Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

3 dk okuma süresi


3
12 Paylaşım, 3 puan

Türkçe, atasözleri ve deyimler bakımından oldukça zengin bir dil ve hepsinin bir çıkış hikayesi mevcut. Kimi zaman kızgınlıklarımızı kimi zaman da neşemizi belli etmek için kullanırız. Dilimize yerleşen meşhur deyimler ve hikayelerini, sıkça kullandığımız deyimlerin ortaya çıkış hikayeleri listesinde sizler için derledik. İyi okumalar!

1. Ateş Almaya Mı Geldin?

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Kısa ziyaretlerimizde genel olarak hep, “Ateş almaya mı geldin?” deyimi kullanılır, bu deyimin ortaya çıkış hikayesi eski zamanlara dayanıyor. Eski zamanlarda kibrit, çakmak yokmuş ve insanlar ateşleri sönünce kürekleriyle komşularına gidermiş. Ateşi almaya gidenler, ateşi alır ve kürekteki ateş sönmesin hızlıca eve dönermiş. Komşularıyla çene çalmadan, kapıdan içeri girmeden giden tüm misafirlere “Ateş almaya mı geldin?” denirmiş.

2. Dingo’nun Ahırı

Kolayca girilip çıkılabilen mekanlar için kullanılan “Dingo’nun Ahırı” deyiminin de oldukça ilginç bir hikayesi mevcut. Eski zamanlarda İstanbul’da ulaşım için atlı tramvaylar kullanılıyordu. Şişhane yokuşunu çıkabilmek için fazladan at konulurdu. Azapkapı civarında eklenen atları Taksim’de Dingo adı verilen Rum bir vatandaşın ahırından ekliyorlarmış. Gün içinde çok fazla at girip çıktığı için “Dingo’nun Ahırı” deyimi buradan geliyormuş.

3. Keçileri Kaçırmak

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Genellikle deliliği ifade etmek kullanılan deyimin hikayesi oldukça ironik. Bir gün dağda keçilerini otlatan çoban tatlı bir öğle uykusuna dalmış. Uyandığında keçilerin olmadığını fark etmiş. Kendi kendine “Şimdi ben ne yapacağım, keçilerin sahibi beni döve döve öldürür” demiş. Çoban, panikle sağa sola koştururken, keçileri kaçırdım keçileri kaçırdım demeye başlamış. Durumu anlamayan köylüler keçilerin olduğu yere doğru yola çıkmış. Bu arada keçiler su içmeye bir mağaraya girmişler ve otlak alana geri dönmüşler. Köylüler, ortada garip bir durum olmadığını görünce çobanın delirdiğini, keçileri kaçırdığını düşünmüşler.

4. Üsküdar’da Sabah Oldu

Üsküdar’da denize yakın iki caminin güzel sesli iki müezzini varmış. Osmanlı döneminde iki müezzin de sabah ezanını karşı kıyıda bulunan Beşiktaş Camii’nden daha erken okurmuş. Bunun nedeni ise padişahın onların gür, güzel sesini fark etmesini sağlayıp Yıldız Sarayı’nda müezzin olmak istemeleriymiş. Bu ezan sabahleyin tüm İstanbul’u uyandırırmış. Hala uyumaya devam edenlere de kalk artık Üsküdar’da sabah oldu denirmiş.

5. Ölme Eşeğim Ölme

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Genellikle sabırsızlandığımız bir konu için kullandığımız deyimin ortaya çıkışı bambaşka bir olaya dayanıyor. Zamanın birinde büyük bir kıtlık olmuş, memlekette ne arpa ne buğday kalmış. Nasreddin Hoca da eşeğinin her gün arpasını azaltmaya başlamış. Son zamanlarda iyice azalan yem hayvanın karnını doyurmaya yetmiyormuş. Hoca da eşeğine, “ölme eşeğim, tarlaya yonca ektim bahar gelsin hepsi senin olacak, şimdi biraz tasarruf etmemiz lazım” diyormuş. Fakat eşek dayanamamış, ölmüş. Hoca da,tam tasarrufa alıştı ecel geldi demiş.”

6. Pabucu Dama Atılmak

Yeni bir kardeşi olan çocuklara sıklıkla söylenen bu deyimin hikayesi gerçek bir geleneğe dayanıyor. Osmanlı zamanında esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu lonca, ticaret hayatının yanında sosyal hayata da düzen getiriyordu. Kusurlu malı, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işi engellemek için ilginç bir yolu vardı. Biri ayakkabı aldığında kusurlu çıkıyorsa ve satan kişi durumu kabul etmiyorsa önce satıcı, lonca tarafından dinlenir ardından kusurlu bulunursa ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabılar da cezalandırılan kişinin evinin çatısına atılıyordu. Diğer insanlar da durumu anlıyor ve o kişiden mal almıyordu. İşte pabucu dama atılmak deyimi buradan geliyor.

7. Eski Kulağı Kesiklerden

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Bu deyimi de genellikle bir kişinin her şeyi bildiği ya da öğrenme konusunda sıkıntı yaşamayacağını anlatmak için kullanılır. Zamanında Hacı Bektaşi Veli’nin tarikatına girmek isteyenlere tarikatına girmek için yerine getirilmesi gereken belirli kurallar varmış. Tekkenin girişinde herkesin kulağı delinir ve küpe takılırmış. Bir diğer kural ise evlenmemekmiş. Bu kuralı bozan olursa kulaklarındaki küpeler alınır, etrafta yırtık kulakla gezilirmiş. İnsanlar, kulakları yırtık dervişlere, kulağı kesiklerden dermiş.

8. Çil Yavrusu Gibi Dağılmak

Sıkça kullandığımız deyimlerin ortaya çıkış hikayeleri listemizde bir diğer meşhur deyim olan çil yavrusu gibi dağılmak, bilindik bir kuş türünün tavırlarından ileri gelir. Adına türküler söylenen keklik kuşunun bir adı da çildir, tüylerindeki benekler nedeniyle böyle bir isim verilmiştir. Dişi kekliğin yavrusu olduğu zaman yavrularına hiç sahip çıkmaz, yavrular da öyle savrulurmuş. Deyimin buradan geldiği biliniyor.

9. Kaş Yapayım Derken Göz Çıkarmak

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Eski zamanlarda düğünlerde gelinin gözlerini boyamak için kadınlar gelirmiş. Saatlerce geline makyaj yaparlarmış ve bu arada da düğün evinde büyük bir eğlence olurmuş. Günlerden bir gün yine kadın makyajını yaparken oynayanlardan birinin ayağı takılmış, gözü fırçaya gelmiş. Gözünü kaybeden kız, hayatının geri kalanına gözleri eksik devam etmiş. Makyajı yapan kadın da işinden olmuş.

10. Eline Su Dökemez

Genellikle bu deyimi birinin bir özelliğini anlatırken kullanıyoruz. Eski zamanlarda namaz kılmak için abdest alınırken hocaların, alimlerin ibriklerindeki suyu ancak akıllı, iyi huylu kişiler tutabilirmiş. Her önüne gelen hocaların ve alimlerin eline su dökemezmiş. Alim gibi kişilerin yanına kötü huylu kimseler yaklaşamazmış. İşte bu deyimin hikayesi de buradan geliyor.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
5
Beğen
Mutlu Mutlu
5
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
5
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Komik Komik
1
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç