Mentörlük Sorunsalı


MENTÖR SORUNLARI
MENTÖR SORUNLARI

Ülkemizdeki mentörlük eksikliği son zamanlarda o kadar fazla hissedilmeye başlandı ki adeta çığlıklar atıyor ben buradayım diye! Peki, eksikliği bu kadar hissedilen mentörlük ne demektir? Mentörlük kavramını tanımlamak için birçok girişimde bulunulmuştur. Bu tanımlar, mentörlüğü bir kavram olarak benzerliklerden çok farklılıkların tanımlayacağı kadar çok çeşitlidir. Buna rağmen, yapılan bazı genel açıklamalar bu çeşitliliği kapsar. Örneğin, Ole Løw (2009)’e göre mentörlük daima amaca yönelik bir etkinliktir. Profesyonel mentörlük konuşmalarında, konuşmanın niteliğinden büyük oranda mentör sorumludur. Mentörlük, mentör ve danışan arasındaki anlaşmaya dayanır ve böylece gerek yapısı gerekse ilerlemesi karakterize edilir.

Mentör kelimesinin kökeni mitolojiden gelmektedir. Homeros Odysseia’da Ithaca Kralı Ulysses’in savaşa gitmeden önce oğlu Telemachus’u en yakın arkadaşı Mentor’a emanet ettiğini anlatır. Kralın savaştan dönmesi yirmi yıl alır ve Mentor, prensi kralın yokluğunda en iyi şekilde eğitir ve yetiştirir. Bu nedenle mentör; bir kurum içinde yer alan ve o kurum içinde farklı görevlerde çalışıp tecrübe kazanmış olan, astlarına şirket politikası, kurum gereklilikleri, çalışma stratejileri ve kariyerini yönlendirme konularında tavsiyelerde bulunan yol gösterici kimse olarak tanımlanabilir.

Bunu eğitimdeki mentörlük sorunsalına bağlayalım. Okullarda mentörlük uygulamaları için herhangi resmi bir eğitim mevcut değildir. Öğrenci-Öğretmen mentörlüğünün lisans ve yüksek lisans alanlarında başarılı olduğu dillendirilmektedir. Her ne kadar “saldım çayıra mevlam kayıra” mantığı devam etse de resmiyette öğrencilere rehberlik, danışmanlık, koçluk vs yapıldığı geçer. Peki, bu öğrencilerin bir türlü kendilerini ifade edememeleri, bireysel gelişimlerine katkı sağlayamamaları, üretken değil de “kopyaçekingen” oluşları nerden geliyor? Sosyal medya üzerinden sırf bu konuya açıklık getirilebilsin diye anket uyguladığımda (öğrencilere) neredeyse gelen cevapların %96’sı “Ben bana yardımcı olacak, beni geliştirecek bir öğretmen istiyorum!” diye bağırıyordu adeta. Bulunduğum şehirde staj yaptığım okuldaki öğrencilerime sorduğumda durumun ne kadar içler acısı olduğunu daha iyi anladım. Üniversite öğrencilerinin %85’i ise üretmek şöyle dursun sırf yok yazılmamak için okula geldiğini söylüyorsa bu, öğretmenleri düşündürmeli.

Öğrenme perspektifinden, geleceğin müdürlerinin kendilerini liderlik becerileri hakkındaki zayıf ve güçlü yönlerini belirleme, bunlar üzerinde düşünme ve sonra gereken uyarlamaları yapma becerilerine sahip olmaları gerekir. Her zaman söylemekten bıkmayacağım bir sözü söylemeden geçemeyeceğim… “Kötü öğrenci yoktur, sadece kendine ve öğrenme yeteneğine güvenmeyen öğrenci vardır. Hepimizin kendine özgü bir potansiyeli vardır.” Bu potansiyeli fark ederek ortaya çıkarmak öğrenci koçluğu çalışmasının özünü oluşturur. Bu yetenekleri kaybetmek yerine geliştirmek yönlendirmek öğretmenlerin temel hedefi olmalı. Karşılıklı sevgi, saygı içerisinde yürütülebilecek bir uygulamanın bu kadar zorlaştırılmasının bir anlamı yok diye düşünüyorum. Öğrenciler 5 ile 25 yaş arasındaki uzun sürede, gelecekteki meslek yaşamlarını hatta hayat tarzlarını oluşturmak için değişik kurumlarda öğretim görürler. Bir yandan da bu süreçte kişilik ve kimlikleri oluşur. Eğitim sistemimiz daha fazla öğretim ağırlıklıdır. Bu nedenle örgün eğitimde öğrencilerin kimliklerini bulma, yeteneklerini saptama, isteklerini, amaçlarını, hedeflerini tespit etmelerinde ve sosyal kişiliklerini oluşturmalarında yeterince çalışma yapıldığını söylemek güçtür.

Bu eksiklik öğrencilerin motivasyon güçlerini, azimlerini, kendi temsil sistemlerini, çalışma yöntemlerini, özgüvenlerini, becerilerini, dengelerini, performanslarını doğru yönlendirme ve kullanma konusunda kesinlikle aile ve okul dışında başka bir yol arkadaşına ihtiyaç duymalarına yol açmıştır. Bu ihtiyaç gün geçtikçe çığ gibi büyüyor ve önlem alınmazsa daha da büyük bir sorun haline gelecek ve öğrenciler köşelerine çekilmeye “Yahu bu öğrenciler neden üretken, başarılı vs değiller?” dedirtmeye devam edecektir. Bir üniversite öğrencisi bir konu hakkında bilgi almak istediği zaman öğretmenlerine rahatça danışabilmelidir. Bu bir ilkokul, ortaokul, lise ve hatta okul öncesi için de geçerlidir. Üniversiteye yeni yerleşen her öğrenciye bir rehber, mentör, koç vb verilmelidir. Bu sayede öğrencilerin yaşamış olduğu sıkıntıların en aza indirilebileceği düşüncesindeyim.

Her şey kader diyenciler, ya benim kafam basmaz diye geçinenler, hırsını kötü şekilde kullananlar, hayatı kucaklayanlar, ben yaparım ulan diyenler! Hepinizi az bir düşünmeye davet ediyorum.🙂 Sen hangisisin? Neler yapabilirsin? Dön bir bak istedim. Kimse önce ya düşünmekten.🙂

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
10
Beğen
Mutlu Mutlu
6
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç
Esra BALCI
Ölünce unutulmak istemezseniz, ya okunmaya değer eserler yazın ya da yazılmaya değer işler başarın. (Benjamin Franklin)

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim