Minik Serçe Hikayesi


Minik Serçe Hikayesi
Minik Serçe Hikayesi

Ağaçtaki yuvasından aşağı düşmüştü yavru serçe. Uçamıyordu henüz. Ürkek ve zayıftı. Havada tur atan ve av arayan bir kartal keskin gözleriyle fark etti yavru serçeyi. Aşağı doğru hızla süzülerek hücum etti. Can havliyle bir sekti iki sekti ve uçmaya başladı minik serçe…

“İnanılır gibi değil, uçuyorum” dedi kendi kendine. Çok mutluydu. Hızla uçmaya kaçmaya başladı kıvrak manevralarla. Kartal önce şaşırdı, afalladı. Ancak sonra keskin bir hamleyle düştü serçenin peşine.

Serçenin minik kanatları yetmiyordu kartal ile arayı açmaya. Hal kalmamıştı kanatlarında. “Kurtar beni ALLAH’ım, Canımı bağışla” diyordu. Karşısına birden bir ayı çıktı. Kartalın ayıdan korkup gideceğini düşünerek ayının sırtına kondu. Tüylerinin arasına girmeye çalışıyordu eşeleyerek.

Kartal bir iki tur attı ayının üstünde hışımla ve öfkeyle. Ayının bir pençe atıp kükremesiyle geri yükseldi. Kartal birkaç tur daha atıp bekledi. Ancak avını kaybetti. Kartal gitmesine rağmen serçe halen titriyordu. Ayı sırtında kımıldayan bir şeyin olduğunu fark etti ve huylanmıştı. Hızla başını salladı, serçe sarsıldı. Neye uğradığını şaşırmıştı. Ayakları ve gagasıyla ayının tüylerine tutunmaya çalıştı. Bir daha salladı ayı başını kükreyerek. İyice sinirlenmişti. Ve bir pençe attı ensesine doğru.

Ahhh diyerek savruldu serçe. Bir sızı hissetti birden. Hızla uçarak kaçmaya başladı yeniden. Bu defa daha da çok korkmuştu. Uçtu, uçtu, uçtu… Sızısını bile unutmuştu. Birden gücünün tükendiğini hissetti. Kanatları onun emrini dinlemiyordu artık. Kan kaybediyordu. Ve pat diye düşüverdi birden. Bayılmıştı…

Ne kadar öylece kaldı bilmiyordu. Gözlerini açınca netleşmeye başladı gökyüzü. Etrafına bir göz attı. Otların içinde buldu kendini. Kanadının sızısından duramıyordu. Kımıldayacak hali yoktu fakat toparlanmalıydı artık. O sırada bir hışırtı duydu otların arasından. Hiç kıpırdamadı. Gözlerini iri iri açtı, sesin geldiği yöne doğru dikti. Neydi acaba gelen? Nefes dahi almıyordu!

Hışırtı yaklaştı. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Göremiyordu neyin geldiğini minik serçe. Siyah iri gözler belirdi ve tıssss diye bir ses geldi otların arasından. Bütün nefesini boşalttı bir çığlık atarak. Kaçmaya yeltendi serçe.

Ancak yılan avını fark etmişti. Hızlı bir hamleyle saldırdı serçeye. Kanadının ucundan yakaladı. Serçe kaçmaya çalışıyordu bir yandan. Can havliyle yılanın gözüne bir gaga darbesi vurdu. Kıvranmaya başladı yılan. Serçeyi bırakıp kendi canının derdine düşmüştü artık.

Hızla uçup yükselmeye çalıştı serçe. Fakat uçamıyordu. Kırılmıştı kanadının ucu belli ki. Buna rağmen biraz yükselip uçtu ve en yakın bir kayanın üzerine kondu. Kayanın ucundan çağıl çağıl, dolu dizgin akan yemyeşil bir ırmak gördü. Gülümsedi ve sesini dinlemeye başladı ırmağın. Derken uyuya kalmıştı.

Minik Serçenin Duası

Gözlerini açtığında, serçe susadığını hissetti ve ırmağın kenarına inip, biraz su içeyim diye geçirdi içinden. Irmağın kenarına gidip, birkaç yudum içti eğilerek. Tekrar gagasına su alıp başını havaya kaldırdığında irkildi birden. Başının üzerinden bakan bir kurttu bu. Dilini çıkarmış yalanıyordu yiyecek bir av bulmanın sevinciyle. Bir pençe attı serçeyi yakalamak için.

Zıpladı serçe uçmak için. Kurttan kurtulmanın başka çaresi yoktu. Var gücüyle kanat çırpmaya başladı tekrardan, zorla da olsa uçmayı, kaçmayı başardı ama derman kalmadı kanatlarında. Yavaş yavaş düşüyordu ırmağa doğru. Çaresizdi ve Dua etmeye başladı.

“Rabbim sana sığınıyorum, senden yardım istiyorum. La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Hasbünallahü ve ni’mel vekil” diyerek “Ey Yunus Peygamber’i (a.s) balığın karnından çıkaran Allah’ım. Çaresizim, tükendim, yetiş imdadıma ne olur.” diye dua etti. Ve düştü.

Alıvermişti ırmak dalgaları arasına minik serçeyi. Bir yandan nefes almak için çırpınıyordu. Hiç hali kalmamış, umudu da tükenmişti artık. Boğulmak üzereyken tam o sırada ırmağın kenarında kök salmış yaşlı bir çınar ağacı dallarına takıldı minik serçe. Derken Bir sincap dalların arasından başını çıkardı ve gördü serçeyi.

Çaresizliğini, ürkekliğini fark etmişti o an. İndi dalın ucuna doğru. “Korkma” dedi serçeye. Tutun bu yaşlı çınarın dallarına. O çok görmüş geçirmiş bir bilge ağaçtır. Yıllardır sakladı beni, dalları arasında barındırdı. Sana zarar gelmez ondan. Hadi gel” dedi. Elini uzattı minik serçeye.

Irmağın suları öyle coşkun akıyordu ki, serçe hala korkuyordu, güvenemiyordu. İçinde bir sıcaklık hissetti sincaba ve yaşlı çınara karşı. Güvenmeliydi, başka çaresi yoktu…

Uzattı sağlam kalan kanadını sincaba, ve şöyle dedi. “Çaresizim, yaralıyım, kanadım kırık. Diğerini de sen kırma.” Ve çıktı yaşlı çınara. Serçeyi misafir etti evinde sincap, iyileşene kadar.

Yeniden uçmaya başlayınca kendi evini yaptı minik serçe, çınarın dalları arasında. Mutlu mesut arkadaşça yaşayıp gittiler ömür boyunca.

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
9
Beğen
Mutlu Mutlu
4
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç
İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim