Salyangozlar “orthogastropoda” sınıfındaki kabuklu yumuşakçalar olarak bilinir. Bilimsel adları ise Gastropoda’dır. Genellikle nemli yerlerde bulunmayı severler. Ancak sadece karada değil; yaşamını suda sürdüren salyangoz türleri de vardır. Dünyanın her yerinde yaşayabilseler de yağışlı ve ılık yerleri daha çok severler. Salyangozların vücutlarındaki su miktarının fazla olması, kış aylarında donmalarına neden olur. Ancak hava sıcaklığının yüksek olduğu zamanlarda, vücutları su kaybettiği için kururlar. Bu ilginç özellikleri dahi, salyangozların dünyaları hakkında bilinmeyen daha nice bilgiler olduğunu göstermektedir. Gelin gizemli ve sıra dışı yaşamlarını birlikte keşfedelim.
1. Sümüklü Böceklerle Aynı Ailedendir

Salyangozlar, sümüğü andıran parlak bir sıvı üretir. Geçtikleri zeminlerde iz bırakmaları, bu özelliklerinden kaynaklıdır. Mukus olarak isimlendirilen sümüksü sıvı izi, iki yumuşakçanın en belirgin ortak özelliğidir. Her iki canlı, aynı aileden geliyor olsa da sümüklü böceklerin salyangozlar gibi sırtlandığı bir dış kabuğu yoktur. Sümüklü böceklerin kabuğu dışarıda değil; derilerinin iç kısmında yer alır. Kabukları gözle görülmese de salyangozlarda olduğu gibi kalsiyum depolamaları için kullanılır. Aynı zamanda sümüklü böcekler de genellikle karanlık ve nemli yerlerde yaşamayı severler. Salyangozlar ise kabuksuz doğar ve aldıkları kalsiyumlu besinler kabuklarının büyümesini sağlar. Kaslı ayakları ve ince dokunaçları, sümüklü böceklere benzer. Anatomik hareketlerinin yavaş olması da bu iki canlının ortak özellikleri arasındadır.
2. Kabukları Kalsiyum Karbonattan Oluşur

Salyangozların dış kabukları, henüz gebelik sürecindeyken oluşmaya başlar. Büyüme süreci devam eden salyangozların kabukları da aynı oranda gelişir. Üstlerinde taşıdıkları koruyucu kabuğun temel bileşenleri, kalsiyum ve karbonattır. Bu maddenin aynısı, deniz kabuklularında da bulunur. Salyangozların bu özellikleri, deniz kabuklularıyla aynıdır. Ayrıca salyangozların kabuklarında çok az miktarda protein de bulunur. Çoğu kara salyangozu bitkilerle beslenir. Ancak bazı salyangozlar, besin ihtiyaçlarını sadece etten karşılar. Etçil salyangozların kabukları, sağlam olması nedeniyle son derece koruyucudur. Herhangi bir sebeple koruyucu kabuğun kırılması nedeniyle, kabuğunu onarmak isteyen salyangoz, kalsiyum salgılamaya başlar. Salyangozların, sağlıklı bir yaşam sürmesi ve kabuklarındaki sertliği koruyabilmeleri için kalsiyum açısından zengin olan besin kaynaklarına yakın olmaları gerekir.
3. Tehdit Anında Kabuklarına Saklanırlar

Herhangi bir tehlikeyle karşılaşan salyangozlar, kale görevi gören kabukları sayesinde korunurlar. Bu muhteşem canlılar, herhangi bir saldırı anında farklı savunma mekanizmalarını devreye sokar. Kullandıkları en yaygın savunma şekli, kabuklarına çekilmeleridir. Ayrıca salgıladıkları mukus izleri, avcıların sümüksü ve kaygan yüzeyde zor durumda kalmalarını sağlar. Bazı salyangoz türleri, düşmanlarını uzaklaştırmak için kötü bir koku yayar. Yavaş ve savunmasız gibi görünseler de kullandıkları stratejik korunma teknikleri, uzun süre hayatta kalmalarını sağlar. Herhangi bir tehdit anında, salgıladıkları kireçli sıvı ile kabuklarını kapatırlar. Bu yöntem, salyangozların olumsuz hava koşullarından ve yırtıcı kuşlardan korunmalarını sağlar. Tehlike geçtikten sonra kabuklarından çıkar ve hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler.
4. Bazı Deniz Kabuklularıyla Akrabadırlar

