Tarihin Tozlu Sayfalarından Süregelmiş Felsefi Proje: Panoptikon

6 dk okuma süresi


5
13 Paylaşım, 5 puan

Panoptikon, çıkış noktası ve ilerleyişiyle hayatın içerisinde yer almaya devam eden ve etik tartışmaları süren bir sistemdir. Hapishane inşa modeli olarak ortaya çıkmıştır ve felsefi bir kimliğe bürünerek varlığını sürdürmüştür. Bu anlayışla beraber otoriterler, bireyleri gözetim altında tutarak suç işlenmesini önleme ve bireye izlendiğini her zaman hissettirerek baskılama yöntemini uygulamaktadır. Panoptikon’un hapishane modeli olarak çıkışıyla devam eden ilginç bir serüveni vardır. Bu serüvene eşlik edebilmeniz için, tarihin tozlu sayfalarından süregelmiş felsefi proje: Panoptikon hakkında bilgiler derledik. Keyifli okumalar dileriz.

1. Panoptikon’un Tanımı

Tarihin Tozlu Sayfalarından Süregelmiş Felsefi Proje: Panoptikon

Tarihin tozlu sayfalarından süregelmiş felsefi proje olan Panoptikon, ilk hapishane inşa modeli olarak ortaya çıkmıştır. 1785 yılında İngiliz Filozof ve Toplum Kuramcısı Jeremy Bentham tarafından tasarlanmıştır. Projeyi ilginç kılan hapishane modeli olmasından çok, modelin kendi içinde barındırdığı felsefeden kaynaklanmaktadır. “Pan” ve “optikon” kelimeleri “bütünü gözlemlemek” anlamını taşımaktadır. Jeremy Bentham, Panoptikon inşa modeli ile kendi ideal hapishane modelini oluşturmuştur. Temel amacı kitleleri kontrol altına almak ve gözetlendikleri bilincini bireylere yerleştirme felsefesidir. Böylece görünmeyen gözler tarafından takip edilme düşüncesi, kontrolün güçlenmesini sağlayacak ve sosyal düzeni etkileyecektir. Panoptikon, hapishaneler dışında akıl hastaneleri ve çalışma kampları için de kullanılmaktadır.

2. Panoptikon Düşüncesinin Gelişimi

Tasarımın mimarı Jeremy Bentham olsa da Michel Foucault bu felsefeyi sosyal bilimlere kazandıran kişidir. Düşüncesine göre; kapitalist sistemin kitleleri isyana sürükleme ihtimali somut ve keskin gözetlemeyi gerekli kılmıştır. Böylece, modern sınıflandırmalar içerisinde temel gelişim ve modern kuvvetin temeli Panoptikon ile sağlanabilir haldedir. İnsanlar kolayca gözetlenebilir ve yasaya aykırı davranışlar kolayca tespit edilebilir. “Modern iktidarlar, büyük gözaltıdır.” diyerek de bu düşüncesini vurgulamıştır. İnsanların bir süre sonra bu modelle tek tip hale gelmesini ise “dinamik normalleştirme” olarak adlandırmaktadır. Panoptikon’un modern dünyada gelişimi ise teknoloji vasıtasıyla gelişmektedir. Panoptikon, geçmişten gelen bu yönüyle de tarihin tozlu sayfalarından süregelmiş felsefi proje olarak hayatımızda yer alıyor.

3. Panoptikon Felsefesi

Tarihin Tozlu Sayfalarından Süregelmiş Felsefi Proje: Panoptikon

Panoptikon düşüncesine yakın felsefeler içerisinde öne çıkmasının nedeni; beden ve zihin ıslahına yönelik olmasıdır. Bu felsefeyle toplumlar tek bir yerden izlenir ve hafızalar sürekli izlendiği düşüncesini kazınır. Bireyler, izlenmediği zamanlarda dahi izlendiğini düşünerek temkinli ve itaatkar davranmaya devam eder. Sürekli izlenme, kişiler üzerinde düzenli baskı yaratarak karakterlerinden ve davranışlarından farklı davranmalarını sağlar. Kurallara uymayan kişiler cezalandırılır ve gözetlenmedikleri zamanlardan da haberdar olmazlar. Her zaman gözetlenme ihtimali cezaya uğramak istemeyen kişileri baskılar, düzen ve denetlemeye bağımlı hale getirir. Otorite görünmeden gözetleyerek bireylerle arasındaki mesafeyi arttırır. Panoptikon “Gözün İktidarı”dır.

4. Panoptikon Modelinde İlk Hayal Kırıklığı

Jeremy Bentham, hayalini kurduğu hapishane modelinin inşası için hem zamanından, hem de servetinden harcamıştır. Modelini oluşturduğu hapishane, merkezi bir kontrol kulesi üzerine inşa edilmiştir. Sekizgen şeklinde bölmelerden oluşur ve her hücre halkanın iç kısmına açıktır. Dış cephe duvarlarında birer pencere vardır. Hücreler arkadan aydınlatmalı yapılmıştır. Halkanın ortasında hapishanede kalanlardan tamamen saklanmış durumda, gözlemcilerin kaldığı nöbet kulesi yer almaktadır. Kule aşağı yukarı hareket edecek şekilde dizayn edilmiştir ve kulede kimse bulunmasa bile mahkumlar her zaman gözetlendiklerini düşünür. Modelin temel amacı da buna hizmet etmektedir. Bentham, bu hapishaneyi kurmak için arazi satın almak isteyerek parlamentoya başvuruda bulunmuştur. Başvurusu olumlu sonuçlanmasına rağmen, ilerleyen süreçte dönemin kralının arazi alımını iptal etmesi üzerine hapishane hayata geçirilememiştir.

5. Panoptikon Modeli Hapishaneler

Tarihin Tozlu Sayfalarından Süregelmiş Felsefi Proje: Panoptikon

Panoptikon Modeli ,hükümetlerce uygun ve gerekli görülmüş olacak ki, farklı ülkelerde modelden esinlenen hapishaneler kurulmuştur. Bunlar arasında en ünlü ve bilinenlerden bahsetmek isteriz. Jeremy Bentham’ın önderliğinde kurulan Millbank Hapishanesi, 1816 yılında açılmıştır. Önerilenin aksine altı tane beşgen şeklinde yapılmıştır ve zemin kaymasının düzeltilememesi sebebiyle yarım yüzyıl sonra kapatılmıştır. ABD Illinois’de bulunan Stateville Düzeltme Merkezi, 1925’de açılmıştır ve maksimum güvenlikli hâla aktif bir hapishanedir. İspanya’da bulunan Carabanchel hapishanesi ise 1998’de kapanışı yapılana kadar Avrupa’nın en büyük hapishanelerinden biriydi. Birçok Kübalı siyasi isme ev sahipliği yapan Presidio Modelo hapishanesi de 1926-1928 yıllarında inşa edilmiştir. 1967 yılında kalıcı olarak kapatılmıştır. Londra’da bulunan Pentonville Hapishanesi, 1840’lı yıllarda kurulmuştur. Bentham modeline yakın faaliyette olan cezaevlerinden biridir.

6. Panoptikon’un Modern Dünyası

Teknolojinin hızla ilerlediği modern dünyada Panoptikon, gözlemlenmeye kendi kendimize izin verdiğimiz bir sisteme evrilmiştir. Hapishane ve akıl hastanelerindeki sistemin aksine, gönüllü olarak verdiğimiz izinlerle dijital denetime göz yumuyoruz. Sosyal medya uygulamalarında “kişisel verilerin paylaşılması” izni gibi, teknoloji çağını yakalayabilmek ve içinde bulunabilmek adına kabul ettiğimiz sistemler “gönüllü hareket”in en önemli örneklerindendir. Sosyal mecralarda gündem değiştirebilme gücünün kişiler üzerinde yarattığı etki kısa vadede sorunsuz ve toplum için yararlı görülse de uzun vadede her zaman izlendiğimizi bilmeliyiz. Bu şekilde belli bir noktada müdahale edilebilir hale geldiğimiz gözetim toplumuna sürüklenmekteyiz. Çevrimiçi gözetlemenin yanı sıra, kameralarla, çipli kimliklerle ve fişlemelerle bezeli dünyamızda mahremiyet alanı kısıtlanarak, bireyler bazlı şeffaf(!) hale gelen toplum oluşturulmuştur.

7. Panoptikon’a Olumlu Bakış

Tarihin Tozlu Sayfalarından Süregelmiş Felsefi Proje: Panoptikon

Bardağın dolu tarafını görmeyi Panoptikon için uyguladığımızda haklı noktalara da çıkış yapabiliriz. Gözetim ve denetim mekanizmasının iyi işlemediği ve ceza sisteminin yetersiz kaldığı toplumlarda artan suçlar ana konu olarak düşünülebilir. Denetimin sıkı varlığı toplumdaki suç oranını azaltacak etkiye sahiptir. Bilinir ki; denetimin arkasında bir otorite vardır ve ceza sistemine tabii tutabilir. Bireylerin kendisini kısıtlaması kadar korkutucu olan şeylerden biri de; bireylerin toplumun geneline uygun hareket etmeden diğerlerinin özgürlük alanlarına girmesi ve tehdit etmesidir. Bireyler, kendi içinde yapmak istediklerini dışa vurarak diğerlerinin hayatını etkileyebilir ve hatta hayatları sonlandırabilecek eylemlerde bulunabilir. Her zaman gözetlendiği bilmek kişinin özgürlük alanını sınırlarken, diğer bireylerin özgürlük alanını genişletici bir etki yaratabilir.

8. Panoptikon Üzerine Etik Tartışmalar

Sürekli gözetlenme ve denetim mekanizmasının bu şekilde uygulanması korkutucu gözükmekte ve etik tartışmalara sebep olmaktadır. Dışarıdan bir gözün otorite kurarak bireyler üzerinde baskı oluşturması ve bu baskının ıslah etme amaçlı kullanılması tartışılan konulardan biridir. Modelin çıktığı yüzyıllarda akıl hastaneleri, kamp merkezleri ve hapishanelerde yoğun olarak uygulanıyordu. Kişinin izni olmadan zorunlu gözetlenmeye kaçınılmaz oluyordu. Şahsi izin vermeden gözetlenmemiz günümüzde de geçerlidir. Yalnız, teknolojiye erişimimizin artmasıyla beraber birçok izni de kendimiz vermekteyiz. Bir bütün olarak bunu yapmasak dahi, ulaşabildiğimiz alanları genişletmek için kişiler verilerimizi ve hatta mahremiyetimizi dahi paylaşabilir durumdayız. Günümüz teknolojisiyle cep telefonları, internet, kameralar vb. araçların kullanarak tüm bilgilere ulaşılabilmesi, bu bilgilerin korku imparatorlukları kurmakta kullanılması, kişilerin hayatına müdahale imkanı tanıması etik açıdan tartışılmaya devam etmektedir. Mahremiyetin çürümesiyle özel hayatın yok olması konuları konuşulmaya devam ediyor.

9. Panoptikon’un Sürdürülebilirliği

Tarihin kendini tekrar etmesinden yola çıkılırsa Panoptikon’un sürekli gözetim etkisi toplumu isyana teşvik edici bir hâl alabilir. Baskının fazla hissedildiği toplumlarda süreç ne kadar uzarsa uzasın azınlık sayılabilecek bir kesim bile olsa isyan bayrağının çekildiği bilinmektedir. Panoptikon’u diğer düşüncelerden ayıran en önemli özellik ise otoritenin toplumla arasına kurduğu duvardır. Bu durum otoriteyi yüceltirken kişileri değersizleştirebilir. Bu hissiyat ve cezanın uygulanacağının bilinmesi kişilerdeki isyan duygusunu bastırabilir. Zamanla modelin daha iyi oturmasıyla gözetim etkisi alışkanlık yaratabilir ve azınlığın çoğunluk bulamaması sürdürülebilirliği arttırabilir. Özellikle felsefenin teknoloji eşliğinde uygulanması ve Panoptikon’un sağlayabildiği güvenlik hissi, modeli olağanlaştırabilir. Tam tersi etkide, yeni bir düzen arayışı ve iyileştirme de istenebilir. Geçmişte alışılagelmiş “imparatorluklar devri” bile, belli noktalarda güven verici hissiyatına rağmen, tek elden yaratılan mekanizmasını demokrasiye bırakmıştır.

10. Panoptikon Üzerine Kitap ve Filmler

Tarihin Tozlu Sayfalarından Süregelmiş Felsefi Proje: Panoptikon

Panoptikon felsefesinin detaylarına inmek isteyenler için temel sayılabilecek kitap ve filmler bulunmaktadır. Bazıları önceden okuduğunuz kitaplar ve izlediğiniz filmler olsa bile Panoptikon felsefesinin bakış açısıyla tekrar değerlendirebilirsiniz. Jeremy Bentham kaleminden çıkan “Panoptikon – Gözün İktidarı” kitabı ile modelin mimarının düşüncelerine şahitlik edebilirsiniz. Modeli sosyal bilimlere kazandıran Michel Foucault’ın yazdığı “Hapishanenin Doğuşu”, “İktidarın Gözü” de okunması gereken eserler arasındadır. Charlie Chaplin’in klasikleşmiş filmlerinden “Modern Times” fabrikada var olan gözetlemeyi ve kişinin kendini denetlemesini anlatmaktadır. “Son Kale (The Last Castle)” filmi ise Panoptikon hapishanelerinin işleyişini gözler önüne seren filmler arasındadır. V For Vendetta ve 1984 filmi de Panoptikon’un gözetleyici etkisi üzerine izleyebileceğiniz filmler arasındadır.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
6
Beğen
Mutlu Mutlu
1
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
3
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
5
İlginç