Tarihin karanlık sayfalarını araştırsak hastalıklar sonucu, binlerce kişi ölümle yüzleşmiştir. Bu salgınlar, tarih boyunca nice savaşlar, istilalar ve felaketlerden daha fazla can kaybına neden olmuştur. Gezegenimizdeki iklim değişimi ya da yerel hastalıkların göç ve ticaret yoluyla başka coğrafyalara dağılması, virüslerin yayılma riskini daha da artırmıştır. Maalesef, geçmiş çağlardaki bilim insanları bugünkü gibi virüslerin asıl sebebini bilmiyorlardı. Bundan dolayı ilaç üretebilmek ve bu ölümlerin önüne geçmek bir hayli zordu. Genç, yaşlı demeden birçok canlının yaşamını yitirdiği dönemlerde uygarlıklar ve devletler de yıkılmaya yüz tutmuştur. Tarihte insanlığı kasıp kavuran, uzun yıllar yaşamı zorlayan ölümcül virüsler nasıl patlak verdi; bunun sonucunda neler oldu, gelin birlikte bakalım.
1. Atina Vebası

Tarihte ilk toplu ölümlerin gerçekleştiği Atina’da, ünlü tarihçi Thukydides’in “Kötülük aniden Atina’da belirdi ve yoluna çıkan her şeyi silip süpürdü.” sözleriyle kayıtlara geçmişti. Atina salgını ya da vebası olarak bilinen bu korkunç hastalığın, Afrika Kıtası’ndan İran’a, İran’dan da Anadolu aracılığıyla Avrupa’ya yayıldığı düşünülmektedir. Salgına neden olan bir bakteri çeşidi yersinia pestis idi. Bu bakteriden büyük ölçüde etkilenen ilk Atinalılar olmuştu. Spartalılar ile savaş hazırlığı yapan Atinalılar büyük surların içine sıkışınca içeride hastalığın yayılması daha hızlı gerçekleşmişti. O dönemde hastalığın belirtileri, yüksek ateş ve susuzluk belirtileri idi. Şehirde hasta insanlara rastlayanlar, derhal önlem almaya çalışsa da 12 saat gibi süre içerisinde insan direncini kırdığı için hastalıklı olanları ve ölmüş insanları toplu şekilde yakmışlardı. En başta kendilerinin kolayca yeneceğini sanan Atinalılar, bu vebadan oldukça etkilenmiş hatta şehrin çoğunluğu ile beraber onlarca doktor da bu salgın sonucu ölmüştür.
2. Kara Veba

Asya ve Avrupa’da büyük yıkımlara yol açan Kara Veba’nın, Cenevizlilerin Kefe’den yola çıkarak İtalya’nın Messina şehrine yanaşan ticaret gemileriyle yayıldığı düşünülmektedir. Gemilerin gelişini izleyen halk, ileriki süreçte hayatlarını altüst edecek; kardeşin kardeşe, ailenin birbirine yabancılaşacağı bir felaketin geldiğinin önce farkında değillerdi. Ancak gemiler karaya ulaştığında, halk orada yaşanan dehşeti kendi gözleriyle gördü. Kapılar açıldığında, karşılarında güçten düşmüş, hastalıktan kırılmış insanlarla karşılaştılar. Bununla birlikte, pek çok hastalıklı fare ve pire de çoktan şehrin içine sızmayı başarmıştı. Ayrıca, Moğolların Kefe’ye saldırması sonucu, birçok hastalıklı ceset mancınıklarla Avrupa şehirlerine atılmıştı. Bütün bu gelişmelerin ardından veba, hızla Avrupa’ya yayıldı ve oradan tüm dünyayı etkisi altına aldı. Avrupa nüfusunun yarısını yok eden bu büyük salgından elbette Osmanlı Devleti ve Anadolu’daki diğer beylikler de etkilenmişti.
3. Çiçek Hastalığı

Çiçek hastalığı, tarihte insanlık için en ölümcül ve korkutucu salgınlarından biri haline gelmiştir. Hastalığın kökeni M.Ö. 3. yüzyıla kadar gitmektedir. Hatta bazı mumyalarda çiçek izlerine bile rastlanmıştır. Viral bir salgın, özellikle temas yoluyla bulaşarak yüzyıllar boyunca dalgalar halinde yayılmış hatta birçok medeniyeti derinden etkilemiştir. 20. yüzyılda bile 500 milyon insanın öldüğü bilinmektedir. Hastalık, deride suçiçeğini andıran ancak çok daha ölümcül kabarcıklar oluşturuyordu ki çoğu zaman ölümle sonuçlanmaktaydı. Avrupalılar, yaptığı coğrafi keşifler nedeniyle Amerikan halkını da battaniyeler ve kıyafetler yoluyla çiçek hastalığını bulaştırıp, yerli halkın 90 yılda yok olmasına sebep olmuştur. Bu karanlık geçmişine rağmen, çiçek hastalığı insanlığın aşıyla tamamen yok etmeyi başardığı ilk hastalıktır. 1980 senesinde Dünya Sağlık Örgütü, çiçek hastalığının bittiğini resmen ilan etmiş, bu mücadele tıbbın en büyük başarılarından biri olarak tarihe geçmiştir.
4. Marsilya Vebası

1720 yılında Fransa’nın Marsilya kentine gelen Grand Saint Antoine Gemisi, salgının başlangıç ve odağı haline gelmişti. Batı Avrupa’da bir kez daha büyük bir veba yayılmıştı. Gemi, Doğu Akdeniz’den yola çıkarak birçok önemli limanlara uğramış buradan ipek, baharat ve pamuk gibi önemli malları Avrupa’ya taşımaktaydı. Geminin uğradığı şehirlerde vebanın yayılması hızlandığı için kendilerine bulaşması da yüksek ihmaldi. Mürettebatın çoğu hastalıklı idi ve birçok pire, fare bu virüsün taşıyıcıları haline gelmişti. Marsilya kentine giren gemi, hemen karantinaya alınmak istense de ekonomik kaygılar nedeniyle mallar hızla dışarıya çıkarılmıştı. Bununla beraber şehirde virüs hızla yayıldı. Tarihte insanlığı kasıp kavuran bu olay 100.000 kişiden fazlasını ölümcül virüsler karşısında güçsüz kıldı. Sadece kenti değil etrafındaki diğer şehirleri de hızla saran bu tehlike, git gide çoğalmış ölüm ve hastalık oranlarını yükseltmiştir.
5. Zika Virüsü

Görünmeyen bir diğer tehlike ise Zika virüsüdür. Uganda’da bir maymunda tespit edilmiş, daha sonra sivrisinekler aracılığıyla birçok bölgeye yayılmıştır. Fakat tahribat 2015 yılında Brezilya’da patlak vermişti. Birçok kişide etkisi hafif olurken özellikle hamile kadınlara bulaşmasıyla bebeklerde küçük kafa yapısı gibi ciddi bozukluklar yaşanmaktaydı. Ancak yayılmasında tek sebep sivrisinekler değildi, temas ve cinsel yollarla da bulaşabiliyordu. Bunun sonucunda bireysel bilinçlendirme çalışmaları başlatılmıştı. Doktorlar bol bol su tüketimini ve istirahati önerdi. 2016 yılında Dünya Sağlık Örgütü küresel bir acil durum ilan etmişti. Bir yandan da sivrisineklerin azaltılması için ilaçlanma yapılıyordu. Ne ilaçlama ne de bilinçlendirme kesin sonuç vermeyecek hastalık uzun zaman ilerlemeyi sürdürecekti. Uzmanlar bu virüsün iklim değişimiyle beraber daha da yayılacağını ve yeni hareketlilik başlatacağını belirtmektedir.
6. Orta Asya Vebası

2022’de yapılan Issık Gölü Mezarlıkları kazısından çıkan insan kalıntılarında, bilim dünyasının aşina olduğu yersinia pestis bakterilerine rastlanmıştır. Bu çalışma ile Avrupa’yı yüzyıllarca kasıp kavuracak veba salgınının bu bölgeden yayıldığına kanaat getirilmiştir. Fakat tam olarak bilinmemekle birlikte, Orta Asya’da birçok milletin özellikle Moğol halkının vebaya karşı direnemediği o dönem seyyah ve tarihçilerin kaynaklarında sayfalarca yazılmıştı. İlginç bir yanı olan bu vebanın yayıldığı sırada Moğol komutanı Canibeg Han Kırım’da önemli bir Ceneviz liman kentini kuşatma emri vermişti. Fakat çoktan yayılmış olan salgından birçok askerler hastalığa yenik düşmüş ve ölmüşlerdi. Canibeg Han vebadan ölmüş olan askerlerini biyolojik bir silah olarak kullanacak ve mancınıkla bu askerleri Kefe surlarından içeri atacaktır. Avrupa’ya mancınıkla giren askerler sonucunda vebanın yayılması hızlanmış ve şehirde büyük bir kargaşaya yol açmıştır.
7. Justinyen Vebası

Vebanın yayıldığı dönemin imparatorunun adıyla bilinen bu hastalık, Avrupa’nın göbeği Konstantinapolis’te günümüz İstanbul’unda yayılmış ve binlerce insanın ölümüne yol açmıştır. Tarihler M.S. 540 yıllarını gösterirken Mısır’dan yola çıkan bir tahıl gemisi içerisine giren hastalıklı, pireli fareler aracılığıyla şehir kısa sürede vebaya yakalanmıştı. 200 yıl boyunca aralıklarla devam eden bu hastalık önce şehirdeki fakir halkı ezmişti. Eski Bizans İmparatoru I. Justinianus, halkın sıkıntılarına ortak olmak ve onların dertlerini anlamak için insanların arasına girmesi sonucu kendisi de bu vebaya tutulmuş ve dayanamayıp ölmüştü. Veba, Avrupa’da başka bölgelerde de yayılmış, kırsal kesimdekileri de çok fazla etkilemişti. İnsanlar artık imparatorluğa güvenmiyor, toplumsal panikler sonucu ekonomik çöküşler yüz göstermeye başlıyordu. Bu salgın, Bizans İmparatorluğu’nu zayıflatmış, dışarıdan saldırılara açık hale getirmişti.
8. İspanyol Gribi

Yaklaşık 200 milyon insanın hayatını kaybettiği İspanyol gribi ile dünya bir kez daha salgınla sarsıldı. Kökeni Fransa’ya kadar gitse de İspanya’nın yaptığı açıklamalar ve uyarılar sebebiyle İspanyol gribi olarak tarihe geçmiştir. I. Dünya Savaş’ı yıllarında ortaya çıkan bu sinsi hastalık, savaşın yarattığı kaos karşısında basına özgürce yansıyamamış 500 milyon insanı enfekte edip çoğunun ölümüne yol açmıştır. Virüs yayıldıktan sonra ortaya çıkan tepkimeler genellikle solunum yolu enfeksiyonuydu. Özellikle 20-30 yaş arası bireylerde hızla ilerliyor, bağışıklık sistemini adeta felç ediyordu. Dünya alarm verdikten sonra birçok ülkeye yasaklar getirilmiş ve uygulamalar genişletilmiştir. Bunlardan biri her daim maske ile gezmek iken, olabildiğince evde izole kalmaktı. Virüs maddi-manevi çok fazla insanı etkilemiş hatta çocukların basit bit kelime oyununa bile tekerleme olmuştur.
9. Covid 19

Türkiye’de etkisini 2020 yılında gösteren Covid 19, birçoğumuzun yakından hissettiği bir salgındır. İlan edildikten sonra okullar ve toplum merkezleri kapatılmış ülkece uzaktan eğitime geçilmişti. Virüsün çıkış noktası Çin’in Vuhan kentiydi. Yarasalardan ortaya çıkan bu virüs, solunum yollarını tahrip ediyor; halsizlik ve grip benzeri belirtilerle kendini gösteriyordu. Bağışıklığı güçlü olanlarda pek etki göstermese de özellikle kronik hastalarda ve yaşlılarda ölümle sonuçlanıyordu. Bu salgın sonucunda da yaklaşık 8 milyon insanın hayatı son bulmuştur. Tarihte bu tür hastalıkların nasıl tedavi edildiğini ya da o dönemin doktorlarının ne kadar zorlandıklarını bilmediğimiz için empati kurmakta zorlanmıştık. Covid 19 salgınında ise, doktorların ve uzmanların yaşamış oldukları sıkıntıları yakından gözlemleme şansına eriştik. Bununla beraber sağlığın önemini bir kez daha anlamış olduk.
10. Ebola Virüsü

İnsanlarda ve hayvanlarda (maymun, şempanze gibi) görülen ağır ölümcül sonuçları olan bu virüs, ilk olarak 1976 yılı, Kongo yakınlarında Ebola nehri etrafında ortaya çıkmıştır. Doğal taşıyıcısının asıl kimliği bilinmese de uzmanlar yarasalar aracılığıyla yayıldığını düşünmektedir. Vücuda giren virüs ise 20 gün içinde belirtilerini göstermeye başlamaktaydı. Özellikle yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik ve en önemli etkileri olarak bilinen kusma ve ishal gibi belirtilerle insan sağlını bozarak iç kanamalara kadar ciddi sorunlara sebep olmaktaydı. Başlarda küçük çaplı bir salgın olsa da tarihte 2014-2016 yılında insanlığı kasıp kavuran ölümcül virüsler listesine eklenmiştir. Çünkü Batı Afrika’da 11.000 kişinin ölümüne neden olmuştur. Doktorlar izolasyon, dinlenme gibi önemler almaya çalışsa da pek yeterli olamamış, yayılımı hızla ilerlemiştir. Yıllar sonra uzmanların canla başla uğraşması sonucu aşı bulunmuş ve birçok kişi üzerinde olumlu etki göstermiştir.