Salyangozlar, mineralli kabuk yapıları ve hareket kabiliyetleri bakımından deniz canlılarına benzer. Bu müthiş yumuşakçaların en ilginç özelliği de bazı deniz kabuklularıyla akraba olmasıdır. İstiridye ve midye; salyangozların en benzer olduğu deniz canlıları arasındadır. Yaşam alanı okyanus olan salyangoz türleri de vardır. Ancak bazı salyangoz cinsleri, karada uyumlu şekilde yaşamayı başardığı için günümüzdeki kara salyangozlarını oluşturmuştur. Salyangozlar, birçok insana sevimli gelse de okyanusun derinliklerinde, son derece zehirli türleri de vardır. Ancak zehirli salyangozlar da doğanın ve insanın yaşam öyküsünde önemli bir yer edinmiştir. Zehirli salyangozların, tıbbi alanda kullanılması ile son derece etkili ilaçlar geliştirilmiştir. Bu nedenle salyangozlar, ekosistemin en önemli parçası olarak insanların gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.
5. Salgıları Tıbbi Yapıştırıcılarda Kullanılır

Yapılan araştırmalar doğrultusunda salyangoz salgısıyla benzer bir yapıya sahip olan doğal yapıştırıcılar geliştirilmiştir. Elde edilen jel, deniz salyangozları tarafından salgılanan mukusla aynı maddeyi içerir. Deniz salyangozları, dalgalara rağmen kayalara sabit bir şekilde tutunmak için yapışkan salgılarını kullanır. Bu mucizevî yapışkan sıvı, salyangozların bilinmeyen dünyaları hakkında ilginç bilgiler verir. Salyangoz salgısıyla geliştirilen tıbbi yapıştırıcılar, kalp ameliyatları sırasında kalbin onarılması amacıyla kullanılır. Aynı zamanda, bu sıvının içerdiği madde, yaraların hızla iyileşmesini sağlar. Çünkü salyangoz sıvısının anti bakteriyel özellikte olması enfeksiyon riskini ortadan kaldırır. Ayrıca bazı ciddi ameliyatlar için dikiş yerine, salyangoz mukusu ile geliştirilen yapıştırıcılardan yararlanılır. Elde edilen doğal yapıştırıcılar ile deri kaynaşır ve kısa sürede iyileşir.
6. Çoğu Salyangoz Türü Hermafrodittir

Hermafrodit salyangozlar, genellikle yaşamını karada sürdüren türlerdir. Bu terim, salyangozların hem dişi hem de erkek üreme organına sahip olduğu anlamına gelir. Çift cinsiyetli salyangozlar, tek başına üreyemezler. Ancak çoğalabilmeleri için farklı bir salyangozla birleşmeleri gerekir. Çiftleşen salyangozların her ikisi de yumurtlayabilir. Döllenme sonrası bıraktıkları yumurta sayısı ise 100 ile 400 arasında değişiklik gösterir. Salyangozlar, çift cinsiyetli olduğu için kendilerine kolayca eş bulurlar. Üreme vakitleri geldiğinde, kimyasal sinyaller saçarak haberleşirler. İki salyangoz çiftleşmeye başladığında birbirine sarılır ve döllenme meydana gelir. Salyangozların iki cinsiyete sahip olması, sperm veya yumurta üretmelerini sağlar. Ayrıca salyangozların cinsel olgunluğa erişmeleri için üreme organlarının tam anlamıyla gelişmesi gerekir.
7. Dünyanın Her Yerinde Yaşarlar

Salyangozlar; kara, deniz ve tatlı suda yaşam süren farklı cinslere ayrılır. Dünyada 4.000 civarında, tatlı su salyangozu bulunur. Tatlı su salyangozları, boyut olarak en az tuzlu su salyangozları kadar büyük olabilmektedir. Suda yaşamalarını sağlayan solungaçları, deniz canlılarıyla ortak özelliklerinden biridir. Yaşam alanı tuzlu su olan salyangozlar ise büyük boyutlarıyla dikkat çeker. İri salyangozlar, yırtıcıları kendinden uzaklaştırmak için renkli ve sağlam kabuklarını kullanır. Kara salyangozları ise genellikle egzotik olarak bilinen türlerdir. Afrika kara salyangozları, 7 inçten uzun boyuyla karada yaşayan en büyük türlerdendir. 500 farklı bitki çeşidiyle beslendikleri için istilacı olarak kabul edilirler. Dünyanın en küçük salyangozları ise cüce anlamına gelen “acmella nana” ismiyle bilinir. Boyutları, mikroskop altında görülebilecek kadar küçüktür.
8. Dillerinde Binlerce Diş Vardır

Salyangozların “radula” ismi verilen küçük bir dili vardır. Uzun ve şeride benzer olan dilleri, yiyeceklerin kesilmesine yardımcı olur. Dilleri küçük olsa da üzerinde binlerce diş bulunur. Bazı salyangoz türleri ise 14.000’e yakın dişe sahiptir. Ancak salyangoz cinsine bağlı olarak, ağızlarındaki diş sayısı değişiklik gösterir. Hatta bazı salyangozların diş sayısı, 25.000 civarıdır. Dişleri o kadar küçüktür ki sadece mikroskop altında görülebilir. Keskin olmayan dişler, yiyeceklerin kazınmasını sağlayan önemli bir göreve sahiptir. Salyangoz dişleri; yeşil yaprakları, meyve ve sebzeleri rahatlıkla kesebilir. Çoğu su salyangozu, üçgen ve sivri dişleriyle deniz kayalarındaki algleri kolayca kazır. Ancak suda yaşayan salyangozların dili, zamanla aşındığı için dökülmeye başlar. Dökülen dişler, kendini yenileyerek tekrar çıkar. Bu döngü, salyangozun yaşam öyküsü boyunca devam eder.
9. Cilt Dostu Salgılar Üretirler

Salyangoz salgısının, yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda cilt hücrelerini yenilediği gözlemlenmiştir. Salgılanan yapışkan sıvı, bağışıklık tepkisini harekete geçirdiği için cildin yenilenmesine yardımcı olur. Cilt yaralarının iyileşmesi de bu mucizevî sıvının özellikleri arasındadır. Birçok araştırmaya konu olan salyangozlar, kozmetik sektörü için de önemli bir yere sahiptir. Bazı kültürlerde salyangoz sıvısı, çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Salyangozların bilimsel araştırmalar için vazgeçilmez olması, sağlık için faydalı canlılar olmalarından kaynaklıdır. Bu müthiş yumuşakçalar, ekosistemde önemli bir rol üstlenerek, organik döngünün bir parçası haline gelmiştir. Salyangozların varlığı, insanlara fayda sağlamakla kalmaz, toprak verimliliğini de artırır. Kara salyangozları, toprağın korunmasında önemli bir yere sahiptir.
10. Duyma Yetileri Yoktur

Salyangozlar, dünyada yaklaşık 43.000 türü bulunan en ilginç kabuklu canlılardan biridir. Çoğu salyangoz cinsinin kafa kısmında iki uzun anten bulunur. Salyangozların, görme ve duyma yetileri olmadığı için antenleri onların her şeyidir. Antenlerin uç kısmındaki gözler, ışığa duyarlı hale gelmelerini sağlar. Görme yetenekleri sınırlı olduğu için sadece karanlık ile ışık arasındaki farkı anlayacak kadar görebilirler. Ancak topraktaki en küçük titreşimleri bile antenleri sayesinde algılayarak tehlikelere karşı korunurlar. Salyangozların kusursuz anatomik yapısı, nemli ve karanlık ortamlarda yaşamalarını kolaylaştırır. Sıra dışı yaşam öyküleri, salyangozların ilginç dünyaları üzerine bilinmeyen bilgiler hakkında bizlere fikir verir. Bu eşsiz canlıların alt kısımlarında yer alan iki kısa anten ise koku almalarını ve çevredeki titreşimleri hissetmelerini sağlar.




