Türküler ve Musikimiz


TÜRKÜLER
TÜRKÜLER

İKİ ANADOLU TÜRKÜSÜ VE BEDİÎ TERBİYEYE DÂİR DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ(1)
Anadolu’nun ne tabîatını ne de cemiyetini biliyoruz. Dağını, taşını, suyunu, iklimini tetkîk etmediğimiz gibi onların arasında yaşayan halkın ruhuna da yaklaşmamışız. Bu hâlin, meşrû’ sebebleri yok değildir. Garb’ın üç dört asır evvel içinden çıkdığı, çıkmağa muvaffak olduğu kurûn-ı vustâ çukurunda biz maa’l-esef kalmış bulunuyorduk. Silkinüb sıyrılalı henüz az oldu. Bu az zaman zarfında etrafımıza oldukca bakabildik, memleketimizin madde ve tabîatına nazarlarımızı çevirdik, rûhuna ve ictimâî havasına yaklaşmak istiyoruz. Sakarya’da doğan zafer güneşinden sonra etrafımızı gittikce aydın görmekde, içinde yaşadığımız diyârın hayatını benimsemek, mühimsemek sûretiyle üzerimize düşen ictimâi vazifeyi yapmakdayız.

Birkaç söz, Anadolu’nun edebî ve bediî halk bilgisinin sâhâsının sâde, basît, bununla beraber mühim ve zengin malzemesini teşkîl eden ‘Anadolu Türküleri’ni bilmek ve tetkîk etmek lüzûmunu göstermek için bir mukaddimedir. İbtidâî cemiyetlerin kendilerine mahsûs ibtidâî müesseseleri vardı. Cemiyet ne yapsa, onun mevlüdü olan müesseseler, eserler de aynıdır. Sonradan vukû’ bulan ictimâî terakkiler, tekâmüller o müesseseyi ve eseri de birlikde yükselir, beraberce yürürler. Fransa’da on dördüncü, on beşinci asırlarda millî-halkî bir edebiyât vardı. Halk şarkıları, halk türküleri, ‘trubadur’lar ile ‘truver’lerin ağızdan ağza bütün Fransa’yı teshîr ediyordu. On altıncı asırda eski Yunan tetkîklerinin tesiri, on yedinci asırda bu tesirden doğan Klasik Fransız Edebiyâtı, oraya yepyeni Bir Fransız Edebiyâtı çıkardı. On sekizinci, on dokuzuncu asırlarda muhtelif cereyânlar ve şekiller altında bu edebiyât inkişâf ederek tekâmülünü buldu.

Bize gelince: Orta Asya’dan Küçük Asya’ya gelen Türkler, oradan ve geçdikleri yerden İrân te’sîri getirdiler, Anadolu’da lisânen, rûhen İrânî olan edebiyât görüldü. Bilâhare Karaman ve Osman Oğullarının devamı esnâsında lisân da değişti, ibtidâî Türkce edebiyâta girdi. Fakat rûh ve felsefe eski mâhiyetini muhâfaza etdi ve bu tâ on dokuzuncu asır bidâyetlerine kadar sürdü. Bu müddet zarfında ‘münevver-havâss’ geçinen sınıf, kitlenin, halkın muhîtinden uzaklaşdı. Hâlbuki edebî hayat, şiir; bir cemiyet için elzem bir ihtiyâcdır. Şehir için, havâss için köyünde çifti ve çubuğu başında uğraşan ve ona gıda yapan halk, aynı zamanda avunmağa ve bunun için terennüme muhtâcdır. Bu i’itibarla hayatî bir ihtiyâcın sevkiyle gâyet tabiî olarak kendi kendisine mânî, koşma, türkü, varsağı, destan… ilh. gibi şekillerle yâd edilen halk şiirlerini vücûda getirmişdir.

San’at hayatının tahlîllerinde bazı isimlerin ma’şerî bir ehemmiyeti hâiz olduğu görülür. Bu isimler sâdece isim değil, âid olduğu sâhâ için büyük bir ma’nâ ifâde eden bir semboldür. Anadolu Halk Edebiyâtı’nda aşk mevzûu üzerinde yazılmış eserlerde görülen ‘Emine’, ‘Zeyneb’, ‘Âişe ‘ gibi adlar işte bu nev’den birer remzi ifâde etmekdedirler. Bunlar Şirin, Leylâ… gibi tasavvufî ve romantik timsâllerinden daha şe’nî ve daha çok vâkıa’lara yakındırlar.

Fi’l-hakîka Anadolu’daki halk şiirleri içinde aşka ve sevdaya taalluk eden ve bu gibi beşerî, insanî hislerin ifhâmı için yazılan eserlerde ma’şûkun timsâllerini ale’l-ekser bu adlarla ifâde edilmiş görünüyor: Emine, Zeyneb, Âişe. Türk Arabdan aldığı bu kelimeleri aynı şekilde muhâfaza etmeyerek onlara kendi lisânî uzviyetinin kanunlarına tab’an muayyen bir şekil verir: Emne, Semîne, Zeneb, Zeyno, Âyişe, Anşa… ilh. Bu isimler Anadolu’da hâssaten türkülerde yaşayan şe’nî aşk hâdiselerinin timsâlleridir.

Son senelerde köy muhîtlerinden şehir muhîtlerine hicret etdiğini gördüğümüz edebî cereyân bu iki isimle yâd edilen meşhûr ‘Emine’, ‘Zeyneb’ türkülerine şehri az çok âşinâ etdi. Bunların her ikisi plaklara geçecek kadar taammüm etmiş ise de maa’l-esef bunların metinlerinde büyük yanlışlar ve noksanlıklar görülmekdedir.

– I –

‘Zeyneb Türküsü’ ve yahud taammüm eden tabiri ile ‘Zeynebim’ en ziyâde İzmir zeybeklerine mâl edilir. Biraz sonra kayd edileceği vecihle bir mısra’da görülen ‘İzmir’ kaydı da bunu te’yîd edecek bir delîl gibi gösterilir. Fakat bi’l-umûm türküler gibi Zeynebim Türküsü de bütün Anadolu’ya âiddir.

İbtidâî cemiyetlerde şiir, cemiyetin her tarafında taammüm edecek bir intişâr kuvvetini hâizdir. Aşiretin bir ferdinin söylediği bir mısrâ’, sanki bütün aşîretin müşterek lisanından çıkmşdır. Filan köyde ve şehirde çıkan bir türkü, bütün köy ve şehirlerde hemen dağılır, ma’şerî ve ictimâî bir hüviyet kesbeder. Zeynebim Türküsü de, aynı ictimâî kanun tesiri altındadır. Binâen-aleyh münhasıran İzmir taraflarına, zeybeklere mâl etmeğe lüzûm yokdur.

O, İzmir zeybeğinin olduğu kadar, Antalya yörüğünündür, Adana’daki Varsaklının olduğu kadar, Erzurum dadaşının, Erzurum dadaşının olduğu kadar Trabzon uşağının malıdır. El-hâsıl bu türkü, bütün bir memleket, bütün bir Anadolu demekdir.

“İzmir’in yolları dardır geçilmez.”
Mısrâ’ına gelince, gerek türküler olsun, gerek maniler olsun, bunlardaki memleket isimleri, söylendikleri mıntıka Halkı tarafından derhâl değiştirilir. Hiç şübhesiz türkü, bir memleket köşesinde söylenmişdir, onu herhangi bir şâir vücûda geitrmişdir, her hâlde âşıkına bir vâkıanın mahsûlü, zâdesi olacak, binâen-aleyh şairi tarafından âid olduğu şehir veya köye geçirilmiş bulunacak. Fakat türkü, yukarıda anlatdığımız ictimâî kanuna tâbi’ olarak, derhâl bütün Halk tabakası muhîtinde intişâr eder, dediğimiz gibi, söylendikleri mahâllin ismini alır. Bu husûsiyete mânîlerde sık sık tesâdüf etmek mümkündür.

Bu mütâlaâlardan sonra türkülerin metinlerine geçebiliriz. İlkin Zeynebim’den başlıyoruz:

1 Zeynebim bu güzellik var mı soyunda,
Elvân elvân güller kokar koynunda,
Ramazan ayında bayram gününde,
Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim,
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

2 Söğüdün yaprağı nârîndir nârîn,
İçerim yanıyor dışarım serin,
Zeyneb’i etdiler bu hafta gelin,
Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim,
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

3 Zeyneb’e yapdırdım altından duvak,
Tara da zülfünü omzuna bırak,
Görüşmek isterim yıllar ırak,
Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim,
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

4 Zeyneb’e yapdırdım bir gümüş nalın,
Giyin Zeynebim onu salın,
Bin beş yüz altundur Zeyneb’e kalın,
Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim,
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

5 Zeyneb’in alı var alı neylesin,
Al yanak üstüne şalı neylesin,
Bu yosmalık dururken malı neylesin,
Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim,
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

6 Kemah’ın yolları dardır geçilmez,
Soğukdur suları bir tas içilmez,
Anadan geçilir yardan geçilmez,
Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim,
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.(2)

– II –

Anadolu türküleri içinde bütün memlekete taammüm etmiş ma’şerin edebî vicdânında parlak bir mevki’ kazanmış olmak itibarıyla ‘Emine Türküsü’ veya kısaca ‘Eminem’; ‘Zeynebim’den geri kalmaz. Fi’l-hakîka bu türküye Balıkesir köylerinde olduğu kadar, Kars köylerinde de tesâdüf edersiniz. Sazlar bunu terennüm eder, diller onu söyler. Gerek savtî gerek êlî mûsıkî îcâb etdikce müştereken veya münferiden bu türkünün nakaratı üzerinde itmi’nânını bulur. Anadolu tabîatının güzelliği, bu tabîat üzerinde yaşayan halkın selîm zevkini ve ibtidâî şiirini, bu türkünün terennümü içinde hissetmemek imkânsızdır.

‘Eminem’ yukarıda söylediğimiz gibi, bütün Anadolu köylerinde, cüz’î kelime ve lehce farklarıyla, yaşar. Biz bunu Erzurum’da muhtelif mahâllerde dinledik ve zabtetdik. Bizde mevcûd olan parçaların adedi yedidir. Türkünün muhtevâsına bu adedin kâfî olduğunu bilmekle beraber daha başka parçaların bulunması muhtemeldir. Biz, elimizdekileri kaydediyoruz:

1 Eminem oturmuş taşın üstüne,
Taramış zülfünü kaşın üstüne,
Selamın gelir başım üstüne,
Eminem Eminem arslan Eminem,
Gel otur yanıma yaslan Eminem.

2 Eminem gidiyor sabah suyuna,
Al fistan kesdirdim ince boyuna,
Olam Eminemin kurban huyuna,
Eminem Eminem nemsin Eminem,
Gözümün içinde nemsin Eminem.

3 Eminem oturmuş ayna dizinde,
Destanlar okunur elâ gözünde,
İşkilim erirken beyaz yüzünde,
Eminem Eminem güzel Eminem,
Güzel gözlerini süzen Eminem.

4 Eminem oturmuş gül ile oynar,
Taramış zülfünü tel ile oynar,
Seher serininde yel ile oynar,
Eminem Eminem güzel Eminem,
Gel otur yanıma canım Eminem.

5 Karşı dağa yeşil buğday ekili,
Eminemin top top olmuş kâkülü,
Eminem olmuşdur kızlar vekili,
Eminem Eminem güzel Eminem,
Güzel gözlerini süzen Eminem.

6 Eminem oturmuş kendini öğer,
Altun saç bağlar topuğunu döğer,
Bin altun vermişim bin daha değer,
Eminem Eminem güzel Eminem,
Güzel gözlerini süzen Eminem.

7 Caminin divarı biri ben olam,
Emine gelince eri ben olam,
Eller çiçek olsam gelen ben olam,
Eminem Eminem arslan Eminem,
Gel otur yanıma yaslan Eminem.

Türkü, ibtidâî şiirin bütün güzelliğini ve tabiliğini canlandırıyor. Ale’l-ekser türkülerde nakarat, muttarid bir tarzda giderken burada tenevvü’ görüyoruz. Tenevvü’, ibtidâî şiirden ziyade mütekâmil şiirin seciyesidir. Bu itibarla türkünün bedîi derecesi oldukca yüksekdir. Nakarat içinde cidden güzelleri, müstesnaları var. İkinci parçanınki ne ince şiirli bir hayal ile örülmüşdür.

“Eminem Eminem nemsin Eminem
Gözümün içinde nemsin Eminem.”

Mechûl Anadolu şâiri; bir ‘şeh-beyt’ olan bu beytinde, aynı zamanda, lafzî bir mahâret de gösteriyor. ‘Neyimsin’in muhaffefi olan ‘nemsin’de gözdeki ‘nem’den kâfiye getiriyor. Şiir, ibtidâî şiirin en mütekâmil şekline mahsûs bir teknik taşımakdadır. Birinci parçanın üçüncü mısraındaki (Başım) üçüncü parçanın nakaratındaki (Süzen) gibi birkaç yarım kâfiyeden başka bir nakisası yokdur. Lisânı tam dinlediğimiz temiz Türkçedir; Âzerî lehcesiyle irtibâtı olan Şarkî Anadolu’nun telaffuz husûsiyetlerine şâhid oluyoruz. El-hâsıl halk şiirinin enfes bir numûnesi olan eser, her cihetce nazar-ı dikkate celbetmekden hâlî kalmamakdadır.

İbtidâî cemiyetlerde bedîî uf’ûle bir kıymet tehâlüfüne ma’rûz kalmamışdır. Esâsen menşeinde bütün ictimâî kıymetler müşterekdi. Güzelliğe âid kıyet ve faâliyetler memzûc ve mahlût bir hâlde idi. Tedrîcî bir tekâmül ile şiir, mûsıkî, raks, temâşâ… bu uf’ûle içinde istiklâl peydâ etdiler. ‘Eminem’in de, aynı zamanda Anadolu Halk Mûsıkîsi ile alâkadâr olduğu malûmdur. O kadar ki onu dinlemek için muhakkak saz ve terennüm lâzımdır. Ma’şeri telakkiye göre besteden ayrı güftenin manası yokdur. Bu türkünün Anadolu’nun muhtelif yerlerinde yek-diğerinden “maya” farklarıyla ayrılan terennüm tarzları vardır. Bu mes’elenin bu tarafının tetkîkini, Anadolu’nun mûsıkîye âid halk bilgisiyle iştigâl eden salâhıyet erbâbına bırakıyoruz şu kadar söyleyelim ki her iki türkünün taşıdığı millî ve ibtidâî temler, mûsîkî terkibcilerimizin elinde çok fâideli bir malzeme olabilir. Memleketde üzerine düşen vazifeyi kıymetli uzuvlarıyla bi-hakkın îfâ eden ve hayırlı çalışmalarının verdiği mahsûlleri Garb’ın en müşkil-pesend san’at merkezlerinde beğendiren İstanbul Konservatuarı’mızdan bu işi beklemek, memleket mûsıkîsinin inkişâf ve tekâmülünü düşünenler için bir hakdır. Bedîî terbiyemizin Halkdan ve kitleden alınacak esâsı, malzemesi ile Garb’dan alınacak usûl ve tekniği birleşdirecekler, şübhesiz ancak kuvvetli terkîb kâbiliyetini hâiz mûsîkî san’atkârlarımız olacakdır. Bediî terbiyemizle halk bilgisinin münâsebetini, işte, biz bu bakımdan düşünmekdeyiz.(3)

Gelenekten Geleceğe Dergisi ~ Ahmed HALİL
Sayı: 5 ~ Ocak-Şubat-Mart 2014

DİPNOTLAR:
1- Bu çeviri-yazı, Ahmed Halil’in Halk Bilgisi Mecmûası, Birinci Cild, Ankara 1928, s. 150-156’da yayınlanan makalesinin günümüze harflerine aktarılması ile oluşmuştur.
Halk Bilgisi Mecmûası, İshak Re’fet Işıtman, İhsan Mavi, Mahmud Ragıp Bey ve Sosyolog Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu tarafından 1 Kasım 1927 tarihinde Ankara’da kurulan Anadolu Halk Bilgisi Derneği’nin yayım organı olarak 1928 yılında yayıma başlamıştır. Ankara’da tek cilt olarak yayımlanan mecmûa 1 Kasım 1929 tarihinden itibaren Halk Bilgisi Haberleri adı altında İstanbul’da yayınlanmaya başlamıştır. Toplam 124 sayı olarak yayımlanan Halk Bilgisi Haberleri’nin ilk 19 sayısı Türk Halk Bilgisi Derneği’nce; geri kalan 105 sayısı da Eminönü Halkevi tarafından yayımlanmıştır.
Makalenin yazarı Ahmed Halil hakkında şimdilik bir bilgi bulunamamıştır, (Yhn).

2) Türkünün nakaratını biz, dinlediğimiz yerlerde, bu şekilde tesbit etdik. Dernek başkanı İshak Re’fet Bey bu nakaratı: “Zeynebim Zeynebim bala Zeynebim, Kaşı kara gözü elâ Zeynebim” şeklinde olduğunu söylüyor ki lisânının tarzı, daha eski, daha orijinaldir. Son parçadaki noktaların mahâlli, söylendiğine göre, şehir ve köy ismi koymak içindir. Bazı kelimelere işaret etmek istiyoruz. Soy, nesil, neseb-Kalın: nikâh hediyesi-Balâ: yavru, sevimli-Omuzuna, yaprağı… gibi bazı kelimeleri omzuna, yarpağı… gibi okursak türkünün Halkî hüviyetini muhâfaza etmiş oluruz.

3) Dernekçi arkadaşlardan Mahmud Ragıb Bey’in son günlerde neşretdiği Anadolu Türküleri ve Mûsıkî İstikbâlimiz bizim burada müdâfaa etdiğimiz tezin etraflı bilgilerle beslenmiş, ilmî şeklidir. Eser, bir tarafdan umûmî bakımdan mûsîkiye dâir halk bilgisi hakkında ma’lûmât verirken, diğer tarafdan baş ve son taraflarda bir de mûsıkî folkloru hareketinin tarihcesini yapmışdır. Tam vaktinde ictimâî ihtiyâca tercümân olan bu kıymetli kitabın işâret etdiği istikbâli düşündüğümüz zaman, konservatuar yanında memleketin ikinci mûsıki müessesesi olan Mûsîkî Muallim Mektebi’ni hatırlamaklığımız imkânsızdır. İki üç seneden beri muhtelif vesilelerle Ankara’da san’at hayatı yaratmağa çalışan, verdiği konferanslarla Garb mûsıkîsinin zevkini muhîtine aşılayan, yetişdirmekte olduğu gençlerle bütün memlekete yeni bir san’at ufku hazırlayan bu müessese, bütün muâsır milletlerin yürüdüğü bir yolu ta’kîb ederek Garb tekniği altında işlenecek eserlerin malzemesinde biraz da millî hayatdan, kitleden ve halkdan almağa doğru yürüyecek olursa iki katlı bir kıymet alacağına şübhe yokdur. Bu takdîrde terbiyemizin mûsıkîye düşen hissesini yapacak iki müessese, konservatuar ve Mûsıkî Muallim Mektebi, Cumhuriyet Türkiye’sinin san’at tarihindeki şerefli mevki’lerini şimdiden almış olacakdır.

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
5
Beğen
Mutlu Mutlu
2
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim