Dünyanın En Korkunç 10 Sanat Eseri

5 dk okuma süresi


9
10 Paylaşım, 9 puan

Sanat tarihi duyguların ve düşüncelerin akla hayale sığmayacak biçimlerde ifade edildiği, zamanın sınırlarını aşabilen eserlerle dolu. Tarih süresince bazı eserler dışa dönüklükleriyle, bazıları ise içe kapanıklıklarıyla kitleleri etkileri altına alarak “şaheser” unvanını hak ettiler. Ancak bütün bu şaheserlerin yanında bazı eserler, kendilerine has özgün nitelikleriyle veya kapsayıcılıklarıyla değil, sınırlarda dolaşma becerileriyle tarihe geçtiler. Bu eserlerin bazıları mitolojilerin en vahşi hikayelerini, bazıları ölümü ve intiharı, bazıları varoluşçu felsefenin ağırlığını temel alarak yapılmıştı. Biz de sizler için dünyanın en korkunç ve tüyler ürpertici 10 sanat eseri üzerine incelemeler yaptık. İyi okumalar dileriz.

1. Kafatası Tasvirleri

Dünyanın En Korkunç 10 Sanat Eseri

19. yüzyıl çağdaş ressamı Paul Cezanne tarafından yapılan kafatası tasvirleri, sıklıkla meyveler, şişeler, vazolar ve sepetler kullanan geleneksel natürmort sanatına yepyeni bir bakış açısıydı. Aslında takipçisi olduğu post-empresyonizm akımında aşırı olarak algılanabilecek semboller kullanılmamaktaydı. Ancak Cezanne akımın alışkanlıklarına meydan okuyarak, Latince kökenli “memento mori” yani “öleceğini anımsa” düşüncesini ele almış ve akımın sınırlarını bir anlamda ölüme dek genişletmeyi başarmıştır. Cezanne’ın ölüme olan ilgisi ve merakı yaşlandıkça daha da arttı, kafatası tasvirleri ve kemik yapısında çizilen öğelerden fazlasıyla yararlandı. Onun sanatının en büyük amacı, toplumu ölümle yüzleştirmekti.

2. Çocuklarını Yiyen Satürn

İspanyol sanatçı Francisco Goya, mitolojinin sıra dışı hikayelerini anlatan 14 parçalık “Kara Tablolar” serisini 1819-1823 yıllarında hazırlarken, Çocukları Yiyen Satürn tarih sahnesini çarpıcılığıyla sarsmak için resmen sırasını bekliyordu. Roma mitolojisinde Satürn (Yunan mitinde Kronos) titanların en kıdemlisiydi. Evrenin hükümdarlığını babası Celeus’u tahtından indirerek ele geçirmişti. Ancak Satürn, tıpkı kendisi gibi, çocuklarının da otoriteye isyan eden asilerden olacaklarına inanıyordu. O da kendi sonunu ertelemek için, çocuklarını doğumlarının hemen ardından büyük bir korku ve panikle yemeye başladı. Goya bu vahşeti, gücün ve korkunun birbirine bağımlı olduğunu göstermek için resmetmişti.

3. Gentileschi’nin İntikamı

Dünyanın En Korkunç 10 Sanat Eseri

Barok döneminin İtalyan sanatçısı Artemisia Gentileschi’nin tabloları sıklıkla gölgelendirmeleriyle ve aydınlatmalarıyla öne çıkan tablolardır. Ressam “ışık” kavramını olağanüstü bir beceriyle resimlerine yansıtarak derin renk tonlamaları oluşturur. Eski Ahitte geçen bir intikam hikayesi olan “Judith, Holofernes’in Başını Keserken” tablosu, intikam arayışında olan bir dul kadının onu tehdit eden bir adamın başını kesmesiyle sonlanır. Tablo tamamlandığında Barok dönem sanatçıları kanlı ve vahşet içeren tasvirlere alışık olmadığından hızla eleştirilerin hedefi olmuştur. Tabloda başı kesilen adamın, ressam Gentileschi’ye 17 yaşındayken tecavüz eden başka bir sanatçıya benzediği düşünülmektedir.

4. Ölüm Maskeli Kız

Meksikalı ressam Frida Kahlo, 55 portreden oluşan muazzam bir koleksiyonla ismini tüm dünyaya yaymayı başaran, simgesel bir sanatçıydı. Bu otoportreler içinde en çok öne çıkanlar yetişkinlik hallerini yansıttığı tablolarıydı. Ancak çocukluğunu anlatan bu tüyler ürpertici parça da özgünlüğüyle göze çarpıyor. Tablola resmedilen sarı çiçek ve kafatası maskesi, İspanyol ve Latin Amerika kültüründe yer etmiş Ölüler Günü’nü temsil eden figürler. Ölüler için kitlesel bir yas günü olan 2 Kasım’ı tablosunda temsili bir biçimde kullanan Frida Kahlo, tabloyu eşi Diego Rivera ile 1938 yılında boşanmadan kısa bir süre önce resmetmiş. Tablo gerçeküstücülük akımını takip eden bir alegori (benzetme yolu) türündedir.

5. Gülen Örümcek

Dünyanın En Korkunç 10 Sanat Eseri

Sembolizm akımında eserler üreten Fransız Sanatçı Odilon Redon tarafından 1887 yılında yapılan bu tablonun göze batan en rahatsız edici kısmı, yüzüne yerleştirilen belli belirsiz sırıtışı. “Gülen Örümcek” sanatçı Redon’un 1870-1890 yılları arasında resmettiği kara tablolar serisinden (noir olarak da bilinir) en çok öne çıkanıydı. Karakalem tekniği ve taşbaskıyla işlenen bu seri sanatçının karanlığı irdelemeye duyduğu ilgiyi de gözler önüne seriyordu. Bu seriyle siyahın diğer renklere kıyasla ifadesizlikle öne çıktığını, gözden çok zihne hitap ettiğini göstermek istiyordu bizlere Redon. Ona göre siyah bir canlının enerjisini, ruhundan bir parçayı, duyarlılığını ve hatta doğrudan canlılığını temsil edecek kadar yüceydi.

6. Kâbus

Henry Fuseli, 19. yüzyılda romantizm akımını temsil eden sanatçılar arasında en önde gelenlerinden biriydi. En ünlü tablosu “Kâbus” bizi uykularımızdan uyandıran en korkunç kâbuslarımızın merkezine, bilinçaltımızın karmaşık ve ürkünç kısımlarına götüren bir araç. Kâbus, vücuduna karabasan konan bir kadını tasvir ederek bizi karşılıyor. Kadın, karabasanın altında ezilirken tıpkı bir ölü gibi, ifadesiz yatıyor. Pek çok sanat tarihçisi bu tablonun Alman halk hikayelerinden esinlenildiğini iddia ediyor. Bir Alman halk efsanesine göre, yalnız uyuyan erkekler at hayaletleri tarafından ziyaret edilerek şiddetli bir içimde uyarılırken, yalnız uyuyan kadınlar iblisler tarafından işaretlenip lanetlenerek cezalandırılırlardı.

7. Dünyevi Zevkler Bahçesi

Dünyanın En Korkunç 10 Sanat Eseri

Dünyanın en korkunç ve rahatsız edici 10 sanat eseri arasında “Dünyevi Zevkler Bahçesi” en detaylı olanı. Detaylara indikçe ve anlattığı hikayeleri irdeledikçe ürpermeye başlamanıza sebep olan bu eser, Hollandalı ressam Hieronymus Bocsh tarafından 1500-1505 yılları arasında yapıldı. Erken Hollanda Rönesansı dönemine ait olan bu sanatçı, uhrevi ortamları sıklıkla resmeden, fantastik ve ürpertici konulardan hoşlanan, dönemine kıyasla sıra dışı biriydi. Melez hayvanlar, benzersiz makineler, kaotik cinayetler ve kargaşayı barındıran 3 parçalık bu resim göz alıcı estetikliği ile kendisini deneyimleyenleri büyülerken, içine gizlediği kaos ile içine dalanları buz kesmeyi başarabilen bir şaheser niteliğinde.

8. Anatomik Parçalar

Fransa’da romantik akımın takipçisi olan sanatçılar arasından önde gelenlerden biri olan Theodore Gericault, ölüme ve çürümeye karşı olağanüstü bir ilgi besliyordu. Eserlerini taşbaskı tekniği le üreten sanatçı, hastane ve morglardan ailesinin bağlantıları sayesinde insan vücudu parçalarına ulaşabiliyordu. Gericault, parçaları resmetmesinin yanı sıra onları kokuları dayanılmayacak kadar kötü bir hale gelenek de saklıyordu. Ancak onun bu ilgisi, 18 ve 19. yüzyıl Paris’i için hiç de sıra dışı değildi. Dönem halkı sıklıkla morgları ziyaret ediyor, ölüleri incelemekten keyif alıyordu. Hapishanelerin Basse-Geole ismi verilen mekanlarında yapılan gösterimlerde ölü vücut parçalarını görmeye binlerce insan geliyordu.

9. Papa Portreleri

İspanyol Ressam Diego Velazquez, 1650 yılında Papa Innocent X’in gerçekçi bir portresini yaparak saat tarihine geçmişti. 1950-1960 yılları arasında İngiliz-İrlandalı modern ressam Francis Bacon, bu tablonun tam 45 farklı versiyonunu işleyerek bir seri yarattı. Orijinal eseri çarpıtarak, değiştirerek ve çoğunlukla ürkütücü hale getirerek oluşturduğu bu çalışmada sıklıkla zindan ve çığlık figürleri kullanılmış, dehşet, korku, panik ve acı resmedilmişti. Bacon kendisini bir nihilist ve ateist olarak tanımlıyor, Friedrich Nietzsche’in simgesel “Tanrı Öldü” çıkışını eserlerine yansıtıyordu. Dünyanın en korkunç ve sıra dışı 10 sanat eseri arasında en çarpıcı olanlarından birini yapan Francis Bacon, bu eserle tarihe geçiyordu.

10. Fener Hayaleti

Dünyanın En Korkunç 10 Sanat Eseri

19. yüzyıl Japon resminin önde gelen sanatçılarından biri olan Katsushika Hokusai tarafından yapılan “Fener Hayaleti” Japon kültüründe yer etmiş en önemli hayalet hikayesinin simgeleşmiş ve tarihe geçmiş bir tasviri. Hikâye fakirliği sebebiyle kocası tarafından aldatılan ve hamileyken zehirlenen güzeller güzeli Oiwa’nın önce karnındaki bebeğinin sonra da kendisinin acılı ölümünü ve öldükten sonra bir hayalet formunda ölene dek kocasına musallat olmasını anlatır. Japon kültüründe imparatorluk tarihi, savaşlar, geleneksel kahramanlıklar ve dini hikayelerin sıklıkla anlatıldığı Ukiyo-e dönemine ait olan eser, kültürel hikayeleri çağdaşlaştırmak için başlatılan bir akımın en önemli temsilcilerindendir.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
11
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
7
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Komik Komik
4
Komik
İlginç İlginç
4
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!