dergiCE 29 Ekim Özel: Cumhuriyet Bayramı

6 dk okuma süresi


12
31 Paylaşım, 12 puan

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı bizlere emanet edilmiş, milletin özgürlüğü ve bağımsızlığı adına kazanılmış büyük bir zaferdir. Osmanlı devleti, 1. Dünya Savaşı’nda büyük yenilgi almıştı. Kendi yurdunda düşman birliklerini gören Mustafa Kemal Paşa, zekası ve büyük askeri dehası ile Samsun’dan yola çıkarak çeşitli toplantılar yapmış ve halkın bu konuda bilinçlenmesini sağlamıştı. Cumhuriyetin ilanından bir gün önce Mustafa Kemal, yakın arkadaşları ile beraber masadayken “Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” şeklinde ifadeler kullanmış ve diğer gün Cumhuriyet resmen ilan edilmiştir. Cumhuriyet’in kökü Cumhur kelimesinden gelmiş olup, anlamı da halk, topluluk demektir. Buradan da apaçık bellidir ki; Türkiye’nin yönetim biçimi sadece halkın elindedir. Biz de dergiCE olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve İstikbal mücadelemizin önemini sizler için araştırdık, bugüne özel paylaştık. Keyifli okumalar dileriz!

1. 29 Ekim Öncesi Durum

dergiCE 29 Ekim Özel: Cumhuriyet Bayramı

Cumhuriyetin ilanından önce durum pek iç açıcı değildi. Osmanlı Devleti, girmemesi gereken bir savaşa girmiş ve büyük bir mağlubiyet almıştı. Ülkenin bağımsızlığına gölge düşürecek olan Mondros Anlaşması imzalandıktan sonra itilaf devletleri Osmanlı topraklarını elde etmek için çeşitli bahaneler üretip gözlerini diktikleri toprakları işgal ediyorlardı. İtilaf devletlerinin ilk istedikleri yerlerden birisi Musul’du. Burada yalan bir haber yayarak Hristiyan halkın öldürüldüğünü ve Türklerin bu bölgeden çıkarılması gerektiğini söylediler. İstanbul’dan bu duruma pek bir ses çıkmadı çünkü itilaf devletleri İstanbul hükumetinin elini kolunu bağlamıştı, padişahın yetkileri kısıtlanmıştı. Ülkenin dört bir yanında topraklarımıza el konuluyor, bağımsızlığımızı ve milli birliğimizi bozuyorlardı. Tam bu anda İstanbul’da bir işgal gerçekleşmiş ve meclis kapanmıştı. Halkın ve hükümetin sesi tamamen kesilmişti.

2. Cumhuriyet Bayramının Önemi

Cumhuriyet, halkın kendi kendini yönetme biçimidir. 29 Ekim öncesinde ülkesi itilaf devletleri arasında paylaşılan ve güçsüz kalmış bir devlettik. Yapacak pek bir şey yok dendiği vakit bazı büyük devrimciler bu durumun bu şekilde gitmeyeceğini ve bir şeyler yapmak gerektiği savunuyorlardı. Türk milletinin hiçbir ülke boyunduruğu altında yaşayamayacağı apaçık belliydi. Bağımsızlık Türk milleti ile özdeşleşmiş. “Ya bağımsız olurum ya da bağımsız ölürüm” deniliyordu. Eğer bir zaman sonra bugünü unutursak ve anmazsak yıllar önce bağımsızlığımız için can vermiş, bu toprakların bedelini kanıyla ödemiş olan atalarımıza ihanet etmiş oluruz. Bizler genci yaşlısıyla bu devletin sahipleriyiz. 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması ile topyekûn savaş sona ermiş ve bu millet zor şartlar altında büyük bir zafer kazanmıştı. Türkiye var oldukça Cumhuriyet Bayramı her yıl kutlanacak ve anılacaktır.

3. Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı

dergiCE 29 Ekim Özel: Cumhuriyet Bayramı

Bu dönemde meydana gelen bazı ayaklanmalar vardı. Bunlardan biride Doğu Karadeniz’de meydana gelen Rumların isyanıydı. Ama İngilizler buradaki ayaklanmadan Türkleri sorumlu tutmuş ve bu durumun devam etmesi halinde bölgenin işgal edileceğini söylemişti. Dönemin padişahı Vahdettin başarılı gördüğü paşalardan birisi olan Mustafa Kemal’i yanına çağırmış ve oradaki ayaklanmaları durdurmasını ardından rapor etmesini istemişti. Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Samsun’a gidip bölgeyi teftiş ettiğinde gördüğü ilk şeylerden biri, bölgede Türklerin karışıklık çıkarmadığı asıl sorunu Rumların çıkardığını Damat Ferit Paşa’ya iletmişti. Bu durum İngilizlerin pekte hoşuna gitmemiş ve Mustafa Kemal İstanbul’a geri çağırılmıştı. Artık yola çıkan Mustafa Kemal geri dönmeyeceğini bildirmiş ve Anadolu’ya gitmeye karar vermişti.

4. Cumhuriyet Adına Yapılan Kongreler

Mustafa Kemal Samsundan bir müddet sonra ayrılmış ve Havzaya varmıştı. Burada milli mücadele adına ilk genelgeyi yayınlamıştı. Bu genelge insanların milli bilincini uyandırmak ve işgallere karşı tepki göstermeleri için hazırlanmıştı. Buradan kısa süre sonra ayrılmış ve Amasya’ya gitmişti. Kazım Karabekir Paşa ve Mersinli Cemal Paşa ile beraber bir genelge daha yayınlamıştı. Bu genelgede İstanbul Hükümetinin bağımsızlığının tehlikesinden bahsedilmiş, gereken direnişin gösterilmesi için bir toplantıya ihtiyaç duyulmuş ve Sivas’ta kongre düzenlenmesi istenmişti. Buradan ayrılarak Erzurum’a gitmiş ve bütün yurdu ilgilendiren kararlar almaya çalışmıştı. Bu kongredeki tüm maddeler Türk Milletinin kendi hür iradesi ile almış olduğu kararlardı. Bir müddet sonra Sivas Kongresi gerçekleşmiş, bu kongrede Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır. Manda ve himaye kesin olarak reddedilmiş ve ulusal bağımsızlık düşüncesi benimsenmiştir.

5. Milli Mücadele Ruhunun Uyanışı

dergiCE 29 Ekim Özel: Cumhuriyet Bayramı

Milli Mücadele döneminde bazı paşalar Amerika’nın mı yoksa İngiltere’nin mi mandasına girelim diye düşünürken Yunan ordusunun, İzmir’e girmesinin ardından İstanbul’da bazı edebiyatçılar ve düşünürler milletin bağımsızlık duygusuna hitap edebilmek ve onları direnişe karşı ayaklandırmak için çeşitli mitingler yapmış, kitaplar ve şiirler yazmıştır. O dönemde yaşayan Halide Edip Adıvar halkın yüreğindeki coşkuyu uyandırmak adına yapmış olduğu miting de “Vatan mutlaka kurtulacaktır.” demiştir. Ahmet Selahattin Bey Amerikan barış konferansının bir fırsat olduğunu savunuyor, Ragıp Bey “İzmir’in kaderini dört kişinin oyu tayin edemez” diyor, Tahsin Fazıl Bey ise “Bugün İzmirsiz bir Anadolu ruhsuz bir ceset gibidir” diyordu. Bu değerli isimler gibi birçok düşünür halkın mücadeleye katkısını arttıracak nitelikte konuşmalar yapıyordu. Coşku dolu Türk milleti, bu mitinglerden sonra ülkesi adına daha da güçlenmiş ve vatanını korumuştur.

6. Milletin Topyekûn Savaşa Girmesi

İtilaf devletleri Türkleri Anadolu’dan tamamen atmaya çalışıyor, topraklarımızı, dinimizi ve dilimizi yok etmek istiyordu. Elimizde yeteri kadar cephane, asker ve ihtiyaçları karşılayacak para yoktu. Halkın tüm kaynaklarının seferber olması üzerine bir savaşa daha girilmişti. Bu savaş bizim kaderimizi belirleyecekti. Kurulan ordu 1. ve 2. İnönü Savaşı’nda düşmanı durdurmuştu. Bunun yenilgisi üzerine yeniden bir direniş gösteren Yunanlılar tekrar saldırıya geçtiler. Kütahya ve Eskişehir Muharebesinden yenik ayrılan Türk ordusu çekilmek zorunda kaldı. Ankara’ya kadar çekilen Türk ordusunun karşısına Yunanlılar çıkmış ve Sakarya Meydan Muharebesi artık başlamak üzereydi. Yakup Şevki Paşa, bu duruma itiraz etmiş ve savaşı kazanamayacağımızı söylemişti. Ancak Mustafa Kemal, farklı düşünüyordu. Öyle de oldu; bu sefer Türkler taarruza geçmiş, düşmanları yurdumuzdan atmaya başlamıştı.

