Trajediyle Sonlanan Yalanın Kahramanı Gypsy Rose Blanchard’ın Hikâyesi

6 dk okuma süresi


2
13 Paylaşım, 2 puan

Bebekliğinden beri türlü hastalıklarla boğuşan bir kız çocuğu ve kızı için kendini feda etmiş yalnız bir anne… Böyle bir hikayeyi duyduğunuzda ne hissederdiniz? Durun biz tahmin edelim; zavallı kız için üzülür, böylesine fedakar bir anneye sahip olduğu için de çok şanslı olduğunu düşünürdünüz. Böylesi sevgi bağı belki de sizi hayran bırakırdı. ABD halkı da tam olarak aynı şeyleri hissetti ve anne kız için herkes tam anlamıyla seferber oldu. Ancak her şey gerçekten gözüktüğü gibi miydi? Acaba hasta olan gerçekten Gypsy miydi? Gelin bu ilginç hikayeye birlikte tanık olalım. İşte cinayet gibi bir trajediyle sonlanan yalanın zavallı kahramanı Gypsy Rose Blanchard’ın akıllara durgunluk veren hikâyesi sizlerle… Keyifli okumalar!

1. Gypsy’nin Küçüklüğü

Trajediyle Sonlanan Yalanın Kahramanı Gypsy Rose Blanchard’ın Hikâyesi

Doğumdan önce ayrılan “Clauddine” Dee Dee ve Rod Blanchard’ın biricik kızları Gypsy Rose Blanchard 1991 yılında dünyaya geldi. Gypsy’nin hastalıklarla dolu yaşamı henüz o 3 aylıkken başlamıştı. Annesi Dee Dee, geceleri kızının sıkça uyku apnesi yaşamasından yakınıyordu. Hatta ona göre kızının bir solunum cihazına ihtiyacı vardı. Yapılan çeşitli tetkikler sonucu bir belirtiye rastlanmasa da Dee Dee, kızında genetiksel bir sorun olduğuna ikna olmuştu. Ancak bu, süregelen hastalıkların yalnızca başlangıcıydı. Yaklaşık 7 yaşlarında dedesinin motoruna tırmanırken düşen Gypsy bu kazayı küçük diz sıyrıklarıyla atlatmıştı. Ancak Dee Dee’ye göre bu hiç de küçük bir kaza değildi. Artık kızının tekerlekli sandalye olmadan yaşaması mümkün bile olamazdı. Bir trajediyle sonlanan yalanın kahramanı olan Gypsy Rose Blanchard’ın hastalıklarla dolu hikâyesi işte böyle başladı.

2. Hastalıklar Artıyor

Gypsy’i tekerlekli sandalyeye mahkum eden rahatsızlık, giderek kaslarının zayıflamasına yol açan kas distrofisiydi. Zamanla Gypsy’nin rahatsızlıkları artmaya başladı. Önce görme sorunları baş gösterdi. Artık Gypsy, yüzünün yarısını kaplayan gözlükleriyle yaşamak zorundaydı. Daha sonra işitme sorunları ortaya çıktı. Görme ve duyma sorunlarının dışında Dee Dee, kızının ayda bir epileptik nöbetler geçirdiğinden de yakınıyordu. Bu sebeple Gypsy çeşitli nöbet önleyici ilaçlar kullanmaya başladı ve birkaç ameliyat geçirdi. Ancak Gypsy’nin zorlu hayatı bu hastalıklardan ibaret değildi. Annesi Dee Dee, Gypsy’nin bebekken lösemi dolayısıyla yoğun bakımda yattığından bahsediyordu. Çeşitli alerjiler ve astım ise eşlik eden diğer rahatsızlıklardı. Trajediyle sonlanan hikâyesi ile bir yalanın kahramanı olan Gypsy Rose Blanchard’ın oksijen ve beslenme tüpü hayatının bir parçası haline gelmişti. Tüm bu rahatsızlıkların zavallı bir kızda toplanması ne kadar üzücüydü.

3. Gypsy’nin Mücadelesi

Trajediyle Sonlanan Yalanın Kahramanı Gypsy Rose Blanchard’ın Hikâyesi

Gypsy, yüzündeki gülümsemesi ve mücadelesiyle insanlara ilham oluyordu. Kızının yaşam mücadelesinde bir an olsun yanından ayrılmayan Dee Dee ise herkes tarafından takdir ediliyordu. Katrina kasırgasından sonra Missouri’ye taşınan anne-kız, verdikleri mücadeleler ile ülke çapında bir üne kavuşmuştu. İkili için bağış yağıyor ve çeşitli yardım kuruluşları destek oluyordu. Öyle ki, Habitat for Humanity derneği Gypsy ve annesi için yeni bir ev bile inşa etmişti. Bir yandan da eski eşi Rob’un kızı için gönderdiği çekler hayatlarını idame ettirmelerine yetip de artıyordu. Bir Dilek Tut gibi uluslararası dernekler de desteklerine devam ediyordu. Disneyland’e sayısız seyahate gönderiliyor, çeşitli etkinliklere onu konuğu olarak davet ediliyorlardı. Ülkedeki doktorlar Gypsy’nin tedavisi için gönüllü oluyordu. Belki de küçük kızın iyi olabilmesi için ellerinden bir şey gelebilirdi. Tabii Gypsy gerçekten hasta olsaydı.

4. İlk Şüphelenmeler

Gypsy’i muayeneye etmek isteyen doktorlardan biri de Bernardo Flasterstein’di. Ancak doktor, muayenesi sırasında Gypsy’de kas distrofisine dair hiçbir belirtiye rastlamamıştı. Yani ortada Gypsy’nin yürümemesi için bir engel yoktu. Yaptığı diğer tetkiklerde Dee Dee’nin bahsettiği hastalıklara dair bir delil de bulamamıştı. Dee Dee’nin Katrina kasırgasında yok olduklarını söylediği hastalık geçmişi bilgilerine ulaşan doktor, önceki tetkiklerin de temiz olduğunu görünce asıl hastanın Gypsy değil annesi olduğuna kanaat getirdi. Ancak maalesef bu sonucu sosyal hizmetlere bildirmedi. Yaşı ilerledikçe Gypsy’nin de şüpheleri artıyordu. Yürüyebilmesine rağmen annesi onu tekerlekli sandalyede kalmaya zorluyordu. Yemek yiyebilmesine rağmen beslenme tüpü kullanması gerekiyordu. Bir rastlantı sonucu asıl yaşının 15 değil 19 olduğunu öğrenmesi ise bardağı taşıran son damla olmuştu.

5. Hastalıkların Sebebi

Trajediyle Sonlanan Yalanın Kahramanı Gypsy Rose Blanchard’ın Hikâyesi

Flasterstein haklıydı. Henüz ilk aylarında geçirdiği uyku apneleri de dahil Gypsy, Dee Dee’nin bahsettiği hiçbir hastalığa sahip değildi. Tüm hastalık hikayeleri Dee Dee’nin uydurmasıydı. Hemşire yardımcılığı deneyimi sayesinde Dee Dee çoğu hastalığa ve ilaca hakimdi. Birçok ilacı uygun belirtileri sağlamak için kullandı. Dee Dee Gypsy’e kanser olduğunu söyledi ve saçlarını kesti. Nasıl olsa döküleceklerdi. Gypsy hasta olduğundan dolayı yemek yiyemezdi. Bu yüzden midesine takılan bir tüple besleniyordu. Aldığı ilaçlardan dolayı Gypsy’nin dişleri teker teker dökülüyordu. Tükürük bezleri alınmış, gözünden ve kulağından çok kez operasyon geçirmişti. Kas hastalığının saptanması için birçok kez biyopsi yapılmıştı. Gypsy Rose tüm hastalıklarının annesi Dee Dee Blanchard’ın bir uydurması olduğunu ve kendisinin de trajediyle sonlanan bir yalanın kahramanı olacağını ise çok sonradan öğrenecekti.

6. Dee Dee’nin Sorunu: Munchausen By Proxy

Gerçekten de asıl hasta Dee Dee’ydi. Sonradan anlaşılacağı üzere sorunu Munchausen By Proxy (MBP) Senromu’ydu. Munchausen Senromu’na sahip kişiler çevresindeki otoritelerden ilgi görebilmek adına kendilerinde çeşitli rahatsızlıklar uydurur. Hastane hastane dolaşıp uydurdukları hastalık öyküleriyle gereğinden fazla medikal uygulamalara maruz kalır. Ebeveynlerin benzer durumu çocuklarında oluşturması ise Munchausen By Proxy adını alır. Çocuğunda hastalık varmış gibi yapmaktan gerçekten hastalık oluşturmaya kadar giden süreç oldukça tehlikelidir. Gereksiz cerrahi işlemler çocuğa ciddi zararlar verebilir. Ölümcül bir çocuk istismarıdır. MBP’ye sahip ebeveynler bu hikayede de görüldüğü üzere çok çeşitli yalanlarla doktorları kandırır. Laboratuvar sonuçlarını değiştirme, çeşitli ilaçlarla belirti oluşturma, boğma, zehirleme bunlardan sadece birkaçıdır. Gypsy’nin bebekliğinden beri hangilerine maruz kaldığı ise tam bir muamma.

7. Gypsy’nin Yardım Arayışı

Trajediyle Sonlanan Yalanın Kahramanı Gypsy Rose Blanchard’ın Hikâyesi

Gypsy bir gece iki ayağının üstünde komşusunun kapısına dayandı ve onu hastaneye götürmeleri için adeta yalvardı. Hemen Gypsy’nin yanında beliren Dee Dee komşusuna -aslında herkese- onun zihinsel sorunları dolayısıyla böyle konuştuğunu söyledi. Ayakta durabilmesi ise yıllar süren çalışmalarının bir sonucuydu. Herkesin sevgisini kazanmış bu iyi yürekli anneye inanmamak elde değildi. Gypsy hedefine ulaşamadı. Yaşı ilerleyen Gypsy, annesinin baskısından ve aşırı kontrolünden kurtulma yolları aramaya başlamıştı. Bu umutla internette tanıştığı kendinden yaşça büyük bir erkekle kaçma planı yaptı. Ancak annesi Gypsy’i polisler sayesinde otel odasında yakaladı. Eve vardıklarında ise Gypsy annesinin çeşitli işkencelerine maruz kaldı. Dee Dee kızını 2 hafta boyunca yatağa zincirledi ve ona şiddet uyguladı. Bilgisayarını bir çekiçle parçaladı ve bir daha kaçma girişiminde bulunursa aynısını parmaklarına da yapmakla tehdit etti.

8. Gypsy’nin Nicholas ile Tanışması

Dee Dee ne kadar uzak tutmaya çalışsa da Gypsy bir şekilde internete ulaşabiliyordu. Hala konuştuğu erkeklerden birinin kendisini kurtarmasını umuyordu. Nicholas Godejohn da o erkeklerden biriydi. Daha önce otizm tanısı alan ve çeşitli sabıkaları olan Nicholas ve Gypsy bir arkadaşlık sitesinde tanışmışlardı. Online ilişkileri yaklaşık 2 buçuk yıl süren çift oldukça iyi anlaşıyordu. Hatta Gypsy ona yürüyebildiğini ve annesinin ona yaptıklarını söyleyebilecek kadar güveniyordu. Nihayet Gypsy ve Nicholas yüzyüze görüşmeye karar verdi. Annesi ile gittiği tiyatroda tesadüfen tanışmış gibi yapacaklardı. Bu sayede belki Nicholas annesinin güvenini kazanabilirdi ve annesi ilişkilerine izin verebilirdi. Ancak Dee Dee ondan hiç hoşlanmadı. Hatta bu tanışmadan sonra Gypsy ve annesi arasında uzun tartışmalar olmuş, Dee Dee Gypsy’e çeşitli hakaretler savurmuştu.

9. Hazırlanan Ölüm Planı

Annesinden kurtulup özgür bir hayat yaşamak konusunda son şansı da yok olan Gypsy çaresizdi. Çevresindekilere annesinin tüm bu yaptıklarını anlatsa bile ona inanmazlardı. Geriye tek seçenek kalıyordu: annesinden sonsuza dek kurtulmak. Destek alabileceği tek kişi Nicholas’dı. Onun için her şeyi yapmayı kabul eden Nicholas’a birlikte olmalarının tek yolunun annesinden kurtulmak olduğunu söyledi. Bu sayede Dee Dee’yi öldürme planları tasarlamaya başladılar. Dee Dee’nin erkenden uykuya daldığı bir gece Gypsy Nicholas’a kapıyı açtı. Gypsy banyoda annesinin çığlıklarını duymamak için saklanıyorken içeri giren Nicholas Dee Dee’yi tam 17 kez sırtından bıçakladı. İkili bir miktar parayla beraber o gece evden kaçtı. Ertesi gün Gypsy’nin Facebook paylaşımıyla harekete geçen insanlar evde Dee Dee’nin kanlar içindeki cesedini buldular. Başta tekerlekli sandalyeye bağımlı zavallı Gypsy’nin kaçırıldığı düşünülse de olayın detayları ikilinin yakalanmasıyla aydınlığa kavuştu.

10. Yargılanma Süreci

Trajediyle Sonlanan Yalanın Kahramanı Gypsy Rose Blanchard’ın Hikâyesi

Gypsy ve Nicholas yakalandıktan sonra olanları bir bir anlattı. Sonunda Gypsy’nin yaşadıklarını anlatma fırsatı olmuştu, insanlar onu dinliyordu. Ancak bir cinayet zanlısı olarak… 24 yaşında çıktığı duruşmada uzayan saçları, yürümesi, kendini ifade edişi ile insanlar onu tanıyamadı. Dee Dee’nin yıllarca uyguladığı istismar da göz önünde bulundurularak cinayette ikinci dereceden suçlu bulunan Gypsy Rose 10 yıl hapis cezası aldı. 2024 yılında tahliyesi bekleniyor. Gypsy annesine ölümü için pişman olsa da onsuz daha iyi ve özgür olduğunu düşünüyor. Cinayetin birinci derece suçlusu Nicholas ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Aldığı otizm ve hafif zeka geriliği tanılarına rağmen olay sırasında yaptıklarının farkında oluşu cezasının hafifletilmeme sebepleri arasında. Bu hikayede kimin daha mağdur olduğu konusunda hala tartışmalar devam ediyor. Tartışmalar süredursun, Gypsy Rose’un akıl almaz hikayesi yıllarca akıllardan çıkmayacak gibi gözüküyor.


Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
5
Beğen
Mutlu Mutlu
1
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
2
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
4
İlginç
Lütfen üye girişi yapın!