Nikahta keramet vardır!


Nikahta keramet vardır!
Nikahta keramet vardır!

Düğünler, bizim prenseslerin senelerce bir sürü kurbağaya bakıp, bu değil, bu da değil, bu hiç değil, yaklaştım şeklinde girişimlerde bulunarak en sonunda kurbağa görünümlü öküzü öpmesiyle başlar. Bilmiyorum tanıdık geldi mi? Bazı prensesler de en sonunda beyaz BMW’li prenslerini buluyorlar tabii.

Bizim toplumumuzda gelenek ve görenekler ön plandadır. Birbirine de saygılı bir milletiz. Bu farklılıklar ve saygı anlayışı Doğu’dan Batı’ya farklılık gösteriyor tabii ki. Gelinle damat farklı kültürlere sahipse ortaya yer yer bir hengame çıkabilir.

Basit bir örnek verecek olursak gelin Trabzonlu damat Urfalı olursa düğünün yarısı horon yarısı da halayla geçer. Ortada kalmışlar için de ara ara dans müziği ve çiftetelli çalınabilir…

Her şey değişir, dünya değişir, gelin damat değişir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” diyen Heraklitos bile yanılır. Çünkü efendim değişmeyen tek şey düğünlerdeki pistte oynayan çocuklar. Anons yapılır, ama bir türlü çocuklar zapt edilemez. Henüz çare bulanı görmedim. Bulan varsa benimle de paylaşsın. Uzaya çıkamasak da evlilik müessesine köklü bir yararımız olur.

Bir de bu aşamaya gelene kadar yaşananlar var sırada… Öncelikle kadınlar için çok çok önem arz eden evlenme teklifi ve erkekler için gereksiz bulunan evlenme teklifi. Kadınlar heyecanla o anı bekler ve çaktırmadan beğendiği yüzüğü müstakbel eşine aldırmaya çalışır.

Aaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!! Ne hoş yüzükmüşşş (ben hiç görmedim, beğenmedim, seni zorla buraya getirmedim. Çünkü yüzükMüŞ) der. Damat mesajı alır. Ve evlenme teklifini etmeye karar verir. Bu senaryonun dışında bir sürü çift olabilir tabii ki.

Gelin adayı bulunduğu ortamda en güzel yüzüğün kendi yüzüğü olmasını ister. Kibirli şekilde arkadaşının yüzüğüne bakar. Kendi yüzüğü daha pahalıysa diğer adayların gözleri bozukmuş gibi bir hava takınarak gözlerine gözlerine sokar! Kadınlar arasındaki soğuk savaş diğerlerini solda sıfır bırakır ikiye katlar.

Bu süreçte ailelerin tanışması, kız isteme, söz, nişan evreleri malumunuz olmazsa olmazlarımızdandır. Bu evrelerde bölgelere göre değişkenlik gösteren gelenekler vardır. Bazılarını artık çok değişik şekillerde icra ediyoruz. Gelenek, gelenek olmaktan çıkmadan men ediyoruz.

Kız istemesi olurken gelin heyecandan damadın kahvesine tuzu doldurur tabii ki. Sonra mutlu kalabalık damadın acı çekmesini izler. Gelinse mutlu. Benim için her şeye katlanıyor ne hoş! Tarzında düşüncelerle haşır neşir.

Damat ölmezse kız verme işi güzel sonuçlanır

Düğüne yakın stresli gelinler etrafa ateş püskürürler ve sosyal medya hesaplarından bilmem ne gelinin televizyon kumandası örtüsü, bilmem ne gelinin bulaşık süngerinin danteli gibi farklı farklı şeyler icat ederler. Abartmadıkları sürece tüm yeni gelinleri seviyoruz.

Eskiden gelinler yaptıkları el becerilerini sergilemek için çeyiz serme yaparlardı. Şimdi de yapılıyor. Ama yaptığı el işlerini değil aldığı el işlerini sergiliyorlar.

“Nasıl güzel almışım ama dantelli havluları.” “Harika yemek takımı zevkim vardır.” şeklinde ifadeler görmek olağanlaştı.

Bu sırada gelinin yaptığı her şeyde yanında olmak isteyen damat hala yüzüğü atmadıysa bu iş olur ve evlilik yüksek ihtimaldir.

Sonuç olarak gelin ve damat, düğüne kadar onca badireye rağmen beraberse onları ancak boşanma avukatı ayırır. Benim tavsiyem, kimseyi yormayın imzayı atın gitsin. Nikahta keramet vardır!

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
20
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
4
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Berbat Berbat
0
Berbat
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim