Ömer Faruk Tekbilek ile mülakat


Eserlerinde doğu ve batı ezgilerini folklorik ve sufi temaların içinde sentezleyerek sunan Ömer Faruk Tekbilek mûsikî yolundaki tecrübelerini bizlerle paylaştı… Mûsikîyi, titreşimin sanatı ve ilmi olarak tanımlayan Ömer Faruk Tekbilek ‘in mûsikî meselesine yaklaşımı insanı imrendirmekte. Birçok özgün projeyle kadim geleneği bugüne taşıyan Tekbilek mûsikî kültürümüzün ritimsel ve makamsal zenginliğine işaret etmekte…

Selman KESGİN: Hayatını müziğe vakfetmiş birisi olarak size göre müzik nedir? Müziğin diğer sanat dalları arasındaki yeri nedir? Müzikle ilk tanışmanız nasıl oldu?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Benim en çok sevdiğim bağlamda müzik, titreşimin sanatı ve ilmidir… Tüm evren titreşimden ibaret olduğu için bütün temel ilimler ve diğer sanatlar da aslında müziğin içindedir. Müzikte mimarinin, resmin ve de bütün sanatların anahtarı gizlidir.

Aslında müzik içimizde ve dışımızda her an olmakta; yaptığımız her hareket, konuşma ve etrafımızda devamlı titreyen her şey hep bir takım melodiler meydana getirmektedir. İnsan varlığı aynen bir radyo istasyonu gibi bu dalgaları hissederek yepyeni programlar yapıp yayınlayan çok yüksek kapasitede bir elektromanyetik cihaz gibi çalışmaktadır. Müzisyenlikte insan bunu dinlemeyi geliştiriyor. Günlük çalışmalarla düşünceden sıyrılıp sadece o anda olana ve enstrümanına odaklanmayı geliştirdikçe, olması gerekenin kendiliğinden olduğunu, sadece olanla beraber olmanın düşünmeye gerek duymadan bir şeyler yarattığını görüyoruz. Bu devamlı açılan keşfediş insanı dış âlemden koparıp tamamıyla içine çekiyor ve kendimizle ve sazla bir bütün olma duygusunu yaşıyoruz. Ben bu idrak halini 11 yaşımda yaşadığım zaman bu bütünleşme duygusundan doğan yalnızlık halinin şuurumdaki dua haliyle aynı olduğunu hissettim. Çünkü dua ederken de aynı yalnızlık içinde, kendimden kendime, içimdeki Rabbime dua ediyordum ve yalnızdım. Onun için bu idraki yaşayarak hiç düşünmeden sadece “nefes”e ve de hali hazırda olana odaklanarak, yapılan müzik de bir dua halidir dedim. Bunu anlamak bana müziğin seçilecek tek ve en güzel yol olduğunun ve onun yolunda büyümem gerektiğinin bilincini verdi ve müzisyenliği seçtim. Hamdolsun!

Beni müzikle ilk tanıştıran iki ağabeyimin kaval ve bağlamayla bana örnek olması ve 11 yaşımda Yuva Saz Evi’nde ilk hocam Aydın Cangürgel’den temel bilgileri alarak, aynı zamanda onun yaptığı konserlerde çalarak çok genç yaşta edindiğim heyecan dolu tecrübeler bana yolumun doğruluğu yönünde çok kuvvet verdi ve hala da veriyor.

Selman KESGİN: Geleneksel müziğin modern müzikten ayrıldığı noktalar nelerdir?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Müzik yapmanın temel gereksinimi olan duygu ve düşüncelerimizi melodilerle ifade etmek çabasının her devirde aynı değişmeyen bir şey olduğunu düşünüyorum. Geleneksel olarak müziğin o anda canlı olarak yapılmasından ve müzisyenlerin duygu ve kabiliyetlerini en katıksız bir şekilde göstermesine karşılık, şimdi bu devirde modern teknolojinin getirdiği kolaylıklarla mekanik şekilde kolayca his ve duygu olmadan, matematiksel bir şekilde, hazır olan şeyleri bir araya getirerek de müzik yapılabiliyor. Ebette ki gelenek, atalarımızın asırlar boyu edindikleri tecrübelerinden süzülen çok değerli bilgi ve öğretilerdir, onları dışlamadan saygıyla kullanmak lazım. Ama aynı zamanda da teknolojinin nimetlerini aşırıya kaçmadan, yine kendi öz duygu ve düşüncelerimizi kullanarak onları zenginleştirmek için yemeğe konulan baharat misali dozunu aşmadan yeterince kullanabilirsek, müziğin de her şeyde olduğu gibi sağlıklı bir şekilde zenginleşerek gelişmesine katkıda bulunabiliriz diye düşünüyorum.

Selman KESGİN: Sesler ile kelimeler arasında nasıl bir bağ vardır? Bu açıdan şiir ve müzik birbirinin kardeşidir, diyebilir miyiz?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Her kelime titreşimden dolayı kendisine ait ritme ve de bir sese sahiptir. Gerçek şu ki “öz”deki mana, kendisini “nefes”i kullanarak kelime vasıtasıyla ifade ederken çıkardığı kendine has bir frekansla önce bir ritim ve beraberinde melodi olarak kendini gösteriyor. Bunun farkında olan bestekârlar her zaman çok güzel çok manalı şiirlerle eserler vermişlerdir. Bu açıdan bakınca müzik her şeyin kardeşidir. Her şeyin beraberinde müzik vardır.

Selman KESGİN: Mesnevinin ilk beyitlerinde yer alan “dinle neyden ne hikâyet eder, ayrılıklardan nasıl şikâyet eder” ifadelerinden ne anlamalıyız? Bu bağlamda müzik ve hüzün arasında nasıl bir ilişki vardır. Bu ilişki müzik ve coşku arasındaki ilişkiyle kıyas edilebilir mi?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Bence her şeyden önce “ney”e ses vererek hikâyeyi söylemeyi mümkün kılan Yaradan’ın içimize üflediği “nefes”’in hakikatine dikkati çekiyor; “nefes” olmadan “ney” hiçbir şey söyleyemez. Aynı “ney” gibi içimizi temizleyip delikler açan ve bize “ruh”undan üfleyerek hayat veren varlığımızın hakikatine olan hasretinin şikâyetini anlatıyor. Bir şeye ulaşamamanın verdiği hüzün duygusu, bizi içimize yönelttiği için duygularımızı daha çok hissetmemizi sağlar. Bu yüzden hüznün çok kuvvetli bir ilham kaynağı olduğu doğrudur. Ama duygularımız da aynen mevsimler gibi değişik oluşumlar; her mevsimin kendine has bir güzelliği olduğu gibi her duygunun da yeri ve zamanına göre değeri olduğundan birbiriyle mukayese etmemek lazım diye düşünüyorum. Bazen hüznü sever içimize çekilir, bazen coşar sevinci paylaşmak isteriz. Onun için hayatı, içimizdeki güneşin varlığını hissederek ve bütün mevsimlerin zevkine vararak şükürle yaşamak lazım.

Selman KESGİN: Üzerinde farklı tartışmalar olmakla birlikte topluma ait, insan ait meselelerde Doğu-Batı şeklinde bir kavramsallaştırma var. Müzik alanında da Doğu müziği-Batı müziği (veya daha farklı medeniyet adlandırmalarına dair) ayrımlar var mıdır? Siz bu ayrımı nasıl okuyorsunuz, müzik açısından dünyanın farklı medeniyetlerinin öne çıkan özellikleri nelerdir?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Doğu’nun tamamen duygu ve hislere ve de tabiatı dinlemeye dayanan müzik anlayışıyla, Batının daha ziyade teorik ve düşünce ağırlıklı olan müzik anlayışının en büyük ayrım olduğunu düşünüyorum. Metot yönünden değişik olsalar da muhakkak ki müziğin doğuş noktasının her insanda aynı temel merkezden geldiğine inandığım için ben şahsen teknik de olsa eğer duygu yüklüyse her müziği zevkle dinleyebiliyorum.

Selman KESGİN: Farklı müzik türlerinin ortaya çıkışı nasıl olmuştur? Her müzik türü farklı bir ihtiyaca cevap veriyor diyebilir miyiz?

Ömer Faruk TEKBİLEK: İnsanların değişik lisanları ve farklı coğrafik konumlarından doğan farklı yaşam tarzları haliyle farklı müzikler yaratmıştır. Zannedersem her insanın değişik müziği sevmesi de her bir müzik türünün değişik bir ruh haline hitap etmesinin delilidir.

Selman KESGİN: Geleneksel müzik anlayışını modern temalarla sunmaktasınız. Bu toplumumuzda ve dünyanın diğer coğrafyalarında hüsn-i kabul görmekte. Müziğin toplumumuzdaki yeri nedir? Başka toplumlarla karşılaştırmalar yaparak açıklayabilir misiniz?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Biz asırlar boyu müziğe çok değer vermiş ve müzik teorisini bilimsel yönden geliştirmiş ve müziğin her dalında çok güzel örnekler verebilen çok kıymetli bestekârlar yetiştirmiş bir toplumuz. Hiçbir toplumun sahip olmadığı ritimsel ve makamsal zenginliğe sahip olduğumuza inanıyorum.

Selman KESGİN: Kadim gelenekte müziğin tedavi amaçlı kullanıldığını biliyoruz. Bimarhanelerde müzik ve su sesiyle tedavi yöntemlerinden bahsediyor tarihçilerimiz. Bu noktadan hareketle müzik ve sağlık arasında nasıl bir ilişki vardır? Müziğin tedavi amaçlı kullanılması hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Müziğin sağlık acısından en önemli faydasının şuurumuzu kendine çekerek onu avare etmekten alıkoyması olduğunu düşünüyorum. Zihnimizin düşünceden düşünceye giden sonsuz akışından kurtulup bir noktaya odaklanması yaşamımızın sıhhat ve dengesi için çok gerekli bir şey. Meditasyon ve dua haliyle ulaşmaya çalıştığımız bu ruh haline gelmede müziğin büyük katkısı olduğuna inanıyorum.

Selman KESGİN: Bir röportajınızda “müzik yapmak benim için Yaradan’ıma karşı duyduğum şükran ve farkındalığın bir duasıdır” diyorsunuz. Müziğin Allah ile olan ilişkinize etkisi nelerdir?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Müziğin en önemli etkisi beni “nefes”imle temasa geçirip kendimi seyrettirerek yaradılışımın görkeminin farkına vardırması ve de O’nun azametinin bilinciyle kulluğumun idrakini geliştirip her an “huzur”da olmanın zevkini yaşatmasıdır diyebilirim.

Selman KESGİN: Yunus Emre der ki: “Kaldır benliği aradan/Çıksın ortaya Yaradan”. Yunus’tan hareketle müziğin benliği aradan kaldırmakla bir ilişkisi var mıdır?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Bu anlatmak istediğim ruh hali de aynen bunu soyluyor zaten. Nefesimiz ve vücudumuz zaten Yaradan’ın kendini göstermek için kullandığı en mucizevî bir çalgı aleti. Biz kendimiz çalıyoruz zannından kurtulup yok olunca hakikatte hâlihazırda O’nun bizi çeldiği gerçeğini görüyoruz.

Selman KESGİN: Müzik endüstrisi büyük bir ticari alan ve işin içine ticari kaygılar girmesi müziğin kalitesini de etkiliyor. Müziğin ticarileşmesi konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Ticareti yapılan her alanda onu yapan insanın karakterinin elbette ki çok önemli bir rolü vardır. Ben şahsen müzisyen olarak her zaman bana duygu veren, gözümü yaşartabilen melodileri yalnız melodiye hizmet ederek meydana getirmeyi adet edinmişimdir.
İnanıyorum ki samimi bir şekilde, abartıya kaçmadan duygu alışverişi içinde gelişen melodiler her zaman dinleyenlerin kalbinde yankı uyandırıp kendiliğinden çekici hale geliyor. Bir takım ticari gayelerle bu samimiyetten uzaklaşmaya gerek yok diye düşünüyorum.

Selman KESGİN: Yıllardır Amerika’da yaşıyorsunuz, Amerikan toplumunun eserlerinize talebi nasıl? Konserlerinizden veya günlük hayatınızdan bu konuya ilişkin örnekler verebilir misiniz?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Ben konserlerimde müziği 4 köşe dediğim [İlahi- Romantik- Folklorik ve Çağdaş] yönlerle icra ettiğim için hep insanlardan takdir ve beğeni aldım. Brezilya’da bir konserimden evvel kilisede koro yapan kalabalık bir gurubun bana tek tek sarılıp kucaklamalarını ve kilisede koro yapmadan evvel benim müziğimle derin düşünme yaptıklarını gözleri yaşlı bir şekilde söylemeleri hayatta aldığım en büyük hediyelerden biridir.

Selman KESGİN: Türkiye’de refah seviyesinin yükselmesiyle birlikte insanların müziğe ilgisinde, konser sayıları vs. bağlamında bir yükselme gözlemliyoruz. Birçok ebeveyn çocuğunun okul haricinde müzikle de ilgilenmesini istiyor ve çocuklarını müzik kurslarına gönderiyor. Bu noktada müziğe ilgisi olan gençlere, ebeveynlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Ömer Faruk TEKBİLEK: Müziğin teşvik edilmesi, eğer kabiliyet varsa, aynen bir tohumun verimli toprağa ihtiyaç duyması kadar gerekli bir şey. Ama zorlayıcı olmamak da çok önemli olan bir husustur. İnsanın bir şeye kabiliyeti varsa ona karşı sabrı da vardır ve başarısızlıktan kolayca yılmaz, çareler arar; böylesini desteklemek lazım ama kabiliyet yoksa çabucak bıkar ve ilgisini kaybeder. Böyle durumlarda ısrar etmemek gerektiğini düşünüyorum. İnsanın kendi içinden gelmesi çok önemli, ancak kendi özü isterse başarır. Bu hususta “aşk” olmazsa “meşk” olmaz lafı çok doğrudur.

Gelenekten Geleceğe Dergisi
Sayı: 5 ~ Ocak-Şubat-Mart 2014

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
5
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Ömer Faruk Tekbilek’in 1999 yılında çıkardığı One Truth albümününden bir parça olan “I Love You” unutulmayan bir beste oldu. Dilden dile çok dolaştı, çok beğenildi. Müzik kariyerinde sözsüz versiyonu ile öne çıkan bu eser, hâlâ pek çok TV programında fon müziği olarak kullanılıyor, mekanlarda çalınıyor ve dinleniyor. Allah yolunu açık eylesin…

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim