Unutulmaması Gereken İnsan Haklarını İhlal Eden Vahşi Katliamlar

8 dk okuma süresi


61
13 Paylaşım, 61 puan

İnsanlığın varoluşundan bu yana yeryüzü büyük acılara şahitlik yapmıştır. Savaşlar, suikastler, işkenceler ve katliamlar bunlardan bazılarıdır. Katliam kelimesi, kendini savunacak imkânı olmayan büyük sayıda insanın hunharca öldürülmesi olarak tanımlanabilir. Fakat katliam, içerisinde bin bir acı ve gözyaşı barındırır. İnsan hayatına kastetmek ve yaşam hakkını elinden almak hiçbir gerekçeye dayandırılamaz. Devletler para, otorite veya güç hırsıyla insan hayatını yok sayabilmektedirler. Büyük sayılara ulaşan kitlesel ölümlerin nedenini sorguladığımızda bunu açıkça görebiliriz. Tarihsel süreç içerisinde unutulmaması gereken insan haklarını ihlal eden vahşi katliamlar yüzlerce hatta binlercedir. Bu vahşetin en doruk noktalara ulaştığı bazı katliamları sizler için derledik. İyi okumalar dileriz.

1. Cezayir Katliamı

Unutulmaması Gereken İnsan Haklarını İhlal Eden Vahşi Katliamlar

Unutulmaması gereken insan haklarını ihlal eden vahşi katliamlar listesine Fransa gibi tarihi sömürge ve katliamlarla dolu bir ülke ile başlamak isabetli olacaktır. Fransa her ne kadar tarihlerinde hiçbir soykırım olmadığını iddia etse de, Cumhurbaşkanları ‘Fransa insan haklarını icat eden ülkedir.’ şeklinde bir açıklama yapsa da, tarihte en büyük katliamlara imza atan ülkedir. Ülke içerisinde ve Uluslar arası kamuoyunda sıkça eleştirilen Fransa, katliam ve soykırım belgelerine erişimi tamamen engellemiştir. Afrika’da birçok ülkeyi sömürmekte ve o ülkelerin vatandaşlarına katliam yapmaktadır. Bu katliamların şüphesiz en büyüğünü Cezayir’in Setif ve Guelma şehirlerinde yapmışlardır. İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra Cezayir bayrakları ile bağımsızlık kutlaması yapan tüm Müslüman Cezayirli vatandaşlara, Fransız ordusu ve polisi tarafından ağır silahlar ile ateş açılmış ve masum 45.000 Cezayirli katledilmiştir. Bu olay yalnızca buz dağının görünen yüzüdür. Cezayirli yetkililere göre Fransa, 132 yıldır süren sömürge faaliyetleri esnasında 1 milyondan fazla insan öldürmüştür. Fransa aleyhine devam eden birçok Uluslar arası dava bulunmaktadır. Fransa’nın tarihindeki bu kara lekeler asla unutulmamalıdır.

2. Deir Yasin Katliamı

İsrail’in kurucu örgütleri olarak bilinen Irgun ve Lehi Örgütleri’nin, 9 Nisan 1948 tarihinde Kudüs’ün batısında yer alan Deyr Yasin köyünde gerçekleştirdikleri katliam 250 ile 350 arasında sivil Filistinli’nin ölümü ile sonuçlanmıştır. Hayatını kaybeden insanlar arasında 52 çocuk ve 60’tan fazla kadın bulunmaktadır. İsrail çeteleri, Filistinli çocukların başlarını ailelerinin gözü önünde kesmiş, kadınları paramparça ederek vahşice katletmişlerdir. Erkek köylüleri ise yakılarak öldürüldü. Katliamdan çok az sayıda insan kurtulabildi. Bazı kadınlar ve çocuklar katliamdan yaralı olarak kurtulmuştur fakat onlar da çırılçıplak soyulup, askeri araçlara bindirilip, Yahudi işgal birimlerinde dolaştırılmıştır. Deir Yasin katliamı Filistinli insanlara düzenlenen en barbarca katliamlardan birisi oldu. İsrail çeteleri Filistin halkını korkutmak ve göçe zorlamak amacıyla işledikleri vahşeti her tarafta anlattılar. Elbette İsrail bu topraklarda, Deir Yasin katliamı gibi yüzlerce toplu ölüme imza atmıştır. Varlığını Filistin halkının kanları üzerine kuran İsrail, hala Filistin halkına zulüm etmekte ve insanları evlerinden, çocukları anne ve babalarından acımasızca ayırmaktadır. Filistin meselesi en büyük insanlık ayıbı olarak, şiddetlenerek devam etmekte ve hiçbir şekilde İsrail’e yaptırım uygulanmamaktadır.

3. Srebrenitsa Katliamı

Unutulmaması Gereken İnsan Haklarını İhlal Eden Vahşi Katliamlar

1991-1995 yılları arasında Yugoslavya’da iç savaş en doruk noktalara ulaştı. Bu zaman diliminde Sırp Cumhuriyeti Ordusu Bosna-Hersek’e karşı Krivaya ’95 adı verilen harekâtı başlattı. Bu harekât esnasında, 11 Temmuz 1995 tarihinde Sırp Ordusu, Komutan Ratko Mladiç komutasında en ağır silahlarla donanmış birlikleri ve hatta ‘Akrepler’ adını verdikleri özel kuvvetler ile Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentini ele geçirdi. Şehri ele geçirmekle kalmayıp, 8.372 Boşnak sivili acımasızca katletti. Resmi kaynaklara göre bu katliamda yaşamını yitiren insanların çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturmaktadır. Katliamdan kaçmaya çalışan Boşnaklar, Birleşmiş Milletler emrinde bölgede görev yapan Hollandalı askerlere sığınarak hayatta kalmaya çalışmış fakat Hollanda askerleri kendilerine sığınan bu insanların istisnasız hepsini Sırp askerlerine teslim etmiştir. Srebrenitsa kentinde yapılan bu katliam, Avrupa’da görülen en büyük toplu insan kıyımıdır. Aynı zamanda Avrupa’da hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırımdır. Katliamın üzerinden çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen, Srebrenitsa’nın acısı Boşnak halkının yüreğinde hala kapanmaz bir yaradır.

4. Hocalı Katliamı

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Azerbaycan’dan toprak talebinde bulunmaya başlayan Ermeniler, 1991 yılının sonunda kuşattıkları, Dağlık Karabağ bölgesinin en stratejik tepelerinden birinde bulunan Hocalı kasabasını ele geçirmek için saldırıya geçti. Bu saldırılar aylar sürdü fakat en yoğun şekilde 25 Şubat 1992’de Ermeniler, Sovyet Rus ordusunun da desteğiyle Hocalı’ya saldırdı. Ermeniler sadece işgalle yetinmeyip, sivil insanları toplu şekilde katletti ve 20.yüzyılın en kanlı katliamlarından birini gerçekleştirdi. Azerbaycan Hükümeti verilerine göre, önceden 7 bin insanın yaşadığı Hocalı’da hiçbir savunması olmayan, 106 kadın, 70 yaşlı insan, 63 çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamda 487 kişi ağır yaralandı, Ermeni güçleri 1275 insanı esir aldı. Esir alınan kişilerin 150’sinden bugüne kadar hiçbir haber alınamadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre, Hocalı’da yaşananlar, savaş suçu veya insanlık suçu olarak görülmektedir. Fakat bu katliamın failleri şuana kadar hiçbir yaptırıma maruz kalmamıştır. Azerbaycan Hükümeti, faillerin cezalandırılması için hala büyük bir çaba göstermektedir. Üzerinden 28 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen Hocalı, Azeri halkının kalbinde bitmek bilmeyen bir acı olarak kalmıştır.

5. Barın Katliamı

Unutulmaması Gereken İnsan Haklarını İhlal Eden Vahşi Katliamlar

Barın Katliamı, 5 Nisan 1990 tarihinde, Ramazan ayı içerisinde gerçekleştirilmiştir. Doğu Türkistan halkı, Çin hükümetinin aile planlaması adı altında başlattığı Doğu Türkistanlılara doğum yasağının kaldırılması ve Çin halkının Doğu Türkistan’a gayri meşru göç etmelerini durdurmaları için talepte bulundular. Fakat Çin bu talepleri reddetti. Bu duruma tepki olarak Barın halkı sokaklara döküldü ve hükümet konağına yürüyüşe başladı. Bu durumun ileri boyutlara gitmesinden korkan Çin Hükümeti, silahlı kuvvetlerine vur emri verdi ve ağır silahlar ile halkın üzerine ateş açıldı. Halk kendisini başta sopalarla savunmaya çalıştı, sonrasında ise askerlerden ele geçirdikleri silahlar ile direnmeye başladı. Çin’in başlattığı bu orantısız savaş, halk için bir kurtuluş mücadelesine döndü. Durum gittikçe Çin aleyhine dönmeye başladı ve Çin Hükümeti bölgeye en ağır silahlarla kuşanmış 22.750 asker gönderdi. Çin bu saldırı ile 20.000 insanın yaşadığı Barın Kasabası’nda büyük bir katliama imza atmıştır. Barın Katliamı Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı katliamlardan yalnızca bir tanesidir. Çin bu bölgede yıllardır Müslümanlara büyük zulümler yapmakta ve tüm Dünya bu zulümlere sessiz kalmaktadır.

6. Aborjinler Katliamı

Avustralya’daki İngiliz sömürgeciliği asıl olarak 1788 yılında başladı. Kıtaya akın akın insanlar göç etmeye başladı. İngilizler Kıta’nın en verimli ve sulak bölgelerine yerleşip Aborjinleri köle olarak çalıştırmak isteyince isyanlar başladı. Ne var ki ateşli silahlara karşı bumerang adı verilen aletten başka hiçbir savunması olmayan Aborjinlerin en ufak şansları bile yoktu. Aborjinlerin bu saldırılara kadar hayatlarında hiç savaştıkları görülmemişti. İlk olarak kıtaya getirilen hastalıklara karşı bağışıklıkları olmadığı için toplu ölümler görülmeye başladı. Devamında hayvan avlar gibi insan avına çıkılarak yakaladıklarının kafası kesilerek çuvallara konuluyordu. İngilizler Evrim teorisine ve bu bağlamda güçlü olanın zayıf olanı yok etmesi gerektiğine inanıyor ve bu şekilde ahlaki olarak yaptıklarını meşrulaştırıyorlardı. Amaç Aborjinleri tamamen kıtadan silmek olduğu için erkeklerin cinsel organları kesilerek, kadınlar ise farklı yöntemler kullanılarak kısırlaştırıldı. Sistematik olarak 1900’lü yıllara kadar devam eden katliamlarda binlerce Aborjin hayatını kaybetti. Günümüzde ise Avustralya Kıtası’nda 460.000, yani toplam nüfusun sadece %2’si kadar Aborjin yaşamaktadır.

7. Ruanda Katliamı

Unutulmaması Gereken İnsan Haklarını İhlal Eden Vahşi Katliamlar

Ruanda, Afrika kıtasının orta bölümünde yer alan, denize kıyısı olmayan ve uzun yıllar Avrupalı devletlerin sömürgesi olmuş bir ülkedir. I. Dünya Savaşı’nın ardından ülkenin yönetimi Belçika’ya verilmiştir. Ülkede o zaman yaşayanların %90’ı Hutu, %9’u Tutsi, %1’i ise Pigmeydi. Belçika ülkede kontrolü sağlamak amacıyla ırk ayrımı politikası gitmiş ve Tutsilere ayrıcalıklı haklar verilmiştir. Tutsiler, Hutulara göre çok daha iyi yaşam koşullarına ve daha iyi işlere kavuşmuştur. Ancak Hutular eğitim ve sosyal hakların tamamından yoksun bırakılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sayıca çoğunlukta olan Hutular iktidara gelmiştir. Belçikalıların da desteğiyle bölgede Tutsileri öldürme faaliyetleri başlamış ve sağ kalanlar ise komşu ülkelere sığınmıştır. 1990 yılında Uganda’da kamplarda bulunan Tutsiler ile hükümette olan Hutular arasında iki yıl süren bir iç savaş yaşanmıştır. Bu sürecin sonucunda ülkedeki aşırı milliyetçi Hutular bu soruna kalıcı bir çözüm uygulamaya karar verir. Ülkenin ekonomik olanakları olmadığı için Çinden yüzbinlerce satır sipariş edilir. Yüz gün içinde ülkede 800.000e yakın Tutsi katledilmiştir. Fransa da bu katliamı desteklemiş ve yardımda bulunmuştur.

8. Holokost

Holokost, Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Almanya’sı döneminde, 1941 ile 1945 yılları arasında, Alman Komutan Heinrich Himmler’in liderliğindeki Schutzstaffel güçleri tarafından işgal edilen sınırlar içerisinde yaşayan yaklaşık 6 milyon Yahudi’nin sistemli bir şekilde öldürüldükleri soykırıma verilen isimdir. Bazı araştırmalar bu katliamda Yahudiler’in yanı sıra esir düşen Sovyetler, Polonyalılar ve eşcinsellerin de öldürüldüğünü ve toplam katledilen insan sayısının 10 milyondan fazla olduğunu göstermektedir. Bu insanlık dramından önce Avrupalı Yahudi sayısı neredeyse 9 milyonu bulmaktadır. Fakat Holokost sonrası sayıları 3 milyona düşmüştür. Öldürülen Yahudiler’in yarısından fazlasını kadınlar ve çocukların oluşturması da bu vahşetin ne denli büyük olduğunu gözler önüne sermektedir. Hitler’in neden Yahudiler’i hedef olarak seçtiği konusunda farklı tezler ortaya atılmıştır. Bu tezlerin başında Hitler’in Yahudiler’i Alman ekonomisinin bozulmasından ve Bolşevik İhtilali’nden sorumlu tutması olarak gösterilir. Diğer ilginç bir tez de, Hitler’in annesinin bir Yahudi doktor gözetiminde ölmüş olmasıdır. Hitler’in Büyükbabası’nın bir Yahudi olduğu iddiası düşünüldüğünde Yahudi Katliamını gerçekleştirmiş olması da fazlasıyla çelişkili bir durumdur.

9. My Lai Katliamı

My Lai, 1968 yılında Vietnam Savaşı sırasında Güney Vietnam’da bulunan My Lai köyünde yaşayan 504 savunmasız sivilin, Teğmen William Calley komutasındaki Amerikan ordusu tarafından vahşice katledilmesi hadisesine verilen addır. Amerika – Vietnam Savaşı’nda Amerikan birlikleri en çok sıkıştıkları ve çaresiz kaldıkları zamanda Vietnam Ulusal Kuruluş Cephesi ( Vietkong ) askerlerini arama ve etkisiz hale getirme bahanesiyle My Lai köyüne baskın düzenlemişlerdir. Amerikan askerleri hiç Vietkong’lu bulamamasına rağmen köydeki çocukları, kadınları ve yaşlı erkekleri türlü işkencelerle öldürmüşlerdir. Amerikan askerlerinin işlediği bu insanlık suçu kamuoyundan saklanmaya çalışılmıştır. Fakat bölgede görevli İngiliz bir gazeteci tarafından ifşa edilmiş ve Amerikan ordusu bir yıl ardından sonra bu vahşeti kabul etmiştir. Katliamda görevli on dört asker yargılanmış fakat Teğmen Calley haricinde herkes beraat etmiştir. Teğmen Calley ilk olarak müebbet hapis cezasına çarptırılmış fakat sonrasında Amerikan Başkanı Richard Nixon tarafından çıkarılan af sayesinde cezası üç yıl ev hapsine çevrilmiştir. Unutulmaması gereken insan haklarını ihlal eden en vahşi katliamlar arasına giren bu olayın faillerinin bu şekilde cezasız kalması da ayrı bir trajedidir.

10. Nanking Katliamı

Unutulmaması Gereken İnsan Haklarını İhlal Eden Vahşi Katliamlar

Aralık 1937’de Japonya-Çin Savaşı’nın bittiği düşünülürken Japonya ordularına Çin’in Nanking şehrine ilerlemesi emri verildi. Bu yalnızca bir askeri çıkarma değildi çünkü Japon askerlerine ağma ve tecavüz hakkı resmen verilmişti. 13 Aralık tarihinde başlayan katliamlarda Japon askerleri, sokaklarda çoktan teslim olmaya hazır ve savunmasız insanları bir araya toplayarak kurşuna dizmeye, çocukları acımasızca öldürmeye ve kadınlara tecavüz etmeye başladılar. Sokak aralarında ve ana caddelerde er taraf cesetlerle kaynıyordu. Japonlar o kadar ileri gittiler ki; ülkede kılıçla Çinli öldürme yarışması bile düzenlenmeye başladı. İki asker ellerine aldıkları Katana kılıçları ile sivilleri öldürmeye başlıyor ve 10 dakika içinde hangisi daha çok insan öldürürse yarışmayı kazanan o oluyordu. Japon gazeteleri de bu yarışmaları büyük bir gösterişle halkıyla paylaşıyordu. 1938 yılı Ocak ayında Japonya Nanking’den çekilinceye kadar geçen 6 haftalık süreçte 300 binin üzerinde ölü, neredeyse 100 bin yaralı ve 20 binden fazla tecavüze uğramış kadının olduğu tespit edilmiştir. Bu savaş suçundan sorumlu olarak görülen az sayıda Komutan ve asker mahkemede yargılanmış fakat hiçbiri hak ettiği cezayı almamıştır.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
14
Beğen
Mutlu Mutlu
2
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
2
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
13
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
2
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
2
İlginç

Yorum bırak