İyi günde, kötü günde adamak!


Bebek
Bebek

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Yüce Allah, kulluk kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir…” (A’râf: 189)

İnsanlık Hz. Âdem ile başladı. Âdem (AS) cennette onca nimet içinde olmasına rağmen sıkılmıştı. Allah-u Teâlâ sıkıntısını gidermek, ona eş yapmak, imtihanının başlaması ve imtihan süreci boyunca yanında olsun diye Havva annemizi verdi. İnsanlık tarihinin ilk eşleri olan Âdem ile Havva, yaradılış gayelerinin sadece cennetteki nimetlerden faydalanma olmadığını gayet iyi biliyorlardı. Allah’ın onlardan istediği kutsal bir vazife vardı. O da “adanma” idi. Mallarını, canlarını, evlatlarını, zamanlarını ve nefislerini adamalarıydı.

Yukarıda zikrettiğimiz ayet ışığında erkek ve kadının birbirini tamamlayan iki varlık olduğunu söyleyebiliriz. İnsan, sorumlu bir varlıktır; bu gayeyle doğru yönde hareket etmelidir. Erkek eşinin eksikliklerini görüp tamamlar, kadın ise eşinin destekleyicisi olup adanmışlığa beraber imza atar. Şunu çok iyi bilelim ki âlemlerin Rabbine adanan, O’nun yolunda harcanan hiçbir şey ziyan olmaz. Temiz olan, ondan daha temizine adanır.

Evliliğin ana gayeleri başında eşlerin Allah’ın davasını beraber omuzlamaları gelmelidir. Mademki kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcısı ve destekçisidirler, o halde davanın yükünü beraberce paylaşmaları en güzeli olacaktır.

Adanmak, sadece erkeğe veya sadece kadına has değil ikisini de kapsayan bir emirdir. Kur’an-ı Kerim’de adanan erkeklerden bahsedildiği gibi adanan kadınlardan da bahsedilmektedir. İslam davasını yüklenme vazifesi erkeğe verildiği gibi kadına da verilmiştir. Eşlerin bu yüce dava uğruna beraber çalışmaları, birbirlerinin eksikliklerini tamamlayıp birbirlerine destek olmaları onlara dünyayı güzelleştirdiği gibi ebedi olan ahiret saadetini de kazandıracaktır.

Bir evlilikte, erkeğin kendini adaması şarttır. Bunun yanında eşini ve çocuklarını da bu yolda adaması gerekir. Tıpkı Hz. İbrahim’in oğlu İsmail ve eşi Hacer’i adaması gibi… Hanne’nin ciğerparesi Meryem’i adaması gibi.. Allah, onların bu adaklarını kabul ettiğini bildirmiştir. Çünkü onlar adaklarını adarlarken içten, samimiyetle, ihlâsla, Allah rızasından başka amaç gütmeden adamışlardır.

Canlarımız, mallarımız, evlatlarımız hepsi Allah’tan bize verilen birer emanet değil mi? Bizim olmayanları kârlı bir ticaretle gerçek sahibine sunmak akıllıca değil mi? Mademki dünyaya bir sefer geliyoruz, neden bu hayatı âlemlerin Rabbine adamayalım ki? Mademki adanma eksik olunca kabul görmüyor (tıpkı Kabil’in adağının kabul görmemesi gibi) neden kadın, erkek, çocuk hep beraber Allah’a kurban olmayalım ki?

İman eden eşler, tüm varlıklarını ve hayatlarını Allah’a ve O’nun yolunda olmaya adarlar. Bu yüzden tüm kötülüklerden kendilerini arındırırlar. Dünyada beraber huzurlu bir yaşam sürerler. Erkeğin sadece kendini Rabbine adaması eksiktir ve beraberinde birçok zorluklar getirir. Tam adama ise eşi ve çocuklarıyla beraber kendini adamasıdır ve ancak bu şekilde davranmak sonsuz yaşamdaki saadete eriştirir.

Sadece kadının kendini Rabbine adaması da eksiktir ve eşler arasında birçok sorunlara kapı açar. Eşlerin el ele verip en sevdikleri varlıklarını, mallarını, canlarını, evlatlarını, nefislerini, dünyada en çok değer verdikleri şeylerini Rablerine adamaları şarttır. Adamadaki eksiklik (Allah muhafaza) adağın kabul edilmemesine sebep olabilir. Fedakârlık hem kadın hem de erkek tarafından yapılırsa Allah’ın rızasını getirir.

De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En’âm: 162)

Bu ayette dikkat edilecek husus kadın olsun erkek olsun tüm mü’minlerin her şeylerini Allah için yapmalarının emredilişidir. Adayış noktasında inen hiçbir ayet, kadın veya erkeğe özel olarak hitap etmiyor. Bu ayetler hem kadınları hem de erkekleri adayışa davet ediyorlar ki zaten eşlerin beraberce Allah’ın davasını yüklenmeleri, bu yolda engelleri beraberce aşmaları en güzelidir. Rabbimiz tarafından da en güzel bir şekilde kabul görecek adanma da budur. Eşlerden birinin çekingen durması veya engel çıkarması adağın kabul görmemesine sebep olacaktır Allah muhafaza.

İman eden insan, tüm varlığını ve yaşamını yüce Allah’a adar ve her an Rabbi ile beraber olduğunun bilincindedir. Mü’min eşin bu konuda bencillik yapmaması gerekir. Kendisi hiçbir zaman Rabbi ile rabıtasını kesmek istemediği gibi eşinin ve çocuğunun da sürekli Allah ile irtibat halinde olmasını istemesi elzemdir, şarttır.

Mü’minin önünde iki yol vardır: Ya Allah’a adanmak ya da aldanmak. Ömür sermayesi her gün tükeniyor. Bizler, bu geçici ömür sermayemizi hayat arkadaşımızla beraber Allah yolunda tüketelim ki ahiret zenginlerinden olabilelim.

“Ey Rabbimiz! İkimizi de sana teslimiyette sabit kıl. Ve soyumuzdan da yalnız sana boyun eğen Müslüman bir ümmet yetiştir.” Âmin.

Nisanur Dergisi ~ Arzu DEMİR
Sayı: 23 ~ Ekim 2013

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
1
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim