Sadruddin Şirazi (Molla Sadra) ve Felsefesi


Molla Sadra Kimdir?
Molla Sadra Kimdir?

Sadruddin Şirazi, 1573 yılında Şiraz’da doğmuştur. Molla Sadra olarak bilinen filozof İşrakiliği devam ettirmiş ve hatta Vahdet-i vücud öğretisine yakın bir yol çizerek hayatını sürdürmüştür. 1640 yılında ise vefat etmiştir.[1] Molla Sadra İşrakilikle beraber nurun, ruhta açılışı kavramını izah etmeye çalışmıştır. Molla Sadra uzun bir uzlet hali ve ruhi temizlenme ile beraber ulaştığı sezgisel bilgi neticesinde kanıtlamalarla ruhun açılmasının ancak nur’da olabileceği görüşüne varmıştır.[2] Şirazi’nin en önemli eseri Efsar-ı erbaa’dır. Bu eseriyle birlikte sistemine açıklık getirmiştir.[3] Molla Sadra’nın Sühreverdi’den farkı aklı bir kenara atmamış olmasıdır. O akıl ve sezgiyi beraber yürütmektedir. Bu çerçeve içerisinde Molla Sadra’nın felsefesini inceleyelim.

Sadra’ya göre varlık en alt mertebeden Mutlak Varlık yani Allah’a doğru mertebeler halinde yükselmektedir. Yine bu hareket döngüsel olarak bir aşağı bir yukarı şeklinde dairesel bir nitelik taşır. Varlık kavramının içerisine Molla Sadra her şeyi almıştır. Bu her şeyin içerisinde bir hakikat gizlidir. Bu hakikat ise aslında varlığın özüdür. Fakat bu öz maddesel bir yan taşır. Bu sebeple Sadra asıl olanın varlık olduğunu daha doğrusu zihinsel varlık olduğunu belirtmektedir.[4] Molla Sadra’nın bu düşünceleri İbn Arabi’nin Vahdet-i vücud öğretisiyle benzerlik taşımaktadır. Molla Sadra burada zihin alemi ve gerçek alem arasında varlıksal bir ayrım yapmaktadır. Bu sebeple diğer filozoflara göre ters bir bakış açısı vardır. Şöyle ki, varlığın tezahürü arttıkça özü azalır; özü arttıkça varlığı azalır.[5] Varlığın en üst mertebesi ise sadece Allah’a özgüdür. Orayı hiçbir şey algılayamaz. Dış dünyada var olan hiçbir şey tam manasıyla zihinde mevcut olamaz. Sadece sezgisel olarak elde ettiğimiz bilgilerle zihnimizde mevcutluk oluşturabiliriz.

Molla Sadra’nın Felsefesi

Sadra’ya göre insan karanlık ve nura vakıf olma sebebiyle diğer yaratılanlardan ayrılır. Çünkü insan Emir alemine kadar yükselebilir. Bu alem, Akledilir alem olup, Nurlar Nuru yani Zorunlu varlıktan sonra südur etmiş ilk alemdir. Daha sonra Akledilir Suretler (İnsani ruhlar), Külli Küre ve Yaratılış Alemi yani maddi alem olarak son bulur. Bunlarla beraber Şirazi’ye göre zamanın ve alemin ezeliliği kesinlikle ispat edilemez. Çünkü Zorunlu varlığın yüceliğinin korunması bu iki konunun doğruluğunu ispatlamaya engel olmaktadır.[6] Sadra, südur ve “Ol!” lafzını bir arada kullanmaktadır. Alemin ezeliliği sadece Tanrısal zihinde mevcuttur. Bu sebeple alem zamanda sonradan meydana gelmiştir ya da geçicidir.[7] Sadra’nın bu görüşleri İbn Arabi’den de etkilendiğini göstermektedir.

Molla Sadra’ya göre tanrısal akıl kendini bildiği için külli veyahut cüz’i her şeyi bileceğini söylüyor. Bu sebeple Farabi’yi, Tusi’yi, Şehristani’yi, Sühreverdi’yi ve Platon’u eleştirmiştir. Bu filozoflar Tanrı’nın bilgisini, cüzi ve külli olarak ayırmışlardır. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi Tanrı’nın kendini bilmesi, birlikten dolayı her şeyi bilmesi demektir.[8] İnsani bilgi ise akıl, vehim ve duyularla beraber sezgiye dayalı bir bilme sürecidir. İşrakiliğin yansımaları olarak ruhi aydınlıkla beraber hakikate ulaşılır. Fakat Tanrısal bilgiye erişilemez. Molla Sadra, bilgi ve varlığın aynı şey olduğunu belirtmektedir.

Şirazi yani Molla Sadra’da, kendinden önceki tüm felsefi birikimi sentezlemeye çalışarak özellikle İşraki felsefeye ve Vahdet-i vücud kapısına yönelmiştir. Böylece İslam felsefesi adına bir özgün felsefe daha kurulmuştur.

DİPNOTLAR:
[1] Ülken, H. Z. (1998), Eski Yunan’dan Çağdaş Düşünceye Doğru İslam Felsefesi Kaynakları ve Etkileri, İstanbul: Ülken Yayınları, s. 247.
[2] Ülken, H. Z. a.g.e. s. 248.
[3] Walbridge, J. (2008), İslam Felsefesine Giriş, çev. M. C. Kaya, edit. P. Adamson- R. C. Tylor, İstanbul: Küre Yayınları, s. 251.
[4] Açıkgenç, A. (2012), İslam Felsefesi Tarihi 2, Ankara: Grafiker Yayınları, s. 302.
[5] Açıkgenç, A. a.g.e. s. 302.
[6] Fahri, M. (2014), İslam Felsefesi Kelamı ve Tasavvufuna Giriş, çev. Şahin F., İnsan Yayınları, s. 170-171.
[7] Fahri, M. a.g.e. s. 172.
[8] Ülken, H. Z. a.g.e. s. 256.

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
13
Beğen
Mutlu Mutlu
5
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
2
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
3
İlginç
Melike Özcan
Anadolu Üniversitesi, Felsefe Bölümü ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü(AÖF) mezunu; Gazi Üniversitesi, Türk-İslam Felsefesi Bölümü’nde Yüksek Lisans öğrencisiyim. “Yunus Emre ve İslam Felsefesi’nde Varlık ve Aşk” üzerine çalışmaktayım...

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim