İslam Geleneği Açısından Sosyal Adalete Bakış


Sosyal Adalet
Sosyal Adalet

Sosyal adalet olgusu, Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkardığı toplumsal dengesizliklerin bütünün giderilmesini vurgulayan bir kavram olmakla birlikte Sosyal Politika biliminin bir disiplin halini almasıyla daha ziyade iktisadi dengesizliği ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır. Bu yönden modern dönemlerde öne alınmış ve tartışılmıştır. Modernite öncesinde İslam geleneği içindeyse sosyal adalet doğrudan ele alınmış bir konu değildir. Ancak dini perspektif için en önemli toplumsal nitelikli vurgunun adalet kavramına yapıldığını söylemek mümkündür. Adalet, halife Ömer’e isnat edilen bir söze göre “mülkün temeli” olarak kabul edilmiştir. Mülkün, yani devletin: Adalet, bireysel bir fazilet olmasının ötesinde toplumsal boyutuyla öncelenmiş ve hatta İslam devlet teorilerinde bir meşruiyet kaynağı olarak da değerlendirilmiştir.

İnsanların ferdi varoluşlarının ötesinde, işbölümü ve dayanışma amacıyla bir araya gelmeleriyle oluşmuş toplumsallık tarzı olarak devlet; bir anlamda toplumun izafiliğine nazaran mutlak, mücerret bütünlüğüne göreyse somut bir tertip biçimidir. Nihayetinde toplumu var kılan şey bir arada bulunma hali değil, bu hali mümkün kılan bir bağdır (asabiyet). Bu bağ, tüm uzlaşma ve çatışmaları dahi bir bütünü tamamlar şekilde yan yana tutan güçtür. Bu noktada ortaya çıkan bir somutluk olarak devlet, bu gücün (asabiyetin) kaynağı mıdır, yoksa sonucu mudur sorusu, iki karakteristik düşünceyi ortaya çıkarmıştır. Yazının hacmi gereği bu tartışmaya girilmeyecektir ancak kısaca değinilmelidir ki devlet olgusu, sosyolojik ya da iktisadi kavrayışlarla ayrışmadan evvel temelde varlık kavrayışı/ontolojik izahat tarzları açısından bir ayrışmaya tabidir. Bu yönden bu yazıda, sosyal adaletle vazifelendirilmiş devlet olgusunun bir toplumu yönetmek ve iktidar temelinde ele alındığı vurgulanmalıdır: Bunun haricinde bazı düşünürlerce ileri sürülen “doğa durumundan bir sözleşmeyle toplum durumuna geçiş” (Rousseau/Toplumsal Sözleşme) fikri de “sınıflı toplumlar ve artı değerin kontrolü” (Karl Marx/Kent Devleti) fikri de doğrudan ele alınmamaktadır.

Gelenekten Geleceğe Dergisi ~ Alper GÜRKAN
Sayı: 4 ~ Ekim-Kasım-Aralık 2013

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
6
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Sosyal adalet, İslam dininin başta gelen ilkelerindendir. Çünkü dünya nimetleri şahıs malı olamaz. Mutlak mülk sahibi ALLAH’tır. Bu sebeple bizlere de infak yapmak, yani paylaşmak düşer. İnfak ise, dinin emridir. Sonuç olarak şahsi düşüncem, İslam = Sosyal Adalet!.

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim