Genç Hikayeciye Tavsiyeler


Hikaye Yazmak
Hikaye Yazmak

Şemseddin Yapar, estetik ve didaktik üslubun iç içe kullanıldığı bir eser yayımladı: Genç Hikâyeciye Tavsiyeler. Eserin anlatım şekli mektup ve sohbet türlerinin ortasında, formatı daha çok mektup türünde… Bu kitapla okuyucuya, teori ve uygulama bir arada ulaşıyor. Yazar önce tercih bildiriyor ve paylaşıma hatta değişime açık geçici bir prensip belirliyor ve sonra prensibin kriterlerini oluşturup uygulamaya geçiyor.

Sohbet ve mektup türünün imkânlarıyla sıcak ve samimi bir iletişim tarzı, okuyucular için bir cazibe merkezidir. Yazarın hikâye teorisini anlatarak hemen uygulamaya geçmesi, çoğu zaman hikâyenin düğüm kısmına başlayıp çözümü okuyucuya bırakması ayrı bir güzellik.

Hikâye ve roman türünün teorisine dair Türk ve dünya edebiyatlarında gördüğümüz örnekler, sanatın teori ve paylaşılan uygulamalarla öğretilebildiğini ihsas ettiriyor. Çok eski bir tartışmadır: “Sanatkârlık yaradılıştan mı gelir sonradan mı öğrenilir?” Böyle bir eser yazdığına göre, yazar, hilkatten gelen kabiliyetin, fıtratı süslemek üzere eğitimle müzeyyen olabileceğini düşünüyor. İnsanların sanat eğitimi üzerine asırlar boyunca önemli çalışmalar yaptığı ve büyük müesseseler inşa ettiği göz önüne alınırsa, bu kanaatin gerçek bir yönünün bulunduğu da inkar edilemez. Bunun yanında, sanat eğitiminin sonucuna baktığımızda anlıyoruz ki, bu eğitimi görenlerin çoğu, yine sanat eğitiminin teorik tarafını öğreten uzmanlar olarak örgün eğitim yapan kurumlardan mezun oluyor. Çok az öğrenci sanatkârlığa yöneliyor. Bu yüzden “Genç Hikâyeciye Tavsiyeler” gibi eserlerin yazılması, buna bağlı sanat eğitiminin yapılması bir mecburiyet olarak yanı başımızda duruyor.

Kitapta, hikâyelere başlangıç yapmak için mekân belirlemek ve ifade yolu olarak tasviri öne almak tavsiye ediliyor. Bir mecburiyet olmamakla birlikte mekân ve tasvir tercihinin öne alınması, klasik tahkiye geleneğinin devamı şeklinde yorumlanabilir.

Bir sanat eserine başlangıç nasıl olur, eser objesinin hangi unsuru ilk önce belirir, yapı olarak sanatı evvelemirde hangi estetik tercihle inşa etmeye başlamak gerekir? Bu sorular sanat teorilerinin çok farklı tercihler ile yüzyıllardır tartıştığı konu başlıklarını oluşturur. klasikler, sembolistler, yapısalcılar, postmodernistler ve diğer teorisyenler eserin unsurlarını takdim tehirle yer değiştirerek kendi öğretilerini savunurlar. Bu savunmalar için Rene Wellek’in Edebiyat Biliminin Temelleri veya Berna Moran’ın Edebiyat Kuramları ve Eleştiri adlı kitaplarına bakılabilir. Şemseddin Yapar, klasiklerin tercihini benimseyerek mekânla başlamaya öncelik veriyor. Bu tercih, görsel sanatlar içinde klasik resmin bilhassa nostaljiyi öne alan parnasyen üslubu ile çevre sınırlarını belirleyen natür-mort örnekleri hatırlatıyor.

“Odaklan, Şaşırt, Duyulara Seslen” başlıklı birinci bölüm, mekân öne alınmakla birlikte heyecan odaklı bir başlangıç yaptığı için romantiklere yaklaşıyor. “Objektif”, “kamera”, “fon”, “belgesel film” gibi terimlerle başlangıç yapması, modern sanatkârların görsel sanatları kelimelerle ifade etmeye yaklaştığını gösteriyor.

Hikâye yazma serüveninin ikinci başlığı, “Merak Uyandır, Çatışma Oluştur, Anlatma, Göster!” şeklindedir. Bir sanat eserinin olmazsa olmaz şartlarından biri ‘çatışma’dır. Sanat eserinde çatışma, zıtlık, merak serüveni, kontrast unsurları, düalizm mantığı, iki doğruyla başlama alışkanlığı, sırları, dış-kabuk kısmının tasviriyle ikili tercih yoluna yönlendirme tekniği, gerçek gibi görünen hayatın iyi-kötü, güzel-çirkin, günah-sevap gibi örneklerle karşımıza çıkan hilkatin tekevvünü ile ilgilidir. Bu noktada bu bölümde anlatılanların klasik, realist ve romantik sanatkârların tercihine yakın olduğunu görüyoruz. Anlatma ve gösterme tekniği içinde ikincisi tercih etme ise, kurgusal boyuttaki eserin okuyucuya inandırıcı gelmesine zemin hazırlar. Bu seçim, bilim ve sanat eğitiminde çok sık başvurulan olmayana ergi tekniğine bağlıdır.

Genç Hikâyeciye Tavsiyeler, muhteva açısından ilginç bir teklif sunuyor. Acaba sanat eserinde hangi konular işlenebilir? Bu soruya verilen cevap, bizi bir kez daha düşündürüyor:

“Bazıları edebiyat ürünlerinde mesaj kaygısını sanatın uzağında görür. Mesela, İslamî, ahlakî konuları işleyen edebiyat metinlerini alaysamalı bir dille küçümserler. Başta edebiyat ile fayda gözeterek yazmayı ayırmak mantıklı gibi gelir insana. Onlara göre edebiyat denilen yüksek seviyeli uğraş, din ile, ahlak ile lekelenmemesi gereken yüce bir iştir(!) Ama ben bunun yaman bir çelişki olduğunu düşünüyorum.”

Kitabın bölüm başlıklarından bir kısmını sıralamak, yazarın kurgu unsurlarındaki takdim-tehir tercihlerini verecektir: “Zamanı Kısıtla”, “Kişilik Çözümlemesi Yap”, “Hayattan Beslen”, “Tecrit Yapmaya Çalış”, “Fotokurguyu Dene”, “Zares’i Uygula”, “Kişilik Avına Ne Dersin?”…

Serbest seçimle, “Kişilik Avı”, karakter seçimi ve inşasını; “Zares”, zamanın resmini çizmeyi; “Fotokurgu”, kurguda görsel unsurlara ayrı bir önem vermeyi; “ÇKH”, çok kısa hikâye ifadesini sembolize ediyor.

Kitabın uygulama kısımları, bağımsız hikâyeler şeklinde, açıklamaları, mizahî bir üslup ve sağlam bir didaktik tarzla ama sohbet/mektup formuyla yapılıyor. Yazar, her bir bölümü, bir dosta mektup yazar gibi kendisine gelen bir mektubu cevaplar gibi kurguluyor. Böylece, hikâye örnekleri ile birlikte iç içe girmiş kurgulardan, oyun içinde oyun tekniği ile postmodernist bir yaklaşım sergileniyor.

Genç Hikâyeciye Tavsiyeler, lise edebiyat derslerinde bir yardımcı eser olabileceği gibi edebiyat fakültelerindeki teori ve metin yazarlığı dersleri için de yardımcı kaynak olarak kullanılabilir. Öte yandan günümüzde sayıları artan özel teşebbüsün yazar okulları için de bir ana kaynak sayılabilir.

Eserin arka kapağındaki mesajı, okuyucularımıza, yazarın ilk mektubu olarak sunmakta da kitabı tanımak için fayda var:
“İnsan, başkasından tavsiye alarak hikâyeci olmaz. Bu doğru.
Yazmak, herkesin yalnız çıkacağı bir yolculuktur, itekleyerek yürünmez, evet.
Ama her genç yazarın bu yolda bazı tavsiyelere de ihtiyacı vardır. Yanlış mı?
Bu kitap, kulenin fildişi korkuluklarına tutunup aşağıdaki yazma heveslilerini küçümseyen bazı usta yazarlara ünlemli bir selam gönderiyor.
Yüzmeye alıştıran birileri olmalı insanı değil mi? Yoksa…
Ama sen kendin yüzeceksin genç yazar, bunu bil! Bu kitap mı?
O, ilk kulacı nasıl atacağını anlatıyor, o kadar! Gerisi sana kalmış!”

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
4
Beğen
Mutlu Mutlu
4
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Bir yazar benliğinden sıyrılıp, yazdıklarıyla insanlara ışık tutabiliyor mu? buna bakmalıdır… Eserine kaydettiği küçücük yanlış bir bilgi ile, insanları yanlış yere yönlendiriyorsa, o zamana kadar yazdığı bütün eserleri bir anda değersizleşebilir. Yanlış bilgilerle insanların korteksini kirletiyorsa, vebalinden kalkamayacağı bir işe girmiştir.
    Belirli bir amaç ve maksat doğrultusunda yazmalıdır. İnsanlara faydalı olacak; objektif hususlara değinmelidir. Savunduğu sentezin devamını getirip, fikirler türetmelidir. Sade üslup kullanmalı, şaşalı kelimelere ve sözlere başvurmamalıdır.
    Son olarak yazılan eserde, kaynakça çok önemlidir. Hafızalardan silinmiş yada silinmekte olan kaynakların çağımızın anlayacağı bir üslupla günümüze taşınması fevkaladedir.

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim