Osman Sınav ile Mülakat


Yönetmen: Osman SINAV
Yönetmen: Osman SINAV

KÜLTÜR İKLİMİMİZDEN YAŞAM RİTMİ ÇIKARMAK
Sinemamızın 100. yılında ünlü yönetmen, yapımcı, senarist Osman Sınav ile sinema ve medeniyet bağlamında kültür iklimimizi konuştuk. Sinema, televizyon dizileri, siyaset ve sanat konularına ilişkin sorularımıza içten cevaplar aldık.

Osman Sınav’ın sinema üslubu açısından bizim dikkatimizi çeken, “gelenek” vurgusu önemli bir yer tutuyor. Ekmek Teknesi, Süper Baba gibi kendi alanında kulvar açan, mahalle dizisi formatında önemli bir yeri olan ve “geleneklerimiz” dediğimiz birçok şeyi başarılı bir şekilde tasvir eden bu işlerdeki “gelenek vurgusu”nun kaynağı nedir, bu vurgu nereden geliyor?

Osman Sınav: Gelenek vurgusu olsun diye yaptığımı düşünmüyorum, doğrudan o kaygıyla yapılan bir şey değil. Kendi kültür iklimimizle ilgili bir şey, yani beslediğimiz kültürümüzden bir yaşam öyküsü çıkarma gayreti diyelim; geleneksel kültürümüzden yeni bir yaşam ritmi yakalamak, yeni bir yaşam ritmi çıkarma gayreti… Çünkü sinema bir ritimdir. Önemli olan gelenekle beslenen kültür ikliminden yeni bir yaşam çıkarmak, sinema biraz buradan gelmiştir bana göre.

Sizin yapımlarınızda, geleneksel anlatılarımızda yer alan Köroğlu, Dadaloğlu gibi kahramanların izini görüyoruz, sizin filmlerinizde de benzer kahramanlar olduğunu görüyoruz.

Osman Sınav: Kendi kültür ikliminden beslenmek derken bunu kasdediyorum. Bana göre “gelenek” diye aradığınızda oralara bakmak lazım. Mesela bir senarist arkadaşım kendi kendine bulmuş, bir cümleyle, “Ekmek Teknesi’ni yaparken modern bir Nasreddin Hoca mı düşündünüz?” dedi, ben bunu söylerdim ama bu benden ona ulaşmış bir cümle değil, kendisi düşünerek bulduğu bir cümle; evet, aynen buydu. Senarist arkadaşları topladım “Arkadaşlar modern bir Nasreddin Hoca yapacağız. Nasreddin Hoca bugün yaşasaydı, böyle orta halli hatta biraz orta halin altında bir geliri olan bir insan olsaydı, küçük bir esnaf olsaydı, dört tane, beş tane kızı olsa, bu toplumda nasıl yaşardı, neye tahammül edebilirdi, neye edemezdi, o nasıl bir dünyanın içinde olurdu bunu yapacağız.” diye başladık ve Ekmek Teknesi çıktı.

♦ Mustafa Kutlu’nun Uzun Hikaye isimli hikayesini sinemaya aktardınız. Muftafa Kutlu hikayeleri ile ünsiyetiniz nedir?

Osman Sınav: Mustafa Kutlu hikayelerini tabii ki çok seviyorum. Hatta şunu söylemiştim, Mustafa Kutlu ile aynı dönemde yaşamış olmak bir şans, benim sinemacılığıma da, düşünce sistemime de, hayal dünyama da çok şey katan bir yazar ve beni çok besleyen bir yazar. Onunla aynı dönemde yaşamış olmayı bir mutluluk olarak kabul ediyorum ve hikayelerini takip ediyorum. Mustafa Kutlu’nun hikayelerinin müthiş bir sinema dünyası vardır, bütün kitaplarını okuduğunuzda, bir filmden çıkmış gibi hissedersiniz. O size, öyle anlatır hikayeleri.

♦ Mustafa Kutlu hikayeleri ile İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin filmlerinde bir yakınlık olduğunu düşünüyoruz, Uzun Hikaye’yi izlerken de bunu gördük.

Osman Sınav: O da Kiyarüstemi’yi çok sever mesela. Üzerinde konuşuruz Mustafa Kutlu ile…

♦ Türkiye’de sanatçı ile halk arasında bir kopukluk var, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Osman Sınav: İşte o kendi kültür iklimimizden beslenme, ben her ne kadar kavramları direk telaffuz etmesem de buradan beslenmeyen sanatçı ile halk arasında kopukluk olur.

SİNEMA VE SİYASET

♦ Dizilerinizde ve filmlerinizde adalet teması çok önemli bir yer işgal ediyor.

Osman Sınav: Dünyadaki medeniyetlere baktığınızda, bütün medeniyetler için tek bir kural var en tepede. Bütün medeniyetler adaletle kurulmuş ve yükselmiş, adalet inkıtaya uğradığında medeniyet çökmüştür. Bütün medeniyetler yani, bu sadece bize has bir şey değil, bizim dışımızdakiler için de geçerli. Her türlü medeniyet adaletsizlik başladığı anda çökmeye başlamıştır. Medeniyet adaletle kurulur.

♦ Filmlerinizin politik olaylar ilişkisine dair ne söyleyebiliriz.

Osman Sınav: Ben aslında politikayla hiç ilgilenmediğimi, filmlerimde hiç politika olmadığını düşünüyorum ama bir politika yüklemesi yapılıyor tabii ki. Bana göre sinema politikanın üzerinde bir şeydir, dışında bir şeydir ama tabbi ki yapan kişinin bir duruşu varsa, o duruş yansıyacaktır, bir düşüncesi varsa, bir düşünsel duruşu varsa bu oraya yansıyacaktır ister istemez.

♦ Bu bağlamda, sanatın muhafazakar olması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Osman Sınav: Bana göre muhafazakarlık sanatla bağdaşan bir şey değil. Muhafazakarlıktan kasdettiğiniz ahlaksa, beslendiğiniz kültür iklimi sizin ahlakınızı oluşturur ve bir duruş sergilersiniz. İnsan ve toplum hakkında bir duruş sergilersiniz. Bu sizin duruşunuzdur, yani sizin ölçülerinizdir; neye inanıyorsanız, içinizde ne varsa, mesela reji yapmak böyle bir şeydir. Yani sinemacı aslında bir hayal dünyasının içinde, bir kurgu dünyasının içinde bir rejim uygular, mutlak rejim uygulayıcı da Cenab-ı Allah’tır. Bizim külli irademizle cüz’i irademiz arasında bir rejim uygular bize. Yani cüzi irademizle kurduğumuz bir kurgu dünyasında vie rejim uygular sinemacı. Yani yönetmen denilen, reji yapan kişi bir rejim uygular.

SİNEMA VE SEKTÖR

♦ Sinemanın yüzüncü yılındayız. Sizce sinemamız bir sektör olabildi mi?

Osman Sınav: Türk sineması hiçbir zaman sektör olamadı, önce sektör olmak lazım. Kısmen televizyon, diziler bir sektör olmaya doğru gidiyor ama o da ciddi bir deprem yaşıyor şu ara, sarsıntı geçiriyor. Olamayabilir de, sektör olamadan tekrar başka bir yere gidebilir. Televizyon da sektör olma konusunda sıkıntılar yaşıyor. Onun da sektör olmak için refleksi yok, yani oluşmamış. Çünkü bir şeyin sektör olması için önce ekonominin oturması lazım, finansman ve sermayenin oluşması lazım ve o sermayenin oluşacağı bir pazar oluşması lazım, bunlar yok. Yurt dışı satış üzerinden, Ortadoğu ve Balkanlar’da ciddi bir pazara ulaştık, dünyada hemen hemen hiçbir sinemanın ulaşamayacağı bir pazara ulaştık; Türk televizyon dizileriyle ulaştığımız pazar inanılmaz bir pazar oldu ama bunun bile pek farkında değiliz, bu pazar nasıl büyür, nasıl gelişir, bunun da çok farkında değiliz.

♦ Sinemamız sektörleşemediği için, işin sanatsal üretim yapanlar ile sahadaki diğer işleri de aynı kişiler yapmak zorunda kalıyor. Senarist, yönetmen kimi zaman aynı zamanda yapımcı olmak zorunda kalıyor ve işin ticari ilişkilerini de kendisi ayarlaması gerekiyor.

Osman Sınav: Evet, örnek ben! Haziran ayında 30 yıl olmuş şirketimi kuralı, Sinegraf Haziran’da 30. yılına girdi. Benim ne işim var yapımcılıkla? Ben hala bunu kendime soruyorum. Ben yönetmenim, senaryo yazarıyım. Fakat düşündüğüm şeyleri yapabilmek için yapımcı olmam lazımdı, o yüzden yapımcı oldum. Geriye doğru baktığımda, benim enerjimin yüzde seksenini yapımcılık almıştır, yani yaratıcılığımın yüzde seksenini yapımcılık almış götürmüştür.

♦ Sinemanın, televizyonun bundan sonrası için ne görüyorsunuz?

Osman Sınav: Hiçbir şey göremiyorum. Zifiri karanlık. Bundan sonrası için de bir takım insanlar el yordamıyla bir şeyler yapacak, biz onları göreceğiz, “aa ne güzel yapılmış” diyeceğiz, değerlendireceğiz ama sistem olarak bakıldığında zifiri bir karanlık var. Çünkü Türkiye’nin önündeki yürüyüş, kültür alanındaki yürüyüş zifiri bir karanlığa yürüyüştür, hiçbir adım atılmıyor. Türkiye’nin öyle bir politikası hiçbir zaman olmadı, şimdi de yok. Ben yaşadığım sürece böyle bir politika görmedim.

Bunu ben hükumet içindeki bazı dostlarımızla da paylaştım, hala paylaşırım, Türkiye’yi 1950’den beri, bir şekilde, öyle veya böyle aşağı yukarı 50 yıldan beri sağ iktidarlar yönetir fakat sağ iktidarlar kültür ve sanatla ilgili asla bir adım atmamışlardır. Bir karınca boyu yol gidilmemiştir; ne yapılmıştır, sadece baraj yaparlar, yol yaparlar, bina yaparlar, yani akçeli işler yaparlar ama kültür ve sanat konusunda hiçbir adım atılmaz. Türkiye’nin bütçesine göre çok yapılacak şeyler var ama bunlarla nereye ulaşılacağını kimse dinlemiyor veya düşünmüyor.

Gelenekten Geleceğe Dergisi ~ Harun KABAN-İhsan YILDIRIM
Sayı: 8 ~ Ekim-Kasım-Aralık 2014

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim