Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

5 dk okuma süresi


19
23 Paylaşım, 19 puan

Deyimler; belli başlı durumları, olguları ve kavramları tanımlamak için kullanılan kalıplaşmış söz öbekleridir. Yüksek oranda mecaz ifadelerden ve soyut anlamlardan oluşurlar. Deyimler konuşmalara, ifadelere, edebi anlatımlara ve yazılara derinlik katarak anlatılanı ilgi çekici yapar. Cümlenin ve hitabın anlamını güçlendirir. Her deyim kendi hikayesini ve tarihini yaratmış, farklı olaylardan doğarak günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Sıkça kullandığımız bu deyimlerin ilginç ortaya çıkış hikayeleri vardır. Sizler için bu hikâyelerden bahsettik, keyifli okumalar dileriz!

1. Foyası Meydana Çıkmak

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Bu deyim; yalanların, kötülüklerin gün yüzüne çıktığını anlatmak amacıyla kullanılmaktadır. Foya, ışık yansıtıcı bir maddedir. Kuyumcular yüzük, küpe, kolye gibi ziynet eşyalarına daha parlak görünmeleri için foya isimli bir madde sürer. Foya, ayna gibi ışığı yansıtarak onların daha çok parlamasını sağlar. Zaman geçtikçe bu foya dökülmeye başlar ve taşlar da eski parlaklığını yitirir. Yani taşların foyası çıkar. Buna benzer bir durum olduğu için, yalan söyleyen kişilerin sakladıkları ortaya çıktığı zaman, onlar hakkında “Foyası meydana çıktı” denir. Yani, ilgi çekici hikayeleri olan ve sıkça kullandığımız deyimlerin başında gelen bu deyimin ortaya çıkış noktası foya maddesidir.

2. Avucunu Yalamak

Bu deyim, “Umduğunu bulamazsın” anlamına gelecek şekilde kullanılmaktadır. Avucunu yalamak deyiminin çıkış noktası ise ayılardır. Ayılar, kış mevsiminin karlı ve soğuk havalarında inlerine kapanarak tabanlarının altını yalarlar. Bu hareketi yapmalarının sebebi karınlarını doyurmaya çalışmalarıdır. Çünkü ayılar, kış mevsiminde ne kadar ararlarsa arasın yiyecek bulamaz. Yemek arama çabaları boşuna enerji tüketmeleri anlamına gelir. Bu sebeple ayılar kış uykusuna yatar ve mevsim boyunca tabanlarını yalamakla yetinir. Bu durumdan hareketle boş yere uğraşan, istediğini elde edemeyecek olan kişilere söylenen bu deyim ortaya çıkmıştır.

3. Bir Çuval İnciri Berbat Etmek

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Bir çuval inciri berbat etmek, yolunda giden bir işi kötü hale getirmek anlamında kullanılan bir deyimdir. İncirler satılmak üzere hazırlanırken, aralarında çürük, kurtlu ya da hastalıklı olanlar bir kenara ayrılır. Eğer incirler iyi ayıklanmazsa ve aralarında kötü olanlar kalırsa, sağlıklı olanlar da bozulur. Gerekli dikkat gösterilmediğinde birkaç çürük incir bile bir çuval inciri bozabilir. Yani diyebiliriz ki kötü kararlar alarak, yanlış bir davranışta bulunarak veya söylenmemesi gereken bir söz söyleyerek iyi giden bir işin bozulmasına sebep olan kişi; bir çuval inciri berbat etmiş olur. Bu, sıkça kullandığımız efektif deyimlerin ortaya çıkış hikayeleri arasında ilgi çekici olanlardandır.

4. Dingo’nun Ahırı

Dingo’nun ahırı; giren çıkan kişilerin belli olmadığı, karmaşık düzeni olan yerler için kullanılan bir deyimdir. Bu deyimin hikâyesine göre; İstanbul’da ulaşım sağlamak için atlı tramvayların kullanıldığı zamanlarda, iki at ile yürütülen tramvayların dik yapılı Şişhane yokuşunu çıkabilmeleri için at sayıları artırılırmış. Atlar Azapkapı’da tramvaya bağlanır, Taksim’de Dingo adındaki bir Rum vatandaş tarafından işletilen ahırda dinlendirilir, sonra tekrar Azapkapı’ya götürülürlermiş. Bu ahıra gün içinde çok sayıda at girip çıkarmış. Bununla ilgili olarak, girenin çıkanın belli olmadığı yerler için “Dingo’nun ahırı” deyimi kullanılmaya başlamış.

5. Keçileri Kaçırmak

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Keçileri kaçırmak, delirmek veya delirme seviyesine yaklaşmak anlamında kullanılan bir deyimdir. Hikâyesi ise bir çobanın başından geçenlerle ilgilidir. Söylenene göre bir gün keçilerini otlatan çoban, bir ağacın altında uyuyakalmış. Uyandığında keçilerin orada olmadığını fark etmiş, ne kadar arasa da keçilerini bulamamış. Çoban telaşla sağa sola koştururken, önüne gelene “Keçileri kaçırdım, şimdi ne yapacağım?” demeye başlamış. Köylüler de ona yardım etmek için keçileri aramaya koyulmuş. Bu arada keçiler, çobanın bıraktığı yere geri dönmüş. Keçileri orada gören köylüler ortada bir sorunun olmadığını düşünmüşler ve çobanın delirdiğine inanmışlar.

6. Üsküdar’da Sabah Oldu

Bu deyim; bir iş için geç kalmak, fırsatları kaçırmak anlamlarında kullanılmaktadır. Bu deyimin hikâyesine göre; Üsküdar’da deniz kıyısında bulunan Yeni Valide Camii ve Mihrimah Sultan Camii’nin müezzinleri, sabah ezanlarını karşı sahildeki camilerin müezzinlerinden daha önce okurlarmış. Amaçları; Yıldız Sarayı’ndaki padişaha, sabahın sakin vakitlerinde seslerini duyurarak padişahın dikkatini çekmek ve bu vesileyle saray müezzinliğine tayin olmakmış. Üsküdar’da sabah ezanı okunurken, Beşiktaş’taki halk ve esnaf uyanır, diğer kişileri de uyandırırmış. Uykudan uyanamayan insanlara da Üsküdar’da sabah oldu diye seslenirlermiş.

7. Pabucu Dama Atılmak

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Pabucu dama atılmak; başka bir kişi veya şey için, öncekinin ikinci plana atılması veya gözden düşmesi anlamında kullanılır. Söylenene göre Osmanlı döneminde esnaf ve zanaatkârların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokarmış. Kusurlu malların, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işlerin önüne geçmek amacıyla değişik bir önlem alınmış. Bir ayakkabı alındığında kusurlu çıkarsa, şikâyet edilmesi üzerine heyet önce iki tarafı da dinlermiş. Eğer şikâyet eden haklıysa, ayakkabıların bedeli şikâyetçiye geri ödenirmiş. Ayakkabılar da ibret olsun diye onu imal edenin çatısına atılırmış. Böylelikle insanlar bu konuda kimin başarılı, kimin başarısız olduğunu anlarmış.

8. Mürekkep Yalamak

Bu deyim, belli bir bilgi birikimine sahip olmak anlamında kullanılır. Mürekkep, bezir isinden hazırlandığı için suda çözülebilir. Bu sebeple el yazısı eserler su ve türevleri ile temas ettirilmez. Bilinene göre eserlerin yazım aşamasında mürekkebin bu özelliği hattatların işine yararmış, bazen diviti tekrar mürekkebe batırmak yerine ucunu dillerine değdirir ve oradaki mürekkebin çözülüp kullanılmasını sağlarlarmış. Eskiler, bir insanın yaladığı mürekkep kadar bilgisinin arttığını varsayarlarmış ve okuma yazma bilen oranının az olduğu zamanlarda, biraz da olsa mürekkep yalamış kişiler toplum içinde saygı duyulan kişiler olurmuş.

9. Saman Altından Su Yürütmek

Bu deyim, gizlice iş çevirmek anlamında kullanılır. Hikâyeye göre zamanında sadece bir tane ırmağı olan bir köy varmış. Irmağın suları bütün tarlalara yetecek kapasitede olmadığından, ırmağı her gün bir köylü kendi tarlasına sulamak için kullanırmış. Diğerleri sıranın kendilerine geleceği günü beklermiş. Ancak köylülerden biri gizlice ırmaktan kendi tarlasına bir kanal yaparak, kanalın üstünü toprak ve samanlarla kapatmış. Böylelikle tarlasına her gün su geliyor ve bolca mahsul alabiliyormuş. Bir süre sonra ırmağın suları azalmış, açıkgözlü köylünün tarlasındaki mahsuller ise çoğalmış. Diğer köylülerin bu durumu fark etmesiyle açıkgözlü köylünün saman altından su yürüttüğü ortaya çıkmış.

10. Onun İpi İle Kuyuya İnilmez

Sıkça Kullandığımız Deyimlerin Ortaya Çıkış Hikayeleri

Bu deyim, “Ona güvenerek iş yapılmaz” anlamında kullanılır. Eskiden kendir ve keten liflerinden çul, yular, ip, halat gibi günlük işlerde kullanılan eşyalar yapılırmış. Bu işlerle uğraşan, Ali Usta olarak bilinen kişi, farklı malzemeler ile çürük ipler yaparmış. Hatta ona İpi Çürük Ali Usta lakabını takmışlar. Bu ustanın yaptığı ip ve urganlar sürekli koparmış, bazen kazalara bile sebep olurmuş. Bir gün, bir kuyuya kuzu düşmüş. Kuyuya inmek için ip istemişler. Getirilen ip, Ali Usta’nın yaptığı iplerdenmiş. Bu sebeple inecek olan kişi ipi kabul etmeyerek “Onun ipi ile kuyuya inilmez” demiş. Söylenen bu söz günümüze kadar ulaşmış ve sık kullanılan deyimlerden olmuştur.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
112
Beğen
Mutlu Mutlu
111
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
130
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
48
Üzgün
Olamaz Olamaz
47
Olamaz
Kızgın Kızgın
59
Kızgın
Komik Komik
35
Komik
İlginç İlginç
52
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!