Medeniyetimizde Zanaat ve Sanat


ZANAAT
ZANAAT

Geleneksel sanatlarımıza ayna tuttuğumuz bu sayıda konunun sanat tarihindeki yerini konuşmamak eksik kalırdı. Bu nedenle, Sanat tarihi, Türk sanatı, İslam sanatı ve Selçuklu sanatı üzerine çalışmaları bulunan Selçuk Mülayim hocamızın kapısını çaldık. Hocamızla el sanatı kavramsallaştırmasından geleneksel sanatlara kadar bir çok konuda hasbihal ettik.

➢Selvinur Karpuz: Hocam, öncelikle kavramsallaştırma konusundan başlamak istiyorum. El sanatları kavramsallaştırması hakkında ne düşünüyorsunuz?
♦ Selçuk Mülayim: Genelde, maddeye şekil veren plastik sanatlar bütünü içinde “el sanatı” alt başlığı ile farklı bir grubu ayırdığımızı düşünerek ilk hatayı yapmış oluyoruz. Öteden beri alışıldığı için, bize doğru gibi gelen bu kabulle kastedilen, resim ve heykel dışındaki işlerdir. Böyle bir başlığı benimserken, ayırımda, bazı sanatların “el ile” yapılmasından çok, halk üretiminde yaygın ve geleneksel örgü, dokuma, ahşap veya metal gibi malzemeyi işleyen çalışmalar kastediliyor. Türlü etnografik malzemeyle halk sanatları ürünlerini buna dâhil ediyoruz. Ne var ki, büyük boyutlu bir hilye’yi de el sanatı olarak kabul etmek bazı çevrelerce tuhaf karşılanabiliyor. O halde, bir kısım eserleri küçümsediği varsayılan “el sanatı” deyimini daha dikkatli kullanmak gerekiyor. El’in kullanılmadığı plastik sanat genellikle söz konusu değildir. Hangi başlıkla anılırsa anılsın, müze ve koleksiyonlarda yer alan malzeme, toplumun yüzlerce yıllık belleğinde işler taşıdığından, gerek form özellikleri gerekse anlam boyutu açısından ulusal kimliğin vazgeçilmezleri arasındadır.

➢Selvinur Karpuz: Peki hocam dize göre zanaat eseri ile sanat eseri arasındaki farklar nelerdir?
♦ Selçuk Mülayim: Zanaat ile sanat arasındaki fark, her dönem ve eser türü için ayrıca tartışılması gereken bir konudur. Zanaat işleri, genel olarak, teknik yönü ağır basan, fakat endüstriyel üretimin dışında, ileri teknoloji öncesi üretilmiş malzemeyi tanımlar. Ortaçağ geleneklerini sürdüren, çok sayıda üretilse bile insan elinin katkısı fazla olan bu işlerde yüksek bir standart aranmaz, aynı eşya türünden yüzlerce üretilse bile, hassas ölçülendirme mümkün değildir. Çoğu kez günlük kullanıma dönük eşya bu şekilde üretilmekteydi. Tahta oyma işçiliği, duvar örme teknikleri ve dokumalar, çoğunlukla zanaatkârlık alanları olarak düşünülür. Tekrara dayalı, sayıca fazla üretim zanaatkârlığın ana karakteridir.

Sanat, Geç Devir Osmanlıca metinlerde ve bugünkü Türkçede, yaratıcılık isteyen, tekrarı olmayan, kompozisyonlarda buluş ve icatlara yer veren eserler için kullanılır. Sanat eserlerinde malzeme ve teknikten çok tasarım ve buluş öne çıkar. Sanat eseri tek ve benzersiz (unique) olmak durumundadır. Bu tür eserlerin günlük kullanımında işe yarar olması ön şart değildir. Batı dillerinde “artisan-artist” ayırımı, “handicraft-art” ayrımları bu kategorileri belirlemek üzere kullanılmaktadır.

➢Selvinur Karpuz: Medeniyet perspektifinden bakıldığında halı, kilim, maden sanatları vb. el sanatlarının renk, kompozisyon, motif gibi ögelerinin anlamları ya da kültürel sembolleri var mıdır?
♦ Selçuk Mülayim: Hangi düzeyde olursa olsun; ister zanaat işi ister sanat eseri, her ürün anlamlıdır. Malzemenin işlenişindeki teknik süreç, dönemin ulaştığı teknolojiyi gösterdiği gibi, kullanılan malzemenin türü üretimi belirleyen alt yapıyı anlatmaktadır. Bunun da ötesinde, sanatın veya zanaatkârlık işinin, esas aldığı konu ve temalar anlam boyutu açısından dönemin toplumsal idealini anlatan anahtarları sunmaktadır.

Yüksek nitelikli sanat eserleri, çoğunlukla başkentte ortaya çıktığından, saraya veya seçkin zümreye sunulduğundan, merkezi otoritenin siyasal ve ideolojik tercihleri bu tür eserlerde daha açık okunabilir. Bu tür prestij eserlerinde hakim kılınmak istenen inançlar daha rijit bir anlatımla bu eserlere yansır. Öte yandan, merkezi otoritenin hâkimiyet alanından uzaklaştıkça, boy – aşiret kültürünün çok farklı izleri belirginlik kazanır. Tarihin daha eski katmanlarından gelen inançlar, halıda, kilimde ve her türden eşyada etnik hafızanın göstergeleri halinde sürdürülür. Başkent – kırsal farklılığının şekil ve sembollere dönüşmesi, iki ayrı geleneği yaşatmaya devam eder. Aynı şekilde, motif ve kompozisyonlardaki yabancılaşma, dış etkilere daha açık olan büyük şehirlerde daha fazla tutulur.

➢Selvinur Karpuz: Medeniyetimizde önemli bir yeri olan Türk el sanatları üzerinde yapılan araştırmaları yeterli buluyor musunuz?
♦ Selçuk Mülayim: Türk el sanatları üzerine yapılan araştırmaların başlaması ve ivme kazanması kuşkusuz uluslaşma süreciyle bağlantılıdır. Eserleri sergilemekten öte, bu eserleri ulusun kimlik bilinciyle birlikte düşünmek, örnekleri müzelerde korumak ve bu bilgileri genç kuşaklara aktarmak eğitim davasının içeriğinde önemli bir madde teşkil eder. Cumhuriyet döneminde Ankara’da açılan ilk müzenin Etnografya Müzesi olması bu bağlamda anlamlıdır.

Kültür Bakanlığı, bankalar, yerel yönetimler, çeşitli kurum ve kuruluşların açtıkları sergiler yanında, basılan eserlerin toplamı bağımsız bir kütüphaneyi dolduracak sayılarla ulaşmıştır. Yetersiz olan, halk sanatları ve geleneksel sanatlar üzerine yapılan bilimsel toplantılardır. Sempozyum, seminer ve kongrelerde okunan bildirilerin basılmaması, bu alanda genişleyecek olan tartışmaların da önünün kesmektedir. Özetle, eksik olan araştırmaların yayına dönüşmemiş olmasıdır.

➢Selvinur Karpuz: El sanatı araştırmalarında, eserleri incelerken nelere dikkat etmeliyiz. Malzeme, teknik, kompozisyon, yerel üslup özellikleri için neler söyleyebilirsiniz?
♦ Selçuk Mülayim: El sanatı ya da geleneksel sanat eserlerinin araştırılmasında, kuşkusuz ilk adım eldeki malzemenin tespitidir. Bir zamanlar daha hızlı yürütülmüş olan alan tarama işlemlerinin tamamlanması, giderek kaybolan malzemenin en ayrıntılı bir biçimde belgelenmesi en acil sorundur. Yarınki ulusal sanat ürünlerinin yaratılması için elimizde güçlü bir envanter birikimi olması gerekiyor.

➢Selvinur Karpuz: Hocam; el sanatlarında bir yozlaşma ve yok oluş sürecine girildiğini düşünüyorum. Bu hem gelenekle bağımızın kopması açısından hem de estetik kaygılarla inşa ediliş bir hayat sürebilme imkanları açısından problemli bir durum. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim, nasıl tedbirler alınabilir?
♦ Selçuk Mülayim: Sanatlarda yozlaşma, hatta yok olma sürecinin sebebi, yeni ürünlere ışık tutacak tarihsel örneklerle olan ilişkilerin zayıflamasıdır. Buna, kitlesel iç göçün şehirlerde oluşturduğu varoş kültürünü, yanlış algılanan turizm olgusunu da eklememiz gerekir. Bütün bu nedenlerle, geleneği karmaşık ve hızlı bir devşirmeyle, bilinçsizce yeni ürünlere taşımaya çalışan anlayış, alabildiğine hiç, karmakarışık ve karikatür gibi ucuz işler üretmektedir. Üstelik hızlıve ucuzüretimi denetleyecek hiçbir kurum yoktur. Hızlı ve kolay üretime kıstas koymak ve standart getirmek mümkün değildir.

Gelenekten Geleceğe Dergisi ~ Selçuk MÜLAYİM
Sayı: 6-7 ~ Nisan-Eylül 2014

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
2
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim