İnsanın en temel hakkı ve sonrasında var olan hakları savunabilmesi için iyi bir hukuk sistemi ve hukukun üstünlüğü olması gerekir. Aynı şekilde hukuk, bir topluluğun düzenini sağlamak için kullanılan en önemli yapıdır. Eski çağlardan beri toplumlar belli bir düzeni kurmak için kendilerince hukuk sistemi oluşturmuşlardır. 1948 yılında yayınlanan İnsan Hakları Bildirgesi ayrı ayrı toplumları değil, dünyadaki tüm insanları kapsayan bir bildirgedir. Bildirgenin imzalandığı tarihte, yani 10 Aralıkta her yıl Dünya İnsan Hakları Günü kutlanmaktadır. Zihinlerimize kazınması gereken bu 30 maddelik bildirgeden sizin adınıza 10 temel insan hakkı üzerine bilgileri derledik. Keyifli okumalar!
1. Yaşam

En temel hakkımız olan yaşama hakkı dışında kalan tüm haklar aslında ikincil haklar konumundadır. Çünkü ikincil hakların uygulanabilmesi için öncelikle yaşama hakkımızın sorunsuz uygulanabilmesi gerekir. Eğer elimizden birincil hakkımız, yani yaşama hakkımız alındığı zaman geri kalan hiçbir hakkın önemi kalmaz. Yaşama hakkının engellenmesindeki sebep insanların işkence yaparak başka bir kişiyi öldürme hakkını kendilerinde görmesidir. Bu sebepten dolayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından yaşama hakkı kesinlikle dokunulmaz bir madde olarak kabul edilmiştir. Yaşama hakkımızı doğal hukuk olarak tanıyıp, pozitif hukuk ile güvence altına almaktadır.
2. Eşitlik

Modern hukuk anlayışının en temel yapı taşlarından birisi de eşitlik kavramıdır. Herkes din, dil, ırk, ülke ayrımı yapılmadan kanun önünde eşittir. İnsan Hakları Bildirgesi’nde vurgulanan, eşitlik kavramı ve hakkı ise 1982 Türkiye anayasasında tekrar düzenlenmiştir. Sonrasında 2004 ve 2010 yıllarında tekrardan kadın ve erkek eşitliğini vurgulamak için değişikliğe uğramıştır. Bu değişikliklerde devlete açıkça sorumluluk verilmiştir. Eşitlik anlayışı 10 temel insan hakkı içerisinde olup zihinlerimize kazınması gereken en önemli hakların başında gelmektedir. İnsan Hakları Bildirgesi’nde bu durum, özel olarak vurgulanmış ve bildirgede 7. madde olarak yer almaktadır.
3. Özgürlük

Eski zamanlardan beri özellikle ticaret ve ziraat ile uğraşan topluluklarda köleliğin çeşitli yapılarına rastlamak mümkündür. Çok önceden beri var olan köle anlayışı hümanizm algısı ile yıkılmaya başlamış, daha sonra özgürlük anlayışının yaygınlaşmasıyla da ortadan kalkmıştır. İlk olarak 1777 yılında Vermont’da çıkarılan bir yasayla kaldırıldı. 1792 yılında Danimarka’nın da köle ticaretini yasaklamasıyla beraber hızlı bir şekilde tüm dünyada yasaklanmaya başlamıştır. En büyük noktayı da 1948 yılında yayınlanan İnsan Hakları Bildirgesi, ciddi bir şekilde ortaya koyarak köle olma durumunu ve bunun ticaretini tamamen yasaklamıştır. Bu madde bildirgede 4. madde olarak yer almaktadır.
4. Korunma

10 temel insan hakkı arasında işkence ve benzeri hareketlerin olmaması, zihinlerimize kazınması gereken bir durum olduğu için sırada korunma hakkına yer verdik. Özellikle köleliğin ve köle ticaretinin yaygın olduğu dönemlerde kölelere uygulanan zalimce hareketlerden doğan bir maddedir. Bu maddede herhangi bir kimsenin başka bir kişiye işkence yapamayacağı, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı bir şekilde davranamayacağı; yine 1948’deki 30 maddelik bildirgede açık bir şekilde dile getirilmiş ve korunma altına alınmıştır. Bu madde bildirgenin içerisinde 5. maddede yer almaktadır. Merak edenler detaylı bilgi için bildirgeyi inceleyebilir.
5. Hak Arama

Karşılaştığımız adaletsiz tutumlara karşı hakkımızı aramamız şu an bize en doğal ve en temel hakkımız gibi gelse bile bu hak bize tam anlamıyla 1948 yılında tanınmıştır. Dolayısıyla zihinlerimize kazınması gereken bir temel madde de, herhangi bir adaletsiz durumda hakkımızı arayabileceğimizdir. Madde, bir yerde bir kişinin, anayasa ya da kişinin yasayla tanınmış herhangi bir temel hakkını çiğneyen bir eylemle karşılaşması durumunda devreye girer. Bu kişi ulusal bir mahkemeye başvurup etkin bir yargı süreci başlatabilme hakkına sahiptir. Bu madde İnsan Hakları Bildirgesi’nin 8. maddesinde geçmektedir.
6. Doğru Yargı

İnsan Hakları Bildirgesi’nin 7. maddesinde geçen eşitlik ilkesinin de vurgulandığı, “kanun önünde herkes eşittir” ibaresi, açıkça göstermektedir ki bu bildirgedeki haklardan her insan faydalanabilir. Kilisenin din gücünü siyasete döktüğü zamanlarda görülen haksız ve keyfi suçlamaların yaygınlığı birçok insanın sebepsiz yere hüküm giymesine, hatta öldürülmesine neden oldu. Bu bildirgede zihnimize kazınması gereken nokta, hiç kimsenin elle tutulur bir sebebi olmadan, keyfi olarak yakalanamayacağı ve tutuklanamayacağı hususudur. Bu madde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 9. maddesinde geçmektedir.
7. İş Yaşamı

İnsan metabolizması belli bir sınıra kadar çalışır. Fazla yüklenildiği zaman çökebilir. Bundan yakın zaman önce insanlar, sosyal hayatının gereksinimlerine çok önem verilmeden, bünyesinin kaldırabileceğinden daha yüklü bir şekilde çalıştırılıyorlardı. Bildirgede, her insanın dinlenmeye ve eğlenmeye hakkı olduğu dile getirilmiştir. Aynı şekilde her inanın çalışma süresinin de makul bir ölçüde sınırlandırılması ve belirli dönemlerde ücretli izne çıkma hakkı; bildirgede net bir şekilde güvence altına alınmıştır. Bu durum, insan psikoloji açısından çok önemli olup, zihinlere kazınması gereken bir maddedir ve beyannamenin 24. sırasında yer almaktadır.
8. Kanun Nizamı

10 temel insan hakkı içerisinde yer alıp zihinlerimize kazınması gereken bir diğer madde ise kanun nizamıdır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi’ne göre bir insana bir konuda herhangi bir suç yüklenip, o kişi mahkemeye çıkarıldıktan sonra, mahkeme tarafından suçlu olarak ilan edilmedikçe kişi kesin suçlu değildir. Kimsenin, o kişiye; mahkeme suçlu kararını vermediği sürece suçlu niyetiyle davranamayacağını belirtir. Eğer kişi, herhangi bir konuda mahkeme tarafından suçlu görülürse, suçu işlediği sırada kendisine uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza uygulanamaz. Bu madde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde geçmektedir.
9. Düşünce Özgürlüğü

Fransız Devrimi’nden sonra özgürlük ve eşitlik kavramları tüm dünyaya yayıldı. İnsanlar çoğu yerde düşüncelerini özgürce ifade edemezlerdi. Eğer burjuva sınıfının veya kilisenin düşüncesine karşı bir düşünce öne sürdükleri zaman ölüme kadar gidebilirlerdi. 1948 İnsan Hakları Beyannamesi’nde özgür düşünce açık bir şekilde vurgulandı. Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğu vurgulanıp; bu düşüncelerini anlatım özgürlüğüne de sahip olduğu belirtilmiştir. Bu özgür düşünce, din seçimi gibi haklardan hiçbir şekilde rahatsız edilemeyeceği bildiride açık bir şekilde yazılmıştır. Bu madde ise İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. ve 19. sırasında geçmektedir.
10. Evrensellik

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun hazırladığı ve 1948 yılında yayınlanan bu bildirgede yer alan tüm haklardan herkesin hiçbir ayrım gözetmeksizin yararlanabileceği açıkça belirtilmiştir. Beyannamedeki maddeler açısından hangi ülkenin vatandaşı olduğunuz ya da ülkenizin hangi yönetim şekline sahip olduğunun hiçbir önemi yoktur. Yazılan tüm insan hakları evrenseldir ve bu haklarda kimseye hiçbir ayrım gözetilemez. Bu madde bildirgenin ilk olarak bahsettiği kardeşlik anlayışından sonra gelerek İnsan Hakları Bildirgesi’nin 2. maddesinde yer almıştır. Bildirgeyi kısaca özetlendirmiş olduk. Beyannamenin diğer maddelerini ve ayrıntılarını internet üzerinden mutlaka araştırmanızı öneriyoruz.