7. Bir Milletin Yeniden Doğuşu

dergiCE 29 Ekim Özel: Cumhuriyet Bayramı

Savaş bitmişti, asker ve halk yorulmuş bir sürü şehit vermiştik. Bu ülke namına, din ve milli benliğimizi korumak adına verdiğimiz bu mücadelede ordu olmadan önce bölgelerini koruyan Kuvâ-yi Milliye askerleri ve daha sonradan oluşturulan Türk ordusu galip gelmiş düşmanları ülkeden atmayı başarmıştı. Kazanılmayacağı düşünülen bir zafer tüm halkın seferber olmasıyla kazanılmıştı. Bu öyle kolay olmamıştı. Halkın yardımı ve milletin bu bilinci olmasaydı belki de ortada bir zafer değil yenilgi olacaktı. Sakarya Meydan Muharebesinden sonra Yunanlılar, büyük mağlubiyet almış ve geri çekilmek zorunda kalmıştı. Diğer İtilaf devletleri boğazlardan çekilmişti. Bu ülke sadece Türklerindir ve Türkler hiç kimsenin himayesi altında yaşayamazlar denilmiştir. 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması ile topyekûn savaş sona ermiş; bu millet zor şartlar altında büyük bir zafer kazanmış ve tüm dünyaya göstermiştir.

8. 29 Ekim Cumhuriyet’in İlanı

Cumhuriyet Türk milletini çağdaşlaştırmayı amaç edinmiş, bazı reform ve yenileşmenin önünü açan bir siyasi inkılâptır. Artık devlet yönetimi babadan oğula geçmeyecek, seçimle halk tarafından belirlenecektir. Bunun planları daha önceden yapılmış ve Cumhuriyetin ilan edilmesi kalmıştı. Lozan’da görüşmede rejimle ilgili sorunlar çıkmış ve derhal bir yönetim biçimi seçilmesi gerekli olduğu söylenmişti. Bunun yanında başkanlık sorunu da çıkmıştı. Devletin bir adı da yoktu. Tüm bu gelişmelerden sonra Mustafa Kemal Paşa, Çankaya köşkünde silah arkadaşları ile beraber otururken “Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyordu. Devamında “Efendiler teklifim şudur, hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye devletinin yönetim şekli Cumhuriyettir.” diyordu. Aynen diğer gün 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi; dergiCE olarak yönetimin halka geçtiği bu özel günü ve bayramı sizler için yazdık.

9. Cumhuriyet’in Kuruluşu Sonrası

Cumhuriyet ilan edilmişti, halk artık kendini yönetmesi için bir başkan seçecek ve yönetimde söz sahibi olma yetkisini verecekti. Mustafa Kemal, Türkiye devletini çağdaşlaştırmak istiyordu. Bu alanda yapması gerekenleri zaten önceden biliyor sadece halk için doğru zamanı bekliyordu. Millet adına batıdan getirilen bir takım yenilikleri yapıyordu. Arap harfleri yerine Latin harflerini getirmiş ve halkının bunu kolayca öğrenebileceğini savunuyordu. Bunun yanında Soyadı kanunu getirildi. Artık insanlara Mehmet oğlu Reşat denmeyecek ikinci bir aile adları olacaktı. Bununla beraber kılık kıyafet kanunu, şapka kanunu getirildi. Türk milleti yeniliklere pek açık olmamış bu yeniliklere Osmanlı’da olduğu gibi burada da karşı çıkmıştı. Siyasi alanda yapılan önemli bir yenilik ise Halifeliğin kaldırılması oldu. Bu din ve devlet işlerinin ayrılması adı altında yapılmış olup, son Halife Abdülmecid Efendiyi görevden alarak bir daha Türkiye devletinde bu tür makamlar oluşturulmamıştır.

10. Bayram Olarak Kabul Edilmesi

dergiCE 29 Ekim Özel: Cumhuriyet Bayramı

Milli bayramların milletlere bazı mesajların benimsetilmesi adına yardımcı olduğu bir gerçektir. O günler en güzel şölenlerle kutlanır ve vatan uğrana iş yapanlar anılır. Bu her millette var olmuş ve devam eden bir gerekliliktir. Cumhuriyet’in kutlanması için herhangi bir çalışma olmamıştı. Cumhuriyetin ilanından bir yıl geçtikten sonra halk, bu günü kendiliğinden kutlamış ve anma törenleri hazırlamıştı. Bu bayramlar sıradan bir kutlama değildir, her yıl kutlamamızın bir nedeni de emperyalist devletlere gösterdiğimiz “Biz büyük ve güçlü bir devletiz. Bölünemeyiz ve kimsenin himayesinde yaşayamayız.” deyişimizin bir göstergesidir. Böylesi özel günleri kutlamamız ve atalarımızı anmamız bizim vatan görevimizdir. İlk bayram kutlamalarından bir yıl sonra ise Cumhuriyet bayramı için 29 Ekim tarihinde bize özel her yıl kutlanması gerektiği kararı alınmış ve onlarca top atışıyla kutlanmaya başlanmıştır. dergiCE olarak biz de Cumhuriyet bayramınızı kutlarız!


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
23
Beğen
Mutlu Mutlu
8
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
2
İlginç

Yorum bırak

Lütfen üye girişi yapın!