TV ve Çocuğunuz


Televizyon Bağımlılığı

TV’nin çocuğunuzun gelişmesini engellemesine izin vermeyin! TV, Çocukların gelişimini engelliyor! Özellikle yaşlı insanlardan şu sözleri çok sık duyarsınız: “Televizyon çıkalı, eski muhabbetler kalmadı.” Biz, bu haklı sözleri değiştirerek şöyle diyoruz: “Televizyon çıkalı, anne babalar çocuklarına eskisi kadar zaman ayıramaz oldu.”

Anne, gündüz televizyon izlerken, eteğine yapışan çocuğu başından savmak için “Git oyuncaklarınla oyna, görmüyor musun televizyon izliyorum” der. Baba, işten dönüp akşam yemeğini yedikten sonra koltuğuna oturur, eline kumandayı alır, saatlerce şu kanal senin bu kanal benim dolaşır durur. Baba özlemi çeken çocuğuna, yarım saatini ayırmaz.

Geliri yerinde, okumuş ailelerin çoğu, çocuk odasına da televizyon almaktadır. Alırken, çocukla bir anlaşma yapar ve söz vermesini isterler: “Ancak ödevini yapıp dersini çalıştıktan sonra televizyon izleyeceksin.” Çocuk hiç düşünmeden söz verir. Aslında, bu anlaşmada iki taraf da birbirini aldatmaktadır. Anne babanın amacı, çocuktan kurtulmak, çocuğun da amacı televizyon sahibi olmaktır.

Televizyon Bağımlılığı

Araştırmalar, odasına televizyon alınan çocukların, beklenenin aksine, okul başarısında düşme olduğunu göstermektedir. Çocuk, televizyon izleyebilmek için ödevlerini çalakalem yapmakta, derslerine yeterince çalışmamakta ve sınavlara iyi hazırlanamamaktadır.

Çocuklarda televizyon seyretme alışkanlığı, sadece okul başarısını etkilemekle kalmıyor; fiziksel, sosyal, zihinsel ve duygusal gelişimlerini de yavaşlatıyor. Çocuk, televizyon başında yeterince hareket etmediği ve biriken enerjisini harcayamadığı için devamlı kilo almaktadır.

Sokakta arkadaşlarıyla oyun oynayan ve koşan bir çocuk, birikmiş vücut enerjisini boşalttığı için rahatlamakta; eve sakinleşmiş olarak dönmektedir.

Neleri kaybediyor?
Halbuki televizyonun karşısında saatlerce oturan bir çocuk, enerjisini boşaltmak şöyle dursun, aksine bu cihazlardan yayılan elektronlara maruz kalmakta ve vücudundaki statik elektrik yükü artmaktadır. Bu sebeple, televizyon bağımlısı çocuklar daha sinirli ve daha saldırgandır. Yaşlarına uygun olmayan programları izlemeleri halinde, kafaları karışır, ruh sağlıkları bozulur.

Televizyona düşkün çocuklarda, sosyal beceriler zayıflamaya ve içe dönük bir kişilik gelişmeye başlar. Ailesiyle, arkadaşlarıyla ve diğer insanlarla sosyal ilişki kurmada isteksiz davranırlar. Televizyon izleyen bir çocuk, kendisi bir şey üretmemekte, sadece başkaları tarafından üretilen şeyleri izlemekte veya oynamaktadır. Hazırı kullanmaya alışmış bu çocuklarda, el becerileri ve motor hareketler gelişmez, büyüklerin yardımı olmadan kendi başlarına bir iş beceremezler. Zihinsel ve duygusal gelişimleri de normal değildir. Olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kuramaz, bilgiyi yorumlayamazlar.

Kitap okumak ve ders çalışmak gibi zihinsel çaba gerektiren işlerden hoşlanmazlar. Televizyon karşısında daima alıcı durumunda oldukları için konuşmaya ihtiyaç duymamakta, dolayısıyla dil becerileri gelişmemektedir. Dil becerileri zayıf olduğu için başkalarıyla diyalog kuramaz, duygularını ve düşüncelerini doğru ifade edemezler.

Küçük yaştan itibaren televizyon izlemeye alışan çocuklarda, gelişim bozuklukları daha belirgin ve daha ciddidir. Bu çocuklar, akranlarına nazaran daha geç yürür ve daha geç konuşurlar. Konuşulanları ve kendilerine verilen direktifleri anlamakta güçlük çekerler.

Dil becerileri gelişmediği için isteklerini büyüklerin elinden tutarak veya işaret ederek anlatmaya çalışırlar. Anneye aşırı bağımlıdırlar. Yabancılarla duygusal ilişkiye giremezler. Öpülmekten ve kucaklanmaktan hoşlanmazlar. İsimleriyle çağrıldıkları zaman tepki vermezler.

Yaşıtlarıyla oyun oynamayı ve oyun kurmayı beceremezler. Ellerini ve parmaklarını iyi kullanamazlar. Çarşı, pazar, toplu taşıma araçları gibi kalabalık yerlerde bulunmaktan hoşlanmaz, huysuzluk gösterirler. Doğuştan zihin geriliği olan ve fazla televizyon izleyen çocuklarda, otizm belirtileri artmakta, bu çocukları eğitmek daha da zorlaşmaktadır.

Çocuklarınıza Kaliteli Zaman Ayırın!
Çocukları televizyon bağımlılığından kurtarmanın tek çaresi, onlara zaman ayırmaktır. Anne baba olarak öncelikli görevimiz, çocuklarımıza iyi bir eğitim kazandırmaktır. Hiçbir işimiz çocuk eğitiminden daha önemli değildir. Eğer çocukların yapmaktan zevk alacakları müzik, resim, spor, kitap okumak gibi faydalı bir becerileri yoksa; anne babaların televizyonu yasaklamaları problemi çözmeyecek, daha da ağırlaştıracaktır.

Çocuğunun inatçılığından, söz dinlememesinden, aşırı televizyon izlemesinden ve okuldaki başarısızlığından yakınan bir babaya “çocuğunuza zaman ayırın” tavsiyesinde bulunduğumuzda, “her akşam en az bir saat beraber ders çalışıyoruz, ödevlerine yardım ediyorum, ama değişen bir şey yok” demişti. Gülerek: “Hayır, dedim, bizim kastettiğimiz beraberlik bu değil. Çocuk bu beraberlikten zevk almaz, aksine, bir an önce bitmesini ister. Siz çocuğunuza zaman ayırmıyorsunuz, ona ders çalıştırıyorsunuz.”

Çocuğunuza ayırdığınız zamanın süresi değil, kalitesi önemlidir. Eğer bu beraberlikten iki taraf da zevk alıyorsa kaliteli bir beraberlik var demektir. Birlikte yürüyüşe çıkmak, çocuk parkına gitmek, piknik yapmak, akşam yemeğinden sonra ailece çaylı-pastalı sohbet etmek, birlikte televizyonda kaliteli bir film veya program izlemek, uyku saatinde çocuğunuza masal veya kısa bir hikaye okumak, ilk anda aklımıza gelebilen kaliteli beraberliklerdir.

Çocuğunuzla birlikte iken iyi bir dinleyici olmalısınız. Çocuk duygularını, hayallerini, düşüncelerini, endişelerini, korkularını çekinmeden dile getirmeli ve sizinle paylaşmalıdır. Çocuklarını dinlemeyen anne babalar, onları tanımakta güçlük çekerler. Çocuğunuzu ne kadar çok tanırsanız, yetenekleri konusunda beklentileriniz de o kadar gerçekçi olur.

Gülistan Dergisi ~ Ali ÇANKIRILI
Sayı: 147 ~ Mart 2013

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 2

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Karınlarımızı ve zihinlerimizi doyurduğumuz kadar ruhumuzu da doyurmalıyız. Sabah, akşam televizyon izlenen bir yerde kişilerin düşünceleri en fazla izledikleri kadar olur. Yalan, yanlış şeylere inanmamak için toplumumuzun bilinçlenmesi gerekiyor. Yoksa o çerçevenin dışına çıkamayız. Kendinizi medyanın tuzaklarından korumalı, zararlı ve kötü misyon içeren yayınları izlememeliyiz.

  2. Televizyon, 1923 yılında İskoç kökenli birisi tarafından İngiltere’de icat edilmiştir, 1926 yılında da ilk televizyon görüntüsü yayınlanmıştır. O günden bugüne kadar büyük bir kitleye hitap etmektedir. Günümüzde ise filmler, diziler, reklamlar gibi çeşitli programlar sunarak, önemli bir kitle aracı haline gelmiştir. Televizyon, üreticiler için ciddi bir araç olsa da; alıcılar, kendi açısından bilinçli kullanmayı öğrenmesi gerekiyor. Zira bilinçsiz insanlarda, karakter değişikliği veya teknoloji bağımlılığına dönüşebilir. Bu fikirlerden sonra, iyi seyirler dilerim 🙂

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim