Soy Ad’ları Tarihimiz


Soyağacı nedir?
Soyağacı nedir?

Osmanlı Devleti’nde toplumun temel yapıtaşı aile olması hesabıyla aileye çok önem verilmiştir. 1934 Soyadı Kanunu’ndan önce herkesin soyağacı geçmişini belirten birer aile lakabı vardı. O zaman soyadına, “lağap” denirdi. Türk boyları içinde aileler, obalar (cemaat), oymaklar (kabileler) vardı. Türkler, Anadolu’ya ve Rumeli’ye mensup oldukları boylarla ya da içinden çıktıkları boydaki çeşitli obalarla, oymaklarla yayılmıştı. Tıpkı diğer milletler gibi… Görüldüğü üzere aileden devlete kadar sosyal yapı dikkat çekmektedir.

21 Haziran 1934’te ‘Soyadı Kanunu’ çıkınca, belli bir süre içinde herkesin bir soyadı alması mecburiyeti getirildi. Ve Osmanlı İmparatorluğu son dönemlerinde savaşlar ve ihtilaflardan dolayı çok göç almış ve göç vermiştir. Bu bir yönden de Anadolunun, sevenlerine kavuşmasını sağladı. Ancak bir yönden de gönülsüz olarak ülkelerin farklı sınırlar oluşturmasıyla mesafeler açmasına sebep oldu. Türkiye’de, bu Kanunu’ndan sonra bazı aileler kendilerine yeni soyadlar seçerken bazı aileler de gerçekten de soylarının adını yani aile lakaplarını soyadı olarak kullanmıştı. Bir rivayete göre azınlıklar lakaplarını değiştirerek Türkiye’de ötekileştirilmemek için farklı soyadları kullanmışlardır.

Bu nedenle bugün biri Sivaslı, biri Balkan göçmeni diğeri Azerbaycanlı yada Kerküklü veyahut da Halepli olup, aslında aynı soyağacı olan aile ve sülaleler vardır. Bir bölgede Türkmen diğer bölgede Yörük diye anılan aynı boydan oymaklar vardır. Ne yazık ki, bu sınırlar kafese konulmuş bir bülbül gibi sükun içinde bırakmıştır bizleri…

Arşivlerde “Türkmen ve Yörük”; halk arasında ise “Türk, Türkmen, Yörük” ayrımı vardır. Anadolu’da Türk, sürekli olarak yerleşik olan şehirli, köylü, kasabalılardır. Türkmen, yarı göçebe olan, yazları yaylaya çıkanlardır. Yörük, yaz kış çadırında yaşayan sürekli göçer halde olanlardır.

Boz-Ulus Türkmenleri de bir zamanlar yazın Erzurum ve civarını, kışın ise Diyarbakır ve civarına inerek Yörükler gibi sürekli göç halinde idi.

Oğuz Türkleri şehirli Türklere “yatuk, tembel” lakabı verip, küçümsermiş. Buna bir örnek, arşiv kitaplarında; Oğuzların 24 boyundan biri olan Kızıkların, “Oturak Kızık” lakaplı bir kolu olmasıdır.

Diğer bir dikkat edilmesi gereken husus ise Halk Etimolojisi denilen yer veya bir aile lakabı hakkında halkın yaptığı yakıştırmalardır.

Halk Etimolojisi

Bir örnekle başlayalım, mesela Anadolu sözcüğü “Yunanca Doğu Ülkesi” anlamına geldiği halde, halk arasında “askerlere su dolduran bir yaşlı anaya, su doldukça askerlerin ‘ana dolu’ diye seslenmesinden “Anadolu” adının ortaya çıktığı anlatılır. Aile lakaplarında da bu hususa dikkat etmek gerekir. Örneğin soyadım olan “Koca” aile lakabı hakkında da yaşlılarımız” köye ilk gelen Kocaoğlu çok uzun boylu imiş de ondan Koca aile lakabı almış gibi bir yakıştırmaya giderler. Halbuki bir aile bir yerden bir yere göçtüğünde mensup olduğu boyun adını da aile lakabı olarak götürür. Hatta kimi zaman bir köyde bir ailenin iki lakabı dahi olabilir ki biri ya o ailenin içinden geldiği boyunun adı diğeri ise yine o boyun bir alt kolu olan cemaatin adıdır ya da ikinci lakap meslekle ilgili veya o aileden ileri gelen bir kişinin adı olur.

Koca aile lakabı ise en küçük toplumsal birim olan ailede olduğu gibi oymaklarda, cemaatlerde de “yönetici” anlamına gelir.

Örneğin baba tarafım hem Kocaoğlu diye hem de Şaşlar diye anılır. Şaş, Özbekistan’ın Başkenti Taşkent’in 1000’li yıllardaki adıdır. Oğuzların bir kısmı buradan Horasan’a oradan da Anadolu’ya geçmişlerdir. Şaş, aile lakabımız için de yaşlılarımız, “şaşkınlık içeren bir olayla” ilgili diye kendilerince yoruma giderler.

Çeşitli arşiv kitaplarında gördüğüm Türkmen- Yörük adlarından kimilerini başlıklarla aşağıya sıralayacağım. Böylece boy adlarının nasıl çeşit çeşit olduğu görülecektir.

Renkler ve Boylar

Türkler her yöne bir renk vermişlerdir.
Sarı: merkez, Doğu: gök/yeşil, Batı: ak, Kuzey: kara, Güney: kızıl

Arşivlerde ve yer adlarında bu renk ve yön ilişkisine örnek boldur.
Ballı, Karaballı, Sarıballı, Akballı
Gökvelili, Akvelili, Sarıvelili, Karavelili
Keçili, Karakeçili, Sarıkeçili, Kızılkeçili, Akkeçili
Tekeli, Karatekeli, Sarıtekeli,
Amucalı, Akamcalı, Karaamcalı

Öte yandan ırmak ve denizlere de renklere göre ad verilmiştir;
Yeşilırmak (Doğuırmak), Akdeniz (Batıdenizi), Karadeniz (Kuzeydenizi), Kızıldeniz (Güneydenizi).

Aile lakapları ve boy adları
Çepni: Köse, Şuayyip, Kasabalı, Korkmazlı
Avşar: Deliler, Sofular, Kerimoğlu
Beğdilli: Araplı, Karacalı, Ulaşlı, Kasımlı, Kayaslı, Gündeşli, Dengizli

Bu üçü de Oğuzların 24 Boyu’na mensuptur.
Oğuzların 24 Boyu; Kayı, Bayat, Alkaevli, Karaevli, Yazır, Dodurga, Döğer, Yaparlı (Çarıklı), Avşar, Kızık, Beğdilli, Kargın, Bayındır, Çavundur, Peçenek, Çepni, Salur, Eymür, Alayuntlu, Yüregir, Iğdır, Bügdüz, Yıva, Kınık

Boy adları ve duruma göre biçimlenmesi:
Köse: Çepni Boyu’na mensup bir oymak.
Köse, Köseli, Köseler, Köseoğlu, Köseoğulları,
Kösece/Köseci, Kösecili
Karaköse, Kızılköse, Akköse, Gök/Yeşilköse, Sarıköse,
Avşarköselisi, Döğerköse
Köseömerli, Kösealili, Kösebekirli

Türkiye’de en sık gördüğüm soyadlardan biri de Köse’dir. Tüm Köseler Çepni Boyu’ndan gelmedir.

Aile lakapları ve Yer Adları
Kızıldağ, Kızılırmak: Kızıl Oğuzlar
Akçadağ: Akçalı
Kösedağ: Köseli (Çepni)
Keldağ: Kelli

Aile lakapları ve Orta Asya yer adları
Şaş (Taşkent), Yıldız, Talas

Aile Lakapları, boy adı ve komutan, önder adları
1035 yılı civarında Irak Oğuzları’nın belli başlı komutanları Kızıl, Yağmur, Gök-Taş, Buka, Kız Oğlu, Mansur, Anası Oğlu, Dana idi.
Kızıl Oğuzlar, Atatürk’ün baba soyunun mensup olduğu boydur ve bu boyun adını 1000 li yıllarda yaşamış bir Türk komutandan gelir.

“…1041 yılı civarında Hazar Denizi’nin güneyinde ve güneybatı bölgesinde Tahran, Kazvin, Reşt, Zencan ve Tebriz bölgelerinde oturan, “Kızıl Özen” veya “Kızıl Ören” Irmağı bölgesinde yaşayan ve İldeniz hükümdarlarından Arslan Şah’ın oğlu “Kızıl Bey”in oymakları oldukları için bu Türkmenlere “Kızıl Oğuz Türkleri” adı verilmiştir.

Kızıl Oğuz Türkmenleri; 1410’da Reşadiye ve Mesudiye arasındaki “Kızıl Özenliler Yurdu” olarak anılan (bugünkü Reşadiye-Kızıl Ören Köyü civarı) bölgede “Kızıl Ahmetliler” isimli bir de beylik kurdular. Beyliğe adını veren Kızıl-Oğlu Ahmet Bey ve kardeşleri, Amasya, Tokat, Çorum ve Sivas, Ordu, Samsun, Giresun ile Şebinkarahisar’ı ele geçirdiler. Kızılırmak ve Yeşilırmak bölgesine hakim oldular. 1424 yılında Sultan II. Murat’ın emri ile Amasya Valisi Yörgüç Paşa, Kızıl-Oğlu Ahmet Bey ve diğer ileri gelenleri Amasya Kalesi’ne davet ederek ortadan kaldırdı. Kızıl Oğuz Türkmenleri de Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağıtıldılar…”

Harzemşah Sultanı Celalettin Mengüberti (Celalettin Harzemşah), 1231’de vefat ettiğinde komutanları Selçuklu tarafından Anadolu’ya dağıtılmıştı; Bereket, Yılanboğa, Canbirdi, Güçlü Han, Kayır Han. Muhtemelen bu komutanların soyu Horzum olarak anılmıyorsa “Güçlü, Kayırlı, Canbirdili, Yılanboğalı, Bereketli aile lakapları olarak aşıyordur.

Dede Korkut’u okuduysanız, kahramanlar, kişi adları ile değil de boyları ile anılır. Örneğin orada “Usun Koca oğlu Zeyrek” denir, Usun ve Zeyrek kişi adı değil boy adıdır. Bu “Usun boyunun kocası yanı önde gelen cemaati Zeyrekler” demektir.

Alevi-Bektaşi Erenlerinde de boy adı ve dinsel kimliği birleştirilip anılırdı:
Hacı Bektaş-ı Veli: Hacı Bektaşlı – Veli
Pir Sultan Abdal: Pir Sultanlı – Abdal
Baba İlyas: İlyaslı – Baba

Aile lakaplarının unutulmuş anlamları
Koca: yönetici, Bal (Bel, Cesur, Sert), Sin (Mezar), Laçin (Doğan), İspa (Sipahi), Eşkinci (Sefere katılan sipahi), Çatal (Sefere katılmayı, bekleyen sipahi)

Yönetici aile adları
Boybeyi, kethüda, kahya, koca, bey, torun, mir…

Kişi İsmiyle anılanlar
Alili, Bekirli, Otmanlı, Hıdırlı, Hüseyinli, Hasanlı, Ömerli, Musalı, Mehmetli, Kızıllı

Dinsel inanış belirtenler
Etyemezli, Otyemezli, Balyemezli

Fiziksel özellikle anılan oymaklar
Boynuinceli, Boynuyoğunlu, Boynukısalı, Gözükızıllı, Penbeli, Saçıkaralı, Ağzıkaralı

Hayvan adları taşıyanlar
Şahinli, Laçinli, Karakuşlu, Kartallı, Doğanlı, Balabanlı
Kurtlu, Çakallı, Tilkili, Yılanlı, Köpekli, Baraklı, Donguzlu (Domuzlu)

Coğrafi özellik adı taşıyanlar
Taşlı, Kayalı, Dağlı, Saylı (Vadi)

Meyve adları taşıyanlar
Elmalı, Armutlu, Erikli (Muhtemelen göçten önceki yurtlarında bu meyveler bol yetişirdi.)

Renk-yön geleneğine uygun ad alanlar
Kara-Hüseyinli, Sarı-Alili, Karaca-Ahmetli, Sarı-Velili, Kara-Keçili, Sarı-Tekeli, Kara-Ballı

Renk-yön geleneğine uygun olarak ad almalarına rağmen mensup oldukları boydan kopmaları nedeni ile sadece renkle ilgili adları kalanlar: Karalı, Akçalı, Yeşilli, Sarılı

Yönetici ünvanlılar: Kızılkoca, Akçakoca, İsakoca, Alikoca

Yönetici ünvanlı oymak olmasına rağmen, yönetici olduğu boydan kopanlar
Kocalı, Kocalar, Kocac, Kocacık, Kocaoğlu

İçlerinde veya komşu yaşadıkları toplumun adını taşıyanlar: Araplı, Kürtlü, Franklı, Alamanlı, Macarlı, Bulgarlı
(Bugün bu gelenek, Balkan göçmenlerine “Yugoslav, Bulgar”, gurbetçilere “Alamancı” ve “Laz” denilerek devam ediyor.)

Akrabalık adları taşıyanlar: Atalı (Edeli), Dayılı, Amucalı (Emmili), Ebeli (Abalı), Dedeli (Tatalı), Annalı (Anneli)

Dinsel adlar taşıyan oymaklar: Seyyid, Hacılı, Babalı, Halifeli, Işıklı, Şeyhli, Şıhlı, Abdallı, Sofulu, Mollalı, Pirli, Fakılı, Atalı/Edeli (?), Deliler (?).

Boy adları taşıyanlar: Türklü, Kıpçaklı, Türgişli, Kazaklı, Kırgızlı, Uygurlu, Çiğilli, Peçenekli, Tatarlı, Türklü, Türkmenli, Kumanlı, Avarlı, Harzemşahlı (Horzum, Harzem, Hormek).

Aynı boylar farklı biçimde telaffuz edilebiliniyor:
Dodurga, Tötürge,
Melemenli, Menemenli, Sinemanlı, Sinemelli
Paşalı, Beşeli
İlanlı, Yılanlı, İnallı, Yınallı, Ulduzlu, Yıldızlı
Hacıvatlı ( Acıvatlı, Ecevitli)
Karaballı, Karabelli

Arşiv kitabından bir boyun dağılımına örnek:
“Arab, Arablar, Arablı (Arablu):
Halep, Sıvas, Meraş, Diyarbekir Eyaletleri, Menteşe Sancağı, Rakka Eyaleti, Anamur Kazası (İçel Sancağı), Adana, Edirne, Selanik Sancağı, Çorum Sancağı, Koçhisar Kazası (Aksaray Sancağı), Mardin Kazası (Diyarbekir Eyaleti), Zülkadiriye Kazası (Meraş), Bozok, İçel Sancağı, Alaiye Sancağı, Düşenbe Kazası (Alaiye Sancağı), Mağnisa Kazası (Saruhan Sancağı), Alaşehir Kazası (Aydın Sancağı), Erzurum, Adana havalisi, Saruhan Sancağı, Hezargrad Kazası (Niğbolu Sancağı), Antalya, Kütahya, Hama, Hums Sancakları, Çıldır Eyaleti, Gelibolu Sancağı, Şehirköy Kazası (Paşa Sancağı), Siverek Sancağı, Karaman, Uzuncaabad Hasköy Kazası (Çirmen Sancağı), Nevşehir Kazası (Niğde Sancağı), Aydın Sancağı, Adala Ovası (Saruhan Sancağı), Yeni İl Kazası (Sivas), Göynük Kazası (Hudavendigar Sancağı), Arapgir Sancağı (Sivas Eyaleti), Divriği Sancağı (Sivas Eyaleti), Kars Eyaleti, Uluborlu ve Gönan Kazası (Hamid Sancağı), Ürgüp Kazası (Niğde Sancağı);

Konar-Göçer Türkman Yörükani taifesinden. Beğdilli Aşiretinden olan Arablar Cemaati, İçel Sancağında iskan olunmuştur.”

“Arablıibrahim (Arabluibrahim): Niğde,Halep, Ankara, Kengiri, Rakka Sancakları;
Türkman taifesinden. Arablıibrahim cemaati, Beğdilü Aşiretindendir.”

“Arablımersin (Arablumersin): Niğde Sancağı;
Türkman taifesinden. Arablımersin Cemaati, Beğdili Aşiretindendir.”

“İsim Kaderdir İnancı” ve Boy Adları

Daha önce bu konu ile ilgili bir yazı okumuştum, bir kaçını da aile büyüklerine sorarak öğrenmiştim, aklımda kalanları buraya yazıyorum.

Yeter (Çocuk doğmasın)
Döndü (kız çocuktan erkeğe dönsün)
Durmuş (Göç etmesin)
Dursun (Ölmesin / Göç etmesin???)
Yaşar (Çocuk yaşta hastalıktan ölmesin)
Satılmış (Çocuk doğar doğmaz, güya istenmeyen, değersiz birisiymiş gibi satışa çıkarılır böylece kötü ruhlar da bu çocuğu önemsemez ve dokunmaz)

Aytekin: Tekin; Ayyöneticisi, yönetici
Güntekin: Güneş yöneticisi

Yukarıdaki adlardan Durmuşlu isimli bir obayı bir arşiv kitabında görmüştüm.

Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Rusya gibi Türklerin diğer milletlerin içinde eridiği (asimile) coğrafyalarda da soyadlardan, yer adlarından Türk kökenli aileler tespit edilebiliniyor. Bu coğrafya da en belirgin örnek Balaban soyadıdır. Hazar ve Karaim kökenli Musevilerden, Doğu Avrupalı Hristiyanlara kadar değişik milletler içinde yer alan Türkçe bir soyaddır. Hazarlar ile Karaimler Türk kökenli Musevilerdir. Doğu Avrupa Hristiyanları 1000 li yıllarda hristiyanlaşan Bulgar, Macar ve Kıpçak (Kuman) Türkleri ile ilgilidir. Hristiyan Kıpçaklardan Codex Cumanicus adlı bir sözlük dahi kalmıştır. En ünlü Balaban ise Hindistan’da hükümdarlık yapan Balaban Han’dır.

Burada değinmek istediğim bir konu daha var; ne zaman Türkçe ve diğer diller arasında bağlantı kurulsa “Havaii; Hava iyi, Niagara; Ne Yaygara” gibi uydurmalar gündeme getiriliyorlar. Bu tamamı ile Tanzimatçı kafanın yani Batı’ya karşı her zaman “ kompleks” duyan, sözde bazı aydınların, halkımızın kafasını karıştırmak için kullandığı sahte delildir. Zira aynı sözde aydınlar, Meksika’da yerli halkın “Tepe” sözcüğü yerine “Tepek” sözcüğü kullandığı bilgisi ile dalga geçmeye cüret edemedikleri gibi konu üzerinde yorum bile yapmamaktadırlar.

Keza sözde aydınlarımızın da seve seve sahip çıktıkları başkaca bir klasik batı uydurması ise Türkler’in aslının çekik gözlü, Moğol tipli olduğu, Anadolu’ya yapılan göçlerde sadece %10 Türk geni geldiğidir. Bu da klasik bir batı uydurmasıdır.

Türkler hepimizin bildiği gibi çeşitli boylardan oluşur. Bu boyların hepsi aynı fiziksel özellikte değildir.
Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz’un evlendiği Gök Kızı’nın gözleri de gök gibi mavidir. Oğuz’un ise destanda gözleri “ela” geçer. Oğuz Han’ın evlendiği diğer hatun olan yer-su kızının ise göz rengi belirtilmez, muhtemelen kahverengidir. Bu söylence de dış anlama (egzoterik) göz renklerinin eklenmesi, Oğuzları oluşturan boyların fiziksel özellikleri hakkında sonraki kuşaklara bilgi aktarmak amacı ile olmalıdır.

Kıpçaklar (Kumanlar, Ahıskalılar), Rus, Ermeni ve Bizans kaynaklarında Soluk Sarışın ve renkli gözlü geçer. Firdevsi’nin Şehnamesi’nde Türkler kedi gözlü (renkli) anlatılırlar.

Bununla şair, Türklerin sarışın olduklarını tanıtmaya çalışmış, “kedi gözlü” demekle de Türklerin göz renklerinin açık renkli olup, İranlılara benzemediği, onların siyah gözlerinden ayrıldığı gerçeğini vurgulamak istemiştir…”

Oğuzların 24 kolu vardır ve bunlardan örneğin Avşar gibi boylarda renkli gözlülük ve sarışınlık sıkça rastlanılır.

Cahiliye devri Arap şiirlerinde de Türklerdeki sarışınlık yer alır:
“…Ellerinde av kartalları olan sarışın bıyıklı Türk yiğitlerini görünce,
Suyu onlar için terk ettim ve deveme atlayıp, aradan çıktım… – Avs b. Hacer (ölüm 620)”

Dolayısı ile Türklerin Ataları’nın çekik gözlü olduğu ya da renkli gözlü olmadığı iddiası ile Anadolu Türklerini yok saymanın tarihi bilgilerle örtüşür bir yanı yoktur. Açık ten ve renkli gözlülük, çekinik gendir, Asya’da doğu komşun Çinliler ve altta Hintliler olursa doğal olarak renkli göz ve açık tenin yerini ya çekik gözlülük ya da esmerlik alır aynı şey Anadolu’da da geçerlidir. Akdeniz coğrafyası ile temas eden kavimler, baskın gen olan esmerliği, koyu renk gözü de zamanla bünyelerine katarlar.

İşte aile lakaplarımız ve bu lakabı taşıyorlarsa soyadlarımız tesadüfi değil, köklü bir geleneğin ve kültürün meyvesidir.

Eğer soyağacı geçmişinizin nereden geldiğini araştırmak istiyorsanız, Osmanlı döneminde yaşayan ve lakabını bildiğiniz birisi olması gerekiyor. Bu sonuçtan da tarihin yazıya aktarılmasının ve bir daha bilinçsizce yakılmamasının ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır.

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
29
Beğen
Mutlu Mutlu
15
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
7
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Olamaz Olamaz
5
Olamaz
Kızgın Kızgın
4
Kızgın
Komik Komik
3
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Önce köyümüzün nasıl kurulduğunu, nereden geldiğini merak ederken, sonra ise soyumuzun nereden geldiğine ve akrabalık bağlarının bir birey için daha önemli olduğuna kanaat getirdim.

    Önceden sadece kendi soyumuzun askerlikten geldiğini düşünürken, şimdi ise herkesin yıllarca savaşlara katılıp, bu ülkenin yeniden kurulmasında kadını ve erkeğiyle çok büyük emeklerin geçtiğini öğrendim. Bizlere bu imkanı sunan tüm büyüklerimizin mekanı cennet olsun. Allah hepsinden ebeden razı olsun!. Bizlere de şuan ki halimize şükredip, çalışarak hakkını vermeyi nasip etsin.

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim