KUYU


KUYU
KUYU

Vakit sabah öncesi… Etrafta sağa sola koşuşan insanlar. Belki uykulu, belki kızgın, yorgun yada bilmediğim bir düzine duyguyla dolu gözler görüyorum. Duygularımı ardıma saklayıp soğuk bir banka ilişiyorum. Yaklaşık yarım saat izliyorum, dinliyorum, soluyorum her anı. Aldığım her soluk beyaz bir buhar oluyor göz bebeklerime tutunuyor, ardından avuçlarından kayıyor göz bebeklerimin. Telefona bakıyorum, saat: 06:22. Arıyorum. Bir takım sesleri birleştiriyor dilim. Bir şeyler söyleyip kapatıyoruz.

Sıcak bir yer buluyor oturuyorum. Burnum mucizevi iksirimin kokusunu arıyor bir süre. Kokuya doğru yönelip özensiz bir sunumla bana uzatılan mucizeyi avuçlarımın arasına alıyorum. Sıcacık. Bir yudum bir yudum daha derken önce gözlerim sonra kalbim uyanıveriyor.

Bir saat sonra tekrar bakıyorum telefona. Ekranda soğuktan buz kesen yapraklar var. Saat 7:24. Dışarı çıkıp gideceğim semte ait bir kaç kelime arıyor gözlerim. Rastgele harfler birleşip aradığım şekilde gözümün önüne fırlıyorlar. Aracın ilk basamağında içim üşüyor duruyorum, donuyorum. Sonra düşünüyorum: geliyorum sana. ilk koltuğa oturuyorum gördüğüm. Birazdan motor sesi yükseliyor araçtan. Çığlık çığlığa…

Yoldayım, bilmediğim kocaman karanlık bir şehirde. Korkmuyorum. Mutluluk var içimde, bir parça da tanıdık gelen heyecan.

Bildiğim ama aşina olmadığım bir ses yükseliyor dışarıdan. İneceğim semte gelene dek, her semtte ayrı ayrı ve birbiri ardına devam eden bir ses. Önce irkiliyorum zaman geçtikçe -ki bu yaklaşık 30 dakika sürüyor- alışıyorum. Her semtte sabah ezanını seninle, senin için dinliyorum. Her an’ın bir kokusu olacaksa eğer bu anın kokusu yanık tütün kokusu oluyor şoför amcanın emriyle. Derin nefeslerle son kez-miş gibi çekiyor dumanı içine. Öyle uzun çekip kısa bırakması var ki her defasında sanıyorum ki içinde bir başka tiryaki daha var.

Yolculuk esnasında gözüm kocaman otobüs camında oynaşan yağmur damlalarına takılıyor. Sevişirlerken bizi öyle umursamıyorlar ki alınıyorum. Karanlığın içinde dans eden ışıklar gönlümü alıyor sonra. Kırmızı ve sarı araba ışıkları adeta olimpiyatlara hazırlanan atletler gibiler. Önce biri sonra diğeri geçiyor birbiri önüne. Kim birinci kim sonraya kalmış takip edemiyorum.

Sabahın karanlığı hala. Karanlık daha da kararır mı hiç? Kararıyor. Anlık kararmadan sonra etrafı melekler kaplıyor. Öyle hızlı kanat çırpıyorlar ki bir ışık huzmesi içinde buluyorum kendimi. Bir anda melekler biat ediyorlar araçlara. Hayallerimin düzeni alt üst oluyor. Tünelde olduğumu anımsıyorum bu sefer. Evet, evet burası kocaman bir tünel olmalı ki sonundaki hız tabelası uyarıyor gözlerimi.

İneceğim yere geldiğimi haber veren bir rüzgar ezgisi çınlıyor kulağımda. Aracı hızla terkedip susuzluğuma koşuyorum. Biliyorum ıssız çöldeki kuyuma bu kez daha yakınım. Telefonuma baktığımda saat 7:44. Bekliyorum saat 7.45 olmalı ki o kusursuz çeyreği göreyim. 7:45 de telefonu kulağıma dayayıp suyun sesini dinliyorum. “Akıyorum” diyor, “sana doğru sızıyorum.”

Ben kalabalığa karışıp kum taneleri kadar insanla bir oyana bir bu yana akıyorum çölün esintisiyle. Sesi dinliyorum sonra. Suyun sesi uzak değil. Tınısı beni yüksek bir yere çağırıyor. Yükseliyorum her adımda. Kum taneleri azalıyor. Ben uzakta bir vaka görüyorum gecenin karanlığında. Biliyorum kuyum orada. Görüyorum. Yaklaşıp önce kokluyorum en derinden, sonra kana kana içiyorum susuzluğuma…

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
13
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
3
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
2
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Komik Komik
1
Komik
İlginç İlginç
3
İlginç
Elif ö

Esrem, ötrem ve cezm’im. Siz olmasanız, ben sadece bir Elif’im 🙂

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim