Doğal Güzellikleriyle Herkesi Hayran Bırakacak Hatay Gezi Rehberi

5 dk okuma süresi


71
15 Paylaşım, 71 puan

UNESCO tarafından barış şehri seçilen, Türkiye’nin en güneyinde bulunan ve tarihinde onlarca medeniyet barındıran şehirdir Hatay. Üç dinin bir arada kardeşçe yaşandığı Hatay ilinin tarihçesi oldukça uzundur. Akadlara, Hititlere, Perslere, Selevkoslara, Romalılara, Emevilere kısacası coğrafi konumu nedeniyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Atatürk’ün yoğun çabalarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne en son katılan şehirdir. Efsanelere konu olan coğrafyası, tarihi dokusu, inanç ve kültür ögelerinin bolca bulunması sayesinde herkesin hayranlık duyacağı bir şehirdir. Doğal güzellikleriyle herkesi hayran bırakacak Hatay gezi rehberi, gezmeyi sevenler ve hoş tecrübeler edinmek isteyenler için mutlaka uygulanması gereken bir liste…

1. St. Pierre Kilisesi

Doğal Güzellikleriyle Herkesi Hayran Bırakacak Hatay Gezi Rehberi

St. Pierre Kilisesi, dünyadaki ilk mağara kilise olma özelliği taşır. Aynı zamanda dünyanın ilk Katolik Hristiyan Kilisesidir. Hz. İsa’nın on iki havarisinden biri olan Aziz Petrus’un Hristiyanlığı yaymak için burada bir ayin yaptığı söylenilmektedir. Hristiyan kelimesinin tarihte ilk kez bu ayinde geçmesi St. Pierre kilisesine Hristiyanlığı yaymak için kullanılan ilk kilise olma özelliği kazandırır. İçerisinde tüneller bulunur. Bu tünellerin bir baskından kaçmak için kullanıldığı düşünülmektedir. Önceleri gizli ayinlerin yapıldığı bu kilise daha sonra Roma İmparatorluğunun Hristiyanlığı benimsemesiyle resmiyete kavuşmuştur. Mimarisi geliştirilmiş ve gotik bir tarz verilmiştir. 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından Hristiyan dünyası için hac yeri ilan edilmiştir.

2. Titus Tüneli ve Beşikli Mağaralar

M.S. 69 yılında yapımına başlanan Titus tüneli, şehri sel sularından korumak için dağın içine oyulan tüneldir. İmparator Vespasian’nın emriyle başlanılmış oğlu Titus (M.S. 81) döneminde bitirilmiştir. Yapımında çoğunlukla kölelerin ve lejyonların çalıştırıldığı bu tünel, dağın içine doğru 1380 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğindedir. Araştırmacılara göre elle oyulan dünyanın en uzun tüneli unvanına sahiptir. Tünelin hemen 100 metre ilerisinde bulunan Beşikli Mağaralar ise, soylu bir Romalı ailenin mezarlarını ve anıtlarını barındırır. 12 mezar bölümlerinden, kemerlerden ve sütunlardan oluşan bu anıt mezarlar çeşitli motiflerle orijinallerine uygun bir şekilde tasarlanmıştır.

3. Harbiye Şelaleleri

Doğal Güzellikleriyle Herkesi Hayran Bırakacak Hatay Gezi Rehberi

Doğal güzellikleriyle herkesi hayran bırakacak şelaleler Hatay gezi rehberi içerisinde kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. Büyük çoğunluk Daphne ve Apollon efsanesini duymuştur. Kısa bir anlatımla Apollon, Daphne’yi (Defne) görür ve tutulur. Onunla konuşmak ve sevdiğini söylemek ister. Fakat Daphne Apollon’dan kaçar. Peşi sıra kovalamacada artık kaçacak yeri olmayan Daphne, toprak anaya yalvararak onu gizlemesini ister. Toprak ana bu çağrıyı duyar ve onu defne ağacına çevirir. İşte bu efsanenin geçtiği yer Harbiye şelaleleridir. Kısacası hem büyük bir kültür barındıran hem doğal şelaleleriyle ve bitki örtüsüyle insanı büyüleyen bu şelaleler, Hatay’da gezilmesi gereken güzelliklerden kesinlikle biri.

4. Musa Ağacı

Birçok kültürün izlerini taşıyan Hatay, geçmişten günümüze kadar birçok efsaneyi bünyesinde barındırmıştır. Musa ağacının da halk arasında bir efsanesi vardır. Rivayete göre, Hz. Hıdır ve Hz. Musa şu an ağacın bulunduğu dağda buluşurlar. Hz. Musa elinde tuttuğu asayı yere saplar ve eğilip su içer. Daha sonra asayı almaya yeltendiğinde onun dallanıp budaklandığını ve yeşerdiğini görür. Nerdeyse 3000 yıllık sayılan Musa ağacı, yerel ve yabancı birçok turistin akınına uğramaktadır. Ağaç gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtsal Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından koruma altındadır. Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Musa ağacı ziyaret edilmesi gereken değerli kültürel miraslardan biri sayılmaktadır.

5. Hatay Arkeoloji Müzesi

Doğal Güzellikleriyle Herkesi Hayran Bırakacak Hatay Gezi Rehberi

Mozaik koleksiyonu açısında dünyanın en büyük mozaik müzesi unvanını elinde bulunduran Hatay Arkeoloji Müzesi, içeri girdiğiniz andan itibaren sizi bir zaman yolculuğuna çıkarmaktadır. Paleolitik çağdan başlayıp sırasıyla Neolitik, Kalkolitik, Hitit, Helenistik, Roma, Sasani, Doğu Roma, Selçuklu ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunun eserlerini barındırmaktadır. Bunun yanında ününü aldığı mozaik eserlerin toplam alanı 3250 metrekaredir. Mozaiklerin detaylı işlenişi, renklerin bütünlüğü, büyüklüğü, eşsiz güzelliği ve kalitesi sayesinde dünyanın en önemli mozaik müzeleri arasında yer almaktadır. Ayrıca içerisinde tarihi canlandırmalar ve sergiler, maketler, lahitler ve gelenekleri tasvir eden kültler bulunur.

6. Müze Otel

Bu müze otelin eşsiz bir hikayesi vardır. Otel aslında alışık olunan bir tarzda inşa ediliyordu. Daha sonra temelleri kazılırken altından dünyanın en büyük tek parça mozaiğin bulunması, otelin konseptini tamamıyla değiştirdi. Şu anda hem müze hem de otel olarak tasarlanan müze otel, farklı tasarımı, zengin eserleri ve en önemlisi konseptiyle dünyanın ilk müze oteli olma özelliğini elinde bulundurmaktadır. Yapımında Türk arkeologların ve profesyonel mimarların çalıştığı ve 30 bin kadar eseri bünyesinde barındıran bu otel, bölge turizmini kesinlikle arttıracak cinsten. İçerisinde hem tarihin hem de modern zamanın izlerini taşıyan 200 oda kapasiteli olan bu oteli gezip bitirebilmeniz için 3-4 saatinizi ayırmanız gerekebilir.

7. Vakıflı Köyü

Doğal Güzellikleriyle Herkesi Hayran Bırakacak Hatay Gezi Rehberi

Doğayla tamamen iç içe olan Vakıflı köyü, nüfusu tamamen Ermenilerden oluşan Türkiye’nin tek Ermeni köyüdür. Farklı dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşanabileceğinin açık örneğini sunan bu köy, bulunduğu konumu sayesinde doğanın güzellikleriyle bütünleşmiştir. Kendine özgü mimarisiyle homojen bir yapı sergiler. Büyüleyici ve keyifli anlar yaşatacak olan Vakıflı köyü, Samandağ ilçesine bağlıdır. II. Mahmut (1808-1839) tarafından varlıklı Hristiyan bir Arap’a vakfedilen bu arazi, zamanla adını Vakıflı olarak değiştirmiştir. Zaman içinde olaylara bağlı olarak nüfusu azalıp göç veren Vakıflı köyü, şimdilerde daha çok orta ve yaşlı bir popülasyona sahip. Musa dağı eteklerinde bulunan bu saklı cennet, doğal ürünlerle bölge turizmine katkı sağlamaktadır.

8. Habib-i Neccar Camii

Habib-i Neccar, M.S. 40 yıllarında yaşamış Hristiyan bir marangozdur. Rivayete göre Hz. İsa’nın havarilerine inanmış ve bu uğurda canını feda etmiştir. Daha sonraları onun hatırasına bir anıt yapılmıştır. M.S. 638 yılında bölgeyi fetheden Araplar bu anıtı Habib-i Neccar camisine çevirmiştir. Bu cami aynı zamanda Türkiye’de islamı yaymak için yapılan ilk cami niteliği taşır. 968 yıllarında Antakya Bizanslıların eline geçer ve kiliseye çevrilir. İleriki yıllarda tekrar tekrar kiliseye ve camiye dönüştürülür. Son olarak Osmanlı İmparatorluğu zamanında Habib-i Neccar Cami olarak kalır. Mimari olarak barok tarzı görülür. Avlusunda 19. yüzyıldan kalma bir şadırvan vardır. Hatay gezi rehberi turunda gözden kaçırılmaması gereken bir değerdir.

9. Payas Kalesi

Bu Ortaçağda yapılmış sekiz kuleli kale, Cenevizliler tarafından günümüz Payas sınırları içinde inşa edilmişti. Etrafı su hendekleriyle çevriliydi. Kale haçlı seferleri sırasında Kudüs’e hacca giden Hristiyan hacıların güvenliğini sağlayan Tapınak şövalyelerinin ana üs merkezi konumundaydı. Daha sonra bölge Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girdiğinde kaleden geriye kalan pek bir şey yoktu. Fakat stratejik konumu sayesinde tekrar onarıldı. Paya kalesi daha sonra Kıbrıs’ın fethinde büyük bir rol oynadı ve bir üs görevi gördü. Genel olarak kale ticaret kervanlarını ve Payas limanını korumak için kullanıldı. Cumhuriyet döneminde ise karakol ve hapishane görevi gördü. Orta çağdan günümüze kalan Avrupa mimarisinin örneklerinden biri sayılmaktadır.

10. Eski Antakya Evleri

Doğal Güzellikleriyle Herkesi Hayran Bırakacak Hatay Gezi Rehberi

Doğal güzellikleriyle herkesi hayran bırakan Hatay gezi rehberi içerisinde Eski Antakya Evleri gerek tarihi dokusu gerek dar sokakları ve mimarisiyle ziyaretçileri kucaklamaktadır. Tarihi 200 yıla dayanan bu evler ve sokaklar, devam eden restorasyon çalışmalarıyla dokusunu kaybetmemiştir. Geçmişinde malzeme olarak çoğunlukla ahşap, kerpiç ve beyaz kalker taşı kullanılmıştır. Genellikle iki katlı inşa edilen bu tarihi evler içlerinde geniş avlular, çeşmeler, su kuyuları gibi yapılar mevcuttur. Bir anlamda halkın geleneklerine ve yaşam tarzlarına göre inşa edilmiştir. Bir yandan bu evlerin kafe, bar, butik otel, restoran gibi işletmelerin olması Antakya gece hayatını tarihle harmanlayarak ziyaretçilere farklı deneyimler kazandırmaktadır.


Bu içeriği paylaş

71
15 Paylaşım, 71 puan