Tahir ile Zühre Hikayesi


Tahir ile Zühre Hikayesi Özeti
Tahir ile Zühre Hikayesi Özeti

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte
Yani yürekte…

Sevgi ve aşk, insanoğlunun yaşadığı en yüce, en özel duygular; ölüm ise insanlığın acı sonu ve gerçeğidir. İşte Nazım Hikmet’in bu destansı şiirinde sevgiyi, aşkı, imkansızlığı ve ölümü bir arada duyumsayabiliyoruz.

Nazım Hikmet, Tahir ile Zühre’nin efsanevi aşkından yola çıkarak başladığı şiirinde, imkansızları göze alarak çıkılan yollarda ölmenin ayıp olmadığını anlattığı dizeleriyle sevdanın gücünü ortaya koyup, şiirine karşılıksız aşk üzerine yazdığı dizeleriyle devam ediyor. Nasıl ki bir barikatta dövüşerek ölmek mümkünse; şair için sevda yüzünden ölmek de aynı derecede mümkündür. Sevginin karşılıksız kalması karşısında, kişinin aşkının ve sevgisinin değer kaybetmeyeceği düşüncesini dile getiren şair, sevginin tek taraflı da olabileceğini asıl önemli olanın sevgi ve aşkla dolu bir yüreğe sahip olmaktan geçtiğini vurgulamıştır. Nazım Hikmet şiirinde imkansız bir aşkın çaresizliğini değil, -nasıl yaşanırsa yaşansın- gerçek sevginin gücünü ve güzelliğini ortaya çıkarmıştır. “Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?” akıllara kazınan ve sıkça kullandığımız dizesiyle de şair, tabiri caizse, şiirini özetlemiştir. Ayrıca “elma” sembolü bize “Tahir ile Zühre Hikayesi”ni hatırlatmaktadır. Peki kimdir Tahir ile Zühre?

İşte Efsane Olup Dillerde Dolaşan: Tahir ile Zühre Hikayesi Özeti

Eski zamanlarda çocuğu olmayan bir padişah varmış. Bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkan padişah “Marifetlerim vardır” diyen bir derviş görür. Padişah gönlünden geçenleri bilmesini ister. Derviş, padişah ve vezirin çocuklarının olmadığını söyleyince ondan yardım isterler. Bunun üzerine derviş cebinden bir elma çıkarır ve ikiye bölüp bunu yerlerse çocuklarının olacağını söyler. Ama birinin kız, birinin erkek çocuğu olacağını ve onları evlendirmelerini sözlerine ekler. Aradan zaman geçtikten sonra çocuklar doğar, kızın adı Zühre, erkeğin adı Tahir olur.

Tahir ile Zühre büyür ve birbirlerine aşık olurlar. Fakat Zühre’nin annesi, kızını vezirin oğlu Tahir’le değil de bir padişah oğluyla evlendirmek ister. Bu yüzden Tahir pek çok çileye katlanır ve sonunda Mardin zindanına sürülür. Bir süre sonra zindandan kurtulan Tahir, yurduna döner. Zühre’nin o gece evleneceğini öğrenir. Kılık değiştirerek düğüne gelip Zühre ile kaçmak ister. Fakat Arap köle durumu fark eder ve padişaha bildirir. Padişah, Tahir’i lime lime doğratır. Sevdiğini o halde gören Zühre yanı başında can verir.

Rivayete göre, Konya’da yan yana gömülen iki sevgiliden Zühre’nin mezarında bir beyaz gül, Tahir’inkin de kırmızı bir gül çıkar ve aralarında biten karadiken iki gülün kavuşmasına mani olur.

Nazım Hikmet, şiirinde “Tahir ile Zühre Hikayesi”ne yer vererek onların efsanevi hikayesinin yıllar boyu yaşamasına olanak tanımıştır. Şiiri okurken bir yandan “Tahir ile Zühre Hikayesi”ni anımsarken, bir yandan da kendimizi Nazım Hikmet’in anlam yüklü mısralarına bırakmış oluruz.

Seversin dünyayı doludizgin
Ama o bunun farkında değildir
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
19
Beğen
Mutlu Mutlu
10
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
7
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
2
İlginç
İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim