ve çubukları, insan gözünde bulunanlara benzer bir yapıya sahiptir, ancak boyut olarak yaklaşık yüz kat daha büyüktür. Gövdesinin üzerinde bulunan ilave 5 göz güneşten gelen mor ötesi ışığı ve aydan yansıyan ışığı algılar ve yengecin ay döngüsünü anlamasına yardımcı olur. Döngüyü anlamak ise üremeleri için çok hayati önem taşır.

7. Üremeleri Ay ve Gel-Git Döngülerine Bağlıdır

At Nalı Yengeçleri Hakkında Az Bilinen Bilgiler

Üremeleri ay ve gelgit döngülerine bağlıdır. Atlantik’in ortasında ilkbahar ve yaz aylarında, at nalı yengeçleri, yeni veya dolunaydan üç gün önce ve sonra yüksek gelgitler sırasında kumsallara gelir. Dişilerden yaklaşık %20 daha küçük olan erkekler, dişinin sırtına tutunmak için özel bir uzantı kullanır. Dişi kumda bir delik açar ve erkek onları döllerken yumurtalarını bırakır. Tek seferde 60.000 ila 120.000 arasında yumurta bırakabilirler. Bir ay içerisinde yavrular yumurtadan çıkar ve iki yıl boyunca korunaklı sığ sularda yaşarlar. Gelgit azaldıkça at nalı yengeçleri denize geri döner ve bir sonraki üreme dönemine kadar yalnız yaşar.

8. Baş Aşağı Yüzerler

At nalı yengeçleri genellikle sığ suların dibinde yürürler, ancak solungaçlarını kürek gibi kullanarak sırtlarının üzerlerinde yüzebilirler. 30 derece açıyla yukarı doğru yüzmeyi tercih ederler. Bilim insanlarını bunun sebebinin kabuklarının hidrodinamik yapısının düz şekilde yüzerken onları tabana bastırdığını bu nedenden ötürü yüzmek istedikleri zaman ters yüzdüklerini iddia etmektedirler. Ne kadar gizemli canlılar olduğu düşünülürse kendileri hakkında az bilinen daha birçok gizem olduğu söylenilebilir. Bahsedildiği gibi ters yüzerek saatte yaklaşık 0,50 km/saat hızla hareket edebilirler.

9. Tıbbı Birer Kahramandırlar

At nalı yengeçleri hakkında en az bilinen bilgiler arasında kanlarında enfeksiyonlarla savaşmak için bizimki gibi beyaz kan hücreleri bulunmaması yer almaktadır. Bunun yerine patojenlere (hastalığa neden olan organizma ve maddeler) saldıran, onları temelde bir yapışkan duvarın içinde hapsederek etkisiz hale getiren amebosit adı verilen hücrelere sahiptirler. Bu hücreler patojenleri izole ederek tüm organizma boyunca yayılmasını önler. 1950’lerin sonlarında, at nalı yengeci kanında bulunan amebositlerin aşıların ve diğer ilaçların güvenliğini test etmek için kullanabileceği keşfedildi. At nalı yengeçleri ve bu keşif olmasaydı, birçok kişi yeterince test edilmeyen aşı ve ilaçlar yüzünden zarar görebilirlerdi.

10. İnsanların Yardımına İhtiyaçları Var

At Nalı Yengeçleri Hakkında Az Bilinen Bilgiler

Her ne kadar bilim insanları yakın gelecekte sentetik amebosit kullanmayı amaçlasa da günümüzde amebositler hala at nalı yengeçlerinin kanlarının alınması vasıtasıyla yapılmakta. Kan alma işlemi çoğu zaman zararsız ancak araştırmalar denize geri bırakılan at nalı yengeçlerinin %10 ile %30’unun ya hayatta kalmadığını ya da sağlıklı davranışlar sergilemediklerini gösteriyor. Bu nedenle bilim insanları sentetik amebosit üreterek söz konusu hücrelerin özelliğini taklit etmek ve at nalı yengeçleri üzerindeki insan etkisini en aza indirmeyi amaçlıyor. Sentetik amebosit üretimi çalışmaları ise hızla devam etmekte.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
6
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
2
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
2
Komik
İlginç İlginç
4
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!