Cinsellik hakkında bildiklerimizin büyük bir kısmı mitlerle çevrili olsa da, tarih ve bilim bu konuda pek çok sıra dışı gerçeği açığa çıkarmıştır. Arkeolojik bulgulardan nörobilim araştırmalarına kadar uzanan bu içeriğimizde, sekse dair şaşırtıcı 10 ilginç konuyu güvenilir bilgi kaynaklarından araştırıp sizler için bir araya getirdik. Her konuyu, eski dönemlerden güncel çalışmalara dek uzanan yeni veriler ışığında ele aldık. Eğlenceli okumalar!
1. İktidarsızlık bir vakitler suç muydu?

Geçmiş yüzyıllarda cinsellik yalnızca bireysel bir mesele değil, toplumsal düzenin bir parçası olarak da görülüyordu. Öyle ki, Orta Çağ Avrupa’sında erkeklerin iktidarsızlık (impotans) yaşaması bir tür suç sayılıyordu. 16-17. yüzyıl Fransasında ve bazı Avrupa ülkelerinde erkeklerin “yeterince güçlü” olmadıkları gerekçesiyle mahkemeye çıkarıldığı, özellikle evliliklerin bu sebeple feshedildiği kayıt altına alınmıştır. Erkekler ise, “iktidarsız olmadıklarını” kanıtlamak için kimi zaman oldukça garip yöntemlere başvurmuş, hatta fiziksel muayenelerden geçmişlerdir. Bu uygulamalar günümüz bakışıyla oldukça absürt görünse de, o dönemde evliliklerin çocuk sahibi olma amacıyla yapıldığı düşünülürse, iktidarsızlık bir “toplumsal sorun” olarak değerlendirildiği görülmektedir.
2. İlk vibratör seks için miydi?

Vibratörler, cinsel haz ve özgürlükle ilişkilendirilen en yaygın araçlar olarak bilinse de, tarih sahnesine ilk çıkışları oldukça farklı bir amaca dayanıyordu. 19. yüzyılda doktorlar, özellikle kadınlarda sık görülen “histeri nöbetleri” adı verilen ve aslında günümüzde geçerliliği olmayan bir teşhis için vibratörü tıbbi bir cihaz olarak geliştirmişti. İlk zamanlar bu cihaz, kadınların yaşadığı gerginlik, huzursuzluk ve sinirlilik gibi belirtileri “tedavi etmek” amacıyla kullanılmıştır. Doktorlar, hastalarına manuel masaj uygulamak yerine bu aleti kullanarak hem iş yüklerini azaltıyor hem de dönemin tıbbi anlayışına uygun bir çözüm sunuyorlardı. İlginç olan, bu tedavi yönteminin zamanla farklı bir boyuta taşınıp cinsel hazla özdeşleşmesidir.
3. Sekste iğrenme duygusu olur mu?

İnsan zihni, seks söz konusu olduğunda hem haz hem de sınırlar arasında ince bir denge kurar. Psikoloji araştırmalarına göre, iğrenme duygusu aslında cinsel yaşamda tamamen yok olmaz; aksine düzenleyici bir işlev görür. Vücut sıvıları, belirli kokular veya alışılmadık davranışlar bazı bireylerde iğrenme tepkisini tetikleyebilir. Ancak sekse dair ilginç 10 bilgi arasında yer alan iğrenme duygusu ve eşiği, kişiden kişiye şaşırtıcı bir şekilde değişiklik gösterir. Bazı insanlar için belli davranışlar erotik bir uyarıcıya dönüşebilir. İlginç olan ise, cinsel birleşme sırasında bu iğrenme duygusunun önemli ölçüde azaldığıdır. Çünkü seks esnasında haz duyusu ön plana çıkmakta ve dolayısıyla tiksinti hissi doğal olarak azalmaktadır.
4. Seks anında beyinde neler olur?

Sinirbilimciler, cinsel uyarı ve orgazm sırasında beyinde bir dizi bölgenin aktif olduğunu tespit etmiştir. Örneğin cinsel ilişki esnasında mantıklı düşünme ve kaygıyla ilişkili bir alan olan lateral orbitofrontal korteksin aktivitesi azalıyor; bu da korku ve endişe duygularının düşmesine yol açıyor. Diğer yandan haz ve tatminle ilgili merkezler (hipotalamus, ödül sistemi) etkinleşiyor. Özellikle orgazm sırasında pituiter salınım artışıyla dopamin, endorfin ve oksitosin gibi kimyasallar salgılanıyor. Bu hormonlar ağrı hissini azaltıp yakınlık ve rahatlama duygusu verirken, beyindeki ödül yollarını harekete geçiriyor. Orgazmdan hemen sonra ise beynin ön bölgesi tekrar aktifleşerek serotoninin etkisiyle sakinlik ve gevşeme hissi sağlanıyor. Böylece cinsel birleşme ile beyin kimyası olumlu yönde değişerek ruh hâlini de iyileştiriyor.
5. Meni depresyona iyi gelir mi?

Sperm (meni) aslında içeriğindeki bazı bileşenler nedeniyle ruh hâlini etkileyebiliyor. Örneğin menide bulunan serotonin, oksitosin ve melatonin gibi maddelerin duygudurum yükseltici özellikleri olduğu öne sürülüyor. Yapılan bir çalışmada, kondomsuz ilişki yaşayan kadınların depresyon puanlarının anlamlı biçimde daha düşük olduğu görülmüştür. Bu durum, meninin vajinadan emilip kan dolaşımına karışarak ruh hâlini pozitif yönde etkileyebileceğine işaret ediyor. Tabii ki de bu, prezervatif kullanımının bırakılması gerektiği anlamına gelmesin; çünkü cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak en önemlisi. Yine de menideki bazı biyolojik maddelerin ruha iyi gelebileceği fikri, ilginç bir araştırma sonucu olarak literatürde yer almıştır.
6. Spermler süresiz saklanabilir mi?

Modern tıbbın sunduğu en ilginç olanaklardan biri de üreme hücrelerinin dondurularak uzun yıllar saklanabilmesidir. Ancak “süresiz” kavramı burada yanıltıcı olabilir. Sperm hücreleri, kriyoprezervasyon yöntemiyle sıvı azot içinde -196 dereceye (yaklaşık -321°F) kadar soğutulduğunda biyolojik olarak donmuş bir durumda kalır ve bozulmaları engellenir. Bu koşullarda, teorik olarak onlarca yıl boyunca canlılıklarını yitirmeden saklanabilirler. Nitekim tıp literatüründe 20 yıl önce dondurulmuş spermle gerçekleşen başarılı gebelik örnekleri bulunmaktadır. Ancak dondurulmuş spermlerin zamansız olarak kullanılabileceğine dair mutlak bir garanti yok. Depolama koşulları, kullanılan teknikler ve laboratuvar standartları sonuçları doğrudan etkileyecektir.
7. Penis captivus gerçekten var mı?

Tıbbi literatürde nadiren de olsa karşılaşılan ve halk arasında adeta bir şehir efsanesi olarak anlatılan penis captivus olgusu, gerçekte mümkün olabilen bir durumdur. Cinsel ilişki sırasında vajina kaslarının istemsiz ve aşırı kasılması sonucu penis, kısa süreliğine içeride sıkışıp kalabilir. Ancak çok ender görülen bu durum, genellikle birkaç dakika içinde kendiliğinden çözülür ve herhangi bir tıbbi müdahale gerekmeden sona erer. Tarihsel kayıtlar, 19. ve 20. yüzyılın başlarında bazı doktorların bu olguyu rapor ettiklerini göstermektedir. Modern tıp uzmanları ise penis captivus’un olağanüstü nadir olduğunu, hatta birçok kişinin hayatı boyunca hiç karşılaşmayacağını vurgulamaktadır. Vakanın oluşması durumunda da, kasların gevşemesiyle durum kendiliğinden düzelecektir.
8. Yapılan makyaj seks çağrısı mı?

Yüz makyajı yapıldığında; kırmızı ruj, dudağın doğal rengiyle benzerlik taşıdığı için erkeklerin dikkatini çekebilir. Yapılan bir araştırmaya göre kırmızı arka plan önünde fotoğraflanan bir kadının imajı erkeklerce diğer renklere göre daha seksi ve çekici bulunmuştur. Bu, ciltte oluşan doğal kızarmışlığın benzerini taklit edebilmekle ilgili de olabilir. Ancak her çalışma bu etkiyi sürekli göstermemiştir; bazı deneylerde kırmızının ilgiyi artırdığı tespit edilirken, bazılarında ise önemli bir fark gözlenmemiştir. Yine de genel kanaat, makyajla yüz hatlarının belirginleşmesinin karşı cinsin ilgisini artırdığı yönündedir. Ruj, allık, rimel gibi uygulamalar genellikle “güzel görünmek” ve bir miktar ilgi çekmek amacıyla tercih edilmektedir.
9. Seks sırasında neden inlenir?

Kadınların cinsel birliktelik esnasında inleme, bağırma gibi yüksek ses çıkarmaları yaygın bir davranıştır. Sekse dair ilginç ve şaşırtıcı 10 bilgi arasında yer alan bu madde aslında doğal bir durumdur. Yapılan bir çalışmada, 403 heteroseksüel kadın incelenmiş ve ses çıkarmanın en sık penetrasyon sırasında gerçekleştiği görülmüştür. Seslerin sıklığı ve şiddeti cinsel uyarılma düzeyiyle yakından ilişkili bulunmuştur. İlginç bir şekilde araştırmaya göre, cinsel açıdan daha açık (promis) ilişkili kadınların yüksek sesle inleyerek partnerlerinin kendilerine daha fazla sahip çıkmasını sağlamaya çalıştığı gözlemlenmiştir. Yani yatakta çıkan coşkulu sesler, bazen bilinçli bazen de refleks olarak partneriyle iletişim kurmak ve ilgiyi artırmak amaçlı yapılabilir.
10. İlişkide acıdan zevk alınır mı?

Normalde acı, rahatsız edici bir duygudur. Ancak beyindeki ödül sistemi, acı ve zevki benzer yollarla işleyebiliyor. Nörobilimsel çalışmalar, fiziksel ya da duygusal olarak belirli bir sınırın altındaki acı durumunda vücutta endorfin salgılandığını ve dopamin yollarının aktif olduğunu göstermektedir. Bu mekanizma nedeniyle bazı kişiler acıyı haz verici bir şekilde deneyimleyebiliyor. Öte yandan toplumdaki herkes acıya cinsel bağlamda pozitif tepki vermez. Bu yüzden “güvenli, mantıklı ve karşılıklı rıza” prensipleri geçerli olmaktadır. İnsanların %5-10’u kadarı cinsel ilişki sırasında acıdan zevk aldığını bildiriyor. Kısıtlama, vurma veya pinç gibi unsurları içeren BDSM uygulamaları ise kontrollü bir şekilde olmalıdır.