Tasavvufi Düşünceyi Teşvik Eden Hususlar


SUFİZM
SUFİZM

Çeşitli tarifleri bulunmakla birlikte, bir hal ilmi olarak da ifade edilen tasavvufun hem ilm, hem de hal olarak İslan düşüncesinde mevcut olmadığı sonradan ithal edilen fikirlerle gelişip büyüyen İsamileştiği söylenir, Hz. Peygamberden (s.a.v.) sonra hızla gelişip büyüyen İsalm devletinin çeşitli kültür ve medeniyetlerle karşılaşması sonucunda karşılıklı kültür tesirleri olmuştur.Bir çok kültür bu karşılaşmaları sırasında tasavvufi bir çok hususun Müslümanlar arsında yayıldığı kanaatindedir. Felsefi alanda büyük tesirlerin görülen tercümelerin daha sonra tasavvuf felsefesi palanında daha etkili oldukları iddia olunur. Yunan, Bizans ve Hint kültürlerinin tasavvufi fikriyatın oluşmasında önemli rol oynadıkları tasavvuf sistemi içinde, bu düşüncelerin birçok unsurlarıyla yaşadığı ileri sürülen hususlar arasındadır.

Biz, tasavvufi düşünceyi teşvik eden konularla, bu şekildeki bir anlayışa engel teşkil ettiğini anlatmaya çalışacağız. Önce tasavvufi düşüncenin İslam’da olduğunu kuvvetlendiren birkaç hususu sizlere aktarmaya çalışalım:

1. Aşkın Allah İnancı:
İslam düşüncesinde yüce Allah ‘bir’ ve ‘tek’tir. Bu teklik sadece kendisinden başka bir ilah olmadığı için değil, fakat kendisinin eşi, küfüvü ve benzeri olmadığı içindir. O, hem zatı itibariyle tek, hem de benzeri olmaması itibariyle tektir.

Ayete’l-Kürsi’ de belirtildiği gibi vecihle aşkın bir varlık olması hasebiyle bizatahi Kendisi ile vardır. Var olmak için dışarıdan bir sebebe ihtiyacı yoktur. Aksine diğer bütün varlıklar varlık kazanmak için ona muhtaçtır. Yüce Allah’ın cinsi ve faslı yoktur, mahiyeti de yoktur. Yüce Allah’ın mürekkep olduğu ise düşünülemez. O, kendisine noksanlık getirebilecek her türlü güzel ismi (esmau’l-hüsna) onun kemaline ve tek olduğuna delalet eder. Bu sıfatların hiçbirisinde, başka bir varlık ona ortaklık etmez, çünkü o, tektir.

Yüce Allah’ın akıl üstü, aşkın bir varlık olduğunu ifade eden pek çok ayet ve hadisler mevcuttur. Böylece Yüce Allah, her türlü insani idarın dışında kalmaktadır. Bu sebeple o, bambaşka bir varlıktır. Ancak bazı ayetler, yüce Allah ile insan arasında bir yakınlığın bulunduğunu ima eder. Bunlardan biri Bakara Suresinin 31. ayet-i kerimesidir:
“Hani Rabbim meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım…” demişti…”

Tasavvufi düşünceyi teşvik eden hususlardan bir diğeri, yüce Allah’ın insana çok yakın olduğunun, bir çok ayette belirtmesidir. Nitekim bir ayet-i kerimede “Biz insanlara şahdamarından daha yakınız” denilmektedir. İnsana çok yakın olan yüce Allah, insanın da kendisine yakın olmasını ister. Bu yaklaşma ancak yüce Allah’ın istediği şekilde kul olmak ve yapılacak ibadetle mümkün olur. Nitekim bir hadis-i kudsi’de:
“Kulum bana ancak ibadetle yaklaşır. Bana ibadet ettikçe öyle bir an gelir ki, ben onun gören gözü işiten kulağı, söyleyen dili olurum” denilmektedir. Kastalani’nin zikrettiği bu hadis-i kudsi’nin tasavvufi hayati teşvikte büyük rol oynadığı inkar edilemez.

2. İnsanın Sınanması:
İnsan hayatını kendisi yönlendirir. Bu yüzden o, hayat çizgisinin müellifidir. Hareketlerinin veya davranışlarının faili bizzat kendisidir. Aklını, iradesin, kalbini, güç ve kuvvetini, iç ve dış yeteneklerini kullanarak varlığını devam ettirir. Ancak yüce Allah zaman zaman onun hayatına müdahale eder. Gerçekte cereyan eden her şey onun müsaadesiyle tahakkuk etmektir. Esasen hayat seyrin devam etmesi onun izniyledir.Yüce Allah insana verdiği hayat ve onun içindeki nimetlere karşılık insandan iman ve itaat ister. İnsan bütün hayat seyri içinde bürün arzularının ve emellerinin istediği şekilde gerçekleşmesini, bazen lehinde bazen de aleyhinde şeylerin her zaman lehine olmasını ister; ama her şey istediği gibi olmaz. Yani, bazı kareler, yüce Allah kulunu iman ve itaat yönünden dener. Bu deneme ve sınamalar çeşitli şekillerde görülebilir.

İşte bu denemelerde muvaffak olabilmek için nefse hakimiyet şarttır. Sufi müjdelenmiş olabilmek için de nefsine hakim olmak düşüncesini buradan edinmiştir. Bu hal tasavvufi düşünceyi teşvik etmiştir.

3. Allah’ı Zikir:
Nefsin hakimiyetinde kalıp iç sıkıntısı çekenleri, düşüncede Allah ile bir ve beraber olmaya çağıran ve böylece huzuru bulacaklarını vadeden tasavvufun üzerinde durduğu bir teknik zikirdir. Böyle bir tavsiyede bulunmakla tasavvuf Kur’ani bir emri veya tavsiyeyi yerine getirmektir. Çünkü birçok ayet-i kerime yüce Allah’ı zikretmeyi emretmektedir:
“Artık beni anın, bende sizi anayım”(Bakara / 152) “Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur”(Ra’d / 28)

Bunun gibi daha birçok ayet-i kerimede yüce Allah’ı zikretmeyi emreder. Tasavvufta, Allah düşüncesinin kalbde ve fikirde yerleşmesini temin eden “zikir” önemini buradan almaktadır

4. Ahlaki Hayat:
Tasavvuf düşüncenin asıl gayesi, nefse hakimiyeti temin etmek suretiyle, ahlaki bir hayatın tesis etmesini tahakkuk ettirmektir. Riyazat ve mücahedat denilen bedeni ve ruhi planda cereyan eden tatbikatın temel sebebi yüce Allah düşüncesiyle her an beraber olup insani ve İslami manada bir ahlak sahibi olmaktır.

İslam filozofları felsefeyi (metafizik manada) “ölmeden önce ölmek” olarak tarif etmişlerdir. Aynı düşünce tasavvufta da görülmektedir. “Ölmeden önce ölmek (mevt-i iradi)” mutasavvıfların bir şiarı olmuştur. Bu düşüncede ki gaye, nefsin tasallutundan kurtulmak, bu tasallut sebebiyle ortaya çıkan kin, öfke, kıskançlık, zulüm, gadr, ihtiras ve bencillik gibi kötü duygu ve düşüncelerin ter edilmesidir. Yani insanın bencil duygulardan, insiyaklardan kurtularak akli ve iradi hareketlere sahip olmaktır.

Böyle faziletler söz ve davranışlarda ifrat ve tefritten uzak orta yolu takip etmektir ki bu da Kur’an-ı Kerim’in bildirdiği ve peygamber efendimizin şekillendirdiği orta yoldur. “Tahallukü biahlakillah (Allah’ın ahlakıyla ahlaklanınız)” ifadesiyle şekillendirilen bu yol bütün mutasavvıfların söz ve kitaplarında yer alır. Tasavvufa intisab edenlere tavsiye edilen ahlaki kaide budur.

Ömer DÜNDAR

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
7
Beğen
Mutlu Mutlu
5
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Yıllarca “sakız çiğnemek orucu bozar mı” gibi sorularla milletin dini değerleriyle oynayan ve toplumu dini boşluğa çekenler bu sefer gömlek değiştirdi. Şu günlerde adam öldürme ve sevmediği birisinin eşini ganimet olarak kendisine uygun göstermeye çalışan zihniyet aynıdır! Bu gerçek İslam’a karşı açılmış bir savaştır! Bu oyun, toplumu IŞİD yada diğer (sözde) dini gruplar gibi terör bataklığına çekmek isteyenlerin işidir.

    Ben bu yaşanan olayların bizim kendimizi geliştirmemize birer vesile; tasavvufi alanda Mevlana, Yunus Emre Hazretleri gibi değerli büyüklerimizin ipine sımsıkı tutunup, bir o kadarda dini ve siyasi tarafgirlikten uzak olmamız gerektiğini düşünüyorum. Eğitimle, bilimle, demokrasi ve hukuk çerçevesinde hızla kalkınmamız, ayrıca devletler muvazenesinde en önde yerimizi almamız gerektiğini hatırlatmayı bu aziz millete bir borç bilirim.

    Suç, dünyanın her yerinde suçtur ve bireyseldir! Bizim işimiz kişilerle değildir, eylemlere karşı olmalıdır! Kuranın ahlakı da böyle değil miydi? Eğer bu düşünceyi topluma yerleştirebilirsek, çok değil kısa bir süre içinde adalet ve hukuk ile kalkınmamız kaçınılmazdır. ALLAH yolumuzu açık etsin!

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim